Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/14212 E. 2014/15681 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo taahhüdü↗ ticari vekil↗ yetkisiz temsil↗ keşide tarihi↗ lehdar↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ kötü niyet tazminatı↗ rücu↗ keşideci↗ istirdat↗ kötü niyet↗ haciz↗ taahhütname↗ çek↗ yetkisizlik kararı↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ temsil↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre dava dışı Y.K. çekin keşide tarihi olan 05.05.2006 tarihi itibarıyla davacı şirketi temsile yetkili olmayıp davalı şirket, ticari ilişkiye girilmemiş olan bir şirketi temsilen keşide edilen çekin, gerçekten de davacı/keşideci şirketi temsile yetkili kişi tarafından keşide edilip edilmediğini denetleme yükümlülüğü altında bulunduğu, eldeki davada yetkisiz temsilcinin keşide ettiği bir çek söz konusu olduğundan davacı şirketin dava konusu çek nedeniyle sorumlu olmadığı, anılan çek nedeniyle sorumluluğun yetkisiz temsilci niteliğindeki dava dışı Y.K.'ya ait bulunduğu, davacı tarafça icra dosyasına yapılan ödeme karşısında davalı taraf, geçerli bir sebep bulunmaksızın davacı yan aleyhine zenginleştiğinden BK'nın 61. maddesi hükmü uyarınca esasen davalı şirketin bir kusurunun bulunup bulunmamasının önem arz etmediği, icra dosyasına yatan miktar üzerinden davanın kısmen kabulü gerektiği sonucuna varılarak, 20.985,56 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, fazlaya ilişkin talep ile kötü niyet tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı tarafından yapılan icra takibi nedeniyle davacı tarafından ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.Davalı şirket tarafından 05.05.2006 keşide tarihli, 15.688,00 TL bedelli çek için davacı aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip sonucu davacı şirket tarafından takibe konu borcun ödendiği anlaşılmıştır.Takip borçlusu K. Ltd.Şti, takibe konu çekten dolayı takip alacaklısı olan K. A.Ş.'ye karşı gerçekte bir borcunun olmadığını, takibe konu çeke ilişkin olarak davalı şirketten herhangi bir mal alışverişinde bulunmadığını ileri sürerek açtığı işbu davada, icra takibi sırasında ödediği miktarın istirdadını istemiştir.
Takibe konu çek incelendiğinde, muhatap bankanın Ş.Kırşehir Şubesi olduğu, çek lehdarının K. A.Ş., keşidecinin ise K. K.Dök. San.Ltd.Şti olduğu görülmüştür.[…]Ltd.Şti vekili tarafından dosyaya sunulan 26.11.2007 tarihli yazılı beyanda, çekte imzası bulunan Y.K.'nın şirketin münferit yetkilisi olduğu, ancak diğer münferit yetkili ile aynı şehirde bulunmadığı, çek karnesinin Y.K.'da bulunması nedeniyle bu şahsın dilediği gibi işlem yapabildiğini ancak şirketin çek karnesiyle kendi borçlarını ödeyemeyeceğini bildirmiştir.
Davaya konu çekin keşide tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun Ticari Mümessillere ilişkin düzenlemeleri içeren 449. maddesinde ticari mümessilin, bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından işlerini idare ve müessesenin imzasını kullanarak bilvekale imza vazetmek üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimse olduğu, 450. maddede, ticari mümessilin, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı, müessese sahibi hesabına kambiyo taahhütlerinde bulunmak ve onun namına müessesenin gayesine dahil olan bilümum tasarrufları yapmak salahiyetini haiz sayıldığı belirtilmiş; ticari vekillere ilişkin 453. maddede ise ticari vekilin, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen kimse olduğu, ticari vekilin kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemeyeceği, kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamayacağı belirtilmiştir.Somut olayda, davaya konu çeki keşide eden Y. K.'nın davacı şirketin ortağı olup, yetkili temsilcisi olmadığı anlaşılmış ise de davacı vekilinin 26.11.2007 tarihli yazılı beyanı ve davacı şirket adına basılı çek karnesinin Y. K.'ya teslim edilmiş olması hususları karşısında, bu şahsın yukarıda bahsedilen yasal düzenlemeler uyarınca davacı şirketin ticari mümessili veya ticari vekili olarak kabul edilip edilmeyeceği ile şirket adına çek keşide etme yetkisinin bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılması, yapılacak araştırma sonucu Yüksel Kayalı'nın davacı şirket adına çek keşide etme yetkisinin bulunduğu sonucuna varıldığında, bu çekten dolayı davacının üçüncü kişilere karşı sorumlu olup, temsilcisinin temsil yetkisini kötüye kullanarak yaptığı işlemlerden dolayı uğradığı zararı iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceği, ancak kendi temsilcisine bunu rücu edebileceği hususları da göz önüne alınarak, tüm bu konularda yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeye dayalı olarak yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7651 E. 2014/10445 K.
Ortak:çek · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre dava dışı Y.K. çekin «keşide tarihi» olan 05.05.2006 tarihi itibarıyla davacı şirketi «temsile» yetkili olmayıp davalı şirket, ticari ilişkiye girilmemiş olan bir şirketi temsilen keşide edilen çekin, gerçekten de davacı/«keşideci» şirketi temsile yetkili kişi tarafından keşide edilip edilmediğini denetleme yükümlülüğü altında bulunduğu, eldeki davada «yetkisiz temsilcinin» keşide ettiği bir «çek» söz konusu olduğundan davacı şirketin dava konusu çek nedeniyle sorumlu olmadığı, anılan çek nedeniyle sorumluluğun yetkisiz temsilci niteliğindeki dava dışı Y.K.'ya ait bulunduğu, davacı tarafça icra dosyasına yapılan ödeme karşısında davalı taraf, geçerli bir sebep bulunmaksızın davacı yan aleyhine zenginleştiğinden BK'nın 61. maddesi hükmü uyarınca esasen davalı şirketin bir kusurunun bulunup bulunmamasının önem arz etmediği, icra dosyasına yatan miktar üzerinden davanın kısmen kabulü gerektiği sonucuna varılarak, 20.985,56 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, fazlaya ilişkin talep ile «kötü niyet tazminatı» talebinin ise reddine karar verilmiştir.
K.'nın davacı şirketin ortağı olup, yetkili «temsilcisi» olmadığı anlaşılmış ise de davacı vekilinin 26.11.2007 tarihli yazılı beyanı ve davacı şirket adına basılı «çek» karnesinin Y.
K.'ya «teslim» edilmiş olması hususları karşısında, bu şahsın yukarıda bahsedilen yasal düzenlemeler uyarınca davacı şirketin ticari mümessili veya «ticari vekili» olarak kabul edilip edilmeyeceği ile şirket adına «çek» keşide etme «yetkisinin» bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılması, yapılacak araştırma sonucu Yüksel Kayalı'nın davacı şirket adına çek keşide etme yetkisinin bulunduğu sonucuna varıldığında, bu çekten dolayı davacının üçüncü kişilere karşı sorumlu olup, «temsilcisinin» temsil yetkisini kötüye kullanarak yaptığı işlemlerden dolayı uğradığı zararı iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceği, ancak kendi temsilcisine bunu «rücu» edebileceği hususları da göz önüne alınarak, tüm bu konularda yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar üzerinde durulmadan «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davalılardan şirket yetkili «temsilcisi» olan M..
P..’in şirket adına küçük meblağlı da olsa «çek» düzenlemesini kabul ettiği, düzenlenen çeklerin şirket adına ödenmesine «icazet» verdiği, bu halde A..
P..'in şirket adına hareket eden ticari mümessil sıfatına sahip olup, zımni olarak kendisine bu konuda BK'nın 449 ve devamı maddelerine göre «yetki» verildiği, yetkinin sınırlandığının üçüncü kişilere bildirilmediği, «çek» düzenlemesinde davalı A..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yeniden tescil · ticaret sicilinden terkin · icazet · müteselsil sorumluluk · maddi hata · ihya · sebepsiz zenginleşme · alacak davası
Benzer bu karardaB.., A..B.. ile birlikte aleyhine hüküm kurulan davalı şirketin yargılama sırasında «ticaret sicilinden terkin» edildiği dosyaya sunulan «ticaret sicili» kayıtlarından anlaşılmakta olup, mahkemece,davacı tarafa anılan şirketin 6102 Yasa'nın 547. maddesi gereğince «yeniden tescili» («ihyası») için süre verilmesi ve yeniden tescilinden sonra davaya devam edilerek bir karar verilmesi gerekirken, terkin edilen şirket aleyhine yazılı şekilde hüküm kurulmas …
P..’in şirket adına küçük meblağlı da olsa «çek» düzenlemesini kabul ettiği, düzenlenen çeklerin şirket adına ödenmesine «icazet» verdiği, bu halde A..
P..’in şirket yetkili ticari mümessili olarak işlem yaptığının kabul edildiği, davaya «alacak davası» olarak devam edildiği, davalı A..
B..'in de «sebepsiz zenginleşmiş» olması nedeniyle sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın davalılardan M..S..
-
Sorumluluk davasında ortaklar kurulu kararı dava şartıdır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2428 E. 2019/8116 K.
Ortak:ticari vekil
İncelediğiniz kararda… üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimse olduğu, 450. maddede, ticari mümessilin, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı, müessese sahibi hesabına «kambiyo taahhütlerinde» bulunmak ve onun namına müessesenin gayesine «dahil» olan bilümum tasarrufları yapmak salahiyetini haiz sayıldığı belirtilmiş; ticari vekillere ilişkin 453. maddede ise «ticari vekilin», ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için «temsile» memur edilen kimse olduğu, ticari vekilin kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemeyeceği, kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamayaca …
K.'ya «teslim» edilmiş olması hususları karşısında, bu şahsın yukarıda bahsedilen yasal düzenlemeler uyarınca davacı şirketin ticari mümessili veya «ticari vekili» olarak kabul edilip edilmeyeceği ile şirket adına «çek» keşide etme «yetkisinin» bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılması, yapılacak araştırma sonucu Yüksel Kayalı'nın davacı şirket adına çek keşide etme yetkisinin bulunduğu sonucuna varıldığında, bu çekten dolayı davacının üçüncü kişilere karşı sorumlu olup, «temsilcisinin» temsil yetkisini kötüye kullanarak yaptığı işlemlerden dolayı uğradığı zararı iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceği, ancak kendi temsilcisine bunu «rücu» edebileceği hususları da göz önüne alınarak, tüm bu konularda yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar üzerinde durulmadan «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBunun yanında «ticari vekilin» «tanımı», ticari vekil, bir «ticari işletme» sahibinin, kendisine «ticari temsilcilik yetkisi» verilmeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir şeklinde yapılmıştır.
Hukuksal statüsü belirlenmek istenilen kişinin; şirket içerisindeki pozisyonu, «yetkisinin» kapsamı, gördüğü iş, çalışma koşulları, aldığı ücret vs birlikte değerlendirilerek işçi mi «ticari temsilci» mi yoksa «ticari vekil» mi olduğu belirlenmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · ortaklar kurulu kararı · tek ortaklı limited şirket · ticari temsilci · ortaklar cari hesabı
Benzer bu kararda618/«son» ) Bu nedenle, mahkemenin davacının «tek ortaklı limited şirket» olması sebebiyle «ortaklar kurulu» kararı alınmasına gerek olmadığı yönündeki gerekçesine itibar edilemez.
Şti. arasında bir «cari hesap ilişkisi» bulunduğu, davacı şirkette ortaklar arasında cari hesabın kullanılmasının bir «teamül» haline geldiği, davalıdan sonra «şirket müdürü» olan ... adına da «ortaklar cari hesabının» açıldığı, dava dışı şirkete yapılan ödemelerin cari hesaba bağlı olarak yapıldığı, davalıya yapılan ödemelerinde davacı şirkette çalıştığı döneme ait ücretler sebebiyle ve cari hesap ilişkisi nedeniyle yapıldığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar vermiş; bu karar karşı davacı tarafça «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Şti.'deki 60.000.- TL tutarındaki %60 hissesini şirket ortağı ...'e 29.01.2013 tarihinde devrettiği ve şirketten ayrıldığı bu tarihten sonra şirketi «temsil» etme görevinin ...'e bırakıldığı, ancak davalının 11.7.2013 tarihine kadar şirkette sigortalı olarak çalışmaya devam ettiği, ilk derece mahkemesince dosyaya getirtilen Ataberk «cari hesap» kayıtları ile faturalar ve «mutabakat» yazıları bilirkişi kurulunca birlikte incelenmesi neticesinde, 31.12.2012 tarihi itibariyle davalının davacı şirkete borcu olmadığı gibi 8.838,34 TL alacaklı gözüktüğü, davacı şirketin bu borçla ilgili mutabakat bildirimine karşı 25.01.2013 tarihli cevabi yazıya göre “mutabık” olduklarını bildirdikleri, davacı şirketin cari hesap belgeleri ve mutabakat yazıları ile faturaların «sahteliğini» iddia etmediği gibi bu konuda yargılama aşamasında her hangi bir işlemde yapmadığı, yine davacının T.İş Bankası hesapları üzerinden davalıya para aktarıldığı iddiasının ise; davacı şirket hesaplarından T.İş Bankası üzerinden davalıya para gönderildiği gibi davalınında şirket için T.İş Bankası üzerinden paralar yatırdığı ve harcamalar yaptığı, İş Bankası ekstresine göre çekilen paraların toplamı 195.863,19 TL iken yatırılan paraların toplamının 205.500.- TL olduğu göz önüne alındığında davalının çektiği paradan çok T.İş Bankasına para yatırdığı, yine davacı şirketin 2013 yılı «defter» ve kayıtlarına göre, davalının davacı şirketten alacağının 30.761,46 TL olduğu yine davalıya 2013 yılında davacı şirkette çalışması karşılığı oluşan ücretler nedeniyle de banka üzerinden ödemeler yapıldığı, her ne kadar Ataberk şirketine karşılıksız para aktarıldığı iddiası var ise de, devir tarihine kadar Ataberk şirketi gibi davacı şirketin de hakim ortağının davalı olduğu, hakim ortağı bulunduğu iki şirketten birinin zararına işlemler yaptığı iddiasının hayatın olağan akışına da uygun olmadığı ,davalının fiilen ayrıldığı tarihten sonra da yıl sonu itibariyle hesapta mutabık olunduğunun bildirildiği, şirketin tek sahibi olan ... tarafından «ortaklar cari hesabı» açılarak kullanıldığının anlaşıldığı, ortaklar cari hesabında banka kanalıyla yapılan ödemeler karşılaştırılarak davalının bir borcu olmadığının anlaşılması karşıs …
Davaya konu eylem ve işlemlerin davalının müdür olduğu döneme ilişkin olması halinde, davaya «sorumluluk davası» olarak bakılması gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/14212 E. , 2014/15681 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL(KAPATILAN) 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 27/03/2013
NUMARASI 2011/39-2013/74
Taraflar arasında görülen davada Istanbul (Kapatılan) 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.03.2013 tarih ve 2011/39-2013/74 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.10.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. S.. M.. ile davalı vekili Av. M.S. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili aleyhine çeke dayalı olarak başlattığı icra takibi sonucu müvekkilinin ferileriyle birlikte 21.123,56 TL olan dosya borcunu ihtirazı kayıtla ödemek zorunda kaldığını, müvekkili şirket yetkililerinin ödeme emrinin kendilerine tebliğinden sonra böyle bir çek keşide edildiğini öğrendiğini, şirket kayıtları incelendiğinde müvekkili şirketin işbu takibe konu olan çeke ilişkin davalı şirketten herhangi bir mal alışının olmadığının görüldüğünü ileri sürerek, müvekkilinin borçlu olmadığı halde haksız yere ödemek zorunda kaldığı toplam 21.123,56 TL'nin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile % 40 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin K. H.. .K. ile olan ticari ilişkisinden dolayı 15.688,00 TL alacaklı olduğunu, müvekkili şirkete bu alacağına karşılık ödeme yerine kaim olmak üzere aynı zamanda davacı şirketin imzaya yetkili müdürü olan Y. K.'nın imzası ile davacı şirketin çeki verildiğini, davacının istirdat sebebinin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre dava dışı Y.K. çekin keşide tarihi olan 05.05.2006 tarihi itibarıyla davacı şirketi temsile yetkili olmayıp davalı şirket, ticari ilişkiye girilmemiş olan bir şirketi temsilen keşide edilen çekin, gerçekten de davacı/keşideci şirketi temsile yetkili kişi tarafından keşide edilip edilmediğini denetleme yükümlülüğü altında bulunduğu, eldeki davada yetkisiz temsilcinin keşide ettiği bir çek söz konusu olduğundan davacı şirketin dava konusu çek nedeniyle sorumlu olmadığı, anılan çek nedeniyle sorumluluğun yetkisiz temsilci niteliğindeki dava dışı Y.K.'ya ait bulunduğu, davacı tarafça icra dosyasına yapılan ödeme karşısında davalı taraf, geçerli bir sebep bulunmaksızın davacı yan aleyhine zenginleştiğinden BK'nın 61.
maddesi hükmü uyarınca esasen davalı şirketin bir kusurunun bulunup bulunmamasının önem arz etmediği, icra dosyasına yatan miktar üzerinden davanın kısmen kabulü gerektiği sonucuna varılarak, 20.985,56 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, fazlaya ilişkin talep ile kötü niyet tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı tarafından yapılan icra takibi nedeniyle davacı tarafından ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.Davalı şirket tarafından 05.05.2006 keşide tarihli, 15.688,00 TL bedelli çek için davacı aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip sonucu davacı şirket tarafından takibe konu borcun ödendiği anlaşılmıştır.Takip borçlusu K. Ltd.Şti, takibe konu çekten dolayı takip alacaklısı olan K. A.Ş.'ye karşı gerçekte bir borcunun olmadığını, takibe konu çeke ilişkin olarak davalı şirketten herhangi bir mal alışverişinde bulunmadığını ileri sürerek açtığı işbu davada, icra takibi sırasında ödediği miktarın istirdadını istemiştir.
Takibe konu çek incelendiğinde, muhatap bankanın Ş.Kırşehir Şubesi olduğu, çek lehdarının K. A.Ş., keşidecinin ise K. K.Dök. San.Ltd.Şti olduğu görülmüştür.[…]Ltd.Şti vekili tarafından dosyaya sunulan 26.11.2007 tarihli yazılı beyanda, çekte imzası bulunan Y.K.'nın şirketin münferit yetkilisi olduğu, ancak diğer münferit yetkili ile aynı şehirde bulunmadığı, çek karnesinin Y.K.'da bulunması nedeniyle bu şahsın dilediği gibi işlem yapabildiğini ancak şirketin çek karnesiyle kendi borçlarını ödeyemeyeceğini bildirmiştir.
Davaya konu çekin keşide tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun Ticari Mümessillere ilişkin düzenlemeleri içeren 449. maddesinde ticari mümessilin, bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından işlerini idare ve müessesenin imzasını kullanarak bilvekale imza vazetmek üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimse olduğu, 450. maddede, ticari mümessilin, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı, müessese sahibi hesabına kambiyo taahhütlerinde bulunmak ve onun namına müessesenin gayesine dahil olan bilümum tasarrufları yapmak salahiyetini haiz sayıldığı belirtilmiş; ticari vekillere ilişkin 453. maddede ise ticari vekilin, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen kimse olduğu, ticari vekilin kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemeyeceği, kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamayacağı belirtilmiştir.Somut olayda, davaya konu çeki keşide eden Y.
K.'nın davacı şirketin ortağı olup, yetkili temsilcisi olmadığı anlaşılmış ise de davacı vekilinin 26.11.2007 tarihli yazılı beyanı ve davacı şirket adına basılı çek karnesinin Y. K.'ya teslim edilmiş olması hususları karşısında, bu şahsın yukarıda bahsedilen yasal düzenlemeler uyarınca davacı şirketin ticari mümessili veya ticari vekili olarak kabul edilip edilmeyeceği ile şirket adına çek keşide etme yetkisinin bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılması, yapılacak araştırma sonucu Yüksel Kayalı'nın davacı şirket adına çek keşide etme yetkisinin bulunduğu sonucuna varıldığında, bu çekten dolayı davacının üçüncü kişilere karşı sorumlu olup, temsilcisinin temsil yetkisini kötüye kullanarak yaptığı işlemlerden dolayı uğradığı zararı iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceği, ancak kendi temsilcisine bunu rücu edebileceği hususları da göz önüne alınarak, tüm bu konularda yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeye dayalı olarak yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101999700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz