Rücuen alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/5080 E. 2018/3495 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mükerrer ödeme↗ zapta karşı tekeffül↗ rücuen alacak↗ rücu hakkı↗ mükerrerlik↗ satış sözleşmesi↗ basiretli tacir↗ hisse devri↗ hisse devir sözleşmesi↗ üçüncü kişi↗ rücu↗ sebepsiz zenginleşme↗ tüzel kişilik↗ temlik↗ kâr dağıtımı↗ harç↗ tacir↗ dosya masrafı↗ dahili dava↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki İHDS'nin 24.07.2006 tarihinde imzalandığı, dava konusu olaydan dolayı üçüncü kişiye ödemenin 15/06/2011 tarihinde yapıldığı, Hisse Devir Sözleşmesi'nin ise 28.05.2013 tarihinde imzalandığı, hisse devri yapıldığı tarihte davacı şirkete ait devir bilançosu çıkartılarak borç ve alacak temlikinin yapıldığı, bilanço üzerinden devir gerçekleşmiş ve şirketin yeni sahiplerinin yönetiminde faaliyetlerini sürdürdüğü, rücu talebine konu ödemelerin 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında yapılarak gerek davacı şirketin gerekse davalı ...'ın bilançosuna yansımış olmasına bağlı olarak ... tarafından yapılmış anlamına geleceği, rücu talebinin kabulü halinde ...'ın mükerrer ödeme yapması söz konusu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davacı şirketin ...’a ait olan tüm hisselerinin 28.05.2013 tarihinde Hisse Devir Sözleşmesi ile devredildiği, hisse devri yapıldığı tarihte davacı şirkete ait devir bilançosu çıkartılarak borç ve alacak temlikinin yapıldığı, davacı tarafından üçüncü kişiye yapılan ödeme tarihinin 15.06.2011 olduğu ve bu miktarın tarafların bilançosuna yansımış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı şirketin, sermayesinin tamamı ...'a ait olmak üzere 01.03.2005 tarihi itibariyle ...'tan ayrı tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başladığı, daha sonra davacı şirket ile ... arasında 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalandığı, 29.05.2013 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi ile davacı şirketin ...’a ait olan hisselerinin tamamının ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye devredildiği, ancak Hisse Devir Sözleşmesinin 8.6. ve 9.4. maddelerinde 24.07.2006 tarihli İHDS’nin hükümlerinin saklı tutulduğu anlaşılmaktadır. Gerçekten, taraflar arasında düzenlenen 24.07.2006 tarihli İHDS ile elektrik dağıtım bölgesinde yer alan ve ... uhdesinde bulunan dağıtım sistemi, dağıtım tesisleri ve dağıtım tesislerinin işletilmesi için zorunlu taşınır ve taşınmazların, mülkiyet hakkı saklı kalmak koşuluyla, işletme hakkı davacı şirkete devredilmiş, sözleşmenin 7. maddesi ile dağıtım faaliyetinden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırılması yoluna gidilmiştir. Ayrıca İHDS’nin 7.4. maddesi gereğince, dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin sorumluluğunun ...’a ait olduğu, ... tarafından yürütülmüş bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülebilecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu, bu talepleri konu alan icra takibi ve davaların ... tarafından yürütülüp sonuçlandırılacağı, bu takip ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün ... tarafından karşılanacağı belirtilmiştir. Bu durumda, mahkemece, rücu talebine konu olayın İHDS’nin imzalanmasından önce yani dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde meydana geldiği, bu olay nedeniyle üçüncü kişi tarafından açılan davaya istinaden davacının icra dosyasına 15.06.2011 tarihinde ödeme yaptığı, davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince icra dosyasına yapılan ödemeden ve davacı tarafından ödenen temyiz harç ve masraflarından sorumlu olduğu, ayrıca davacının 01.03.2005 tarihinden itibaren ...’tan ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğu ve Hisse Devir Sözleşmesinde İHDS hükümlerinin saklı tutulduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14.05.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiyedeki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.
... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı şirket, tüm hisseleri davalı ...'a ait olmak üzere 29/05/2013 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye devredilerek 29/05/2013 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir.
Dava konusu ödeme, davacıya ait hisselerin tamamının kamuya ait olduğu, 29/05/2013 tarihli hisse satış sözleşmesinden önce yapılmıştır.
Özelleştirme aşamasında 29/05/2013 tarihinde Gediz EDAŞ tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları temel alınarak “devre esas” bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirilmiş olup dava konusu ödeme bilançoda yer almaksızın işlemler ikmal edilmek suretiyle Gediz EDAŞ'ın özel sektöre devri gerçekleştirilmiştir.
Bu halde, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden, davalı ...'tan geçmiş döneme ilişkin herhangi bir talepte bulunulamaz.
Keza, 29/05/2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve teslim aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve zapta karşı tekeffül hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan 29/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkı bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Ayrıca, özelleştirme sürecinde, taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin listeler hazırlanarak tesbit tutanakları düzenlenmiş olup, dava konusu ödemeye ilişkin dava ve icra dosyası bu tutanaklarda yer almamaktadır.
Hisselerin tamamının kamuya ait olduğu 29/05/2013 tarihi öncesi, yapılan ödeme nedeniyle davacının (devir öncesi) 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı ...'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 29/05/2013 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.
Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden sebepsiz zenginleşme, davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10769 E. 2017/3803 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, «rücu» talebine konu olayın İHDS’nin imzalanmasından önce yani «dağıtım» faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde meydana geldiği, bu olay nedeniyle «üçüncü kişi» tarafından açılan davaya istinaden davacının icra dosyasına 15.06.2011 tarihinde ödeme yaptığı, davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince icra dosyasına yapılan ödemeden ve davacı tarafından ödenen temyiz «harç» ve «masraflarından» sorumlu olduğu, ayrıca davacının 01.03.2005 tarihinden itibaren ...’tan ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip olduğu ve Hisse Devir Sözleşmesinde İHDS hükümlerinin saklı tutulduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddin …
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Diğer taraftan 29/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «rücu» talebine konu davada reddedilen kısmın davacı tarafından ödendiği, İHDS'nin 7. maddesi kapsamında «dağıtım» faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırıldığı ve İHDS öncesi dönemin sorumluluğunun davalıya bırakıldığı, gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.474,44 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… nan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca «harç» alınmasına mahal olmadığına,19.06.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (M) KARŞI OY Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Diğer taraftan 03.09.2010 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «rücu» talebine konu davada reddedilen kısmın davacı tarafından ödendiği, İHDS'nin 7. maddesi kapsamında «dağıtım» faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırıldığı ve İHDS öncesi dönemin sorumluluğunun davalıya bırakıldığı, gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.474,44 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2478 E. 2019/875 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · üçüncü kişi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, «rücu» talebine konu olayın İHDS’nin imzalanmasından önce yani «dağıtım» faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde meydana geldiği, bu olay nedeniyle «üçüncü kişi» tarafından açılan davaya istinaden davacının icra dosyasına 15.06.2011 tarihinde ödeme yaptığı, davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince icra dosyasına yapılan ödemeden ve davacı tarafından ödenen temyiz «harç» ve «masraflarından» sorumlu olduğu, ayrıca davacının 01.03.2005 tarihinden itibaren ...’tan ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip olduğu ve Hisse Devir Sözleşmesinde İHDS hükümlerinin saklı tutulduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddin …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki İHDS'nin 24.07.2006 tarihinde imzalandığı, dava konusu olaydan dolayı «üçüncü kişiye» ödemenin 15/06/2011 tarihinde yapıldığı, Hisse Devir Sözleşmesi'nin ise 28.05.2013 tarihinde imzalandığı, «hisse devri» yapıldığı tarihte davacı şirkete ait devir bilançosu çıkartılarak borç ve alacak «temlikinin» yapıldığı, bilanço üzerinden devir gerçekleşmiş ve şirketin yeni sahiplerinin yönetiminde faaliyetlerini sürdürdüğü, «rücu» talebine konu ödemelerin 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında yapılarak gerek davacı şirketin gerekse davalı ...'ın bilançosuna yansımış olmasına bağlı olarak ... tarafından yapılmış anlamına geleceği, rücu talebinin kabulü halinde ...'ın «mükerrer ödeme» yapması söz konusu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Diğer taraftan 29/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Benzer bu karardaDiğer taraftan 29/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
… evredildiği, sözleşmeden önce Menemen Asliye Hukuk Mahkemesine davanın açılmış olduğunu, İHDS imzalanmadan önce açılan dava sonucu verilen ilama istinaden dava dışı «üçüncü kişiye» ödeme yapan davacının İHDS'nin 7/4 maddesi uyarınca davalıdan talep edebileceği, ... yıllık «zamanaşımı» süresinin geçmediği ve davacının «ihbar yükümlülüğünün» bulunmadığı, davalının 16/01/2014 tarihinde «temerrüte» düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, 53.108,...
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı ....07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşme …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihbar yükümlülüğü · ihbar · avans faizi · temerrüt · zamanaşımı · kesin hüküm
Benzer bu kararda… evredildiği, sözleşmeden önce Menemen Asliye Hukuk Mahkemesine davanın açılmış olduğunu, İHDS imzalanmadan önce açılan dava sonucu verilen ilama istinaden dava dışı «üçüncü kişiye» ödeme yapan davacının İHDS'nin 7/4 maddesi uyarınca davalıdan talep edebileceği, ... yıllık «zamanaşımı» süresinin geçmediği ve davacının «ihbar yükümlülüğünün» bulunmadığı, davalının 16/01/2014 tarihinde «temerrüte» düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, 53.108,...
TL'nin 16/01/2014 «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye ....720,82 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 06/02/2019 tarihinde «kesin» olarak oyçokluğuyla karar verildi.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3350 E. 2018/3221 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · üçüncü kişi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, «rücu» talebine konu olayın İHDS’nin imzalanmasından önce yani «dağıtım» faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde meydana geldiği, bu olay nedeniyle «üçüncü kişi» tarafından açılan davaya istinaden davacının icra dosyasına 15.06.2011 tarihinde ödeme yaptığı, davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince icra dosyasına yapılan ödemeden ve davacı tarafından ödenen temyiz «harç» ve «masraflarından» sorumlu olduğu, ayrıca davacının 01.03.2005 tarihinden itibaren ...’tan ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip olduğu ve Hisse Devir Sözleşmesinde İHDS hükümlerinin saklı tutulduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddin …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki İHDS'nin 24.07.2006 tarihinde imzalandığı, dava konusu olaydan dolayı «üçüncü kişiye» ödemenin 15/06/2011 tarihinde yapıldığı, Hisse Devir Sözleşmesi'nin ise 28.05.2013 tarihinde imzalandığı, «hisse devri» yapıldığı tarihte davacı şirkete ait devir bilançosu çıkartılarak borç ve alacak «temlikinin» yapıldığı, bilanço üzerinden devir gerçekleşmiş ve şirketin yeni sahiplerinin yönetiminde faaliyetlerini sürdürdüğü, «rücu» talebine konu ödemelerin 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında yapılarak gerek davacı şirketin gerekse davalı ...'ın bilançosuna yansımış olmasına bağlı olarak ... tarafından yapılmış anlamına geleceği, rücu talebinin kabulü halinde ...'ın «mükerrer ödeme» yapması söz konusu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Diğer taraftan 29/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Benzer bu karardaDiğer taraftan 29/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
… kapsamına göre; dava konusu alacakla ilgili olayın İHDS’nin imza tarihinden önce gerçekleştiği ve davanın bu sözleşmeden önce açıldığı, bu nedenle davacı tarafından «üçüncü kişiye» ödenen miktarın tümünden davalı ...'ın sorumlu olduğu, dava açılmadan önce davalı «temerrüde» düşürülmediği için dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 56.097,47 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt tarihi · avans faizi · temerrüt · kesin hüküm · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaKarara karşı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur». ....Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının faiz başlangıcı yönünden kaldırılmasına, davanın kabulü ile 56.097,47 TL'nin «temerrüt tarihi» olan 16/01/2014 itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… kapsamına göre; dava konusu alacakla ilgili olayın İHDS’nin imza tarihinden önce gerçekleştiği ve davanın bu sözleşmeden önce açıldığı, bu nedenle davacı tarafından «üçüncü kişiye» ödenen miktarın tümünden davalı ...'ın sorumlu olduğu, dava açılmadan önce davalı «temerrüde» düşürülmediği için dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 56.097,47 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nin 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nin 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.873,02 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 07/05/2018 tarihinde «kesin» olarak oyçokluğuyla karar verildi.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3979 E. 2020/1086 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, «rücu» talebine konu olayın İHDS’nin imzalanmasından önce yani «dağıtım» faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde meydana geldiği, bu olay nedeniyle «üçüncü kişi» tarafından açılan davaya istinaden davacının icra dosyasına 15.06.2011 tarihinde ödeme yaptığı, davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince icra dosyasına yapılan ödemeden ve davacı tarafından ödenen temyiz «harç» ve «masraflarından» sorumlu olduğu, ayrıca davacının 01.03.2005 tarihinden itibaren ...’tan ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip olduğu ve Hisse Devir Sözleşmesinde İHDS hükümlerinin saklı tutulduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddin …
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Diğer taraftan 29/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Benzer bu kararda… lı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 29/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
TEDAŞ tarafından 20 adet «dağıtım» şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından yapılan ödemeden İHDS’nin 7. maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 71.502,10 TL’nin 15.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuş»; Ankara Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
İlk derece mahkemesince, bozma ilamına uyularak, kamulaştırmasız el atılan yerin davalı adına tescil edildiği, davacı tarafından yapılan ödemeden İHDS’nin 7. maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 71.502,10 TL’nin 15.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/836 E. 2018/2689 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · Rücuen alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, «rücu» talebine konu olayın İHDS’nin imzalanmasından önce yani «dağıtım» faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde meydana geldiği, bu olay nedeniyle «üçüncü kişi» tarafından açılan davaya istinaden davacının icra dosyasına 15.06.2011 tarihinde ödeme yaptığı, davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince icra dosyasına yapılan ödemeden ve davacı tarafından ödenen temyiz «harç» ve «masraflarından» sorumlu olduğu, ayrıca davacının 01.03.2005 tarihinden itibaren ...’tan ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip olduğu ve Hisse Devir Sözleşmesinde İHDS hükümlerinin saklı tutulduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddin …
Diğer taraftan 29/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki İHDS'nin 24.07.2006 tarihinde imzalandığı, dava konusu olaydan dolayı «üçüncü kişiye» ödemenin 15/06/2011 tarihinde yapıldığı, Hisse Devir Sözleşmesi'nin ise 28.05.2013 tarihinde imzalandığı, «hisse devri» yapıldığı tarihte davacı şirkete ait devir bilançosu çıkartılarak borç ve alacak «temlikinin» yapıldığı, bilanço üzerinden devir gerçekleşmiş ve şirketin yeni sahiplerinin yönetiminde faaliyetlerini sürdürdüğü, «rücu» talebine konu ödemelerin 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında yapılarak gerek davacı şirketin gerekse davalı ...'ın bilançosuna yansımış olmasına bağlı olarak ... tarafından yapılmış anlamına geleceği, rücu talebinin kabulü halinde ...'ın «mükerrer ödeme» yapması söz konusu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; İHDS’nin imzalanmasından önce davalı tarafından tahakkuk ettirilen kaçak elektrik faturası nedeniyle açılan «menfi tespit» davasında hükmedilen vekalet ücretinden İHDS’nin 7. maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu, ancak «harç» ve «masrafları» davalıya «rücu hakkı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.700,83 TL'nin 15/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde «harç» ve «masraflar» için davalıya «rücu» edilemeyeceği gerekçesiyle davacının harç ve masraflarına yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
Diğer taraftan 29/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:menfi tespit · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; İHDS’nin imzalanmasından önce davalı tarafından tahakkuk ettirilen kaçak elektrik faturası nedeniyle açılan «menfi tespit» davasında hükmedilen vekalet ücretinden İHDS’nin 7. maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu, ancak «harç» ve «masrafları» davalıya «rücu hakkı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.700,83 TL'nin 15/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15315 E. 2016/6471 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, «rücu» talebine konu olayın İHDS’nin imzalanmasından önce yani «dağıtım» faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde meydana geldiği, bu olay nedeniyle «üçüncü kişi» tarafından açılan davaya istinaden davacının icra dosyasına 15.06.2011 tarihinde ödeme yaptığı, davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince icra dosyasına yapılan ödemeden ve davacı tarafından ödenen temyiz «harç» ve «masraflarından» sorumlu olduğu, ayrıca davacının 01.03.2005 tarihinden itibaren ...’tan ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip olduğu ve Hisse Devir Sözleşmesinde İHDS hükümlerinin saklı tutulduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddin …
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Diğer taraftan 29/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Benzer bu kararda… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Diğer taraftan 29/12/2010 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Davacı şirket, tüm hisseleri davalı ...'a ait olmak üzere 29/12/2010 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı ...Elektrik Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri devredilerek 29/12/2010 tarihli hisse «satış sözleşmesi» akdedilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, dava konusu olayın önce gerçekleştiği, İHDS'den 7. md. uyarınca davalının sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 597.695,17-TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma «vekalet ücretinin» davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 30.621,42 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10/06/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10143 E. 2017/3329 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, «rücu» talebine konu olayın İHDS’nin imzalanmasından önce yani «dağıtım» faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde meydana geldiği, bu olay nedeniyle «üçüncü kişi» tarafından açılan davaya istinaden davacının icra dosyasına 15.06.2011 tarihinde ödeme yaptığı, davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince icra dosyasına yapılan ödemeden ve davacı tarafından ödenen temyiz «harç» ve «masraflarından» sorumlu olduğu, ayrıca davacının 01.03.2005 tarihinden itibaren ...’tan ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip olduğu ve Hisse Devir Sözleşmesinde İHDS hükümlerinin saklı tutulduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddin …
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Diğer taraftan 29/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Benzer bu kararda… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Diğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın «dağıtım» tesislerinin işletilmesinden kaynaklandığı ve İHDS’nin imza tarihinden öncesi döneme ait olduğu, davacının «kamulaştırma bedeli» olarak 16.000,00 TL ödediği ve bu bedelden davalının İHDS gereğince sorumlu olduğu, ayrıca davalının dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.000.00 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamulaştırma bedeli · avans faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın «dağıtım» tesislerinin işletilmesinden kaynaklandığı ve İHDS’nin imza tarihinden öncesi döneme ait olduğu, davacının «kamulaştırma bedeli» olarak 16.000,00 TL ödediği ve bu bedelden davalının İHDS gereğince sorumlu olduğu, ayrıca davalının dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.000.00 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/5080 E. , 2018/3495 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.03.2016 tarih ve 2014/1856-2016/214 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının özelleştirme kapsamına alınması ve 20 ayrı dağıtım şirketine ayrılması kapsamında müvekkili ile davalı arasında 24.07.2006 tarihinde "İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS)” akdedildiğini, anılan sözleşmenin üçüncü kişilerin hak iddialarını düzenleyen 7. maddesinde dağıtım faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırıldığını, anılan sözleşmeden önce dağıtım faaliyetlerin davalı tarafından yürütüldüğü sırada meydana gelen orman yangını nedeniyle Orman Genel Müdürlüğü tarafından müvekkili aleyhine açılan maddi tazminat davasının kabulüne karar verildiğini ve bu nedenle müvekkili tarafından icra dosyasına 31.859,66 TL ödendiğini ileri sürerek bu meblağın ve toplam 2.091,55 TL harç ve masrafların temerrüt tarihi olan 15/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin özelleştirilmesinin hisse satışı suretiyle gerçekleştirildiğini ve İHDS hükümleri uyarınca müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, ayrıca davacı tarafından düzenlenen devre esas bilanço ile geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki İHDS'nin 24.07.2006 tarihinde imzalandığı, dava konusu olaydan dolayı üçüncü kişiye ödemenin 15/06/2011 tarihinde yapıldığı, Hisse Devir Sözleşmesi'nin ise 28.05.2013 tarihinde imzalandığı, hisse devri yapıldığı tarihte davacı şirkete ait devir bilançosu çıkartılarak borç ve alacak temlikinin yapıldığı, bilanço üzerinden devir gerçekleşmiş ve şirketin yeni sahiplerinin yönetiminde faaliyetlerini sürdürdüğü, rücu talebine konu ödemelerin 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında yapılarak gerek davacı şirketin gerekse davalı ...'ın bilançosuna yansımış olmasına bağlı olarak ... tarafından yapılmış anlamına geleceği, rücu talebinin kabulü halinde ...'ın mükerrer ödeme yapması söz konusu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davacı şirketin ...’a ait olan tüm hisselerinin 28.05.2013 tarihinde Hisse Devir Sözleşmesi ile devredildiği, hisse devri yapıldığı tarihte davacı şirkete ait devir bilançosu çıkartılarak borç ve alacak temlikinin yapıldığı, davacı tarafından üçüncü kişiye yapılan ödeme tarihinin 15.06.2011 olduğu ve bu miktarın tarafların bilançosuna yansımış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı şirketin, sermayesinin tamamı ...'a ait olmak üzere 01.03.2005 tarihi itibariyle ...'tan ayrı tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başladığı, daha sonra davacı şirket ile ...
arasında 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalandığı, 29.05.2013 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi ile davacı şirketin ...’a ait olan hisselerinin tamamının ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye devredildiği, ancak Hisse Devir Sözleşmesinin 8.6. ve 9.4. maddelerinde 24.07.2006 tarihli İHDS’nin hükümlerinin saklı tutulduğu anlaşılmaktadır. Gerçekten, taraflar arasında düzenlenen 24.07.2006 tarihli İHDS ile elektrik dağıtım bölgesinde yer alan ve ... uhdesinde bulunan dağıtım sistemi, dağıtım tesisleri ve dağıtım tesislerinin işletilmesi için zorunlu taşınır ve taşınmazların, mülkiyet hakkı saklı kalmak koşuluyla, işletme hakkı davacı şirkete devredilmiş, sözleşmenin 7. maddesi ile dağıtım faaliyetinden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırılması yoluna gidilmiştir.
Ayrıca İHDS’nin 7.4. maddesi gereğince, dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin sorumluluğunun ...’a ait olduğu, ... tarafından yürütülmüş bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülebilecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu, bu talepleri konu alan icra takibi ve davaların ... tarafından yürütülüp sonuçlandırılacağı, bu takip ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün ... tarafından karşılanacağı belirtilmiştir. Bu durumda, mahkemece, rücu talebine konu olayın İHDS’nin imzalanmasından önce yani dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde meydana geldiği, bu olay nedeniyle üçüncü kişi tarafından açılan davaya istinaden davacının icra dosyasına 15.06.2011 tarihinde ödeme yaptığı, davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince icra dosyasına yapılan ödemeden ve davacı tarafından ödenen temyiz harç ve masraflarından sorumlu olduğu, ayrıca davacının 01.03.2005 tarihinden itibaren ...’tan ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğu ve Hisse Devir Sözleşmesinde İHDS hükümlerinin saklı tutulduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14.05.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiyedeki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.
... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı şirket, tüm hisseleri davalı ...'a ait olmak üzere 29/05/2013 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye devredilerek 29/05/2013 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir.
Dava konusu ödeme, davacıya ait hisselerin tamamının kamuya ait olduğu, 29/05/2013 tarihli hisse satış sözleşmesinden önce yapılmıştır.
Özelleştirme aşamasında 29/05/2013 tarihinde Gediz EDAŞ tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları temel alınarak “devre esas” bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirilmiş olup dava konusu ödeme bilançoda yer almaksızın işlemler ikmal edilmek suretiyle Gediz EDAŞ'ın özel sektöre devri gerçekleştirilmiştir.
Bu halde, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden, davalı ...'tan geçmiş döneme ilişkin herhangi bir talepte bulunulamaz.
Keza, 29/05/2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve teslim aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve zapta karşı tekeffül hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan 29/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkı bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Ayrıca, özelleştirme sürecinde, taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin listeler hazırlanarak tesbit tutanakları düzenlenmiş olup, dava konusu ödemeye ilişkin dava ve icra dosyası bu tutanaklarda yer almamaktadır.
Hisselerin tamamının kamuya ait olduğu 29/05/2013 tarihi öncesi, yapılan ödeme nedeniyle davacının (devir öncesi) 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı ...'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 29/05/2013 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.
Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden sebepsiz zenginleşme, davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Sonuç olarak, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi kapsamında bulunmaması nedeniyle 29/05/2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, 29/05/2013 günlü sözleşmeden önce gerçekleşen dava konusu ödemeden dolayı, 29/05/2013 sözleşmenin 9.3 ve 9.4 maddeleri gereğince davalının sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/424753800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz