İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/14418 E. 2014/17627 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
navlun alacağı↗ konişmento↗ ba beyannamesi↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ navlun↗ cezai şart↗ taşıma sözleşmesi↗ mahsup↗ uyuşmazlık konusu↗ havale↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 123-2010-008 ve 123-2010-009 numaralı taşıma sözleşmeleri kapsamında sürenin aşılmadığı, malzemeler zamanında teslim edildiğinden cezai şart uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, eksik ödendiği iddia olunan navlun alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı ile davalı arasında imzalanan 02/03/2010 ve 09/03/2010 tarihli taşıma sözleşmeleri uyarınca davacının davalıya taşıma hizmeti verdiği, taşımanın kara yolu ile Ankara’dan Mersin Limanı’na, Mersin Limanı’ndan deniz yolu ile Port Quasim (Pakistan) Limanı’na, oradan da karayolu ile Kabil’e yapıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık taşımanın gecikmeli olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmelerin Taşıma/Varış Süresi başlıklı maddesinde “Beyanname tarihini takiben liman çıkış-kabil varış süresi maksimum 55 gün olacaktır. Konteyner çıkış limanında gümrüklemeden itibaren en fazla 7 gün bekleyecektir. Bu süreyi aşan günler toplam taşıma süresi içinde kabul edilecektir” hükmü, Ceza başlıklı maddesinde ise “Taşıma süresinde meydana gelecek gecikmeler halinde nakliyeci firma geciken her gün için 100 USD günlük gecikme cezasını yükleyici firmaya ödeyecektir” hükmü düzenlenmiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan 20.11.2012 havale tarihli bilirkişi raporunda taşıma sözleşmelerinde liman çıkış ve Kabil varış süresinin 55 gün olarak düzenlendiği, bu durumda konişmento tarihi değil liman çıkış tarihinin esas alınması gerektiği, buna göre de gecikme olmadığı bildirilmiştir. Ancak davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, teslimin en geç 08.05.2010 tarihinde yapılması gerekirken 17-18 Mayıs 2010 tarihlerinde yapıldığını, buna göre gecikme bulunduğunu bildirerek yeni bir rapor alınmasını istemiştir. Bu itibarla mahkemece, dava konusu taşımaya ilişkin tüm belgelerin (Gümrük çıkış, gemi hareket, varış, Kabil’de teslime ilişkin) ibrazı sağlanarak dava konusu taşımalarda gecikme olup olmadığı, davalının mahsup ettiğini bildirdiği meblağın hangi taşımalara ilişkin olduğu, davacının alacağı bulunup bulunmadığı hususlarında davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı ileri sürdüğü ciddi itirazları karşılayacak ek rapor alınarak ya da yeni bir heyetten rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmek gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3267 E. 2023/3269 K.
Ortak:navlun alacağı · ba beyannamesi · navlun · cezai şart · taşıma sözleşmesi · mahsup · ibraz · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 123-2010-008 ve 123-2010-009 numaralı «taşıma sözleşmeleri» kapsamında sürenin aşılmadığı, malzemeler zamanında «teslim» edildiğinden «cezai şart» uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, dava konusu taşımaya ilişkin tüm belgelerin (Gümrük çıkış, gemi hareket, varış, Kabil’de «teslime» ilişkin) «ibrazı» sağlanarak dava konusu taşımalarda gecikme olup olmadığı, davalının «mahsup» ettiğini bildirdiği meblağın hangi taşımalara ilişkin olduğu, davacının alacağı bulunup bulunmadığı hususlarında davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı ileri sü …
Dava, eksik ödendiği iddia olunan «navlun alacağının» tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… resi, geminin limandan ayrılışından itibaren 55 gün olarak belirlendiği için uyuşmazlık, geminin limandan ayrılış tarihinde toplandığı, geminin limandan ayrılışının «ispat yükü» davalıda olmayıp taşımayı yapan ve taşımaya ilişkin belgeler kendisinde bulunması gereken davacıda olduğu, davacı taraftan geminin limandan ayrılışına ilişkin tüm evrakın «ibrazı» istenildiği, sunulan belgeler dışında belge bulunmadığı bildirildiği, bu durumda belge ibraz edilmemesi nedeniyle bozma ilamı içeriği de nazara alınarak geminin 14.03.2010 tarihinde limandan ayrıldığı kabul edildiği, bu durumda taraflar arasındaki sözleşmelerde taşıma süresi, «beyanname» tarihini takiben liman çıkış - Kâbil varış süresi maksimum 55 gün olacağı, konteyner çıkış limanında gümrüklemeden itibaren en fazla 7 gün bekleyeceği, bu süreyi aşan günler toplam taşıma süresi içerisinde kabul edileceği, dava konusu 123-2010-008 ve 123-2010-009 numaralı sözleşmelere konu konteynerların Kâbil'e 15.05.2010 tarihinde vardığı, 55 günlük taşıma süresinin «son» günü 14.03.2010 tarihi başlangıç alınarak ve konteyner çıkış limanında gümrüklemeden itibaren en fazla 7 gün bekleyeceği, bu durumda taşıma süresinin son gününün 08.05.2010 gününe tekabül ettiği, 15.05.2010 tarihinde «teslimat» yapıldığı nazara alındığında 6 günlük bir gecikmenin bulunduğu, her bir sözleşme için günlük 100,00 USD'den bir sözleşme için 600,00 USD, dava konusu 2 sözleşme için toplam 1.200,00 USD «cezai şart» oluştuğu, bu miktarın 17.600,00'lük bakiye alacaktan mahsubu ile asıl alacağın 16.400,00 USD olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne takibin 16.400,00 USD «asıl alacak», 358,75 USD «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 16.758,75 USD üzerinden devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Mahkemece 09.02.2018 tarihi 2015/420 E. ve 2018/45 K. sayılı kararı ile taraflar arasında taşıma ve «navlun bedeli» hususunda ihtilaf olmadığı, uyuşmazlığın taşımada gecikme yaşanıp yaşanmadığına ilişkin olduğu, dosya kapsamında davalının gecikme iddiasını ispat edemediği, geminin limandan kalkış tarihinin tespit edilemediği, «ibraz» edilen e-posta yazışmalarının davacı tarafça kabul edilmediği ve e-imza ile imzalanmadığı için delil olarak kabul edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın kabulüne, itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 11.11.2019 tarih, 2018/5079 E. ve 2019/7004 K. sayılı kararıyla davacıdan geminin limandan ayrılışına ilişkin tüm evrakların «ibrazının» istenilmesi, belge ibraz edilmemesi halinde geminin 14.03.2010 tarihinde limandan ayrıldığı kabul edilerek ve malın alıcıya «teslim tarihi» de göz önüne alınarak taşımada gecikme bulunup bulunmadığının tespiti ve gecikme olduğunun belirlenmesi halinde taraflar arasındaki sözleşmeler değerlendirilerek davalının ne kadar «gecikme cezası» talep edebileceği hususları ayrıntılı olarak tartışılıp gerekirse bu hususlarda ek bilirkişi raporu da alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret e …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:nakliye sözleşmesi · cari hesap bakiyesi · gecikme cezası · cari hesap ekstresi · teslim tarihi · navlun bedeli · cari hesap · ikrar
Benzer bu karardaDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «gecikme cezası» «nakliye sözleşmesine» göre değil, her bir konteyner için değerlendirilmesi gerektiğini, 008 nolu sipariş sözleşmesinde 8 adet, 009 nolu sipariş sözleşmesinde 2 adet konteyner bulunduğunu, her bir konteyner gemiden sonra ayrı ayrı tırlarla nakledildiğini, 008 ve 009 nakliye sipariş sözleşmelerine göre nakledilen 10 adet konteyner Mersin Limanından 14.03.2010 tarihinde hareket etmiş ve yine sözleşmeye göre 55 günde yani 08.05.2010 tarihinde Kabil’de inşaata «teslim» edilmesi gerekirken, bu konteynerlerin 7 adedi 17.05.2010 tarihinde 3 adedi de 18.05.2010 tarihinde teslim edildiği bu nakliye sözleşmeleri ile ilgili olarak davacı tarafın 15.11.2011 tarihli dilekçesi ekinde verdiği "dispatch chalan" adlı evrakın 10 adet evrakın 7 adedinde «teslim tarihi» 17.05.2010, 3 adedinde teslim tarihi 18.05.2010 tarihi olduğu, bu şekilde 008 ve 009 sayılı nakliye sipariş sözleşmeleri ile nakledilen 10 adet konteynerin tesliminde 80 günlük gecikme olduğunun sabit olduğunu, davacı ile dava konusu bu nakliye sipariş sözleşmelerinden önce de 2009 yılında ve 2010 Ocak ve Şubat aylarında da nakliyat sözleşmeleri yapıldığını, «cari hesap ekstresinde» 008 ve 009 nolu sevkiyat sözleşmeleri cari hesap ekstresinde 15.03.2010 tarihi altında «kayda» girdiğini, bu 2 sevkiyattan sonra değişik tarihlerde 5 sevkiyat daha yapıldığını, davacının alacak olarak iddia ettiği 17.600,00 USD , 008 ve 009 nolu sözleşmelerden değil 17.600,00 USD tamamen «cari hesap bakiyesi» olduğunu, 17.600.00 USD 7 adet nakliye sipariş sözleşmesine ait 25 adet konteynerin gecikmesine ait olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 11.11.2019 tarih, 2018/5079 E. ve 2019/7004 K. sayılı kararıyla davacıdan geminin limandan ayrılışına ilişkin tüm evrakların «ibrazının» istenilmesi, belge ibraz edilmemesi halinde geminin 14.03.2010 tarihinde limandan ayrıldığı kabul edilerek ve malın alıcıya «teslim tarihi» de göz önüne alınarak taşımada gecikme bulunup bulunmadığının tespiti ve gecikme olduğunun belirlenmesi halinde taraflar arasındaki sözleşmeler değerlendirilerek davalının ne kadar «gecikme cezası» talep edebileceği hususları ayrıntılı olarak tartışılıp gerekirse bu hususlarda ek bilirkişi raporu da alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret e …
Mahkemece 09.02.2018 tarihi 2015/420 E. ve 2018/45 K. sayılı kararı ile taraflar arasında taşıma ve «navlun bedeli» hususunda ihtilaf olmadığı, uyuşmazlığın taşımada gecikme yaşanıp yaşanmadığına ilişkin olduğu, dosya kapsamında davalının gecikme iddiasını ispat edemediği, geminin limandan kalkış tarihinin tespit edilemediği, «ibraz» edilen e-posta yazışmalarının davacı tarafça kabul edilmediği ve e-imza ile imzalanmadığı için delil olarak kabul edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın kabulüne, itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
… e süresinin davalı tarafın kabulünde olduğunu, bu durumda gecikmeden söz edilip edilemeyeceği konusunda değerlendirme yapılmadığını, söz konusu sözleşmelerde mücbir «sebebin» varlığı halinde «cezai şart» uygulanmayacağına dair düzenlemelerin bulunduğunu, davalı vekilinin 05.09.2016 tarihli itiraz dilekçesi ile “176 günlük «gecikme cezası» bedeli olan 17.600,00 USD’nin 02.03.2010 tarihli 123-2010-008 ve 09.03.2010 tarihli 123-2010-009 nolu «taşıma sözleşmeler» bedeli olan 83.000,00 USD'lik 15.03.2010 tarih ve 154920 nolu «fatura» bedelinden kesilmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16940 E. 2015/4442 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/14418 E. , 2014/17627 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 10/04/2013
NUMARASI 2011/451-2013/204
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticare Mahkemesi’nce verilen 10/04/2013 tarih ve 2011/451-2013/204 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.11.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. M. S.. ile davalı vekili Av. R.. Ç.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 02/03/2010 tarihli 123-2010-008 numaralı ve 09/03/2010 tarihli 123-2010-009 numaralı taşıma sözleşmeleri uyarınca müvekkilinin davalıya taşıma hizmeti verdiğini, taşıma konusu konteynerlerin kara yolu ile Ankara’dan Mersin Limanı’na, Mersin Limanı’ndan deniz yolu ile Port Quasim (Pakistan) Limanı’na, oradan da karayolu ile Kabil’e taşındığını, konteynerlerin varma yerinde 07.05.2010 tarihli makbuzlar karşılığında davalının yetkilisine teslim edildiğini, müvekkilinin söz konusu taşımalardan kaynaklanan navlun alacağının tahsili için kestiği faturadaki bedelin dava konusu konteynerlerin geç teslim edildiği gerekçesiyle gecikme cezası mahsup edilerek 17.600 USD eksik ödendiğini, anılan meblağın tahsili için başlatılan takibe haksız yere itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmelerin “Taşıma-varış süresi” başlıklı maddesinde, malların liman çıkış ve Kabil varış süresinin 55 gün olacağı, gecikilen her gün için 100 USD cezai şart ödeneceğinin düzenlendiğini, dava konusu sözleşmeler uyarınca taşınan 10 konteynerin 80 gün gecikmeli taşındığını, taraflar arasındaki diğer taşıma sözleşmelerine konu taşımalarda da gecikme yaşandığını, toplam gecikilen gün sayısının 251 gün olduğunu, ancak Karaçi’de elçilikten evrak çıkmaması gibi elde olmayan sebepler nedeniyle 75 günlük gecikmenin dikkate alınmadığını, toplam 176 gün gecikme bedeli olan 17.600 USD’nin davacının cari hesabından mahsup edildiğini, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 123-2010-008 ve 123-2010-009 numaralı taşıma sözleşmeleri kapsamında sürenin aşılmadığı, malzemeler zamanında teslim edildiğinden cezai şart uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, eksik ödendiği iddia olunan navlun alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı ile davalı arasında imzalanan 02/03/2010 ve 09/03/2010 tarihli taşıma sözleşmeleri uyarınca davacının davalıya taşıma hizmeti verdiği, taşımanın kara yolu ile Ankara’dan Mersin Limanı’na, Mersin Limanı’ndan deniz yolu ile Port Quasim (Pakistan) Limanı’na, oradan da karayolu ile Kabil’e yapıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık taşımanın gecikmeli olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmelerin Taşıma/Varış Süresi başlıklı maddesinde “Beyanname tarihini takiben liman çıkış-kabil varış süresi maksimum 55 gün olacaktır.
Konteyner çıkış limanında gümrüklemeden itibaren en fazla 7 gün bekleyecektir. Bu süreyi aşan günler toplam taşıma süresi içinde kabul edilecektir” hükmü, Ceza başlıklı maddesinde ise “Taşıma süresinde meydana gelecek gecikmeler halinde nakliyeci firma geciken her gün için 100 USD günlük gecikme cezasını yükleyici firmaya ödeyecektir” hükmü düzenlenmiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan 20.11.2012 havale tarihli bilirkişi raporunda taşıma sözleşmelerinde liman çıkış ve Kabil varış süresinin 55 gün olarak düzenlendiği, bu durumda konişmento tarihi değil liman çıkış tarihinin esas alınması gerektiği, buna göre de gecikme olmadığı bildirilmiştir. Ancak davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, teslimin en geç 08.05.2010 tarihinde yapılması gerekirken 17-18 Mayıs 2010 tarihlerinde yapıldığını, buna göre gecikme bulunduğunu bildirerek yeni bir rapor alınmasını istemiştir. Bu itibarla mahkemece, dava konusu taşımaya ilişkin tüm belgelerin (Gümrük çıkış, gemi hareket, varış, Kabil’de teslime ilişkin) ibrazı sağlanarak dava konusu taşımalarda gecikme olup olmadığı, davalının mahsup ettiğini bildirdiği meblağın hangi taşımalara ilişkin olduğu, davacının alacağı bulunup bulunmadığı hususlarında davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı ileri sürdüğü ciddi itirazları karşılayacak ek rapor alınarak ya da yeni bir heyetten rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmek gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102053100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz