Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3799 E. 2024/1642 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
maktu vekâlet ücreti↗ bildirim yükümlülüğü↗ kesinleşen ilam↗ satış sözleşmesi↗ vekâlet ücreti↗ hisse devir sözleşmesi↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ rücu↗ mahsup↗ sebepsiz zenginleşme↗ tüzel kişilik↗ kâr dağıtımı↗ istirdat↗ fatura↗ ıslah↗ taahhütname↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin elektrik hizmetlerinin özelleştirilmesi maksadıyla uyarınca kamu tüzel kişiliğinin nev'inin değiştirilmesi suretiyle kurulduğunu, davalı ile 24.07.2006 tarihinde akdedilen işletme hakkı devir sözleşmesi ile elektrik dağıtım ve perakende satış işinin müvekkili tarafından yerine getirildiğini, 28.06.2013 tarihinde davalının özelleştirilmesine ilişkin sürecin tamamlanarak müvekkili şirkete ait davalı hisselerinin özelleştirildiğini, faaliyetlerin davalı ...Ş. (...) tarafından yürütüldüğü dönemde Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/637 E. sayılı dosyası ile açılan davada davanın kabul edilerek kararın kesinleştiğini, karara dayalı olarak icra müdürlüğünün 2009/21524 E. sayılı dosyasıyla başlatılan icra takip dosyasına, müvekkili tarafından ödeme yapıldığını, ödenen tutardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek şimdilik 85.000,00 TL'nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 21.10.2019 tarihinde davasını ıslah ederek müvekkili tarafından ödenen toplam 94.116,57 TL'nin 89.523,05 TL'sine ödeme tarihi olan 31.08.2010 tarihinden, 4.593,52 TL'sine ise ödeme tarihi olan 17.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, işletme hakkı devir sözleşmesi (İHDS) kapsamında 31.03.2006 tarihinde bilanço düzenlemeleri yapıldığını, 31.12.2007 tarihinde ve şirketin devrine ilişkin bilanço düzenlemelerinde de borç ve alacak devir işlemlerinin tekrarlandığını, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın özelleştirme ile ilgili mali konulardaki talimatları doğrultusunda 30.04.2013 tarihinde ... Elektrik Dağıtım A.Ş. (BEDAŞ) tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları esas alınıp devre esas bilanço düzenlemelerinin yapılarak geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, dağıtım şirketinin muhasebe kayıtlarında yer ... son ay faturası dışında Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) ve bağlı şirketleri, Türkiye Elektrik ve Taahhüt A.Ş. (TETAŞ) ve Türkiye Elektrik İletim A.Ş.'ye (TEİAŞ) olan borçlarının ...’a aktarıldığını, ticari borçların ...’a aktarılması sırasında hazır değerler tutan ticari borçlardan mahsup edilerek aktif- pasif farkı sermaye artışı yapılması/zarar hesabına kayıt yoluyla dengelenmesi çerçevesinde devir sürecinin mali yönüyle ilgili işlemlerin ikmal edilerek BEDAŞ'ın ... sektöre devrinin gerçekleştirildiğini, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğinden, geçmiş yıllara ilişkin olarak ...’... herhangi bir talepte bulunulamayacağı, üçüncü kişilerle mülkiyet hakkına dayalı İhtilafların sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca ...’a bildirilmesinin gerektiğini, davacı tarafından davanın hiçbir aşamasının bildirilmediğini, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve icra takibine sebep olan davacının davaya ilişkin faiz ve icra dosyasına ilişkin giderleri talep hakkının olmadığını, davacının kendisinin tahsil ettiği ve Mahkeme kararı gereği iade etmek zorunda kaldığı bedeli müvekkilinden istediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.03.2019 tarih, 2016/979 E. ve 2019/236 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.12.2020 tarih, 2019/1081 E. ve 2020/1240 K. sayılı kararıyla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 14.06.2022 tarih, 2021/1006 E. ve 2022/4872 K. sayılı kararıyla taraflar arasında imzalanan İHDS'den Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 02.04.2004 tarihli kararı ile davalı ...'ın özelleştirme kapsamına alındığı, bu çerçevede ...'a ait dağıtım bölgelerinin birer dağıtım şirketlerine dönüştürüldüğü, dönüştürülen dağıtım şirketlerinin birisi olan davacı şirket ile 29.05.2013 tarihli hisse devir sözleşmesinin imzalandığı, elektrik faturası tahakkukundan ötürü dava dışı 3 üncü kişi tarafından söz konusu ödemenin davacı şirkete yapıldığının görüldüğü, davacı şirketin yapılan sözleşmeler sonucu kendi bütçesine giren ve muhasebeleştirilen bu bedeli daha sonra Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ilamının icra takibine konulması sonucu ödemesinin kendinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi olduğu, yüksek fatura kesilerek haksız tahsil edildiği kesinleşen ilama bağlı tutarın davalıya önceden aktarıldığının ispatlanamadığı, buna göre davacının iade ettiği paranın davalıdan tahsiline karar verilmesinin davacı tarafı sebepsiz zenginleştireceğinden istirdadına karar verilen ana para ve faiz hakkındaki istemin reddi gerekirken davalıdan tahsiline karar verilmesinin taraflar arasındaki sözleşmeye ve yasaya aykırılık oluşturduğu, haksız tahsil edilen para ve faizinin davalıya rücu imkânı bulunmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Özelleştirme Yüksek Kurulunun 02.04.2004 tarihli kararı ile davalı ...’ın özelleştirme kapsamına alındığı, bu çerçevede ...'a ait dağıtım bölgelerinin birer dağıtım şirketlerine dönüştürüldüğü, dönüştürülen dağıtım şirketlerinin birisi olan davacı şirket ile 29.05.2013 tarihinde hisse devir sözleşmesinin imzalandığı, elektrik faturası tahakkukundan ötürü dava dışı 3 üncü kişi tarafından söz konusu ödemenin davacı şirkete yapıldığı, davacı şirketin yapılan sözleşmeler sonucu kendi bütçesine giren ve muhasebeleştirilen bu bedeli Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ilamının icra takibine konulması sonucu ödemesinin, kendisinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi niteliğinde olduğu, yüksek fatura kesilerek haksız tahsil edildiği kesinleşen ilama bağlı tutarın davalıya önceden aktarıldığının ispat edilemediği, buna göre davacının iade ettiği paranın davalıdan tahsiline karar verilmesinin davacı tarafı sebepsiz zenginleştireceği, haksız tahsil edilen para ve faizinin davalıya rücu imkânı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İHDS'nin 7 nci maddesi ile dağıtım faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemler ile dağıtım tesisleri ile bu tesislerin işletilmesinden kaynaklanan sorumluluğun taraflar arasında dönemsel olarak paylaştırıldığını, dağıtım faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü sözleşmenin imza tarihinden önceki döneme ilişkin tüm sorumluluğun davalıya ait olduğunun açıkça hüküm altına alındığını, İHDS’nin imzalanmasını takip eden süreçte, müvekkilinin %100 oranındaki hissesinin satıldığını, buna ilişkin 30.09.2013 tarihinde Hisse Satış Sözleşmesinin (HSS) imzalandığını, gerek davacı ile davalı arasında, gerekse davacı müvekkilinin tarafı olmadığı Özelleştirme İdaresi ile yatırımcı arasında düzenlenen sözleşmelerin hiç birisinde, müvekkilinin dava konusuna ilişkin talep ve dava haklarını ortadan kaldıran bir hüküm bulunmadığını, tersine davacının haklarının korunduğuna, İHDS hükümlerinin saklı tutulduğuna ilişkin tanzimlere yer verildiğini, müvekkilinin ödeme yapmasına sebep olan olayın İHDS'nin imza tarihinden önce gerçekleştiğini, sözleşme hükümlerine göre ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu, gerekçeyi kabul anlamına gelmemekle beraber kararda belirtildiği gibi dava dışı 3 üncü kişi tarafından yapılan ödemelerin müvekkiline yapıldığından bahisle rücu edilemeyeceği kabul edilse dahi rücu istemine sebep olan ödemelerin dayanağı tahakkuk işlemleri ile ilgili faturalar vs. belgeler incelendiğinde ödemelerin tümüyle müvekkil şirket tarafından alınmadığının görüleceğini, nitekim sözü edilen faturaların bir kısmının müvekkil şirketin kuruluş tarihinden dahi önceki bir tarihe ilişkin olduğunu, dava sonucu istirdadına hükmolunan bedelin ise üçüncü şahıs şirket tarafından müvekkil şirkete karşı başlatılan takip üzerine, tamamen müvekkilince icra dosyasına ödendiğini, ödemeler tümüyle müvekkiline yapılmadığından, davanın tümden reddinin hatalı olduğunu, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hataya dayandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1006 E. 2022/4872 K.
Ortak:kesinleşen ilam · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · kâr dağıtımı · istirdat · fatura · ıslah
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin ilamının icra takibine konulması sonucu ödemesinin kendinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi olduğu, yüksek «fatura» kesilerek haksız tahsil edildiği «kesinleşen ilama» bağlı tutarın davalıya önceden aktarıldığının ispatlanamadığı, buna göre davacının iade ettiği paranın davalıdan tahsiline karar verilmesinin davacı tarafı «sebepsiz zenginleştireceğinden» «istirdadına» karar verilen ana para ve faiz hakkındaki istemin reddi gerekirken davalıdan tahsiline karar verilmesinin taraflar arasındaki sözleşmeye ve yasaya aykırılık oluşturduğu, haksız tahsil edilen para ve faizinin davalıya «rücu» imkânı bulunmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
… t Mahkemesinin ilamının icra takibine konulması sonucu ödemesinin, kendisinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi niteliğinde olduğu, yüksek «fatura» kesilerek haksız tahsil edildiği «kesinleşen ilama» bağlı tutarın davalıya önceden aktarıldığının ispat edilemediği, buna göre davacının iade ettiği paranın davalıdan tahsiline karar verilmesinin davacı tarafı «sebepsiz zenginleştireceği», haksız tahsil edilen para ve faizinin davalıya «rücu» imkânı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İHDS'nin 7 nci maddesi ile «dağıtım» faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemler ile dağıtım tesisleri ile bu tesislerin işletilmesinden kaynaklanan sorumluluğun taraflar arasında dönemsel olarak paylaştırıldığını, dağıtım faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü sözleşmenin imza tarihinden önceki döneme ilişkin tüm sorumluluğun davalıya ait olduğunun açıkça hüküm altına alındığını, İHDS’nin imzalanmasını takip eden süreçte, müvekkilinin %100 oranındaki hissesinin satıldığını, buna ilişkin 30.09.2013 tarihinde Hisse Satış Sözleşmesinin (HSS) imzalandığını, gerek davacı ile davalı arasında, gerekse davacı müvekkilinin tarafı olmadığı Özelleştirme İdaresi ile yatırımcı arasında düzenlenen sözleşmelerin hiç birisinde, müvekkilinin dava konusuna ilişkin talep ve dava haklarını ortadan kaldıran bir hüküm bulunmadığını, tersine davacının haklarının korunduğuna, İHDS hükümlerinin saklı tutulduğuna ilişkin tanzimlere yer verildiğini, müvekkilinin ödeme yapmasına sebep olan olayın İHDS'nin imza tarihinden önce gerçekleştiğini, sözleşme hükümlerine göre ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu, gerekçeyi kabul anlamına gelmemekle beraber kararda belirtildiği gibi dava dışı 3 üncü kişi tarafından yapılan ödemelerin müvekkiline yapıldığından bahisle «rücu» edilemeyeceği kabul edilse dahi rücu istemine sebep olan ödemelerin dayanağı tahakkuk işlemleri ile ilgili faturalar vs. belgeler incelendiğinde ödemelerin tümüyle müvekkil şirket tarafından alınmadığının görüleceğini, nitekim sözü edilen faturaların bir kısmının müvekkil şirketin kuruluş tarihinden dahi önceki bir tarihe ilişkin olduğunu, dava sonucu «istirdadına» hükmolunan bedelin ise üçüncü şahıs şirket tarafından müvekkil şirkete karşı başlatılan takip üzerine, tamamen müvekkilince icra dosyasına ödendiğini, ödemeler tüm …
Benzer bu kararda… r arasında imzalanan İHDS'den Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 02/04/2004 tarihli kararı ile davalı TEDAŞ özelleştirme kapsamına alınmış olup bu çerçevede TEDAŞ'a ait «dağıtım» bölgelerinin birer dağıtım şirketlerine dönüştürüldüğü, dönüştürülen dağıtım şirketlerinin birisi olan davacı şirket ile 29/05/2013 tarihli «hisse devir sözleşmesinin» imzalandığı, elektrik faturası tahakkukundan ötürü dava dışı 3. kişi tarafından söz konusu ödemenin davacı şirkete yapıldığı görülmektedir.
Yüksek «fatura» kesilerek haksız tahsil edildiği «kesinleşen ilama» bağlı tutarın davalıya önceden aktarıldığı ispatlanamamıştır.
Buna göre davacının iade ettiği paranın davalıdan tahsiline karar verilmesi davacı tarafı «sebepsiz zenginleştireceğinden» «istirdadına» karar verilen ana para ve faiz hakkındaki istemin reddi gerekirken davalıdan tahsiline karar verilmesi taraflar arasındaki sözleşmeye ve yasaya aykırılık oluşturmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kısmi ödeme · rücuen alacak · ihbar · avans faizi
Benzer bu kararda… 21524 Esas sayılı dosyasına ödemiş olduğu tutarın %96,5'lik kısmından davacının sorumlu olduğunu, davacının yatırdığı 92.770,00 TL'nın %96,5'u olan 89.523,05 TL'lik «kısmını ödeme» tarihi olan 31/08/2010 tarihinden itibaren, 4.760,13 TL'nın %96,5'u olan 4.59,52-TL'lik kısmını, ödeme tarihi olan 17/09/2010 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsili talebinde haklı olacağı gerekçesiyle davacının davasının bilirkişi raporu doğrultusunda «ıslah» dilekçesine göre 89.523,05 TL'nın 31/08/2010 tarihinden itibaren, 4.593,52 TL'nın 17/09/2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; söz konusu bilirkişi tarafından hazırlanan 21/09/2018 tarihli rapora göre, «rücu» istemine müstenik alacağın 1.554,36 TL'lik kısmının davacının sorumluluğunda olduğu, İHDS'nin 7.4.maddesinde «ihbar» sorumluluğuna yönelik bir düzenleme bulunmadığından davacının; İstanbul 21.
Dava işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince dava konusu elektrik faturasının İHDS öncesi tanzim edildiği ve sorumluluğun İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davalı TEDAŞ'da olduğu gerekçesiyle dava kabul edilmiş; bölge adliye mahkemesince de davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/836 E. 2018/2689 K.
Ortak:satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin elektrik hizmetlerinin özelleştirilmesi maksadıyla uyarınca kamu «tüzel kişiliğinin» nev'inin değiştirilmesi suretiyle kurulduğunu, davalı ile 24.07.2006 tarihinde akdedilen işletme hakkı devir sözleşmesi ile elektrik «dağıtım» ve perakende satış işinin müvekkili tarafından yerine getirildiğini, 28.06.2013 tarihinde davalının özelleştirilmesine ilişkin sürecin tamamlanarak müvekkili şirke …
… aflar arasında imzalanan İHDS'den Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 02.04.2004 tarihli kararı ile davalı ...'ın özelleştirme kapsamına alındığı, bu çerçevede ...'a ait «dağıtım» bölgelerinin birer dağıtım şirketlerine dönüştürüldüğü, dönüştürülen dağıtım şirketlerinin birisi olan davacı şirket ile 29.05.2013 tarihli «hisse devir sözleşmesinin» imzalandığı, elektrik faturası tahakkukundan ötürü dava dışı 3 üncü kişi tarafından söz konusu ödemenin davacı şirkete yapıldığının görüldüğü, davacı şirketin yapı …
Asliye Ticaret Mahkemesinin ilamının icra takibine konulması sonucu ödemesinin kendinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi olduğu, yüksek «fatura» kesilerek haksız tahsil edildiği «kesinleşen ilama» bağlı tutarın davalıya önceden aktarıldığının ispatlanamadığı, buna göre davacının iade ettiği paranın davalıdan tahsiline karar verilmesinin davacı tarafı «sebepsiz zenginleştireceğinden» «istirdadına» karar verilen ana para ve faiz hakkındaki istemin reddi gerekirken davalıdan tahsiline karar verilmesinin taraflar arasındaki sözleşmeye ve yasaya aykırılık oluşturduğu, haksız tahsil edilen para ve faizinin davalıya «rücu» imkânı bulunmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; İHDS’nin imzalanmasından önce davalı tarafından tahakkuk ettirilen kaçak elektrik faturası nedeniyle açılan «menfi tespit» davasında hükmedilen vekalet ücretinden İHDS’nin 7. maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu, ancak «harç» ve «masrafları» davalıya «rücu hakkı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.700,83 TL'nin 15/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde «harç» ve «masraflar» için davalıya «rücu» edilemeyeceği gerekçesiyle davacının harç ve masraflarına yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zapta karşı tekeffül · rücuen alacak · rücu hakkı · harç · tacir · dosya masrafı · menfi tespit · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; İHDS’nin imzalanmasından önce davalı tarafından tahakkuk ettirilen kaçak elektrik faturası nedeniyle açılan «menfi tespit» davasında hükmedilen vekalet ücretinden İHDS’nin 7. maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu, ancak «harç» ve «masrafları» davalıya «rücu hakkı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.700,83 TL'nin 15/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde «harç» ve «masraflar» için davalıya «rücu» edilemeyeceği gerekçesiyle davacının harç ve masraflarına yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, «rücuya» konu dava nedeniyle yapılan temyiz «harç» ve «masraflarının» İHDS kapsamında olmadığına dair bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu durumda, mahkemece, «rücu» talebine konu dava nedeniyle yapılan «harç» ve «masraf» ödemelerinden de İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu gözetilerek davacının bu talebinin de kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/130 E. 2018/3214 K.
Ortak:satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin elektrik hizmetlerinin özelleştirilmesi maksadıyla uyarınca kamu «tüzel kişiliğinin» nev'inin değiştirilmesi suretiyle kurulduğunu, davalı ile 24.07.2006 tarihinde akdedilen işletme hakkı devir sözleşmesi ile elektrik «dağıtım» ve perakende satış işinin müvekkili tarafından yerine getirildiğini, 28.06.2013 tarihinde davalının özelleştirilmesine ilişkin sürecin tamamlanarak müvekkili şirke …
… aflar arasında imzalanan İHDS'den Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 02.04.2004 tarihli kararı ile davalı ...'ın özelleştirme kapsamına alındığı, bu çerçevede ...'a ait «dağıtım» bölgelerinin birer dağıtım şirketlerine dönüştürüldüğü, dönüştürülen dağıtım şirketlerinin birisi olan davacı şirket ile 29.05.2013 tarihli «hisse devir sözleşmesinin» imzalandığı, elektrik faturası tahakkukundan ötürü dava dışı 3 üncü kişi tarafından söz konusu ödemenin davacı şirkete yapıldığının görüldüğü, davacı şirketin yapı …
Asliye Ticaret Mahkemesinin ilamının icra takibine konulması sonucu ödemesinin kendinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi olduğu, yüksek «fatura» kesilerek haksız tahsil edildiği «kesinleşen ilama» bağlı tutarın davalıya önceden aktarıldığının ispatlanamadığı, buna göre davacının iade ettiği paranın davalıdan tahsiline karar verilmesinin davacı tarafı «sebepsiz zenginleştireceğinden» «istirdadına» karar verilen ana para ve faiz hakkındaki istemin reddi gerekirken davalıdan tahsiline karar verilmesinin taraflar arasındaki sözleşmeye ve yasaya aykırılık oluşturduğu, haksız tahsil edilen para ve faizinin davalıya «rücu» imkânı bulunmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… yılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
… kapsamına göre; İHDS gereği önceki dönemle ilgili davalardan doğan mali yükümlülükleri ...' a ait olması nedeni ile davacının ödediği bedeli istemekte haklı olduğu, «rücu» talebine konu davanın ...'a açıldığı, İHDS’nin 7.2 maddesi gereğince davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği ve ihbarda bulunmadığı için kesinleşme tarihine olan borcu rücu edebileceği, kesinleşme tarihinden sonraki icra «masraflarının» ...'dan talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 73.307,50 TL rücuen alacağın ve 3.300,60 TL temyiz «harç» ve masraflarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili ve davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur». ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zapta karşı tekeffül · ihbar yükümlülüğü · rücu hakkı · ihbar · harç · tacir · dosya masrafı · dahili dava
Benzer bu kararda… kapsamına göre; İHDS gereği önceki dönemle ilgili davalardan doğan mali yükümlülükleri ...' a ait olması nedeni ile davacının ödediği bedeli istemekte haklı olduğu, «rücu» talebine konu davanın ...'a açıldığı, İHDS’nin 7.2 maddesi gereğince davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği ve ihbarda bulunmadığı için kesinleşme tarihine olan borcu rücu edebileceği, kesinleşme tarihinden sonraki icra «masraflarının» ...'dan talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 73.307,50 TL rücuen alacağın ve 3.300,60 TL temyiz «harç» ve masraflarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; «rücu» talebine konu uyuşmazlığın İHDS’nin 7.4 ve 7.6 maddesi kapsamında olduğu, bu nedenle davacının açılan davayı ve yapılan icra takibini davalı şirkete «ihbar yükümlülüğü» bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 98.791,93 TL'nin davalıdan tahsiline, bu tutarın 95.020,23 TL'sine 27/09/2010, 3.300,60 TL'sine 07/12/2015 ve 471,10 TL'sine 10/04/2007 ödeme tarihlerinden itibaren «avans faizi» yürütülmesine karar verilmiştir.
Keza, 28/05/2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir «tacir» gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve «teslim» aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve «zapta karşı tekeffül» hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da daval …
… yılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/5080 E. 2018/3495 K.
Ortak:satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin elektrik hizmetlerinin özelleştirilmesi maksadıyla uyarınca kamu «tüzel kişiliğinin» nev'inin değiştirilmesi suretiyle kurulduğunu, davalı ile 24.07.2006 tarihinde akdedilen işletme hakkı devir sözleşmesi ile elektrik «dağıtım» ve perakende satış işinin müvekkili tarafından yerine getirildiğini, 28.06.2013 tarihinde davalının özelleştirilmesine ilişkin sürecin tamamlanarak müvekkili şirke …
… aflar arasında imzalanan İHDS'den Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 02.04.2004 tarihli kararı ile davalı ...'ın özelleştirme kapsamına alındığı, bu çerçevede ...'a ait «dağıtım» bölgelerinin birer dağıtım şirketlerine dönüştürüldüğü, dönüştürülen dağıtım şirketlerinin birisi olan davacı şirket ile 29.05.2013 tarihli «hisse devir sözleşmesinin» imzalandığı, elektrik faturası tahakkukundan ötürü dava dışı 3 üncü kişi tarafından söz konusu ödemenin davacı şirkete yapıldığının görüldüğü, davacı şirketin yapı …
Asliye Ticaret Mahkemesinin ilamının icra takibine konulması sonucu ödemesinin kendinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi olduğu, yüksek «fatura» kesilerek haksız tahsil edildiği «kesinleşen ilama» bağlı tutarın davalıya önceden aktarıldığının ispatlanamadığı, buna göre davacının iade ettiği paranın davalıdan tahsiline karar verilmesinin davacı tarafı «sebepsiz zenginleştireceğinden» «istirdadına» karar verilen ana para ve faiz hakkındaki istemin reddi gerekirken davalıdan tahsiline karar verilmesinin taraflar arasındaki sözleşmeye ve yasaya aykırılık oluşturduğu, haksız tahsil edilen para ve faizinin davalıya «rücu» imkânı bulunmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, «rücu» talebine konu olayın İHDS’nin imzalanmasından önce yani «dağıtım» faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde meydana geldiği, bu olay nedeniyle «üçüncü kişi» tarafından açılan davaya istinaden davacının icra dosyasına 15.06.2011 tarihinde ödeme yaptığı, davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince icra dosyasına yapılan ödemeden ve davacı tarafından ödenen temyiz «harç» ve «masraflarından» sorumlu olduğu, ayrıca davacının 01.03.2005 tarihinden itibaren ...’tan ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip olduğu ve Hisse Devir Sözleşmesinde İHDS hükümlerinin saklı tutulduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddin …
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki İHDS'nin 24.07.2006 tarihinde imzalandığı, dava konusu olaydan dolayı «üçüncü kişiye» ödemenin 15/06/2011 tarihinde yapıldığı, Hisse Devir Sözleşmesi'nin ise 28.05.2013 tarihinde imzalandığı, «hisse devri» yapıldığı tarihte davacı şirkete ait devir bilançosu çıkartılarak borç ve alacak «temlikinin» yapıldığı, bilanço üzerinden devir gerçekleşmiş ve şirketin yeni sahiplerinin yönetiminde faaliyetlerini sürdürdüğü, «rücu» talebine konu ödemelerin 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında yapılarak gerek davacı şirketin gerekse davalı ...'ın bilançosuna yansımış olmasına bağlı olarak ... tarafından yapılmış anlamına geleceği, rücu talebinin kabulü halinde ...'ın «mükerrer ödeme» yapması söz konusu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mükerrer ödeme · zapta karşı tekeffül · rücuen alacak · rücu hakkı · mükerrerlik · hisse devri · üçüncü kişi · temlik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki İHDS'nin 24.07.2006 tarihinde imzalandığı, dava konusu olaydan dolayı «üçüncü kişiye» ödemenin 15/06/2011 tarihinde yapıldığı, Hisse Devir Sözleşmesi'nin ise 28.05.2013 tarihinde imzalandığı, «hisse devri» yapıldığı tarihte davacı şirkete ait devir bilançosu çıkartılarak borç ve alacak «temlikinin» yapıldığı, bilanço üzerinden devir gerçekleşmiş ve şirketin yeni sahiplerinin yönetiminde faaliyetlerini sürdürdüğü, «rücu» talebine konu ödemelerin 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında yapılarak gerek davacı şirketin gerekse davalı ...'ın bilançosuna yansımış olmasına bağlı olarak ... tarafından yapılmış anlamına geleceği, rücu talebinin kabulü halinde ...'ın «mükerrer ödeme» yapması söz konusu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davacı şirketin ...’a ait olan tüm hisselerinin 28.05.2013 tarihinde Hisse Devir Sözleşmesi ile devredildiği, «hisse devri» yapıldığı tarihte davacı şirkete ait devir bilançosu çıkartılarak borç ve alacak «temlikinin» yapıldığı, davacı tarafından «üçüncü kişiye» yapılan ödeme tarihinin 15.06.2011 olduğu ve bu miktarın tarafların bilançosuna yansımış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ayrıca İHDS’nin 7.4. maddesi gereğince, «dağıtım» faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin sorumluluğunun ...’a ait olduğu, ... tarafından yürütülmüş bu faaliyetler nedeniyle «üçüncü kişiler» tarafından ileri sürülebilecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu, bu talepleri konu alan icra takibi ve davaların ... tarafından yürütülüp sonuçlandırılacağ …
Bu durumda, mahkemece, «rücu» talebine konu olayın İHDS’nin imzalanmasından önce yani «dağıtım» faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde meydana geldiği, bu olay nedeniyle «üçüncü kişi» tarafından açılan davaya istinaden davacının icra dosyasına 15.06.2011 tarihinde ödeme yaptığı, davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince icra dosyasına yapılan ödemeden ve davacı tarafından ödenen temyiz «harç» ve «masraflarından» sorumlu olduğu, ayrıca davacının 01.03.2005 tarihinden itibaren ...’tan ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip olduğu ve Hisse Devir Sözleşmesinde İHDS hükümlerinin saklı tutulduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddin …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3799 E. , 2024/1642 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/638 Esas, 2022/804 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın reddi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin elektrik hizmetlerinin özelleştirilmesi maksadıyla uyarınca kamu tüzel kişiliğinin nev'inin değiştirilmesi suretiyle kurulduğunu, davalı ile 24.07.2006 tarihinde akdedilen işletme hakkı devir sözleşmesi ile elektrik dağıtım ve perakende satış işinin müvekkili tarafından yerine getirildiğini, 28.06.2013 tarihinde davalının özelleştirilmesine ilişkin sürecin tamamlanarak müvekkili şirkete ait davalı hisselerinin özelleştirildiğini, faaliyetlerin davalı ...Ş. (...) tarafından yürütüldüğü dönemde Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/637 E. sayılı dosyası ile açılan davada davanın kabul edilerek kararın kesinleştiğini, karara dayalı olarak icra müdürlüğünün 2009/21524 E.
sayılı dosyasıyla başlatılan icra takip dosyasına, müvekkili tarafından ödeme yapıldığını, ödenen tutardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek şimdilik 85.000,00 TL'nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 21.10.2019 tarihinde davasını ıslah ederek müvekkili tarafından ödenen toplam 94.116,57 TL'nin 89.523,05 TL'sine ödeme tarihi olan 31.08.2010 tarihinden, 4.593,52 TL'sine ise ödeme tarihi olan 17.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, işletme hakkı devir sözleşmesi (İHDS) kapsamında 31.03.2006 tarihinde bilanço düzenlemeleri yapıldığını, 31.12.2007 tarihinde ve şirketin devrine ilişkin bilanço düzenlemelerinde de borç ve alacak devir işlemlerinin tekrarlandığını, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın özelleştirme ile ilgili mali konulardaki talimatları doğrultusunda 30.04.2013 tarihinde ... Elektrik Dağıtım A.Ş. (BEDAŞ) tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları esas alınıp devre esas bilanço düzenlemelerinin yapılarak geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, dağıtım şirketinin muhasebe kayıtlarında yer ... son ay faturası dışında Elektrik Üretim A.Ş.
(EÜAŞ) ve bağlı şirketleri, Türkiye Elektrik ve Taahhüt A.Ş. (TETAŞ) ve Türkiye Elektrik İletim A.Ş.'ye (TEİAŞ) olan borçlarının ...’a aktarıldığını, ticari borçların ...’a aktarılması sırasında hazır değerler tutan ticari borçlardan mahsup edilerek aktif- pasif farkı sermaye artışı yapılması/zarar hesabına kayıt yoluyla dengelenmesi çerçevesinde devir sürecinin mali yönüyle ilgili işlemlerin ikmal edilerek BEDAŞ'ın ... sektöre devrinin gerçekleştirildiğini, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğinden, geçmiş yıllara ilişkin olarak ...’... herhangi bir talepte bulunulamayacağı, üçüncü kişilerle mülkiyet hakkına dayalı İhtilafların sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca ...’a bildirilmesinin gerektiğini, davacı tarafından davanın hiçbir aşamasının bildirilmediğini, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve icra takibine sebep olan davacının davaya ilişkin faiz ve icra dosyasına ilişkin giderleri talep hakkının olmadığını, davacının kendisinin tahsil ettiği ve Mahkeme kararı gereği iade etmek zorunda kaldığı bedeli müvekkilinden istediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.03.2019 tarih, 2016/979 E. ve 2019/236 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.12.2020 tarih, 2019/1081 E. ve 2020/1240 K. sayılı kararıyla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 14.06.2022 tarih, 2021/1006 E. ve 2022/4872 K. sayılı kararıyla taraflar arasında imzalanan İHDS'den Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 02.04.2004 tarihli kararı ile davalı ...'ın özelleştirme kapsamına alındığı, bu çerçevede ...'a ait dağıtım bölgelerinin birer dağıtım şirketlerine dönüştürüldüğü, dönüştürülen dağıtım şirketlerinin birisi olan davacı şirket ile 29.05.2013 tarihli hisse devir sözleşmesinin imzalandığı, elektrik faturası tahakkukundan ötürü dava dışı 3 üncü kişi tarafından söz konusu ödemenin davacı şirkete yapıldığının görüldüğü, davacı şirketin yapılan sözleşmeler sonucu kendi bütçesine giren ve muhasebeleştirilen bu bedeli daha sonra Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ilamının icra takibine konulması sonucu ödemesinin kendinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi olduğu, yüksek fatura kesilerek haksız tahsil edildiği kesinleşen ilama bağlı tutarın davalıya önceden aktarıldığının ispatlanamadığı, buna göre davacının iade ettiği paranın davalıdan tahsiline karar verilmesinin davacı tarafı sebepsiz zenginleştireceğinden istirdadına karar verilen ana para ve faiz hakkındaki istemin reddi gerekirken davalıdan tahsiline karar verilmesinin taraflar arasındaki sözleşmeye ve yasaya aykırılık oluşturduğu, haksız tahsil edilen para ve faizinin davalıya rücu imkânı bulunmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Özelleştirme Yüksek Kurulunun 02.04.2004 tarihli kararı ile davalı ...’ın özelleştirme kapsamına alındığı, bu çerçevede ...'a ait dağıtım bölgelerinin birer dağıtım şirketlerine dönüştürüldüğü, dönüştürülen dağıtım şirketlerinin birisi olan davacı şirket ile 29.05.2013 tarihinde hisse devir sözleşmesinin imzalandığı, elektrik faturası tahakkukundan ötürü dava dışı 3 üncü kişi tarafından söz konusu ödemenin davacı şirkete yapıldığı, davacı şirketin yapılan sözleşmeler sonucu kendi bütçesine giren ve muhasebeleştirilen bu bedeli Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ilamının icra takibine konulması sonucu ödemesinin, kendisinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi niteliğinde olduğu, yüksek fatura kesilerek haksız tahsil edildiği kesinleşen ilama bağlı tutarın davalıya önceden aktarıldığının ispat edilemediği, buna göre davacının iade ettiği paranın davalıdan tahsiline karar verilmesinin davacı tarafı sebepsiz zenginleştireceği, haksız tahsil edilen para ve faizinin davalıya rücu imkânı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İHDS'nin 7 nci maddesi ile dağıtım faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemler ile dağıtım tesisleri ile bu tesislerin işletilmesinden kaynaklanan sorumluluğun taraflar arasında dönemsel olarak paylaştırıldığını, dağıtım faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü sözleşmenin imza tarihinden önceki döneme ilişkin tüm sorumluluğun davalıya ait olduğunun açıkça hüküm altına alındığını, İHDS’nin imzalanmasını takip eden süreçte, müvekkilinin %100 oranındaki hissesinin satıldığını, buna ilişkin 30.09.2013 tarihinde Hisse Satış Sözleşmesinin (HSS) imzalandığını, gerek davacı ile davalı arasında, gerekse davacı müvekkilinin tarafı olmadığı Özelleştirme İdaresi ile yatırımcı arasında düzenlenen sözleşmelerin hiç birisinde, müvekkilinin dava konusuna ilişkin talep ve dava haklarını ortadan kaldıran bir hüküm bulunmadığını, tersine davacının haklarının korunduğuna, İHDS hükümlerinin saklı tutulduğuna ilişkin tanzimlere yer verildiğini, müvekkilinin ödeme yapmasına sebep olan olayın İHDS'nin imza tarihinden önce gerçekleştiğini, sözleşme hükümlerine göre ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu, gerekçeyi kabul anlamına gelmemekle beraber kararda belirtildiği gibi dava dışı 3 üncü kişi tarafından yapılan ödemelerin müvekkiline yapıldığından bahisle rücu edilemeyeceği kabul edilse dahi rücu istemine sebep olan ödemelerin dayanağı tahakkuk işlemleri ile ilgili faturalar vs.
belgeler incelendiğinde ödemelerin tümüyle müvekkil şirket tarafından alınmadığının görüleceğini, nitekim sözü edilen faturaların bir kısmının müvekkil şirketin kuruluş tarihinden dahi önceki bir tarihe ilişkin olduğunu, dava sonucu istirdadına hükmolunan bedelin ise üçüncü şahıs şirket tarafından müvekkil şirkete karşı başlatılan takip üzerine, tamamen müvekkilince icra dosyasına ödendiğini, ödemeler tümüyle müvekkiline yapılmadığından, davanın tümden reddinin hatalı olduğunu, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hataya dayandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1020425600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz