Re'sen gözetilme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/10842 E. 2014/17418 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
re'sen gözetilme↗ ön inceleme aşaması↗ ticaret sicilinden terkin↗ ihtisas mahkemesi↗ sicilden terkin↗ kamu düzeni↗ terkin↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu büfelerin bulunduğu yerin meydan olduğu, bu durumun tanık anlatımları ile de umuma mal olduğu, meydan denilince bunun anlaşıldığı gibi tanık beyanlarından da dükkan isimlerinden çok dükkanların sahiplerinin ismiyle anıldığı, dolayısıyla ismin umuma ait bir isim olduğu ve ismin kullanılmasından kaynaklı bir karışıklık olmadığı grekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Taraflar arasındaki dava, Türk Ticaret Kanunu'nun 52. maddesine dayalı olarak açılan ticaret ünvanına tecavüzün önlenmesi ve davalı ünvanının ticaret sicilinden terkini istemine yöneliktir. Davacı, 5846 sayılı FSEK’ten kaynaklanan eser sahipliği haklarına ya da 551, 554 ve 556 sayılı KHK’lardan kaynaklanan tescilli sınai mülkiyet haklarına dayalı bir hak iddiası ile talepte bulunmamıştır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca ileri sürülmese de yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir.
Bu durumda, uyuşmazlığın TTK’nın 52 ve devamı maddelerinde düzenlenen ticaret ünvanına tecavüzün önlenmesi ve sicilden terkin davası niteliğinde bulunması nedeniyle, davaya bakmak genel mahkemelerin görevi dahilinde bulunduğu halde, mahkemece ihtisas mahkemesi sıfatıyla işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10326 E. 2014/16830 K.
Ortak:ihtisas mahkemesi · sicilden terkin · terkin · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaBu durumda, uyuşmazlığın TTK’nın 52 ve devamı maddelerinde düzenlenen ticaret ünvanına tecavüzün önlenmesi ve «sicilden terkin» davası niteliğinde bulunması nedeniyle, davaya bakmak genel mahkemelerin görevi dahilinde bulunduğu halde, mahkemece «ihtisas» mahkemesi sıfatıyla işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
1- Taraflar arasındaki dava, Türk Ticaret Kanunu'nun 52. maddesine dayalı olarak açılan ticaret ünvanına tecavüzün önlenmesi ve davalı ünvanının «ticaret sicilinden terkini» istemine yöneliktir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının tescilli marka hakkına dayanarak «haksız rekabet» iddiası ile dava açtığı, 556 sayılı KHK 71. maddesi gereğince «ihtisas» mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin davaya bakmakla «görevli» olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönüden reddine karar verilmiştir.
… ıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere dava dilekçesinde ticaret ünvanına tecavüzün yanı sıra markaya tecavüzden de bahsedilmişse de, dava dilekçesinin ikinci ve «son» sayfasında açıkça 556 sayılı KHK'dan kaynaklanan her türlü yasal dava ve talep hakları saklı tutularak, ticaret ünvanına «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması, maddi durumun kaldırılması ve davalı şirket ticaret ünvanının «sicilden terkini» isteminde bulunulmakla, dava dilekçesinde marka hakkına dayalı bir istem bulunmadığından mahkemece verilen «görevsizlik» kararı doğru olmayıp, kararın bozulması gerekmiştir.
Dava, ticaret ünvanına tecavüz nedeniyle «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması, ticaret ünvanının «terkini» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:görevsizlik kararı · haksız rekabet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… ıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere dava dilekçesinde ticaret ünvanına tecavüzün yanı sıra markaya tecavüzden de bahsedilmişse de, dava dilekçesinin ikinci ve «son» sayfasında açıkça 556 sayılı KHK'dan kaynaklanan her türlü yasal dava ve talep hakları saklı tutularak, ticaret ünvanına «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması, maddi durumun kaldırılması ve davalı şirket ticaret ünvanının «sicilden terkini» isteminde bulunulmakla, dava dilekçesinde marka hakkına dayalı bir istem bulunmadığından mahkemece verilen «görevsizlik» kararı doğru olmayıp, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının tescilli marka hakkına dayanarak «haksız rekabet» iddiası ile dava açtığı, 556 sayılı KHK 71. maddesi gereğince «ihtisas» mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin davaya bakmakla «görevli» olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönüden reddine karar verilmiştir.
Dava, ticaret ünvanına tecavüz nedeniyle «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması, ticaret ünvanının «terkini» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/10842 E. , 2014/17418 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SARAYKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 18/11/2013
NUMARASI 2013/29-2013/386
Taraflar arasında görülen davada Sarayköy Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/11/2013 tarih ve 2013/29-2013/386 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin esnaf olup “... Büfe” unvanı ile esnaf siciline kayıtlı olduğunu, davalının ise 16.12.2009 tarihinde “... Tekel Bayii “olarak ticaret siciline kendini kaydettirdiğini, müvekkilinin “M...” ibaresi üzerinde öncelik ve üstünlük hakkının söz konusu olduğunu, tescilde öncelik ilkesi gereği Meydan unvanının müvekkilinden sonra tescil ettiren davalının Meydan unvanının kullanmaktan yasaklanmasını ve ticaret sicilinden silinmesi gerektiğini, Sarayköy'de ... Tekel Büfe denince herkesin aklına müvekkilinin işyerinin geldiğini, davalının bunu bildiği için bu ismi seçtiğini ,tanınmışlıktan istifade etmek istediğini, davalının müvekkilinin unvanını haksız bir şekilde kullandığını ileri sürerek, müvekkilinin Meydan ibaresini kullanmakta öncelikli hak sahibi olduğunun tespitine, meydan ibaresinin davalının ticaret unvanından silinmesine, davalının meydan ibaresini kullanmasının önlenmesi ve yasaklanmasına, giderleri davalıya ait olmak üzere gazetede yayınlanmasına karar verilmesinin talep ve dava etmiştir .
Davalı vekili, müvekkilinin 16.02.2009 tarihinden bu yana H.. S..-... Tekel Bayii unvanı ile kayıtlı tacir olduğunu, yöre halkınca Sarayköy meydanı olarak bilinen mevkide perakende bakkaliye işi ile uğraştığını, müvekkilinin ticari unvanının usulünce ilan edilip tescil edildiğini, ... Tekel Bayii markasını adına tescil ettirmek için 31.08.2012 tarihinde Türk Patent Enstitüsü'ne 2012/7413 sayı ile başvurulduğunu, müvekkilinin üç yıla yakın bir zamandır meydan sözcüğünü kullandığını, bu süre zarfında davacının buna ses çıkarmadığını ancak Türk Patent Enstitüsü'ne marka başvurusunda bulunması üzerine bu davayı açtığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu büfelerin bulunduğu yerin meydan olduğu, bu durumun tanık anlatımları ile de umuma mal olduğu, meydan denilince bunun anlaşıldığı gibi tanık beyanlarından da dükkan isimlerinden çok dükkanların sahiplerinin ismiyle anıldığı, dolayısıyla ismin umuma ait bir isim olduğu ve ismin kullanılmasından kaynaklı bir karışıklık olmadığı grekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Taraflar arasındaki dava, Türk Ticaret Kanunu'nun 52. maddesine dayalı olarak açılan ticaret ünvanına tecavüzün önlenmesi ve davalı ünvanının ticaret sicilinden terkini istemine yöneliktir. Davacı, 5846 sayılı FSEK’ten kaynaklanan eser sahipliği haklarına ya da 551, 554 ve 556 sayılı KHK’lardan kaynaklanan tescilli sınai mülkiyet haklarına dayalı bir hak iddiası ile talepte bulunmamıştır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca ileri sürülmese de yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir.
Bu durumda, uyuşmazlığın TTK’nın 52 ve devamı maddelerinde düzenlenen ticaret ünvanına tecavüzün önlenmesi ve sicilden terkin davası niteliğinde bulunması nedeniyle, davaya bakmak genel mahkemelerin görevi dahilinde bulunduğu halde, mahkemece ihtisas mahkemesi sıfatıyla işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102028100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz