Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/7244 E. 2014/13688 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çerçeve sözleşme↗ tefrik↗ takas↗ rehin↗ pasif husumet yokluğu↗ hisse senedi↗ infaz↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ içtihadı birleştirme kararı↗ yetkisizlik kararı↗ teminat↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre aracı kurumla hisse senetleri sahipleri çerçeve sözleşmesi imzalamamış olsalar dahi kredili olarak alınan sermaye piyasası araçlarının alımına izin vermeleri halinde hisse senetlerinin rehin olarak kredi kullanılan bankaya teminat olarak verileceğine da onay verdiğinin kabulü gerektiğini, öte yandan kredili olarak sermaye piyasası aracının satın alınmasına izin veren hisse senetleri sahiplerinin sonradan aracı kurumun hisse senetlerini rehin olarak teminat gösterme yetkisinin olmadığından bahsetmelerinin MK'nun 2. maddesine aykırı olduğu gerekçeleriyle davalı M.. K.. yönünden dava pasif husumet yokluğundan reddedilerek, asıl davanın ve birleşen 2009/478 E ile 2009/664 E sayılı davanın kısmen kabulüne,diğer birleşen davaların ise reddine karar verilmiştir.
Karar asıl davada davacı, k.davalı ve birleşen davalarda davalı T.Bankası A.Ş, davalı-k.davacı Merkez Menkul Değerler A.Ş'ni temsilen Yatırımcıları Koruma Fonu ile birleşen davalarda davacı gerçek kişiler vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Yürürlükten kaldırılan HUMK’nın 382 ve devamı maddeleri ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün verilmesi, tefhimi ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı hususları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiş olup, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “3-Mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/664 E.sayılı dava dosyası yönünden davanın kısmen kabulü ile Tekstil Bankasına rehinli olan 20850 GARAN hisse senedi ve 1160,30 TL temettü bedeli ile 62.173,99 adet TKFEN hisse senedinin davalı Tekstil Bankasından alınarak aynen davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine,Takas Bank aleyhine açılan davanın reddine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda Takabank aleyhine açılan davanın tefrik edilmiş olması nedeniyle kısa karardaki red kararının yok hükmünde olduğundan bahisle “13-Mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/664 E.sayılı dava dosyası yönünden davanın kısmen kabulü ile Tekstil Bankasına rehinli olan 20850 GARAN hisse senedi ve 1160,30 TL temettü bedeli ile 62.173,99 adet TKFEN hisse senedinin davalı Tekstil Bankasından alınarak aynen davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkili bir durum yaratılmıştır.Kısa kararın çelişki yaratan kısmının hakim tarafından düzeltilmesiyle tefhim edilen kararı ortadan kaldırması mümkün olmadığından ve asıl ve birleşen davalar arasındaki irtibat gözetildiğinde diğer davalarla ilgili değerlendirme yapılmayarak gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı Takasbank dışında kalan taraflar vekillerinin diğer temyiz istemlerinin incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2650 E. 2019/2632 K.
Ortak:rehin · hisse senedi · pasif husumet · teminat · temsil · husumet · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre aracı kurumla hisse senetleri sahipleri «çerçeve sözleşmesi» imzalamamış olsalar dahi kredili olarak alınan sermaye piyasası araçlarının alımına izin vermeleri halinde hisse senetlerinin «rehin» olarak kredi kullanılan bankaya «teminat» olarak verileceğine da onay verdiğinin kabulü gerektiğini, öte yandan kredili olarak sermaye piyasası aracının satın alınmasına izin veren hisse senetleri sahiplerinin sonradan aracı kurumun hisse senetlerini rehin olarak teminat gösterme «yetkisinin» olmadığından bahsetmelerinin MK'nun 2. maddesine aykırı olduğu gerekçeleriyle davalı M..
K.. yönünden dava «pasif husumet yokluğundan» reddedilerek, asıl davanın ve birleşen 2009/478 E ile 2009/664 E sayılı davanın kısmen kabulüne,diğer birleşen davaların ise reddine karar verilmiştir.
Karar asıl davada davacı, k.davalı ve birleşen davalarda davalı T.Bankası A.Ş, davalı-k.davacı Merkez Menkul Değerler A.Ş'ni «temsilen» Yatırımcıları Koruma Fonu ile birleşen davalarda davacı gerçek kişiler vekillerince temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre, asıl dava yönünden; davanın Merkez Menkul Değerler A....yi «temsilen» Yatırımcıları Koruma Fonu bakımından kısmen kabulü ile; .......,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...’ın hisse senetleri üzerine konulan toplam 644.530,79 TL «teminat» verilecek miktar yönünden davacının sermaye piyasası araçları üzerindeki «rehin hakkının» varlığı ve geçerliliğinin tespiti ile taraflar arasındaki muarazanın bu şekilde giderilmesine, 10.10.2012 tarihli ek raporun 16 ve 17. sayfasındaki tablonun karara eklenmesine ve kararın eki sayılmasına, ... yönünden davanın «pasif husumet»-«sıfat yokluğundan» reddine; birleşen ...
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/664 E sayılı dava dosyası yönünden davanın kısmen kabulü ile Tekstil Bankasına rehinli olan 20850 adet GARAN «hisse senedi» ve 1160,30 TL temettü bedeli ile 62.173,99 adet TKFEN hisse senedinin davalı ...
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/772 E sayılı dava dosyasından açılan davaların sabit görülmediğinden reddine dair verilen kararın asıl davada davalı-birleşen davada davacı Merkez Menkul Değerler A.Ş'yi «temsilen» Yatırımcıları Koruma Fonu vekili, birleşen davalarda davacılar ..., ..., ... vekilleri, asıl davada davacı-birleşen dosyalarda davalı ...Ş. vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sıfat yokluğu · zilyetlik · rehin hakkı
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre, asıl dava yönünden; davanın Merkez Menkul Değerler A....yi «temsilen» Yatırımcıları Koruma Fonu bakımından kısmen kabulü ile; .......,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...’ın hisse senetleri üzerine konulan toplam 644.530,79 TL «teminat» verilecek miktar yönünden davacının sermaye piyasası araçları üzerindeki «rehin hakkının» varlığı ve geçerliliğinin tespiti ile taraflar arasındaki muarazanın bu şekilde giderilmesine, 10.10.2012 tarihli ek raporun 16 ve 17. sayfasındaki tablonun karara eklenmesine ve kararın eki sayılmasına, ... yönünden davanın «pasif husumet»-«sıfat yokluğundan» reddine; birleşen ...
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/478 E sayılı dava dosyası yönünden davanın kısmen kabulü ile Merkez Menkul Değerler A.Ş. müşterileri ...,...,...,...,...,...,...,......,...ve ...,...,..., ait sermaye piyasası araçları üzerindeki «zilyetliğe» saldırının önlenmesine (menine), 10.10.2012 tarihli ek raporun 11. sayfasındaki tablonun karara eklenmesine ve kararın eki sayılmasına, birleşen ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14182 E. 2016/2176 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla …
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra takibine itiraz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıdan icra takip miktarı kadar alacağı olduğu, davalının «icra takibine itirazının» haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, «asıl alacak» üzerinden %20 «icra inkar tazminatının» davacı lehine hükmedilmesine, karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “Davacının davasının kabulüne, %20 «icra inkar tazminatına» davacı lehine hükmedilmesine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda kısa karardan farklı olarak “Davacının davasının kabulüne % 30 icra inkar tazminatına davacı lehine hükmedilmesine ” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkili bir durum yaratılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3104 E. 2019/436 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla …
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · sulh · terkin · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; dava konusunun tarafların üzerinde tasarrufta bulunabilecekleri hususlara ilişkin olduğu, davacı ve davalı vekilinin vekaletnamesinde «sulh» yetkilerinin bulunduğu, bu nedenle davalı aleyhine açılan davanın HMK 315/1 maddesi uyarınca sulh nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, "davacı vekili yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 2.600,00 TL «vekalet ücretinin» davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar ekinde hesaplanacak «yargılama giderlerinin» davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda kısa karardan farklı olarak" Davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderle …
1-Dava, unvan «terkini» ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15181 E. 2017/717 K.
Ortak:tefrik · rehin · hisse senedi · pasif husumet · teminat · temsil · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre aracı kurumla hisse senetleri sahipleri «çerçeve sözleşmesi» imzalamamış olsalar dahi kredili olarak alınan sermaye piyasası araçlarının alımına izin vermeleri halinde hisse senetlerinin «rehin» olarak kredi kullanılan bankaya «teminat» olarak verileceğine da onay verdiğinin kabulü gerektiğini, öte yandan kredili olarak sermaye piyasası aracının satın alınmasına izin veren hisse senetleri sahiplerinin sonradan aracı kurumun hisse senetlerini rehin olarak teminat gösterme «yetkisinin» olmadığından bahsetmelerinin MK'nun 2. maddesine aykırı olduğu gerekçeleriyle davalı M..
K.. yönünden dava «pasif husumet yokluğundan» reddedilerek, asıl davanın ve birleşen 2009/478 E ile 2009/664 E sayılı davanın kısmen kabulüne,diğer birleşen davaların ise reddine karar verilmiştir.
… ası ile birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/664 E.sayılı dava dosyası yönünden davanın kısmen kabulü ile Tekstil Bankasına rehinli olan 20850 GARAN «hisse senedi» ve 1160,30 TL temettü bedeli ile 62.173,99 adet TKFEN hisse senedinin davalı Tekstil Bankasından alınarak aynen davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine,Takas Bank aleyhine açılan davanın reddine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda Takabank aleyhine açılan davanın «tefrik» edilmiş olması nedeniyle kısa karardaki red kararının yok hükmünde olduğundan bahisle “13-Mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 20 …
Benzer bu karardaMenkul Değerler A.Ş.yi «temsilen» Yatırımcıları Koruma Fonu bakımından kısmen kabulü ile; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...’ın hisse senetleri üzerine konulan toplam 644.530,79 TL «teminat» verilecek miktar yönünden davacının sermaye piyasası araçları üzerindeki «rehin hakkının» varlığı ve geçerliliğinin tespiti ile taraflar arasındaki muarazanın bu şekilde giderilmesine, 10.10.2012 tarihli ek raporun 16 ve 17. sayfasındaki tablonun karara eklenmesine ve kararın eki sayılmasına, ... yönünden davanın «pasif husumet»-«sıfat yokluğundan» reddine; birleşen ...
Menkul Değerler A.Ş.'yi «temsilen» Yatırımcıları Koruma Fonu arasında görülen, asıl davada bankaya «teminat» verilen sermaye piyasası araçları üzerindeki «rehin hakkının» varlığı ve geçerliliğinin tespiti ile haksız ve dayanaksız «muarazanın giderilmesine» karar verilmesinin, karşı davada ise, «dava konusu» hisse senetlerinin tüm semereleriyle birlikte karşı davalı Takasbank'ın fer'i «zilyetliğinden» alınarak Merkez Menkul Değerler havuz hesabına (zilyetliğine) aynen iadelerinin sağlanmasının, aynen iadelerinin mümkün olmaması durumunda dava tarihindeki İMKB endeksi üzerinden hesaplanacak nakit karşılığının dava tarihinden itibaren hesaplanacak «ticari temerrüt faizi» ile birlikte davalı Takasbank'tan alınarak ...
1- Asıl dava aracı kurumda «hisse senedi» sahibi olan ve hisse senedi hesabı bulunan müşterilere ait hisse senetleri üzerinde davacı bankanın «rehin hakkına» sahip olup olmadığı yönündeki «muarazanın giderilmesi» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muarazanın giderilmesi · sıfat yokluğu · ticari temerrüt faizi · zilyetlik · rehin hakkı · davanın konusu · temerrüt faizi · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMenkul Değerler A.Ş.'yi «temsilen» Yatırımcıları Koruma Fonu arasında görülen, asıl davada bankaya «teminat» verilen sermaye piyasası araçları üzerindeki «rehin hakkının» varlığı ve geçerliliğinin tespiti ile haksız ve dayanaksız «muarazanın giderilmesine» karar verilmesinin, karşı davada ise, «dava konusu» hisse senetlerinin tüm semereleriyle birlikte karşı davalı Takasbank'ın fer'i «zilyetliğinden» alınarak Merkez Menkul Değerler havuz hesabına (zilyetliğine) aynen iadelerinin sağlanmasının, aynen iadelerinin mümkün olmaması durumunda dava tarihindeki İMKB endeksi üzerinden hesaplanacak nakit karşılığının dava tarihinden itibaren hesaplanacak «ticari temerrüt faizi» ile birlikte davalı Takasbank'tan alınarak ...
Menkul Değerler A.Ş.yi «temsilen» Yatırımcıları Koruma Fonu bakımından kısmen kabulü ile; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...’ın hisse senetleri üzerine konulan toplam 644.530,79 TL «teminat» verilecek miktar yönünden davacının sermaye piyasası araçları üzerindeki «rehin hakkının» varlığı ve geçerliliğinin tespiti ile taraflar arasındaki muarazanın bu şekilde giderilmesine, 10.10.2012 tarihli ek raporun 16 ve 17. sayfasındaki tablonun karara eklenmesine ve kararın eki sayılmasına, ... yönünden davanın «pasif husumet»-«sıfat yokluğundan» reddine; birleşen ...
1- Asıl dava aracı kurumda «hisse senedi» sahibi olan ve hisse senedi hesabı bulunan müşterilere ait hisse senetleri üzerinde davacı bankanın «rehin hakkına» sahip olup olmadığı yönündeki «muarazanın giderilmesi» istemine ilişkindir.
Menkul Değerler A.Ş. müşterileri ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'e ait sermaye piyasası araçları üzerindeki «zilyetliğe» saldırının önlenmesine (menine), 10.10.2012 tarihli ek raporun 11. sayfasındaki tablonun karara eklenmesine ve kararın eki sayılmasına, birleşen ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13741 E. 2014/19679 K.
Ortak:infaz · temsil
İncelediğiniz karardaKarar asıl davada davacı, k.davalı ve birleşen davalarda davalı T.Bankası A.Ş, davalı-k.davacı Merkez Menkul Değerler A.Ş'ni «temsilen» Yatırımcıları Koruma Fonu ile birleşen davalarda davacı gerçek kişiler vekillerince temyiz edilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davalı şirkete ait kargoların kendilerince taşındığı, taşıma bedellerine ilişkin faturaların düzenlenerek davalıya «teslim» edildiği, buna rağmen «fatura» bedellerinin ödenmediği ileri sürülmüş ise de faturaların teslimine ilişkin belgedeki imzaların, davalı «temsilcisi» F..
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · fatura · asıl alacak · kötüniyet · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · teslim
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece verilen kısa kararda davanın reddine dair hüküm kurulmuş iken gerekçeli kararda, davacı yararına «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına ve «asıl alacak» miktarının %20'si oranında «kötüniyet tazminatının» davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davalı şirkete ait kargoların kendilerince taşındığı, taşıma bedellerine ilişkin faturaların düzenlenerek davalıya «teslim» edildiği, buna rağmen «fatura» bedellerinin ödenmediği ileri sürülmüş ise de faturaların teslimine ilişkin belgedeki imzaların, davalı «temsilcisi» F..
Y..'ın eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, davacının davalıyla aralarındaki hukuki ilişkiyi ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, «asıl alacak» miktarının %20'si oranında tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12573 E. 2014/2095 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla …
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi nedeniyle iptal · zayi · keşideci · çek
Benzer bu karardaA.Ş. olan, Kuveyt Türk Katılım Bankası Kayseri Şubesi'ne ait, ... «çek» numaralı, 10.07.2012 keşide tarihli 59.332,00 TL bedelli çekin «zayii nedeniyle iptaline»” karar verilmiş iken gerekçeli kararda “davanın kabulü ile Şekerbank Ankara K.
Şubesi'ne ait, ... «çek» numaralı, 312002308 hesap numarasına ait, 31/12/2012 keşide tarihli 7.500,00 TL bedelli çekin «zayii nedeniyle iptaline»” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkili bir durum yaratılmıştır.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “davanın kabulü ile «keşidecisi» Ö.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9540 E. 2012/12015 K.
Ortak:infaz · içtihadı birleştirme kararı · yetkisizlik kararı · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre aracı kurumla hisse senetleri sahipleri «çerçeve sözleşmesi» imzalamamış olsalar dahi kredili olarak alınan sermaye piyasası araçlarının alımına izin vermeleri halinde hisse senetlerinin «rehin» olarak kredi kullanılan bankaya «teminat» olarak verileceğine da onay verdiğinin kabulü gerektiğini, öte yandan kredili olarak sermaye piyasası aracının satın alınmasına izin veren hisse senetleri sahiplerinin sonradan aracı kurumun hisse senetlerini rehin olarak teminat gösterme «yetkisinin» olmadığından bahsetmelerinin MK'nun 2. maddesine aykırı olduğu gerekçeleriyle davalı M..
Karar asıl davada davacı, k.davalı ve birleşen davalarda davalı T.Bankası A.Ş, davalı-k.davacı Merkez Menkul Değerler A.Ş'ni «temsilen» Yatırımcıları Koruma Fonu ile birleşen davalarda davacı gerçek kişiler vekillerince temyiz edilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davaya konu 04.03.2006 tarihli sözleşmenin «yetkisiz temsilci» tarafından yapıldığı ve davalı şirket tarafından sözleşmeye «icazet» verilmediği, bu nedenle sözkonusu sözleşme davalı şirketi bağlamadığından davalının bu «sözleşmeden doğan» herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığı, birleşen davada 24.01.2006 tarihli sözleşmede öngörülmüş edimlerin ve şartların tamamen «ifa» edilmemiş olması nedeniyle davalının şarta bağlı «inanç sözleşmesini» ifa etmediği, B.K.’nun 151/II hükmü uyarınca şartın gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması halinde edimi alan kişinin sadece şeyi değil, baştan itibaren bundan elde ettiği bütün menfaatleri de iade etmek zorunda olduğu, davalı gerçek kişinin şirketi «temsile yetkisi» olmadığı halde temsilci sıfatıyla sözleşmeyi imzalaması nedeniyle bizzat sorumlu olduğu gerekçesiyle birleşen dosya yönünden davanın kabulü ile 30.000,00 TL'nın 24 …
… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla …
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hüküm altına alınan alacağın «avans faizi» uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda «yasal faize» karar verilmiş, meydana gelen bu çelişki mahkemece «maddi hata» olarak kabul edilmek suretiyle “yasal” ibaresi “avans” olarak düzeltilmiştir.Kısa kararda hüküm altına alınan alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmiş iken gerekçeli kararda bunun yasal faiz olarak gösterilmesi maddi hata niteliğinde olmayıp, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisini oluşturmakla bu hususun mahkemece kendiliğinden düzeltilmesi yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse «içtihadı birleştirme» kararı uyarınca hükmün yaratılan bu çelişki nedeniyle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:inanç sözleşmesi · yetkisiz temsil · temsil yetkisi · icazet · sözleşmeden doğan dava · maddi hata · ifa · istirdat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davaya konu 04.03.2006 tarihli sözleşmenin «yetkisiz temsilci» tarafından yapıldığı ve davalı şirket tarafından sözleşmeye «icazet» verilmediği, bu nedenle sözkonusu sözleşme davalı şirketi bağlamadığından davalının bu «sözleşmeden doğan» herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığı, birleşen davada 24.01.2006 tarihli sözleşmede öngörülmüş edimlerin ve şartların tamamen «ifa» edilmemiş olması nedeniyle davalının şarta bağlı «inanç sözleşmesini» ifa etmediği, B.K.’nun 151/II hükmü uyarınca şartın gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması halinde edimi alan kişinin sadece şeyi değil, baştan itibaren bundan elde ettiği bütün menfaatleri de iade etmek zorunda olduğu, davalı gerçek kişinin şirketi «temsile yetkisi» olmadığı halde temsilci sıfatıyla sözleşmeyi imzalaması nedeniyle bizzat sorumlu olduğu gerekçesiyle birleşen dosya yönünden davanın kabulü ile 30.000,00 TL'nın 24 …
1-Asıl dava, «sözleşmeden doğan» borcun yerine getirilmesi istemine, birleşen dava ise sözleşme uyarınca ödenen paranın sözleşmedeki edimin yerine getirilmemesi nedeniyle «istirdadı» istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hüküm altına alınan alacağın «avans faizi» uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda «yasal faize» karar verilmiş, meydana gelen bu çelişki mahkemece «maddi hata» olarak kabul edilmek suretiyle “yasal” ibaresi “avans” olarak düzeltilmiştir.Kısa kararda hüküm altına alınan alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmiş iken gerekçeli kararda bunun yasal faiz olarak gösterilmesi maddi hata niteliğinde olmayıp, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisini oluşturmakla bu hususun mahkemece kendiliğinden düzeltilmesi yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse «içtihadı birleştirme» kararı uyarınca hükmün yaratılan bu çelişki nedeniyle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14257 E. 2018/7697 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla …
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının maruz kaldığı ve davalıdan talep edeceği zarar tutarının 41.561,26 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 41.561,26 TL’nin 16/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/7244 E. , 2014/13688 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL(KAPATILAN) 30. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 24/12/2012
NUMARASI 2011/99-2012/293
Taraflar arasında görülen davada İstanbul(Kapatılan) 30. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/12/2012 tarih ve 2011/99-2012/293 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.09.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı-birleşen dosyanın davalılarından Tekstil Bankası A.Ş. vekili Av. M.A., birleşen dosyanın davacıları vekili Av. N.. T.., davalı-karşı davacı Merkez Menkul Değerler A.Ş.'yi Temsilen Yatırımcıları Koruma Fonu vekili Av. F. M. S., davalı-karşı davacı ve asıl davada davacı vekili Av. Ö.. B.. ve fer'i müdahillerden asil C.. P.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili 1 nolu davalı ile müvekkili banka arasında muhtelif tarihlerde genel kredi sözleşmeleri yapıldığını,bu sözleşmeye bağlı olarak Menkul Kıymet Kredi taahhütnamesi çerçevesinde hisse senetleri rehin alınarak kredi kullandırıldığını, 24.3.2009 tarihli yazı SPK nın yazısı ile Merkez Menkul değerler şirketinin faliyetlerinin geçici olarak durdurulduğunu, aracı kurumun bankaya 26.3.2009 taraihi itibariyle 647.017,83 TL borcu olduğunu, aracı kurum nezdindeki rehinli hisselerin ise değerinin 1.367.577,06 TL tutarında bulunduğunu müvekkili bankanın rehin hakkına istinaden bu hisseleri satarak alacağını almayı beklerken 1 nolu davalıyı temsilen Yatırımcıları Koruma Fonunun ihtarı ile bu hisselerin maliklerinin müşteriler olması nedeniyle bu kişilerin muvafakatının alınması istemi ile ihtar çektiğini, bu hisse senetlerinin aracı kurumun borcuna karşılık olarak rehin edilmesine engel bir hüküm olmadığını bilakis rehin edilebileceğine dair14.7.2003 tarih ve 25168 sayılı Resmi gazete de yayınlanan Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alım, Açığa Satış ve Ödünç alma ve verme işlemlerine ilişkin tebliğin19, 21,23, maddelerinde hüküm bulunduğunu, bu senetlerin rehin edilmesi için müşterilerin muvafakatlarıne ihtiyaç olmadığını, beyanla davalıların müvekkili bankanın rehin hakkını bertaraf etmeye yönelik hisse senetleri üzerinde yarattığı muarazanın menini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilince davayı kabul etmediklerini davalı Merkez Menkul Değerler A.Ş.'nin SPK;nın 46. Maddesine göre tedrici tasfiyesine karar verildiğini, SPK:46/B maddesine göre tasfiye işlemine tabi tutulan aracı kurumun müşteri hesaplarındaki sermaye piyasası araçlarının hak sahiplerine dağıtılacağının belirtildiğini, tasfiyenin amacının müşterilere ait kıymetlerin öncelikle müşterilere dağıtımını sağlamak olduğunu, söz konusu kayıtların SPK:10/A maddesine göre MKK nezdinde tutulmasının bu kuruma dava açılmasını gerektirmediğini bu kurumun işlemlerle ilgisi olmadığnıı davanın bu kurum hakkında husumetten reddi gerektiğini Kaydileştirme Tebliğinin 19.maddesine göre bir hissenin rehin verilmesi için rehin verilen kişinin yada kurumun hesabına gönderilmesi gerektiğini somut olayda söz konusu hisselerin Merkez Menkul Değerler A.Ş.
nin hesabına rehin olarak kaydedildiğini bankaya ait hesaba rehin kaydı yapılmadığını, iddia edildiği gibi aracı kurumun bankadan kullandığı kredi nedeniyle sözleşmeye taraf olmayan müşterilerin hisse senetlerinin rehin olarak verilmesi mümkün olsada bunun müşterileri bağlamasının söz konusu olmadığını, davacı banka ile müşteriler arasında rehin sözleşmesi bulunmadığını bu konuda taraflarına tebliğ edilen bir evrakta olmadığını, davacı bankanın davaya konu kıymetler üzerindeki zilyetliğe saldırısının önlenmesi için fon tarafından davacı aleyhine dava açıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleşen 2009/478 E sayılı dosyada davacı vekili SPK nın 6.4.2009 tarihli kararı ile aracı kurumun sermaye piyasasında faaliyet gösterdiğini aracı kurumun SPK'nın 46. maddesine göre tedrici tafiyesine karar verildiğini, SPK'nun 46/B maddesine göre tasfiye halinde öncelikle sermaye piyasası araçlarının hak sahiplerine dağıtılacağının hükme bağlandığını yapılan incelemede 26 adet yatırımcının hesabındaki kıymetlerin davalı banka nezdinde bulunan aracı kurumun hesabında bulunduğunun anlaşıldığını MK.973. Maddesine göre zilyetlik hakkını kullanımı engelleyen davalının saldırısının önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Banka vekilince davanın reddi istenilmiştir.
Birleşen 2009/664 E.sayılı dosyada davacı vekili, yatırımcıların izni ve muvafakatı olmadan hisse senetlerinin davalı bankaya alınmış olunan kredi karşılığı rehin verilmesi imkanının olmadığını, hisse senetlerinin aracı kurum nezdinde bulunan müvekkili hesabında bulunduğunu, hisse senetleri üzerinde rehin hakkının kullanılamayacağını hisse senetlerinin müvekkiline iadesi gerektiğini, beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak şartıyla davalı bankalara rehnedilen hisse senetlerinin temettü ve bedelsiz sermaye arttırımları ile birlikte aynen iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Tekstil Bankası vekilince davanın reddi savunulmuştur.
Birleşen 2009/772 E.sayılı dosyasında aracı kuruluş Merkez Menkul Değerler A.Ş'nin faaliyetinin durdurularak tasfiye sürecine alınmasının sebebinin yatırımcıları koruma amacı güttüğünü, yatırımcıların izni ve muvafakatı olmadan hisse senetlerinin davalı bankaya alınmış olunan kredi karşılığı rehin verilmesi imkanının olmadığını, hisse senetlerinin aracı kurum nezdinde bulunan müvekkili hesabında bulunduğunu, hisse senetleri üzerinde rehin hakkının kullanılamayacağını hisse senetlerinin müvekkiline iadesi gerektiğini, beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak şartıyla davalı bankalara rehnedilen hisse senetlerinin temettü ve bedelsiz sermaye arttırımları ile birlikte aynen iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Birleşen 2010/87 E.sayılı dava dosyasında davacı vekili hisse senetlerinin aracı kurum nezdinde bulunan müvekkili hesabında bulunduğunu, hisse senetleri üzerinde rehin hakkının kullanılamayacağını hisse senetlerinin müvekkiline iadesi gerektiğini, beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak şartıyla davalı bankalara rehnedilen hisse senetlerinin temettü ve bedelsiz sermaye arttırımları ile birlikte aynen iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre aracı kurumla hisse senetleri sahipleri çerçeve sözleşmesi imzalamamış olsalar dahi kredili olarak alınan sermaye piyasası araçlarının alımına izin vermeleri halinde hisse senetlerinin rehin olarak kredi kullanılan bankaya teminat olarak verileceğine da onay verdiğinin kabulü gerektiğini, öte yandan kredili olarak sermaye piyasası aracının satın alınmasına izin veren hisse senetleri sahiplerinin sonradan aracı kurumun hisse senetlerini rehin olarak teminat gösterme yetkisinin olmadığından bahsetmelerinin MK'nun 2. maddesine aykırı olduğu gerekçeleriyle davalı M.. K.. yönünden dava pasif husumet yokluğundan reddedilerek, asıl davanın ve birleşen 2009/478 E ile 2009/664 E sayılı davanın kısmen kabulüne,diğer birleşen davaların ise reddine karar verilmiştir.
Karar asıl davada davacı, k.davalı ve birleşen davalarda davalı T.Bankası A.Ş, davalı-k.davacı Merkez Menkul Değerler A.Ş'ni temsilen Yatırımcıları Koruma Fonu ile birleşen davalarda davacı gerçek kişiler vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Yürürlükten kaldırılan HUMK’nın 382 ve devamı maddeleri ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün verilmesi, tefhimi ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı hususları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiş olup, HMK’nın 298/2.
maddesinde de gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “3-Mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/664 E.sayılı dava dosyası yönünden davanın kısmen kabulü ile Tekstil Bankasına rehinli olan 20850 GARAN hisse senedi ve 1160,30 TL temettü bedeli ile 62.173,99 adet TKFEN hisse senedinin davalı Tekstil Bankasından alınarak aynen davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine,Takas Bank aleyhine açılan davanın reddine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda Takabank aleyhine açılan davanın tefrik edilmiş olması nedeniyle kısa karardaki red kararının yok hükmünde olduğundan bahisle “13-Mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/664 E.sayılı dava dosyası yönünden davanın kısmen kabulü ile Tekstil Bankasına rehinli olan 20850 GARAN hisse senedi ve 1160,30 TL temettü bedeli ile 62.173,99 adet TKFEN hisse senedinin davalı Tekstil Bankasından alınarak aynen davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkili bir durum yaratılmıştır.Kısa kararın çelişki yaratan kısmının hakim tarafından düzeltilmesiyle tefhim edilen kararı ortadan kaldırması mümkün olmadığından ve asıl ve birleşen davalar arasındaki irtibat gözetildiğinde diğer davalarla ilgili değerlendirme yapılmayarak gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı Takasbank dışında kalan taraflar vekillerinin diğer temyiz istemlerinin incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Takasbank dışında kalan taraf vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile mahkemece verilen kararın açıklanan nedenle BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına, takdir olunan 1.100 TL vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden Takasbank dışındaki davalılar'a iadesine, 12.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101991500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz