Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/11966 E. 2014/15802 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklık ilişkisinden doğan dava↗ irade fesadı↗ emniyeti suistimal↗ iyiniyet kuralları↗ yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ yoklukla malul karar↗ istirdat davası↗ kâr payı dağıtımı↗ yokluk↗ karine↗ hile↗ iyiniyet↗ zamanaşımı def'i↗ pay defteri↗ dolandırıcılık↗ def'i↗ hak düşürücü süre↗ komisyon↗ vade↗ kâr dağıtımı↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ kâr payı↗ yetki↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['818/126', '818/31']
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'bir yıllık', 'kanun': ['818/31']}
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlere ortaklık amacı dışında para verildiğine dair ispata yarar belge sunulmadığı, davacının sunduğu ortaklık durum belgesinin ortaklık ilişkisine karine teşkil ettiği, 6762 Sayılı TTK'nun 329 ve 405/2. maddeleri uyarınca ortak olma amacıyla yatırılan paranın istenemeyeceği, davalı şirketlerin ihraç primli hisse ihracına ilişkin yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olduğu, hile, dolandırıcılık iddialarının 818 Sayılı BK'nın 31. maddesi gereğince dinlenemeyeceği, ortaklık ilişkisinden doğan taleplerin BK'nun 126/4. maddesine göre zamanaşımına uğradığı, geçerli ortaklık ilişkisinin bulunmadığına yönelik iddiaların ispatlanamadığı, ceza dosyalarında mahkumiyet kararı verilmediği, TTK'nın 336. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilemeyeceği, bu hükme dayalı olarak ancak tazminat isteneceği, davacının 8 yıl sonra ortaklık ilişkisinin tesis edilmediğini ileri sürmesinin TMK'nın 2. maddesindeki iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı, davalı Kombassan Hol. A.Ş. ve K. İnş. Tarım A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.Dosyada mübrez bilirkişi kurulu raporunda, davalı K. İnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Ticaret A.Ş'nin ortaklar pay defterinde davacının toplam 3.720 TL nominal değerde 620 adet hisse, K. Hol. AŞ.'de 720 TL nominal değerde 360 adet hisse sahibi bulunduğu, ortaklık durum belgesinde 76.685 DM değer yazılı olduğu, ortaklık durum belgesine itibar edilmesi halinde ortaklık ilişkisinin kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını ortaklık durum belgesi adlı belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına karine teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının irade fesadı olan hile olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık hak düşürücü sürenin ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle emniyeti suistimal/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve dolandırıcılık suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin TTK'nın 336. maddesi kapsamında sorumluluğunu doğuracak bir delilin dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemize intikal eden emsal dosyalara sunulan bilirkişi raporlarından defter kayıtlarında 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortak ismi bulunduğu, şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından taahhüt edilmiş olduğu, davacının bu ortaklar arasında isminin geçmediği anlaşılmış, bilirkişi raporlarında ceza dosyası ve resmi kurum raporları ile davalılar tarafından hukuka aykırı faaliyetler konusunda bir takım tespitler var ise de, esasen buna ilişkin sonuçların SPK'nda düzenlendiği ve bu davalar açısından değerlendirilmesinin hukuki mesele olması nedeniyle mahkemeye ait olduğunun belirtildiği görülmüş, mahkemece defter kayıtlarındaki bu durum değerlendirilmemiş, hisselerin kurucu ortaklardan intikal ettiğine dair soyut görüş içeren bilirkişi raporuna göre ve ceza davalarından beraat kararı verildiği gerekçesiyle karar verilmiştir.
Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere; Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi ve Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir. Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal defter ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr payı dağıtımlarının şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir yetki belgesinin olmadığı, K.. A.. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San. İşlt. Tic.A.Ş.'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları dağıttıkları tespitlerine yer verildiği, ayrıca davacının delili olan ve bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilen SPK ve Meclis Araştırma Komisyonu raporları, SPK duyuruları mahkemece değerlendirilmemiştir. Bilindiği üzere BK'nın 53. maddesi gereğince kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünde ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlayacağından 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, her iki kararın kesinleşmiş olması halinde, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varacağı hususu nazara alınarak ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen maddi vakaların neler olduğunun belirlenmesi, tespit edilen maddi vakıalar varsa, bu maddi vakıaların dosyada mevcut, davacı tarafından ibraz edilen deliller ve görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirilerek davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının saptanması gerekir.
Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketlerin sermayesinde payı bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığı kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce dağıtılmasına karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilmemiştir. Davacının ibraz ettiği “ortaklık durum belgesi” başlıklı belgede imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini taahhüt edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının pay defterine kaydedilen payının yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının kesin bir şekilde saptanması gerekir. Delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesindeki “Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin zamanaşımı def'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8414 E. 2012/15954 K.
Ortak:irade fesadı · emniyeti suistimal · istirdat davası · kâr payı dağıtımı · hile · zamanaşımı def'i · pay defteri · dolandırıcılık · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı ['818/126', '818/31'] · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz kararda… de 720 TL nominal değerde 360 adet hisse sahibi bulunduğu, ortaklık durum belgesinde 76.685 DM değer yazılı olduğu, ortaklık durum belgesine itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını ortaklık durum belgesi adlı belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin TTK'nın 336. maddesi kapsamında sorumluluğunu doğuracak bir delilin dosyaya sunulmadığı gere …
… ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlere ortaklık amacı dışında para verildiğine dair ispata yarar belge sunulmadığı, davacının sunduğu ortaklık durum belgesinin «ortaklık ilişkisine» «karine» teşkil ettiği, 6762 Sayılı TTK'nun 329 ve 405/2. maddeleri uyarınca ortak olma amacıyla yatırılan paranın istenemeyeceği, davalı şirketlerin ihraç primli hisse ihracına ilişkin «yönetim kurulu» kararlarının «yoklukla malul» olduğu, «hile», «dolandırıcılık» iddialarının 818 Sayılı BK'nın 31. maddesi gereğince dinlenemeyeceği, «ortaklık ilişkisinden doğan» taleplerin BK'nun 126/4. maddesine göre «zamanaşımına» uğradığı, geçerli ortaklık ilişkisinin bulunmadığına yönelik iddiaların ispatlanamadığı, ceza dosyalarında mahkumiyet kararı verilmediği, TTK'nın 336. maddesi uyarınca «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilemeyeceği, bu hükme dayalı olarak ancak tazminat isteneceği, davacının 8 yıl sonra ortaklık ilişkisinin tesis edilmediğini ileri sürmesinin TMK'nın 2. maddesindeki «iyiniyet kuralları» ile bağdaşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Benzer bu karardaA.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 1.920,00 TL nominal değerde 320 adet hisse sahibi bulunduğu ....’nin pay defterinde ise 800,00 TL nominal değerde 400 adet hisse sahibi olduğu, bu «kayda» rağmen davacının 06.03.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde 720 adet hisseye karşılık 56.340 DM gerçek değer yazılı olduğu, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketlerden alınmadığı bu payların kurucu ortaklardan intikal ettiğinin anlaşıldığı, şirketlerin kâr «dağıtımı» yapmadığı, şirket kayıtlarında ihraç «primine» rastlanmadığı, ortaklık pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış etiket şeklinde deftere yapıştırıldığı, ortaklık durum belgesi ve ortaklar pay defterindeki kayıtların davacının ortak olduğunu gösterdiği, hukuki anlamda alacak hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde BK'nun 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin hangi eylem ve işleminin TTK'nun 336. maddeye aykırılık teşkil ettiğinin somut delillerle ortaya konulmadığı, kaldı ki iki ve beş yıllık «zamanaşımı» sürelerinin ve «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin de geçtiği ortak olduktan 10 yıl sonra bu iddialarla dava açmanın MK'nun 2. maddesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, «dolandırıcılık» suçlarından yargılanmışlardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uzamış ceza zamanaşımı · ceza zamanaşımı · tasdik kararı · ek prim · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaA.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 1.920,00 TL nominal değerde 320 adet hisse sahibi bulunduğu ....’nin pay defterinde ise 800,00 TL nominal değerde 400 adet hisse sahibi olduğu, bu «kayda» rağmen davacının 06.03.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde 720 adet hisseye karşılık 56.340 DM gerçek değer yazılı olduğu, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketlerden alınmadığı bu payların kurucu ortaklardan intikal ettiğinin anlaşıldığı, şirketlerin kâr «dağıtımı» yapmadığı, şirket kayıtlarında ihraç «primine» rastlanmadığı, ortaklık pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış etiket şeklinde deftere yapıştırıldığı, ortaklık durum belgesi ve ortaklar pay defterindeki kayıtların davacının ortak olduğunu gösterdiği, hukuki anlamda alacak hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde BK'nun 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin hangi eylem ve işleminin TTK'nun 336. maddeye aykırılık teşkil ettiğinin somut delillerle ortaya konulmadığı, kaldı ki iki ve beş yıllık «zamanaşımı» sürelerinin ve «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin de geçtiği ortak olduktan 10 yıl sonra bu iddialarla dava açmanın MK'nun 2. maddesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8001 E. 2014/1559 K.
Ortak:irade fesadı · emniyeti suistimal · istirdat davası · kâr payı dağıtımı · karine · hile · zamanaşımı def'i · pay defteri · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı ['818/126', '818/31'] · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz kararda… de 720 TL nominal değerde 360 adet hisse sahibi bulunduğu, ortaklık durum belgesinde 76.685 DM değer yazılı olduğu, ortaklık durum belgesine itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını ortaklık durum belgesi adlı belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin TTK'nın 336. maddesi kapsamında sorumluluğunu doğuracak bir delilin dosyaya sunulmadığı gere …
… ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlere ortaklık amacı dışında para verildiğine dair ispata yarar belge sunulmadığı, davacının sunduğu ortaklık durum belgesinin «ortaklık ilişkisine» «karine» teşkil ettiği, 6762 Sayılı TTK'nun 329 ve 405/2. maddeleri uyarınca ortak olma amacıyla yatırılan paranın istenemeyeceği, davalı şirketlerin ihraç primli hisse ihracına ilişkin «yönetim kurulu» kararlarının «yoklukla malul» olduğu, «hile», «dolandırıcılık» iddialarının 818 Sayılı BK'nın 31. maddesi gereğince dinlenemeyeceği, «ortaklık ilişkisinden doğan» taleplerin BK'nun 126/4. maddesine göre «zamanaşımına» uğradığı, geçerli ortaklık ilişkisinin bulunmadığına yönelik iddiaların ispatlanamadığı, ceza dosyalarında mahkumiyet kararı verilmediği, TTK'nın 336. maddesi uyarınca «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilemeyeceği, bu hükme dayalı olarak ancak tazminat isteneceği, davacının 8 yıl sonra ortaklık ilişkisinin tesis edilmediğini ileri sürmesinin TMK'nın 2. maddesindeki «iyiniyet kuralları» ile bağdaşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Benzer bu karardaİnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Ticaret A.Ş'nin ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 3.120 TL nominal değerde 520 adet hisse sahibi bulunduğu, bu kayıtlara rağmen 04.04.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde ise toplam 520 hisseye karşılık 40.690 DM değer yazılı olduğu, ortaklık durum belgesine itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını ortaklık durum belgesi adlı belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin TTK'nın 336. maddesi kapsamında sorumluluğunu doğuracak bir delilin dosyaya sunulmadığı gere …
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8404 E. 2012/15949 K.
Ortak:irade fesadı · emniyeti suistimal · istirdat davası · kâr payı dağıtımı · hile · zamanaşımı def'i · pay defteri · dolandırıcılık · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı ['818/126', '818/31'] · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz kararda… de 720 TL nominal değerde 360 adet hisse sahibi bulunduğu, ortaklık durum belgesinde 76.685 DM değer yazılı olduğu, ortaklık durum belgesine itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını ortaklık durum belgesi adlı belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin TTK'nın 336. maddesi kapsamında sorumluluğunu doğuracak bir delilin dosyaya sunulmadığı gere …
… ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlere ortaklık amacı dışında para verildiğine dair ispata yarar belge sunulmadığı, davacının sunduğu ortaklık durum belgesinin «ortaklık ilişkisine» «karine» teşkil ettiği, 6762 Sayılı TTK'nun 329 ve 405/2. maddeleri uyarınca ortak olma amacıyla yatırılan paranın istenemeyeceği, davalı şirketlerin ihraç primli hisse ihracına ilişkin «yönetim kurulu» kararlarının «yoklukla malul» olduğu, «hile», «dolandırıcılık» iddialarının 818 Sayılı BK'nın 31. maddesi gereğince dinlenemeyeceği, «ortaklık ilişkisinden doğan» taleplerin BK'nun 126/4. maddesine göre «zamanaşımına» uğradığı, geçerli ortaklık ilişkisinin bulunmadığına yönelik iddiaların ispatlanamadığı, ceza dosyalarında mahkumiyet kararı verilmediği, TTK'nın 336. maddesi uyarınca «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilemeyeceği, bu hükme dayalı olarak ancak tazminat isteneceği, davacının 8 yıl sonra ortaklık ilişkisinin tesis edilmediğini ileri sürmesinin TMK'nın 2. maddesindeki «iyiniyet kuralları» ile bağdaşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Benzer bu karardaA.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 2.400,00 TL nominal değerde 400 adet hisse sahibi olduğu, bu «kayda» rağmen davacının tarihsiz ortaklık durum belgesinde 400 adet hisseye karşılık 31.300 DM gerçek değer yazılı olduğu, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketten alınmadığı bu payların kurucu ortaklardan intikal ettiğinin anlaşıldığı, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı, şirket kayıtlarında ihraç «primine» rastlanmadığı, ortaklık pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış etiket şeklinde deftere yapıştırıldığı, ortaklık durum belgesi ve ortaklar pay defterindeki kayıtların davacının ortak olduğunu gösterdiği, hukuki anlamda alacak hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde BK'nun 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin hangi eylem ve işleminin TTK'nun 336. maddeye aykırılık teşkil ettiğinin somut delillerle ortaya konulmadığı, kaldı ki iki ve beş yıllık «zamanaşımı» sürelerinin ve «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin de geçtiği ortak olduktan 10 yıl sonra bu iddialarla dava açmanın MK'nun 2. maddesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak «dolandırıcılık» suçlarından yargılanmışlardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uzamış ceza zamanaşımı · ceza zamanaşımı · tasdik kararı · ek prim · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaA.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 2.400,00 TL nominal değerde 400 adet hisse sahibi olduğu, bu «kayda» rağmen davacının tarihsiz ortaklık durum belgesinde 400 adet hisseye karşılık 31.300 DM gerçek değer yazılı olduğu, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketten alınmadığı bu payların kurucu ortaklardan intikal ettiğinin anlaşıldığı, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı, şirket kayıtlarında ihraç «primine» rastlanmadığı, ortaklık pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış etiket şeklinde deftere yapıştırıldığı, ortaklık durum belgesi ve ortaklar pay defterindeki kayıtların davacının ortak olduğunu gösterdiği, hukuki anlamda alacak hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde BK'nun 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin hangi eylem ve işleminin TTK'nun 336. maddeye aykırılık teşkil ettiğinin somut delillerle ortaya konulmadığı, kaldı ki iki ve beş yıllık «zamanaşımı» sürelerinin ve «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin de geçtiği ortak olduktan 10 yıl sonra bu iddialarla dava açmanın MK'nun 2. maddesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14103 E. 2013/19433 K.
Ortak:irade fesadı · istirdat davası · kâr payı dağıtımı · karine · hile · zamanaşımı def'i · pay defteri · dolandırıcılık · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı ['818/126', '818/31'] · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz kararda… de 720 TL nominal değerde 360 adet hisse sahibi bulunduğu, ortaklık durum belgesinde 76.685 DM değer yazılı olduğu, ortaklık durum belgesine itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını ortaklık durum belgesi adlı belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin TTK'nın 336. maddesi kapsamında sorumluluğunu doğuracak bir delilin dosyaya sunulmadığı gere …
… ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlere ortaklık amacı dışında para verildiğine dair ispata yarar belge sunulmadığı, davacının sunduğu ortaklık durum belgesinin «ortaklık ilişkisine» «karine» teşkil ettiği, 6762 Sayılı TTK'nun 329 ve 405/2. maddeleri uyarınca ortak olma amacıyla yatırılan paranın istenemeyeceği, davalı şirketlerin ihraç primli hisse ihracına ilişkin «yönetim kurulu» kararlarının «yoklukla malul» olduğu, «hile», «dolandırıcılık» iddialarının 818 Sayılı BK'nın 31. maddesi gereğince dinlenemeyeceği, «ortaklık ilişkisinden doğan» taleplerin BK'nun 126/4. maddesine göre «zamanaşımına» uğradığı, geçerli ortaklık ilişkisinin bulunmadığına yönelik iddiaların ispatlanamadığı, ceza dosyalarında mahkumiyet kararı verilmediği, TTK'nın 336. maddesi uyarınca «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilemeyeceği, bu hükme dayalı olarak ancak tazminat isteneceği, davacının 8 yıl sonra ortaklık ilişkisinin tesis edilmediğini ileri sürmesinin TMK'nın 2. maddesindeki «iyiniyet kuralları» ile bağdaşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Benzer bu karardaDosyada mubrez bilirkişi kurulu raporunda, Kombassan Holding A.Ş.'nin ortaklar «pay defterine» göre davacının toplam 480 TL nominal değeri olan 240 adet, Kombassan İnşaat tarım AŞ'nin ortaklar pay defterine göre ise toplam 600 TL nominal değeri olan 100 adet hissenin sahibi bulunduğu, davacı tarafça sunulan 27.02.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde ise 340 adet hisseye karşılık 26.605 DM değer yazılı olduğu, ortaklık durum belgesine itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını ortaklık durum belgesi adlı belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve «dolandırıcılık» suçlarından yargılanmışlardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse senedi · hamil · anonim şirket
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı bulunduğu, hisse senetlerinin «hamiline» «hisse senedi» oldukları ve bu senetlerin doğrudan davalı şirketten değil üçüncü kişilerden alındığı, davacının ortaklığının devren iktisap yoluyla kurulduğu, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı, bu durumda TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortağı olan davacının, hisse senetlerinin davalı şirket tarafından alınarak hisse bedellerinin ödenmesini isteyemeyeceği, ayrıca ortaklık durum belgesinde adı geçe …
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10947 E. 2014/5006 K.
Ortak:irade fesadı · istirdat davası · kâr payı dağıtımı · karine · hile · zamanaşımı def'i · pay defteri · dolandırıcılık · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı ['818/126', '818/31'] · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz kararda… de 720 TL nominal değerde 360 adet hisse sahibi bulunduğu, ortaklık durum belgesinde 76.685 DM değer yazılı olduğu, ortaklık durum belgesine itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını ortaklık durum belgesi adlı belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin TTK'nın 336. maddesi kapsamında sorumluluğunu doğuracak bir delilin dosyaya sunulmadığı gere …
… ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlere ortaklık amacı dışında para verildiğine dair ispata yarar belge sunulmadığı, davacının sunduğu ortaklık durum belgesinin «ortaklık ilişkisine» «karine» teşkil ettiği, 6762 Sayılı TTK'nun 329 ve 405/2. maddeleri uyarınca ortak olma amacıyla yatırılan paranın istenemeyeceği, davalı şirketlerin ihraç primli hisse ihracına ilişkin «yönetim kurulu» kararlarının «yoklukla malul» olduğu, «hile», «dolandırıcılık» iddialarının 818 Sayılı BK'nın 31. maddesi gereğince dinlenemeyeceği, «ortaklık ilişkisinden doğan» taleplerin BK'nun 126/4. maddesine göre «zamanaşımına» uğradığı, geçerli ortaklık ilişkisinin bulunmadığına yönelik iddiaların ispatlanamadığı, ceza dosyalarında mahkumiyet kararı verilmediği, TTK'nın 336. maddesi uyarınca «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilemeyeceği, bu hükme dayalı olarak ancak tazminat isteneceği, davacının 8 yıl sonra ortaklık ilişkisinin tesis edilmediğini ileri sürmesinin TMK'nın 2. maddesindeki «iyiniyet kuralları» ile bağdaşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Benzer bu kararda… minal değerli 220 adet hissenin sahibi bulunduğu, davacı tarafça sunulan belgeden ise davacının 26.605 DM ödediğinin anlaşıldığı, bu belgeye itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını bu belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
A.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterine» göre davacının toplam 6 TL TL nominal değeri olan 120 adet hissenin, yine K..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasdik kararı · hisse senedi · hamil · anonim şirket
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı bulunduğu, hisse senetlerinin «hamiline» «hisse senedi» oldukları ve bu senetlerin doğrudan davalı şirketten değil üçüncü kişilerden alındığı, davacının ortaklığının devren iktisap yoluyla kurulduğu, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı, bu durumda 6762 Sayılı TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortağı olan davacının, hisse senetlerinin davalı şirket tarafından alınarak hisse bedellerinin ödenmesini isteyemeyeceği, öte yandan davacının ortaklık tesis edili …
A.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterine» göre davacının toplam 6 TL TL nominal değeri olan 120 adet hissenin, yine K..
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8517 E. 2012/15962 K.
Ortak:irade fesadı · emniyeti suistimal · istirdat davası · kâr payı dağıtımı · hile · zamanaşımı def'i · pay defteri · dolandırıcılık · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı ['818/126', '818/31'] · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz kararda… de 720 TL nominal değerde 360 adet hisse sahibi bulunduğu, ortaklık durum belgesinde 76.685 DM değer yazılı olduğu, ortaklık durum belgesine itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını ortaklık durum belgesi adlı belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin TTK'nın 336. maddesi kapsamında sorumluluğunu doğuracak bir delilin dosyaya sunulmadığı gere …
… ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlere ortaklık amacı dışında para verildiğine dair ispata yarar belge sunulmadığı, davacının sunduğu ortaklık durum belgesinin «ortaklık ilişkisine» «karine» teşkil ettiği, 6762 Sayılı TTK'nun 329 ve 405/2. maddeleri uyarınca ortak olma amacıyla yatırılan paranın istenemeyeceği, davalı şirketlerin ihraç primli hisse ihracına ilişkin «yönetim kurulu» kararlarının «yoklukla malul» olduğu, «hile», «dolandırıcılık» iddialarının 818 Sayılı BK'nın 31. maddesi gereğince dinlenemeyeceği, «ortaklık ilişkisinden doğan» taleplerin BK'nun 126/4. maddesine göre «zamanaşımına» uğradığı, geçerli ortaklık ilişkisinin bulunmadığına yönelik iddiaların ispatlanamadığı, ceza dosyalarında mahkumiyet kararı verilmediği, TTK'nın 336. maddesi uyarınca «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilemeyeceği, bu hükme dayalı olarak ancak tazminat isteneceği, davacının 8 yıl sonra ortaklık ilişkisinin tesis edilmediğini ileri sürmesinin TMK'nın 2. maddesindeki «iyiniyet kuralları» ile bağdaşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Benzer bu karardaA.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 2.430,00 TL nominal değerde 405 adet hisse sahibi olduğu, bu «kayda» rağmen davacının 06.03.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde 440 adet hisseye karşılık 34.430 DM gerçek değer yazılı bulunduğu, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketten alınmadığı bu payların kurucu ortaklardan intikal ettiğinin anlaşıldığı, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı, şirket kayıtlarında ihraç «primine» rastlanmadığı, ortaklık pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış etiket şeklinde deftere yapıştırıldığı, ortaklık durum belgesi ve ortaklar pay defterindeki kayıtların davacının ortak olduğunu gösterdiği, hukuki anlamda alacak hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde BK'nun 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin hangi eylem ve işleminin TTK'nun 336. maddeye aykırılık teşkil ettiğinin somut delillerle ortaya konulmadığı, kaldı ki iki ve beş yıllık «zamanaşımı» sürelerinin ve «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin de geçtiği ortak olduktan 10 yıl sonra bu iddialarla dava açmanın MK'nun 2. maddesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, «dolandırıcılık» suçlarından yargılanmışlardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uzamış ceza zamanaşımı · ceza zamanaşımı · tasdik kararı · ek prim · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaA.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 2.430,00 TL nominal değerde 405 adet hisse sahibi olduğu, bu «kayda» rağmen davacının 06.03.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde 440 adet hisseye karşılık 34.430 DM gerçek değer yazılı bulunduğu, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketten alınmadığı bu payların kurucu ortaklardan intikal ettiğinin anlaşıldığı, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı, şirket kayıtlarında ihraç «primine» rastlanmadığı, ortaklık pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış etiket şeklinde deftere yapıştırıldığı, ortaklık durum belgesi ve ortaklar pay defterindeki kayıtların davacının ortak olduğunu gösterdiği, hukuki anlamda alacak hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde BK'nun 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin hangi eylem ve işleminin TTK'nun 336. maddeye aykırılık teşkil ettiğinin somut delillerle ortaya konulmadığı, kaldı ki iki ve beş yıllık «zamanaşımı» sürelerinin ve «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin de geçtiği ortak olduktan 10 yıl sonra bu iddialarla dava açmanın MK'nun 2. maddesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8528 E. 2012/15966 K.
Ortak:irade fesadı · emniyeti suistimal · istirdat davası · kâr payı dağıtımı · hile · zamanaşımı def'i · pay defteri · dolandırıcılık · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı ['818/126', '818/31'] · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz kararda… de 720 TL nominal değerde 360 adet hisse sahibi bulunduğu, ortaklık durum belgesinde 76.685 DM değer yazılı olduğu, ortaklık durum belgesine itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını ortaklık durum belgesi adlı belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin TTK'nın 336. maddesi kapsamında sorumluluğunu doğuracak bir delilin dosyaya sunulmadığı gere …
… ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlere ortaklık amacı dışında para verildiğine dair ispata yarar belge sunulmadığı, davacının sunduğu ortaklık durum belgesinin «ortaklık ilişkisine» «karine» teşkil ettiği, 6762 Sayılı TTK'nun 329 ve 405/2. maddeleri uyarınca ortak olma amacıyla yatırılan paranın istenemeyeceği, davalı şirketlerin ihraç primli hisse ihracına ilişkin «yönetim kurulu» kararlarının «yoklukla malul» olduğu, «hile», «dolandırıcılık» iddialarının 818 Sayılı BK'nın 31. maddesi gereğince dinlenemeyeceği, «ortaklık ilişkisinden doğan» taleplerin BK'nun 126/4. maddesine göre «zamanaşımına» uğradığı, geçerli ortaklık ilişkisinin bulunmadığına yönelik iddiaların ispatlanamadığı, ceza dosyalarında mahkumiyet kararı verilmediği, TTK'nın 336. maddesi uyarınca «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilemeyeceği, bu hükme dayalı olarak ancak tazminat isteneceği, davacının 8 yıl sonra ortaklık ilişkisinin tesis edilmediğini ileri sürmesinin TMK'nın 2. maddesindeki «iyiniyet kuralları» ile bağdaşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Benzer bu karardaA.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 4.182,00 TL nominal değerde 697 adet hisse sahibi olduğu, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketten alınmadığı bu payların kurucu ortaklardan intikal ettiğinin anlaşıldığı, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı, şirket kayıtlarında ihraç «primine» rastlanmadığı, ortaklık pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış etiket şeklinde deftere yapıştırıldığı, ortaklık durum belgesi ve ortaklar pay defterindeki kayıtların davacının ortak olduğunu gösterdiği, hukuki anlamda alacak hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde BK'nun 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin hangi eylem ve işleminin TTK'nun 336. maddeye aykırılık teşkil ettiğinin somut delillerle ortaya konulmadığı, kaldı ki iki ve beş yıllık «zamanaşımı» sürelerinin ve «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin de geçtiği, ortak olduktan 10 yıl sonra bu iddialarla dava açmanın MK'nun 2. maddesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, «dolandırıcılık» suçlarından yargılanmışlardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uzamış ceza zamanaşımı · ceza zamanaşımı · tasdik kararı · ek prim
Benzer bu karardaA.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 4.182,00 TL nominal değerde 697 adet hisse sahibi olduğu, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketten alınmadığı bu payların kurucu ortaklardan intikal ettiğinin anlaşıldığı, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı, şirket kayıtlarında ihraç «primine» rastlanmadığı, ortaklık pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış etiket şeklinde deftere yapıştırıldığı, ortaklık durum belgesi ve ortaklar pay defterindeki kayıtların davacının ortak olduğunu gösterdiği, hukuki anlamda alacak hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde BK'nun 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin hangi eylem ve işleminin TTK'nun 336. maddeye aykırılık teşkil ettiğinin somut delillerle ortaya konulmadığı, kaldı ki iki ve beş yıllık «zamanaşımı» sürelerinin ve «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin de geçtiği, ortak olduktan 10 yıl sonra bu iddialarla dava açmanın MK'nun 2. maddesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8523 E. 2012/15964 K.
Ortak:irade fesadı · emniyeti suistimal · istirdat davası · kâr payı dağıtımı · hile · zamanaşımı def'i · pay defteri · dolandırıcılık · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı ['818/126', '818/31'] · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz kararda… de 720 TL nominal değerde 360 adet hisse sahibi bulunduğu, ortaklık durum belgesinde 76.685 DM değer yazılı olduğu, ortaklık durum belgesine itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını ortaklık durum belgesi adlı belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin TTK'nın 336. maddesi kapsamında sorumluluğunu doğuracak bir delilin dosyaya sunulmadığı gere …
… ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlere ortaklık amacı dışında para verildiğine dair ispata yarar belge sunulmadığı, davacının sunduğu ortaklık durum belgesinin «ortaklık ilişkisine» «karine» teşkil ettiği, 6762 Sayılı TTK'nun 329 ve 405/2. maddeleri uyarınca ortak olma amacıyla yatırılan paranın istenemeyeceği, davalı şirketlerin ihraç primli hisse ihracına ilişkin «yönetim kurulu» kararlarının «yoklukla malul» olduğu, «hile», «dolandırıcılık» iddialarının 818 Sayılı BK'nın 31. maddesi gereğince dinlenemeyeceği, «ortaklık ilişkisinden doğan» taleplerin BK'nun 126/4. maddesine göre «zamanaşımına» uğradığı, geçerli ortaklık ilişkisinin bulunmadığına yönelik iddiaların ispatlanamadığı, ceza dosyalarında mahkumiyet kararı verilmediği, TTK'nın 336. maddesi uyarınca «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilemeyeceği, bu hükme dayalı olarak ancak tazminat isteneceği, davacının 8 yıl sonra ortaklık ilişkisinin tesis edilmediğini ileri sürmesinin TMK'nın 2. maddesindeki «iyiniyet kuralları» ile bağdaşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Benzer bu karardaA.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 960,00 TL nominal değerde 160 adet hisse sahibi bulunduğu, bu «kayda» rağmen davacının 05.05.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde 160 adet hisseye karşılık 12.500 DM gerçek değer yazılı olduğu, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketten alınmadığı bu payların kurucu ortaklardan intikal ettiğinin anlaşıldığı, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı, şirket kayıtlarında ihraç «primine» rastlanmadığı, ortaklık pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış etiket şeklinde deftere yapıştırıldığı, ortaklık durum belgesi ve ortaklar pay defterindeki kayıtların davacının ortak olduğunu gösterdiği, hukuki anlamda alacak hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde BK'nun 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin hangi eylem ve işleminin TTK'nun 336. maddeye aykırılık teşkil ettiğinin somut delillerle ortaya konulmadığı, kaldı ki iki ve beş yıllık «zamanaşımı» sürelerinin ve «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin de geçtiği ortak olduktan 10 yıl sonra bu iddialarla dava açmanın MK'nun 2. maddesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, «dolandırıcılık» suçlarından yargılanmışlardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uzamış ceza zamanaşımı · ceza zamanaşımı · tasdik kararı · ek prim · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaA.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterinde» davacının toplam 960,00 TL nominal değerde 160 adet hisse sahibi bulunduğu, bu «kayda» rağmen davacının 05.05.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde 160 adet hisseye karşılık 12.500 DM gerçek değer yazılı olduğu, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketten alınmadığı bu payların kurucu ortaklardan intikal ettiğinin anlaşıldığı, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı, şirket kayıtlarında ihraç «primine» rastlanmadığı, ortaklık pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış etiket şeklinde deftere yapıştırıldığı, ortaklık durum belgesi ve ortaklar pay defterindeki kayıtların davacının ortak olduğunu gösterdiği, hukuki anlamda alacak hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde BK'nun 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle «emniyeti suistimal»/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve «dolandırıcılık» suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin hangi eylem ve işleminin TTK'nun 336. maddeye aykırılık teşkil ettiğinin somut delillerle ortaya konulmadığı, kaldı ki iki ve beş yıllık «zamanaşımı» sürelerinin ve «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin de geçtiği ortak olduktan 10 yıl sonra bu iddialarla dava açmanın MK'nun 2. maddesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/11966 E. , 2014/15802 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KONYA (KAPATILAN) 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 26/04/2012
NUMARASI 2012/29-2012/114
Taraflar arasında görülen davada Konya (Kapatılan) 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/04/2012 tarih ve 2012/29-2012/114 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili, davalılar K.. A.. ve K.nşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Tic. A.Ş. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/10/2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketlere istediği an geri alabileceği taahhüdüyle 76.685 DM yatırdığını, karşılığında kendisine ortaklık durum belgesi verildiğini, kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalıların faaliyetlerinin mevzuata aykırı olduğunu, davalılar hakkında dolandırıcılık suçlamasıyla dava açıldığını, müvekkilinin zararından davalıların sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, davalı şirketlerle arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitine, 79.761,69 TL'nin faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı ile müvekkili şirketler arasında ortaklık ilişkisi bulunduğunu, 6762 sayılı TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca hisse bedellerinin iade edilmesinin mümkün olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlere ortaklık amacı dışında para verildiğine dair ispata yarar belge sunulmadığı, davacının sunduğu ortaklık durum belgesinin ortaklık ilişkisine karine teşkil ettiği, 6762 Sayılı TTK'nun 329 ve 405/2. maddeleri uyarınca ortak olma amacıyla yatırılan paranın istenemeyeceği, davalı şirketlerin ihraç primli hisse ihracına ilişkin yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olduğu, hile, dolandırıcılık iddialarının 818 Sayılı BK'nın 31. maddesi gereğince dinlenemeyeceği, ortaklık ilişkisinden doğan taleplerin BK'nun 126/4. maddesine göre zamanaşımına uğradığı, geçerli ortaklık ilişkisinin bulunmadığına yönelik iddiaların ispatlanamadığı, ceza dosyalarında mahkumiyet kararı verilmediği, TTK'nın 336.
maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilemeyeceği, bu hükme dayalı olarak ancak tazminat isteneceği, davacının 8 yıl sonra ortaklık ilişkisinin tesis edilmediğini ileri sürmesinin TMK'nın 2. maddesindeki iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı, davalı Kombassan Hol. A.Ş. ve K. İnş. Tarım A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.Dosyada mübrez bilirkişi kurulu raporunda, davalı K. İnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Ticaret A.Ş'nin ortaklar pay defterinde davacının toplam 3.720 TL nominal değerde 620 adet hisse, K. Hol. AŞ.'de 720 TL nominal değerde 360 adet hisse sahibi bulunduğu, ortaklık durum belgesinde 76.685 DM değer yazılı olduğu, ortaklık durum belgesine itibar edilmesi halinde ortaklık ilişkisinin kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını ortaklık durum belgesi adlı belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına karine teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329.
ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının irade fesadı olan hile olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık hak düşürücü sürenin ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle emniyeti suistimal/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve dolandırıcılık suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin TTK'nın 336. maddesi kapsamında sorumluluğunu doğuracak bir delilin dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemize intikal eden emsal dosyalara sunulan bilirkişi raporlarından defter kayıtlarında 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortak ismi bulunduğu, şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından taahhüt edilmiş olduğu, davacının bu ortaklar arasında isminin geçmediği anlaşılmış, bilirkişi raporlarında ceza dosyası ve resmi kurum raporları ile davalılar tarafından hukuka aykırı faaliyetler konusunda bir takım tespitler var ise de, esasen buna ilişkin sonuçların SPK'nda düzenlendiği ve bu davalar açısından değerlendirilmesinin hukuki mesele olması nedeniyle mahkemeye ait olduğunun belirtildiği görülmüş, mahkemece defter kayıtlarındaki bu durum değerlendirilmemiş, hisselerin kurucu ortaklardan intikal ettiğine dair soyut görüş içeren bilirkişi raporuna göre ve ceza davalarından beraat kararı verildiği gerekçesiyle karar verilmiştir.
Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere; Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi ve Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir. Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal defter ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr payı dağıtımlarının şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir yetki belgesinin olmadığı, K..
A.. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San. İşlt. Tic.A.Ş.'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları dağıttıkları tespitlerine yer verildiği, ayrıca davacının delili olan ve bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilen SPK ve Meclis Araştırma Komisyonu raporları, SPK duyuruları mahkemece değerlendirilmemiştir. Bilindiği üzere BK'nın 53. maddesi gereğince kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünde ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlayacağından 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, her iki kararın kesinleşmiş olması halinde, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varacağı hususu nazara alınarak ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen maddi vakaların neler olduğunun belirlenmesi, tespit edilen maddi vakıalar varsa, bu maddi vakıaların dosyada mevcut, davacı tarafından ibraz edilen deliller ve görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirilerek davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının saptanması gerekir.
Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketlerin sermayesinde payı bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığı kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce dağıtılmasına karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilmemiştir. Davacının ibraz ettiği “ortaklık durum belgesi” başlıklı belgede imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini taahhüt edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının pay defterine kaydedilen payının yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının kesin bir şekilde saptanması gerekir. Delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10.
maddesindeki “Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin zamanaşımı def'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı ve mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 17/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102007500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz