Tapu kaydının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2021 E. 2010/5217 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
icazet↗ muvazaa↗ şirket müdürü↗ davadan feragat↗ ibra↗ mirasçılık↗ zamanaşımı def'i↗ üçüncü kişi↗ oy yasağı↗ mahsup↗ def'i↗ kâr dağıtımı↗ feragat↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalılardan ...'nin mirasçılardan olmadığı ve hakkındaki davadan feragat edildiği, ...'nın muris eşi, diğerlerinin kardeş ve yeğenleri olduğu, murisin şirket adına yüklenici olarak arsa sahipleri ile sözleşme imzaladığı, dava konusu daireler, sözleşmeye göre şirkete verilecek kısım içinde kaldığı, şirket kayıtlarına göre, ...'ya ve ...'den bir kısmı nakit alınarak, bir kısmı daha önce onlardan alınan ödünç paraya mahsup edilerek yapılan tahsilat karşılığında dairelerin satıldığı, faturaların düzenlendiği, ancak bu satışların TTK'nun 334. maddesinde anlamını bulan şirketle sözleşme yapma yasağı kapsamında kaldığı ve iptale tabi olduğu, ...'e yapılan satışların bu nedenle hükümsüz kaldığı, davalı ...'nın murisin eşi olup, BK'nun 32. maddesi uyarınca, üçüncü kişi sayılmaması karşısında ona yapılan satışların da hükümsüz olduğu, tapu kayıtlarının bu nedenle mülkiyet iptali gerektiği, mülkiyet hakkına dayanıldığından zamanaşımı def'inin kabul edilmediği gerekçesiyle davanın ... bakımından feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar bakımından kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan ...vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıların murisi ve davacı şirketin müdürü olan ...'in müdürlük görev ve yetkilerini kötüye kullanarak, şirkete ait taşınmazları muvazaalı olarak kendi ve eşi ...adına geçirdiği iddiasıyla açılan tapunun iptali ile ve şirket adına tesciline ilişkindir.
Mahkemece, davalılardan kararı temyiz eden ...adına olan tapu kayıtlarının da iptaline, BK'nun 32. ve öncesinde TTK'nun 334. maddesine dayalı gerekçe ile karar verilmiştir. Oysa, 30.03.1994 tarih ve 1993/15-860 sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ilamı ile Dairemiz'in 25.10.1991 tarih ve 6515/5628 sayılı ilamında da açıklandığı ve doktrinde de kabul edildiği üzere, genel kurul işleme açık veya zımmi olarak icazet verebilir. Zira, ortaklıkla yapılan işlem, re'sen batıl olmayıp iptali kabildir. Batıl sayma yetkisi genel kuruldadır. Genel kurulun işlemi takip eden yıllarda aksine bir karar almaması, yönetim kurulunun ibra edilmesi, bu işlemlerin de bilançoda, kar tablolarında gelir olarak yer alması ve onaylanması, kâr dağıtımının bu işlemlerin geliri üzerinden yapılması, uzun süre genel kuruldan aksi yönde bir karar çıkmaması, kurumlar vergisinin bu gelirlere göre ödenmesi gibi olgularla zımni olarak genel kurulun işlemlere icazet vermesi mümkündür. Şirket kayıtları üzerinde bu yönde inceleme yaptırılması sonrasında bunun tespiti halinde, mahkemenin artık anılan maddeyi re'sen uygulama yetkisi bulunmamaktadır. Davadan sonra 28.01.2006 tarihinde ortaklar kurulunca alınan kararda, açılan davaya icazet verilmiş ise de, bu davadan önceki ortaklar kurulunun tavrını göstermediğinden bu karara itibar edilemeyecektir. Davalı ortak ...bu karara muhalif de kalmıştır.
Bu durumda, davalılardan ...bakımından davanın açıklanan bu çerçevede ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan maddenin mahkemece re'sen uygulanıp, satış işlemlerinin re'sen iptaline karar vermesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3800 E. 2020/2130 K.
Ortak:icazet · ibra · oy yasağı
İncelediğiniz karardaGenel kurulun işlemi takip eden yıllarda aksine bir karar almaması, yönetim kurulunun «ibra» edilmesi, bu işlemlerin de bilançoda, kar tablolarında gelir olarak yer alması ve onaylanması, kâr «dağıtımının» bu işlemlerin geliri üzerinden yapılması, uzun süre genel kuruldan aksi yönde bir karar çıkmaması, kurumlar vergisinin bu gelirlere göre ödenmesi gibi olgularla zımni olarak genel kurulun işlemlere «icazet» vermesi mümkündür.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalılardan ...'nin «mirasçılardan» olmadığı ve hakkındaki «davadan feragat» edildiği, ...'nın muris eşi, diğerlerinin kardeş ve yeğenleri olduğu, murisin şirket adına yüklenici olarak arsa sahipleri ile sözleşme imzaladığı, dava konusu daireler, sözleşmeye göre şirkete verilecek kısım içinde kaldığı, şirket kayıtlarına göre, ...'ya ve ...'den bir kısmı nakit alınarak, bir kısmı daha önce onlardan alınan ödünç paraya «mahsup» edilerek yapılan tahsilat karşılığında dairelerin satıldığı, faturaların düzenlendiği, ancak bu satışların TTK'nun 334. maddesinde anlamını bulan şirketle sözleşme yapma «yasağı» kapsamında kaldığı ve iptale tabi olduğu, ...'e yapılan satışların bu nedenle hükümsüz kaldığı, davalı ...'nın murisin eşi olup, BK'nun 32. maddesi uyarınca, «üçüncü kişi» sayılmaması karşısında ona yapılan satışların da hükümsüz olduğu, tapu kayıtlarının bu nedenle mülkiyet iptali gerektiği, mülkiyet hakkına dayanıldığından «zamanaşımı def»'inin kabul edilmediği gerekçesiyle davanın ... bakımından feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar bakımından kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, 30.03.1994 tarih ve 1993/15-860 sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ilamı ile Dairemiz'in 25.10.1991 tarih ve 6515/5628 sayılı ilamında da açıklandığı ve doktrinde de kabul edildiği üzere, genel kurul işleme açık veya zımmi olarak «icazet» verebilir.
Benzer bu karardaMahkemece yararına «ipotek» tesis edilen davalının «yönetim kurulu» üyesi olduğu ve bu nedenle işlem tarihi itibariyle TTK'nın 334. maddesi gereğince işlem yapma «yasağı» kapsamında bulunmasına karşın yapılan bu işleme davacı şirketin, davalının da içinde yer aldığı yönetim kurulunu «ibra» ederek «zımni icazet» verdiği gerekesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu olayda, davalının «yönetim kurulu» üyesi iken, şirket ile arasında bir «ipotek» tesisi işlemi yapmış olduğu, davacı şirketin 12/06/2015 tarihinde yapılan 2012-2013 ve 2014 yıllarına ait «olağan genel kurul» toplantısının 5. maddesinde bilanço ve gelir/gider hesaplarının onaylanması ve 6. maddesinde 2012-2013-2014 yıllarına ait işlemler yönünden davalının da bulunduğu yönetim kurulunu «ibra» ettikleri, bu ibranın yönetim kurulu üyesi olan davalının şirket ile yaptığı işlemlere «zımni icazet» verilmesi anlamında olduğu, buna göre davalı ile davacı şirketin yaptığı ipotek işlemine icazet verilmesi nedeniyle yapılan işlemin geçerli olduğu gerekçesiyle dav …
İcazet, bilme ve benimseme niteliğinde olup bilmeden benimseme olamayacağı gerçeği karşısında mahkemece salt «ibranın» varlığına dayalı olarak genel kurulun söz konusu «ipotek» tesis işlemine «icazet» verdiğini kabul etmek doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zımni icazet · geçerlilik şartı · müktesep hak · olağanüstü genel kurul · iyiniyet · ipotek · yönetim kurulu kararı · terkin
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu olayda, davalının «yönetim kurulu» üyesi iken, şirket ile arasında bir «ipotek» tesisi işlemi yapmış olduğu, davacı şirketin 12/06/2015 tarihinde yapılan 2012-2013 ve 2014 yıllarına ait «olağan genel kurul» toplantısının 5. maddesinde bilanço ve gelir/gider hesaplarının onaylanması ve 6. maddesinde 2012-2013-2014 yıllarına ait işlemler yönünden davalının da bulunduğu yönetim kurulunu «ibra» ettikleri, bu ibranın yönetim kurulu üyesi olan davalının şirket ile yaptığı işlemlere «zımni icazet» verilmesi anlamında olduğu, buna göre davalı ile davacı şirketin yaptığı ipotek işlemine icazet verilmesi nedeniyle yapılan işlemin geçerli olduğu gerekçesiyle dav …
Mahkemece yararına «ipotek» tesis edilen davalının «yönetim kurulu» üyesi olduğu ve bu nedenle işlem tarihi itibariyle TTK'nın 334. maddesi gereğince işlem yapma «yasağı» kapsamında bulunmasına karşın yapılan bu işleme davacı şirketin, davalının da içinde yer aldığı yönetim kurulunu «ibra» ederek «zımni icazet» verdiği gerekesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının YK üyesi iken şirket ile arasında bir «ipotek» tesisi işlemi yapmış olduğu, bu konuda verilmiş bir genel kurul izni veya onayı bulunmadığından işlemin batıl olduğu ve «iyiniyete» de herhangi bir sonuç bağlanmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile ipoteğin terkinine karar verilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı lehine yapılan 10.4.2012 tarihli «ipotek» tesisine yönelik işlemlerin, TTK'nın 334'ncü maddesinin öngördüğü «geçerlilik şartı» olan genel kurul izni koşulu gerçekleşmiş olmadığından hükümsüz olup iptali isteminin mümkün olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/2021 E. , 2010/5217 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.09.2005 tarih ve 2005/455 - 2007/479 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalılardan ... vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.05.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalılardan ... avukatı... gelip, diğer davalılar tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların murisi olan ... 'ın müvekkili şirketin ortağı ve müdürü iken arsa sahipleri ile arsa payı karşılığı kat yapımı sözleşmesini müvekkili adına imzaladığını, inşaatları müvekkilinin tamamladığını, müvekkile düşen dairelerin müvekkili adına tescili gerekirken, 14 ve 23 no'lu bağımsız bölümlerin ..., 13 no'lu bağımsız bölümünün ..., 24 no'lu bağımsız bölümün ... ve davalılardan eşi ...tarafından şirketten satın alınmış gibi gösterilerek, mülkiyetin muvazaalı olarak bu kişiler adına tescil edildiğini, davalıların ...'in mirasçıları olduğunu, ...'in şirket müdürü olarak idare ve temsil yetkilerini kullanma amacına aykırı davrandığını, müdürlük sıfatını kendisine ve eşine kâr sağlama amacı ile kullanıp, muvazaalı işlemler yaparak kendisine haksız kazanç sağladığını ileri sürerek, anılan dairelerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, daireleri müvekkilinin ve ...'in kendi birikimi ile satın aldığını, kamulaştırma gelirlerinin ve bazı daire satım bedellerinin dava konusu daireleri olmaya yeterli olduğunu, şirketin daireleri ... ve ...'ya sattığına dair faturaların bulunduğunu, şirkete bedellerinin kişisel harcamalara sayılarak ödendiğini savunarak, davanın zamanaşımı ve esas yönlerinden reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalılardan ...'nin mirasçılardan olmadığı ve hakkındaki davadan feragat edildiği, ...'nın muris eşi, diğerlerinin kardeş ve yeğenleri olduğu, murisin şirket adına yüklenici olarak arsa sahipleri ile sözleşme imzaladığı, dava konusu daireler, sözleşmeye göre şirkete verilecek kısım içinde kaldığı, şirket kayıtlarına göre, ...'ya ve ...'den bir kısmı nakit alınarak, bir kısmı daha önce onlardan alınan ödünç paraya mahsup edilerek yapılan tahsilat karşılığında dairelerin satıldığı, faturaların düzenlendiği, ancak bu satışların TTK'nun 334. maddesinde anlamını bulan şirketle sözleşme yapma yasağı kapsamında kaldığı ve iptale tabi olduğu, ...'e yapılan satışların bu nedenle hükümsüz kaldığı, davalı ...'nın murisin eşi olup, BK'nun 32.
maddesi uyarınca, üçüncü kişi sayılmaması karşısında ona yapılan satışların da hükümsüz olduğu, tapu kayıtlarının bu nedenle mülkiyet iptali gerektiği, mülkiyet hakkına dayanıldığından zamanaşımı def'inin kabul edilmediği gerekçesiyle davanın ... bakımından feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar bakımından kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan ...vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıların murisi ve davacı şirketin müdürü olan ...'in müdürlük görev ve yetkilerini kötüye kullanarak, şirkete ait taşınmazları muvazaalı olarak kendi ve eşi ...adına geçirdiği iddiasıyla açılan tapunun iptali ile ve şirket adına tesciline ilişkindir.
Mahkemece, davalılardan kararı temyiz eden ...adına olan tapu kayıtlarının da iptaline, BK'nun 32. ve öncesinde TTK'nun 334. maddesine dayalı gerekçe ile karar verilmiştir. Oysa, 30.03.1994 tarih ve 1993/15-860 sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ilamı ile Dairemiz'in 25.10.1991 tarih ve 6515/5628 sayılı ilamında da açıklandığı ve doktrinde de kabul edildiği üzere, genel kurul işleme açık veya zımmi olarak icazet verebilir. Zira, ortaklıkla yapılan işlem, re'sen batıl olmayıp iptali kabildir. Batıl sayma yetkisi genel kuruldadır. Genel kurulun işlemi takip eden yıllarda aksine bir karar almaması, yönetim kurulunun ibra edilmesi, bu işlemlerin de bilançoda, kar tablolarında gelir olarak yer alması ve onaylanması, kâr dağıtımının bu işlemlerin geliri üzerinden yapılması, uzun süre genel kuruldan aksi yönde bir karar çıkmaması, kurumlar vergisinin bu gelirlere göre ödenmesi gibi olgularla zımni olarak genel kurulun işlemlere icazet vermesi mümkündür.
Şirket kayıtları üzerinde bu yönde inceleme yaptırılması sonrasında bunun tespiti halinde, mahkemenin artık anılan maddeyi re'sen uygulama yetkisi bulunmamaktadır. Davadan sonra 28.01.2006 tarihinde ortaklar kurulunca alınan kararda, açılan davaya icazet verilmiş ise de, bu davadan önceki ortaklar kurulunun tavrını göstermediğinden bu karara itibar edilemeyecektir. Davalı ortak ...bu karara muhalif de kalmıştır.
Bu durumda, davalılardan ...bakımından davanın açıklanan bu çerçevede ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan maddenin mahkemece re'sen uygulanıp, satış işlemlerinin re'sen iptaline karar vermesi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılardan ...vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1020601300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz