YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5255 E. 2024/1594 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/125 E., 2020/162 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin on yılı ... süredir 2008/44924 sayılı ‘... engürüsağ lokman hekim hastanesi’ markasını kullandığını, dava konusu markaya yayın aşamasında itiraz edildiğini ve bu itiraz neticesinde markanın kısmen reddine karar verildiğini, davalının karara itiraz etmesi üzerine bu itirazın YİDK tarafından yerinde görüldüğünü ancak ilgili kararda kurul ... ve üyelerinin imzasının bulunmamasından dolayı usule ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu marka başvurusunun içerdiği lokman hekim ve sağlık ibarelerinin markaya ayırt edici nitelik kazandırmayan, herkes tarafından kullanılmaya açık jenerik ibareler olması nedeniyle markanın tescile elverişli olmadığını, iki markanın da ortak olarak lokman hekim ibaresini içerdiğini, 44 üncü sınıfta bulunan hizmetlerden faydalanmak isteyecek tüketicilerin davalı yanın sunduğu hizmetlere yönelebileceğini ileri sürerek YİDK’in 2018/M-11899 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı Vakıf vekili cevap dilekçesinde; YİDK'in öncelikle ilkeleri ortaya koyduğunu, kararda markaların bütün olarak bıraktığı izlenim itibariyle karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzer olmadığı, tıbbi hizmetler bakımından tüketicinin dikkat düzeyinin ortalamanın üzerinde olduğu görüşüne yer verdiğini, markaların logolarının tamamen farklı olduğunu, davacı markasında esas unsurun engürü ibaresi olduğunu, dava konusu markada ise lokman hekim ortak sağlık güvenlik merkezi olduğunu, her iki markada bulunan ibarelerin davacının da iddia ettiği üzere ayırt edici gücü zayıf, herkes tarafından kullanılabilen ibareler olduğunu, yapılan eklemeler ile marka olarak tescil edilebileceklerini, benzer olmayan markaların kapsadığı mal ve hizmetlerin benzer olup olmamasının önemli olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, yargılama konusu 2016/83366 sayılı marka ile davacıya ait 2008/44924 sayılı marka arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi bağlamında emtia benzerliği bulunduğu, ancak 2016/83366 sayılı marka ile davacıya ait 2008/44924 sayılı marka arasında 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi bağlamında işaret benzerliği bulunmadığı, işaretler arasında benzerlik olmadığı için 556 sayılı KHK 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi bağlamında iltibas ihtimalinin bulunmadığı, YİDK'in 15.01.2019 tarih ve 2018/M-11899 sayılı kararının yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı vakfın markasında halka mal olan "lokman hekim" ibaresinden başkaca ayırt edici ibare bulunmamasının mutlak ret nedeni olduğunu, başvuruda yer ... "lokman hekim", "sağlık" ve "güvenlik" gibi ifadelerin genel itibariyle sektörde kullanılmakta olup herhangi bir ayırt edici özelliğe sahip olmadığını, zira "lokman hekim" ibaresinin, sağlıkta müsemma tarihi bir kişi olarak sağlık alanında kullanımının ve tescilinin ... bir kişiye hasredilemeyeceğini, "lokman hekim" ile "ortak" ve "sağlık" kelimelerinin marka için ayırt edici nitelik kazandırmayacağını, "lokman hekim" ibaresinin sağlık alanında tescilinin mutlak red sebebi olduğu, bilirkişi raporunda dava konusu 2016/83366 sayılı marka ile müvekkiline ait 2008/44924 sayılı marka arasında 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi bağlamında emtia benzerliği bulunduğu belirtilmesine karşın iltibas ihtimalinin bulunmadığı yönündeki değerlendirmenin çelişkili olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı vakfın başvurusuna konu ibarenin "Lokman Hekim Ortak Sağlık Güvenlik Merkezi+ Şekil" olduğu, davacının bu başvuruya 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında itirazına mesnet gösterdiği "... Engürüsağ Lokman Hekim Hastanesi" markasına dayanarak itiraz ettiği, davalı Kurumun dava konusu edilen YİDK kararı ile markalar arasında iltibas olmadığı yönünde karar tesis ettiği, işbu davanın da anılan YİDK kararının iptaline ilişkin olduğu, dosya kapsamında yapılan incelemede davalının başvuru konusu yaptığı marka ile davacının itirazına mesnet gösterdiği marka arasında 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas olmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık tescili istenen marka ile itiraza mesnet markanın aynı ya da benzer olup olmadıkları ve dolayısıyla YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, "Lokman Hekim" ibaresinin tanımlayıcı olduğunun YİDK itirazında ileri sürülmemesine ve YİDK tarafından da bu hususta bir değerlendirme yapılmamış olmasına, davanın da sadece YİDK kararının iptali istemine ilişkin olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5844 E. 2022/2987 K.
Ortak:dava sebebi
İncelediğiniz kararda… kman hekim" ile "ortak" ve "sağlık" kelimelerinin marka için ayırt edici nitelik kazandırmayacağını, "lokman hekim" ibaresinin sağlık alanında tescilinin mutlak red «sebebi» olduğu, bilirkişi raporunda dava konusu 2016/83366 sayılı marka ile müvekkiline ait 2008/44924 sayılı marka arasında 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi bağlamında emtia benzerliği bulunduğu belirtilmesine karşın «iltibas» ihtimalinin bulunmadığı yönündeki değerlendirmenin çelişkili olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilm …
Benzer bu kararda… ı mütevaffa ...vekilince sunulan 13.06.2013 tarihli dilekçede, sözleşmedeki ...imzası açıkça kabul edildiğinden sonradan bu kabul ve beyanla çelişir şekilde murisin «mirasçısı» ... vekilince muris imzasının inkar edilmesinin dürüstlük ve iyi niyet kuralıyla bağdaşmadığı, bu sebeple bu yöndeki «istinaf sebebinin» yerinde görülmediği, davacı şirketin güncel «ticaret sicil» kayıtlarının dosyaya getirtildiği, davacı şirket hakkında herhangi bir takyidatın bulunmadığı görüldüğünden, HMK’nın 84 ve devam eden maddelerinin uygulanmamasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, sözleşmede taraflar arasında imzalanan «tek satıcılık sözleşmesinin» kapsam ve niteliğinin ortaya konulduğu, buna göre, dava konusu «cezai şart» alacağının, tek satıcılık sözleşmesi kapsamında üretici davalıların sözleşmede öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve/veya ihlali durumunda davacı tek satıcının tek taraflı olarak «sözleşmeyi feshi» halinde öngörüldüğü, somut olayda davacının tek satıcılık hizmetine bağlı olarak sözleşme konusu ürünlerin tanıtımları için reklam harcaması yaptığı, sözleşmede «alım taahhüdünün» bulunmadığı, sözleşme süresi içinde mal alım cirosu gözetildiğinde davalılara iade işleminin % 8 civarında olduğu, kaldı ki davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediği ve/veya ihlaline yönelik sözleşme süresi içerisinde «temerrüde» düştüğünün davalılar tarafından ispat edilemediği, buna karşın davalılar tarafından tek satıcılık sözleşmesine konu olan ürünlerin sözleşme hükümlerine aykırı olarak «son» tüketiciye ve piyasaya arzının yapıldığının dosya kapsamıyla sabit olduğu, davacının sözleşmeyi feshinde ve sözleşmede düzenlenen cezai şartı istemekte haklı olduğu, tek satıcılık sözleşmesinin taraflarından olan gerçek kişilerin «tacir» olmadığından bahisle haklarında cezai şart yönünden «tenkis» hükümlerinin tatbiki doğru değil ise de, istinaf edenlerin sıfatı gözetilerek yalnızca bu hususa değinilmekle yetinildiği, hakimin takdir hakkını kullanarak yapmış olduğu indirim miktarı «vekalet ücretinin» hesabında dikkate alınamayacağından reddolunan kısım üzerinden davalılar lehine vekalet ücretine ve «yargılama giderlerine» hükmedilmeyerek hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi’nin müteveffa ...mirasçısı ... hakkındaki hüküm fıkrasında, «icra inkar tazminatı» yönünden sehven davalı ... isminin yazılmış olmasının karar yerinde her zaman düzeltilebilecek «maddi hata» niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davalılar Nurs Lokman Hekim ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alım taahhüdü · tek satıcılık sözleşmesi · tenkis · yetki şartı · tek satıcılık · kabul beyanı · istinaf sebebi · tefrik
Benzer bu kararda… ı mütevaffa ...vekilince sunulan 13.06.2013 tarihli dilekçede, sözleşmedeki ...imzası açıkça kabul edildiğinden sonradan bu kabul ve beyanla çelişir şekilde murisin «mirasçısı» ... vekilince muris imzasının inkar edilmesinin dürüstlük ve iyi niyet kuralıyla bağdaşmadığı, bu sebeple bu yöndeki «istinaf sebebinin» yerinde görülmediği, davacı şirketin güncel «ticaret sicil» kayıtlarının dosyaya getirtildiği, davacı şirket hakkında herhangi bir takyidatın bulunmadığı görüldüğünden, HMK’nın 84 ve devam eden maddelerinin uygulanmamasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, sözleşmede taraflar arasında imzalanan «tek satıcılık sözleşmesinin» kapsam ve niteliğinin ortaya konulduğu, buna göre, dava konusu «cezai şart» alacağının, tek satıcılık sözleşmesi kapsamında üretici davalıların sözleşmede öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve/veya ihlali durumunda davacı tek satıcının tek taraflı olarak «sözleşmeyi feshi» halinde öngörüldüğü, somut olayda davacının tek satıcılık hizmetine bağlı olarak sözleşme konusu ürünlerin tanıtımları için reklam harcaması yaptığı, sözleşmede «alım taahhüdünün» bulunmadığı, sözleşme süresi içinde mal alım cirosu gözetildiğinde davalılara iade işleminin % 8 civarında olduğu, kaldı ki davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediği ve/veya ihlaline yönelik sözleşme süresi içerisinde «temerrüde» düştüğünün davalılar tarafından ispat edilemediği, buna karşın davalılar tarafından tek satıcılık sözleşmesine konu olan ürünlerin sözleşme hükümlerine aykırı olarak «son» tüketiciye ve piyasaya arzının yapıldığının dosya kapsamıyla sabit olduğu, davacının sözleşmeyi feshinde ve sözleşmede düzenlenen cezai şartı istemekte haklı olduğu, tek satıcılık sözleşmesinin taraflarından olan gerçek kişilerin «tacir» olmadığından bahisle haklarında cezai şart yönünden «tenkis» hükümlerinin tatbiki doğru değil ise de, istinaf edenlerin sıfatı gözetilerek yalnızca bu hususa değinilmekle yetinildiği, hakimin takdir hakkını kullanarak yapmış olduğu indirim miktarı «vekalet ücretinin» hesabında dikkate alınamayacağından reddolunan kısım üzerinden davalılar lehine vekalet ücretine ve «yargılama giderlerine» hükmedilmeyerek hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi’nin müteveffa ...mirasçısı ... hakkındaki hüküm fıkrasında, «icra inkar tazminatı» yönünden sehven davalı ... isminin yazılmış olmasının karar yerinde her zaman düzeltilebilecek «maddi hata» niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davalılar Nurs Lokman Hekim ...
Şti. hakkındaki davanın «tefrik» edildiği, taraflar arasında imzalanan 11.01.2010 tarihli «tek satıcılık sözleşmesinin» giriş bölümünde yer alan davacının "İşbu sözleşmenin taraflarından ...üreticiler tarafından üretilen ve işbu sözleşmede belirtilen ürünlerin yurt içi ve yurt dışındaki tek satıcısıdır", "Üretici olarak geçen her iki firma da bu ürün gruplarının marka ve tescili ile başka ürün gruplarının satışını yapmayacakları gibi, farklı marka tescil ve Tarım Bakanlığı izinleriyle bu ürün grupları ile aynı içerikte olan ve/veya aynı amaca hizmet eden diğer ürün gruplarını da sözleşme süresi boyunca satıp- dağıtamayacaklarını ve pazarlayamayacaklarını gayrikabili «rücu» olarak «kabul, beyan» ve «taahhüt» ederler" hükümleri, ayrıca sözleşmenin 40.01.1, 40.01.2, 40.01.3 maddelerinde yer alan hükümler karşısında, davalılar tarafından tek satıcılık sözleşmesine konu olan dava konusu ürünlerin sözleşme hükümlerine uygun olmadan «son» tüketiciye ve piyasaya arzının yapıldığının tespit edildiği, bu sebeple davacının sözleşmeyi feshinde haklı olduğu, sözleşmenin 8. maddesi hükmünde, "Üreticiler işbu sözleşmeyi ihlâl ettiği takdirde tek satıcıya “1.000.000 TL (Bir milyon Türk lirası) bedelini «cezai şart» olarak ödemek zorundadır" düzenlemesinin yer aldığı, davacının cezai şartı talep edebileceği, davalılardan Nurs Lokman Hekim … Ltd Şti. dışındaki davalıların «tacir» niteliğini haiz olmadığı, sözleşmenin «fesih» tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 161. maddesi hükmü gereğince tacir olmayan kişiler yönünden belirlenen cezai şartın fahiş olması halinde kanun koyucunun hakime cezai şartı indirme mecburiyeti getirdiği, buna göre tacir olmayan davalıların sosyal ve ekonomik durumlarına göre sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın davalı ... için 150.000,00 TL'ye, davalı, «mirasçı» ... için ise 15.000,00 TL'ye indirildiği, davalı Nurs Lokman Hekim ...
İlk Derece Mahkemesi’nce, sözleşmedeki «yetki şartı» gereğince, icra dairesinin «yetkisine» yönelik itirazın yerinde olmadığı, davalılardan Tansalp Bitkisel Ürünler ...
Ltd Şti yönünden ise «cezai şartı» ödemesinin ekonomik olarak mahvına neden olmayacağı sonucuna varıldığı, «tenkise» tabi tutulan cezai şart alacağı yönünden «icra inkar tazminatına» hükmedildiği, davalı şirket yönünden ise icra takip tarihi itibariyle % 40 oranında İİK’nın 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı Nurs Lokman Hekim Gıda Tarım Bitki ve Botanik Medikal San ve Tic.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2927 E. 2022/8330 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:down sendromu · aydınlatma yükümlülüğü · avans faizi
Benzer bu kararda… bbi açıdan gerekli ve uygun teşhis, tedavi noktasında hekimin özenle görevini yapma yükümlüğünü yerine getirdiğinin anlaşılamadığı, daha da önemlisi hekimin çocuğun «down sendromlu» olarak doğması ihtimalini tespit etmeye yarayacak şekilde gerekli bilgilendirme ve uyarıları tam ve eksiksiz yapmadığı, özellikle anne adayının yaşı, hekim tarafından muayene edildiği tarih karşısında davacı annenin karşılaşabileceği fayda ve riskleri konusunda gerekli bilgilendirmeyi davacı anne açısından yapmadığı, bu suretle hekimin «aydınlatma yükümlülüğünü» açıklanan hükümlere uygun şekilde yerine getirdiğinin davalı ... tarafından ispatlanamadığı, nitekim hekimin görev yaptığı hastanenin teşhis ve tedaviye ilişkin tuttuğu kayıt ve belgelerin, davalının lehine sigorta yaptığı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü gerçekleştirmesi, en önemlisi gerekli testlerin yapılması yönünde hareket ettiğini göstermekten uzak olduğu, esasen dava dışı hekim ile hastane arasındaki iç ilişkiye dair her türlü eksiklik ve yanlışlığın ise dış ilişki çerçevesinde davacıları hukuken bağlayamayacağı, davacıların maddi ve manevi zarara uğradığı gerekçesiyle, davacı küçük ... tarafından, davalı aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının kabulüne, küçük ... için 279.000,00 TL iş göremezlik tazminatı ile 1.000,00 TL bakıcı ücretinin, küçük ... için 60.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihi olan 25/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek TCMB kısa vadeli kredilere uyguladığı «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile Küçük ...'a ödenmesine, davacı Anne ... ve davacı baba ... tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının kabulüne, …
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mevcut kayıtlara göre, sigortalı hekimin hastayı «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirdiğinin ispatlanamamış olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/270 E. 2017/765 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ilişkisi · sorumluluk sigortası · ihbar · görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi, davalı ile davanın «ihbarı» istenen hekim 3.kişi ... arasında 11.08.2015 - 11.08.2016 tarihleri arasında geçerli olarak yapıldığı, Sigorta Hukukunun 6102 sayılı TTK'nın 1401 ve devamı maddelerinde düzenlendiği, TTK'nın 4. maddesi uyarınca bu yasadan doğan hususların ticari dava sayılacağı, poliçenin niteliği dikkate alındığında, zorunlu poliçe olması nedeniyle 6502 sayılı Kanun'un 3. maddesinde yer alan sigorta kapsamı dahilinde değerlendirilemeyeceği, ayrıca davalı ile davacı arasında «vekalet ilişkisi» bulunmadığından davalının «sorumluluğunun sigorta» hukukundan kaynaklandığı, asliye ticaret mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5255 E. , 2024/1594 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1099 Esas, 2022/432 Karar
DAVALILAR 1.... vekili Avukat ...
2.Türk Patent ve Marka Kurumu vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/125 E., 2020/162 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin on yılı ... süredir 2008/44924 sayılı ‘... engürüsağ lokman hekim hastanesi’ markasını kullandığını, dava konusu markaya yayın aşamasında itiraz edildiğini ve bu itiraz neticesinde markanın kısmen reddine karar verildiğini, davalının karara itiraz etmesi üzerine bu itirazın YİDK tarafından yerinde görüldüğünü ancak ilgili kararda kurul ... ve üyelerinin imzasının bulunmamasından dolayı usule ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu marka başvurusunun içerdiği lokman hekim ve sağlık ibarelerinin markaya ayırt edici nitelik kazandırmayan, herkes tarafından kullanılmaya açık jenerik ibareler olması nedeniyle markanın tescile elverişli olmadığını, iki markanın da ortak olarak lokman hekim ibaresini içerdiğini, 44 üncü sınıfta bulunan hizmetlerden faydalanmak isteyecek tüketicilerin davalı yanın sunduğu hizmetlere yönelebileceğini ileri sürerek YİDK’in 2018/M-11899 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı Vakıf vekili cevap dilekçesinde; YİDK'in öncelikle ilkeleri ortaya koyduğunu, kararda markaların bütün olarak bıraktığı izlenim itibariyle karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzer olmadığı, tıbbi hizmetler bakımından tüketicinin dikkat düzeyinin ortalamanın üzerinde olduğu görüşüne yer verdiğini, markaların logolarının tamamen farklı olduğunu, davacı markasında esas unsurun engürü ibaresi olduğunu, dava konusu markada ise lokman hekim ortak sağlık güvenlik merkezi olduğunu, her iki markada bulunan ibarelerin davacının da iddia ettiği üzere ayırt edici gücü zayıf, herkes tarafından kullanılabilen ibareler olduğunu, yapılan eklemeler ile marka olarak tescil edilebileceklerini, benzer olmayan markaların kapsadığı mal ve hizmetlerin benzer olup olmamasının önemli olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, yargılama konusu 2016/83366 sayılı marka ile davacıya ait 2008/44924 sayılı marka arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi bağlamında emtia benzerliği bulunduğu, ancak 2016/83366 sayılı marka ile davacıya ait 2008/44924 sayılı marka arasında 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi bağlamında işaret benzerliği bulunmadığı, işaretler arasında benzerlik olmadığı için 556 sayılı KHK 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi bağlamında iltibas ihtimalinin bulunmadığı, YİDK'in 15.01.2019 tarih ve 2018/M-11899 sayılı kararının yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı vakfın markasında halka mal olan "lokman hekim" ibaresinden başkaca ayırt edici ibare bulunmamasının mutlak ret nedeni olduğunu, başvuruda yer ... "lokman hekim", "sağlık" ve "güvenlik" gibi ifadelerin genel itibariyle sektörde kullanılmakta olup herhangi bir ayırt edici özelliğe sahip olmadığını, zira "lokman hekim" ibaresinin, sağlıkta müsemma tarihi bir kişi olarak sağlık alanında kullanımının ve tescilinin ... bir kişiye hasredilemeyeceğini, "lokman hekim" ile "ortak" ve "sağlık" kelimelerinin marka için ayırt edici nitelik kazandırmayacağını, "lokman hekim" ibaresinin sağlık alanında tescilinin mutlak red sebebi olduğu, bilirkişi raporunda dava konusu 2016/83366 sayılı marka ile müvekkiline ait 2008/44924 sayılı marka arasında 556 sayılı KHK'nın 8 ...
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi bağlamında emtia benzerliği bulunduğu belirtilmesine karşın iltibas ihtimalinin bulunmadığı yönündeki değerlendirmenin çelişkili olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı vakfın başvurusuna konu ibarenin "Lokman Hekim Ortak Sağlık Güvenlik Merkezi+ Şekil" olduğu, davacının bu başvuruya 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında itirazına mesnet gösterdiği "... Engürüsağ Lokman Hekim Hastanesi" markasına dayanarak itiraz ettiği, davalı Kurumun dava konusu edilen YİDK kararı ile markalar arasında iltibas olmadığı yönünde karar tesis ettiği, işbu davanın da anılan YİDK kararının iptaline ilişkin olduğu, dosya kapsamında yapılan incelemede davalının başvuru konusu yaptığı marka ile davacının itirazına mesnet gösterdiği marka arasında 556 sayılı KHK'nın 8 ...
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas olmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık tescili istenen marka ile itiraza mesnet markanın aynı ya da benzer olup olmadıkları ve dolayısıyla YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 ... maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, "Lokman Hekim" ibaresinin tanımlayıcı olduğunun YİDK itirazında ileri sürülmemesine ve YİDK tarafından da bu hususta bir değerlendirme yapılmamış olmasına, davanın da sadece YİDK kararının iptali istemine ilişkin olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1020407500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz