Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5173 E. 2024/1470 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yanıltıcı beyan↗ basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü↗ müşteri portföyü↗ ticari temerrüt faizi↗ dürüstlük kuralına aykırılık↗ i̇i̇k 258↗ kötüleme↗ delil tespiti↗ işlemden kaldırma↗ haksız eylem↗ iyiniyet↗ basiretli tacir↗ dürüstlük kuralı↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr kaybı↗ kötü niyet↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ maddi ve manevi tazminat↗ esastan ret↗ ihtarname↗ tacir↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ ilan↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2017/720 E., 2019/258 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, meni, giderilmesi, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ürettiği ürünler üzerinde yazılı bulunan "Morfose" markasının Türkiye'nin her yerinde bilindiğini ve bir çok kuaför ve güzellik salonlarında kullanıldığını, davalı tarafın müvekkilleri hakkında ülke içinde ve dışında haksız ve yanlış beyanlarda bulunduğunu, haksız rekabet teşkil eden eylemler de bulunduklarını, müvekkil şirketin ürünlerinin satıldığı firmalara ihtarname göndererek ya da sözlü olarak müvekkil şirketten aldıkları saç köpüklerinin marka haklarının kendilerine ait tescilli markaların taklit veya benzeri olduğunu, bu ürünlerin alınmaması gerektiğini, şayet alınırsa haklarında Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulacağı ihtarında bulunduklarını, davalı tarafın müvekkil şirketin müşteri portföyüne gönderdiği ihtarlarda müvekkilinin kötü niyetli olduğunu ve haklarında dava açıldığını ileri sürdüğünü, davalının bu kötü niyet ve haksız rekabeti ve gerçeğe aykırı beyanları neticesinde bu firmaların artık müvekkil şirketten ürün almaktan vazgeçtiklerini, bu nedenle müvekkillerinin itibarının, ticari hayatının ve kredisinin zarar gördüğünü ve müşteri kaybına uğradıklarını, müvekkilleri hakkında değişik iş dosyasında alınmış bir bilirkişi raporu olduğunu, bu rapora itiraz ettiklerini, fakat davalının sanki müvekkili hakkında çıkmış bir hüküm varmış gibi hareket ederek, müşteri kaybına uğramasını ve kendi ürünlerinin ön plana çıkarmayı amaç edindiğini, müvekkillerinin uğradığı haksız eylemler nedeni ile davalı tarafa noter aracılığı ile ihtarname de gönderdiklerini beyanla, davalının fiil ve eylemlerinin haksız olduğunun tespiti ile haksız rekabetin men'ine, davalının yanlış ve yanıltıcı beyanlarının düzeltilmesine ve masrafı davalıdan alınarak hükmün ilanına, 1.000,00 TL maddi tazminat ile 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan fiil ve eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren ticari temerrüt faiz işletilerek tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili adına tescilli "Milk Shake İt" markası ile davacı tarafın tescil ettirmediği "Morfose Milk Shake İt" ibaresinin, iltibas yarattığını, müşteri kitlesi aynı olduğundan müvekkilinin hakkına tecavüz edildiğini, bu tecavüzün önlenmesi amacıyla davacı taraf hakkında delil tespiti yaptırıldığını ve davacının haksız eylemlerinin alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, davacının ısrarlı eylemleri sonucunda hakkında müvekkil tarafından yapılan suç duyurusu neticesinde başlatılan soruşturma sürecinde davacının evinde yapılan aramada "Morfose Milk Shake İt" ibareli 03.07.2014 tarihli 1 adet boş ürüne ve aynı ibareli boş ürün ambalajına el konulduğunu, soruşturma neticesinde de kamu davası açıldığını, bu davanın halen devam ettiğini, müvekkilinin markasını birebir taklit ederek üretilen ürünleri davacıdan satın ... müşterilere de ihtarname gönderme nedeninin kişileri iyiniyetle, dava açılmadan uyarmak olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı davalının dava dışı 3 üncü kişilere haksız ve kötü niyetli olarak ihtarname gönderdiği bu durumun marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu ve haksız rekabet yarattığı iddiasıyla iş bu davayı açmış ise de; davacının tescilli markasının bulunmadığı, gönderilen ihtarnamelerde davacıya ait herhangi bir markanın yer almadığı, haksız rekabet yönünden ise davalının tescilli markasının iltibasa sebebiyet verecek şekilde izinsiz kullanımından kaynaklı yaptırmış olduğu tespit sonrası, mevzuat kapsamında marka hakkının korunmasına yönelik ve dürüstlük kuralı aykırı olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan ve davacıya ait herhangi bir markaya gönderme yapmaksızın kendi tescilli markasını içeren ihtarnamelerin haksız rekabet olarak değerlendirilmesinin bilirkişi raporundaki tespitlerin aksine haksız rekabet olarak kabulünün mümkün olmadığı, esasen yapılan tespit sonrası sunulan rapor içeriği dikkate alındığında herhangi bir izin ya da lisansa dayalı olmayan davacı kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulünün gerektiği, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünde olan davacının aynı sektörde faaliyet gösteren davalının tescilli markasını bildiği ya da bilmesinin gerektiği, buna rağmen satış ve pazarlama gerçekleştirdiği dikkate alındığında davalının tedbir niteliğindeki ihtarları çekmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, müvekkili lehine tespitler yapılmasına rağmen bu raporun dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verildiğini. davalının, müvekkili şirketin müşterilerine göndermiş olduğu ihtarnameleri daha tescil işlemleri sonuçlanmadan, hak sahipliği anlaşılmadan gönderdiğini, kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan ihtarname göndermesinin haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilinin TPE’ deki başvuruların reddinin ardından ilgili ibareleri kullanmadığını, davalının bilinçli olarak müvekkillerini zarara uğratmak, piyasadaki itibarlarını zedelemek amacıyla tespit ettiği ve piyasada en çok iş yaptığı müşterilerine ihtarname gönderdiğini, davalının da açıkça belirttiği üzere markalarla ilgili itiraz sürecinin tamamlanmasının ardından 23.12.2014 tarihinde başvurunun reddine ve başvurunun işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, oysa davalının müvekkilinin müşterilerine daha marka başvuru işlemleri tamamlanmaksızın belirtilen tarihten önce ve kesinleşmiş herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın haksız olarak ihtar gönderdiğini, ihtarların haksız rekabete ilişkin hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 55 ... maddesinin birinci fıkrasının e bendinde iş şartlarına uymamanın haksız rekabet hali olarak düzenlendiğini, bu maddenin "iş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur" hükmünü içerdiğini, işin uzmanı bilirkişilerce düzenlenen raporun gözetilerek davanın kabulü gerektiğini. davalının gönderdiği ihtarname içerikleri incelendiğinde, müvekkilinin ve ürünlerinin açıkça kötülendiğini, ihtarnamedeki “gerçeğin davacı müşterilerinin tarafından da öğrenilmesini sağlamak….” beyanıyla asıl amacın müvekkillerini kötülemek olduğunun açıkça görülebildiğini, bu ihtarların davalının hak sahipliği netleşmemişken gönderildiğini, beyanla mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları aynen tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti, meni, giderilmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklar Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5788 E. 2010/7726 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:el koyma · şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · kâr payı · yetkisizlik kararı · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, davaya konu «ortaklar kurulu» kararında davacının şirket «payının» 70 olmasına rağmen 35 pay olarak yanlış yazıldığı, ihtarları imzalayan «şirket müdürü» ...’in müdürlük «yetkisinin» ortaklar kurulu kararıyla ihtarlardan önce kaldırıldığından ihtarların geçerli olmadığı ve davacının sermaye «koyma» borcunu yerine getirmediğine ilişkin delil «ibraz» edilmediği gerekçeleriyle davanın kabulüne, ortak kurulunun 11.11.2006 tarihli 9 nolu kararının iptaline karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4006 E. 2019/5272 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tespit davası
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, başvurular ile redde mesnet alınan markaların benzerlikleri hususu kurum kararlarının iptali istemi ile inceleneceği ve ayrıca «tespit davası» açılmasına cevaz veren bir düzenlemenin bulunmadığı hususları nazara alındığındatespit isteminin reddi gerektiği, kurum kararlarının iptali bakımından ise redde me …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6243 E. 2023/1170 K.
Ortak:kötü niyet · iltibas
İncelediğiniz kararda… ğini ve bir çok kuaför ve güzellik salonlarında kullanıldığını, davalı tarafın müvekkilleri hakkında ülke içinde ve dışında haksız ve yanlış beyanlarda bulunduğunu, «haksız rekabet» teşkil eden eylemler de bulunduklarını, müvekkil şirketin ürünlerinin satıldığı firmalara «ihtarname» göndererek ya da sözlü olarak müvekkil şirketten aldıkları saç köpüklerinin marka haklarının kendilerine ait tescilli markaların taklit veya benzeri olduğunu, bu ürünlerin alınmaması gerektiğini, şayet alınırsa haklarında Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulacağı ihtarında bulunduklarını, davalı tarafın müvekkil şirketin «müşteri portföyüne» gönderdiği «ihtarlarda» müvekkilinin kötü niyetli olduğunu ve haklarında dava açıldığını ileri sürdüğünü, davalının bu «kötü niyet» ve haksız rekabeti ve gerçeğe aykırı beyanları neticesinde bu firmaların artık müvekkil şirketten ürün almaktan vazgeçtiklerini, bu nedenle müvekkillerinin itibarının, ticari hayatının ve kredisinin zarar gördüğünü ve müşteri «kaybına» uğradıklarını, müvekkilleri hakkında değişik iş dosyasında alınmış bir bilirkişi raporu olduğunu, bu rapora itiraz ettiklerini, fakat davalının sanki müvekkili hakkında çıkmış bir hüküm varmış gibi hareket ederek, müşteri kaybına uğramasını ve kendi ürünlerinin ön plana çıkarmayı amaç edindiğini, müvekkillerinin uğradığı «haksız eylemler» nedeni ile davalı tarafa noter aracılığı ile ihtarname de gönderdiklerini beyanla, davalının fiil ve eylemlerinin haksız olduğunun tespiti ile haksız rekabetin men'ine, davalının yanlış ve «yanıltıcı beyanlarının» düzeltilmesine ve «masrafı» davalıdan alınarak hükmün «ilanına», 1.000,00 TL «maddi tazminat» ile 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan fiil ve eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren «ticari temerrüt faiz» işletilerek tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili adına tescilli "Milk Shake İt" markası ile davacı tarafın tescil ettirmediği "Morfose Milk Shake İt" ibaresinin, «iltibas» yarattığını, müşteri kitlesi aynı olduğundan müvekkilinin hakkına tecavüz edildiğini, bu tecavüzün önlenmesi amacıyla davacı taraf hakkında «delil tespiti» yaptırıldığını ve davacının «haksız eylemlerinin» alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, davacının ısrarlı eylemleri sonucunda hakkında müvekkil tarafından yapılan suç duyurusu neticesinde başlatılan soruşturma sürecinde davacının evinde yapılan aramada "Morfose Milk Shake İt" ibareli 03.07.2014 tarihli 1 adet boş ürüne ve aynı ibareli boş ürün ambalajına el konulduğunu, soruşturma neticesinde de kamu davası açıldığını, bu davanın halen devam ettiğini, müvekkilinin markasını birebir taklit ederek üretilen ürünleri davacıdan satın ... müşterilere de «ihtarname» gönderme nedeninin kişileri «iyiniyetle», dava açılmadan uyarmak olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
… KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı davalının dava dışı 3 üncü kişilere haksız ve kötü niyetli olarak «ihtarname» gönderdiği bu durumun «marka hakkına tecavüz» niteliğinde olduğu ve «haksız rekabet» yarattığı iddiasıyla iş bu davayı açmış ise de; davacının tescilli markasının bulunmadığı, gönderilen ihtarnamelerde davacıya ait herhangi bir markanın yer almadığı, haksız rekabet yönünden ise davalının tescilli markasının «iltibasa» sebebiyet verecek şekilde izinsiz kullanımından kaynaklı yaptırmış olduğu tespit sonrası, mevzuat kapsamında marka hakkının korunmasına yönelik ve «dürüstlük kuralı» aykırı olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan ve davacıya ait herhangi bir markaya gönderme yapmaksızın kendi tescilli markasını içeren ihtarnamelerin haksız rekabet olarak değerlendirilmesinin bilirkişi raporundaki tespitlerin aksine haksız rekabet olarak kabulünün mümkün olmadığı, esasen yapılan tespit sonrası sunulan rapor içeriği dikkate alındığında herhangi bir izin ya da lisansa dayalı olmayan davacı kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulünün gerektiği, «basiretli tacir» gibi davranma yükümlülüğünde olan davacının aynı sektörde faaliyet gösteren davalının tescilli markasını bildiği ya da bilmesinin gerektiği, buna rağmen satış ve pazarlama gerçekleştirdiği dikkate alındığında davalının tedbir niteliğindeki ihtarları çekmesinin «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil etmeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; «iltibas» tehlikesinin saptanmasında markanın bütünü itibarı ile dikkate alınması gerektiğini, davalı markası ile davacı markaları arasında «ortalama tüketici» nezdinde görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali «dahil» karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, davalı markasında farklı bir şekil unsurunun yer aldığını, "FİT" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğunu, «kötü niyet» iddiasının delillendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… li markalarıyla davalının "SHAKE&FİT+şekil" ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak genel izlenimde «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı markasında FİT ibaresinin yalnız bulunmadığı, "SHAKE&FİT+şekil" ibaresinin bütün olarak bulunduğu, "FİT" ibare …
… rka olduğu ve bu sebeple korunmayacağı ifade edilmiş ise de bunun yerinde olmadığını, müvekkili şirket markaları ile davalıya ait markanın belli sınıflar bakımından «iltibas» oluşturduğunun bilirkişi raporu ile tespit edilmesine rağmen Mahkemece aksi yönde karar verildiğini, Mahkemece dava konusu markalara konu emtianın ucuz emtia olduğ …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kaldırma ve yeniden hüküm · ortalama tüketici · ayırt edicilik · dahili dava · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… ken 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca markalar arasında «iltibasa» yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, dosya kapsamında görüşüne başvurulan bilirkişilerin raporlarında da belirlediği üzere, davalı ...'ın marka başvurusunun kapsamında bulunan -kararda sayılı- hizmetler ile davacının itirazına mesnet markalarının kapsamında bulunan hizmetler yönünden malların, aynı, benzer, ilişkili olduğu, dolayısıyla anılan 556 sayılı KHK'nın ilgili maddesinin aradığı ilk şart olan emtia benzerliğinin somut uyuşmazlıkta sağlandığı, işaretlerin karşılaştırılmasına gelince, davalının "SHAKE & FIT" ibareli markasında, davacının itirazına mesnet markasının aynen davalının başvurusu içerisinde bulunduğu, "SHAKE" ibaresinin yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, taraf markaları arasında ibareler yönünden de iltibas bulunduğu, davalının başvurusunun kapsamında bulunan -kararda sayılı- hizmetler yönünden tarafların markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesinde görsel ve işitsel benzelik bulunduğu, Mahkemenin taraf markaları arasında benzerlik olmadığı yönündeki değerlendirmesinin isabetli olmadığı, diğer taraftan, her ne kadar dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüş ise de bu iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, TPMK YİDK'nın 2017-M-7735 sayılı kararının hükümde sayılı hizmetler yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu 2014/68052 sayılı "SHAKE & FİT" + şekil ibareli marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; «iltibas» tehlikesinin saptanmasında markanın bütünü itibarı ile dikkate alınması gerektiğini, davalı markası ile davacı markaları arasında «ortalama tüketici» nezdinde görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali «dahil» karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, davalı markasında farklı bir şekil unsurunun yer aldığını, "FİT" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğunu, «kötü niyet» iddiasının delillendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… li markalarıyla davalının "SHAKE&FİT+şekil" ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak genel izlenimde «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı markasında FİT ibaresinin yalnız bulunmadığı, "SHAKE&FİT+şekil" ibaresinin bütün olarak bulunduğu, "FİT" ibare …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5173 E. , 2024/1470 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/267 Esas, 2022/1131 Karar
DAVACILAR 1.... Koz. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.
2.... vekilleri Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/720 E., 2019/258 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, meni, giderilmesi, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ürettiği ürünler üzerinde yazılı bulunan "Morfose" markasının Türkiye'nin her yerinde bilindiğini ve bir çok kuaför ve güzellik salonlarında kullanıldığını, davalı tarafın müvekkilleri hakkında ülke içinde ve dışında haksız ve yanlış beyanlarda bulunduğunu, haksız rekabet teşkil eden eylemler de bulunduklarını, müvekkil şirketin ürünlerinin satıldığı firmalara ihtarname göndererek ya da sözlü olarak müvekkil şirketten aldıkları saç köpüklerinin marka haklarının kendilerine ait tescilli markaların taklit veya benzeri olduğunu, bu ürünlerin alınmaması gerektiğini, şayet alınırsa haklarında Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulacağı ihtarında bulunduklarını, davalı tarafın müvekkil şirketin müşteri portföyüne gönderdiği ihtarlarda müvekkilinin kötü niyetli olduğunu ve haklarında dava açıldığını ileri sürdüğünü, davalının bu kötü niyet ve haksız rekabeti ve gerçeğe aykırı beyanları neticesinde bu firmaların artık müvekkil şirketten ürün almaktan vazgeçtiklerini, bu nedenle müvekkillerinin itibarının, ticari hayatının ve kredisinin zarar gördüğünü ve müşteri kaybına uğradıklarını, müvekkilleri hakkında değişik iş dosyasında alınmış bir bilirkişi raporu olduğunu, bu rapora itiraz ettiklerini, fakat davalının sanki müvekkili hakkında çıkmış bir hüküm varmış gibi hareket ederek, müşteri kaybına uğramasını ve kendi ürünlerinin ön plana çıkarmayı amaç edindiğini, müvekkillerinin uğradığı haksız eylemler nedeni ile davalı tarafa noter aracılığı ile ihtarname de gönderdiklerini beyanla, davalının fiil ve eylemlerinin haksız olduğunun tespiti ile haksız rekabetin men'ine, davalının yanlış ve yanıltıcı beyanlarının düzeltilmesine ve masrafı davalıdan alınarak hükmün ilanına, 1.000,00 TL maddi tazminat ile 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan fiil ve eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren ticari temerrüt faiz işletilerek tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili adına tescilli "Milk Shake İt" markası ile davacı tarafın tescil ettirmediği "Morfose Milk Shake İt" ibaresinin, iltibas yarattığını, müşteri kitlesi aynı olduğundan müvekkilinin hakkına tecavüz edildiğini, bu tecavüzün önlenmesi amacıyla davacı taraf hakkında delil tespiti yaptırıldığını ve davacının haksız eylemlerinin alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, davacının ısrarlı eylemleri sonucunda hakkında müvekkil tarafından yapılan suç duyurusu neticesinde başlatılan soruşturma sürecinde davacının evinde yapılan aramada "Morfose Milk Shake İt" ibareli 03.07.2014 tarihli 1 adet boş ürüne ve aynı ibareli boş ürün ambalajına el konulduğunu, soruşturma neticesinde de kamu davası açıldığını, bu davanın halen devam ettiğini, müvekkilinin markasını birebir taklit ederek üretilen ürünleri davacıdan satın ...
müşterilere de ihtarname gönderme nedeninin kişileri iyiniyetle, dava açılmadan uyarmak olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı davalının dava dışı 3 üncü kişilere haksız ve kötü niyetli olarak ihtarname gönderdiği bu durumun marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu ve haksız rekabet yarattığı iddiasıyla iş bu davayı açmış ise de; davacının tescilli markasının bulunmadığı, gönderilen ihtarnamelerde davacıya ait herhangi bir markanın yer almadığı, haksız rekabet yönünden ise davalının tescilli markasının iltibasa sebebiyet verecek şekilde izinsiz kullanımından kaynaklı yaptırmış olduğu tespit sonrası, mevzuat kapsamında marka hakkının korunmasına yönelik ve dürüstlük kuralı aykırı olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan ve davacıya ait herhangi bir markaya gönderme yapmaksızın kendi tescilli markasını içeren ihtarnamelerin haksız rekabet olarak değerlendirilmesinin bilirkişi raporundaki tespitlerin aksine haksız rekabet olarak kabulünün mümkün olmadığı, esasen yapılan tespit sonrası sunulan rapor içeriği dikkate alındığında herhangi bir izin ya da lisansa dayalı olmayan davacı kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulünün gerektiği, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünde olan davacının aynı sektörde faaliyet gösteren davalının tescilli markasını bildiği ya da bilmesinin gerektiği, buna rağmen satış ve pazarlama gerçekleştirdiği dikkate alındığında davalının tedbir niteliğindeki ihtarları çekmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, müvekkili lehine tespitler yapılmasına rağmen bu raporun dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verildiğini. davalının, müvekkili şirketin müşterilerine göndermiş olduğu ihtarnameleri daha tescil işlemleri sonuçlanmadan, hak sahipliği anlaşılmadan gönderdiğini, kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan ihtarname göndermesinin haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilinin TPE’ deki başvuruların reddinin ardından ilgili ibareleri kullanmadığını, davalının bilinçli olarak müvekkillerini zarara uğratmak, piyasadaki itibarlarını zedelemek amacıyla tespit ettiği ve piyasada en çok iş yaptığı müşterilerine ihtarname gönderdiğini, davalının da açıkça belirttiği üzere markalarla ilgili itiraz sürecinin tamamlanmasının ardından 23.12.2014 tarihinde başvurunun reddine ve başvurunun işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, oysa davalının müvekkilinin müşterilerine daha marka başvuru işlemleri tamamlanmaksızın belirtilen tarihten önce ve kesinleşmiş herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın haksız olarak ihtar gönderdiğini, ihtarların haksız rekabete ilişkin hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 55 ... maddesinin birinci fıkrasının e bendinde iş şartlarına uymamanın haksız rekabet hali olarak düzenlendiğini, bu maddenin "iş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur" hükmünü içerdiğini, işin uzmanı bilirkişilerce düzenlenen raporun gözetilerek davanın kabulü gerektiğini. davalının gönderdiği ihtarname içerikleri incelendiğinde, müvekkilinin ve ürünlerinin açıkça kötülendiğini, ihtarnamedeki “gerçeğin davacı müşterilerinin tarafından da öğrenilmesini sağlamak….” beyanıyla asıl amacın müvekkillerini kötülemek olduğunun açıkça görülebildiğini, bu ihtarların davalının hak sahipliği netleşmemişken gönderildiğini, beyanla mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları aynen tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti, meni, giderilmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1020266900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz