Menfi tespit | Marka hakkı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/377 E. 2011/4341 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yapılmamış sayılma↗ derdestlik↗ ıslah↗ terkin↗ haksız rekabet↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı-karşı davacının talepleri arasında ambalaj suretiyle haksız rekabetin tespitinin incelenmesi ve sonuçlarının giderilmesi yönünde talep olmadığı, bu yönüyle hüküm kurulmadığı, davacı markasının 29. sınıf emtialar bakımından 16.05.2006 tarihinde tescil edildiği, davalı-karşı davacı markalarının ise aynı sınıfta 1999 yılında tescil edildikleri, emtiaların aynı ve benzer bulunduğu, markalar arasında karışıklığa neden olacak şekilde benzerlik bulunduğu, karşı dava bakımından iltibasın varlığı iddiasının yerinde olduğu, davacının marka tescil başvurusunu davadan önce 2005 yılında yaptığı, hükümsüz kılınıncaya kadar tescil korumasından yararlanacağı, davalı markalarına bir tecavüzün olmadığı, her ne kadar karşı davada unvan terkini istemi mevcutsa da unvanın tescilli şekilde ve markasal olmayan şekilde kullanımının davalı-karı davacı markalarına tecavüz oluşturmayacağı, esasen unvanlar arasında da benzerlik bulunmadığı, karşı dava ıslah edilerek hükümsüzlük isteminde bulunulduğu, karşı davalının derdestlik itirazının olduğu, taraflar arasında Ankara FSHHM’nde 556 sayılı KHK'nin 8/1-b ve 42 nci maddelerine dayalı hükümsüzlük davasının bulunduğu, derdestlik itirazının yerinde olduğu, her ne kadar ayrı bir dava olarak açılmamış ise de bu talebin yapılmamış sayıldığı gerekçesiyle asıl davanın marka tescil başvurusunun kabul edilerek tescile bağlanması nedeniyle tescilli olduğu emtialar üzerinde kullanımın davalı-karşı davacı markalarına tecavüz oluşturmadığının tespitine, karşı davanın kısmen kabulüne, taraf markaları arasında iltibasın mevcut olduğunun tespitine, hükümsüzlük talebinin yapılmamış sayılmasına, diğer istemlerin reddine karar verilmiş, kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 20.09.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı bozulmuştur.
Davacı-karşı davalı Mezzet Gıda Hay.San. ve Tic.Ltd.Şti. vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı-karşı davalı Mezzet Gıda Hay.San. ve Tic.Ltd.Şti. vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2582 E. 2010/8860 K.
Ortak:yapılmamış sayılma · derdestlik · ıslah · terkin · haksız rekabet · iltibas · dava şartı · Menfi tespit | Marka hakkı
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı-karşı davacının talepleri arasında ambalaj suretiyle «haksız rekabetin» tespitinin incelenmesi ve sonuçlarının giderilmesi yönünde talep olmadığı, bu yönüyle hüküm kurulmadığı, davacı markasının 29. sınıf emtialar bakımından 16.05.2006 tarihinde tescil edildiği, davalı-karşı davacı markalarının ise aynı sınıfta 1999 yılında tescil edildikleri, emtiaların aynı ve benzer bulunduğu, markalar arasında karışıklığa neden olacak şekilde benzerlik bulunduğu, karşı dava bakımından «iltibasın» varlığı iddiasının yerinde olduğu, davacının marka tescil başvurusunu davadan önce 2005 yılında yaptığı, hükümsüz kılınıncaya kadar tescil korumasından yararlanacağı, davalı markalarına bir tecavüzün olmadığı, her ne kadar karşı davada unvan «terkini» istemi mevcutsa da unvanın tescilli şekilde ve markasal olmayan şekilde kullanımının davalı-karı davacı markalarına tecavüz oluşturmayacağı, esasen unvanlar arasında da benzerlik bulunmadığı, karşı dava «ıslah» edilerek hükümsüzlük isteminde bulunulduğu, karşı davalının «derdestlik» itirazının olduğu, taraflar arasında Ankara FSHHM’nde 556 sayılı KHK'nin 8/1-b ve 42 nci maddelerine dayalı hükümsüzlük davasının bulunduğu, derdestlik itirazının yerinde olduğu, her ne kadar ayrı bir dava olarak açılmamış ise de bu talebin yapılmamış sayıldığı gerekçesiyle asıl davanın marka tescil başvurusunun kabul edilerek tescile bağlanması nedeniyle tescilli olduğu emtialar üzerinde kullanımın davalı-karşı davacı markalarına tecavüz oluşturmadığının tespitine, karşı davanın kısmen kabulüne, taraf markaları arasında iltibasın mevcut olduğunun tespitine, hükümsüzlük talebinin «yapılmamış sayılmasına», diğer istemlerin reddine karar verilmiş, kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 20.09.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı bozulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı-karşı davacının talepleri arasında ambalaj suretiyle «haksız rekabetin» tespitinin incelenmesi ve sonuçlarının giderilmesi yönünde talep olmadığı, bu yönüyle hüküm kurulmadığı, davacı markasının 29. sınıf emtialar bakımından 16.05.2006 tarihinde tescil edildiği, davalı-karşı davacı markalarının ise aynı sınıfta 1999 yılında tescil edildikleri, emtiaların aynı ve benzer bulunduğu, markalar arasında karışıklığa neden olacak şekilde benzerlik bulunduğu, karşı dava bakımından «iltibasın» varlığı iddiasının yerinde olduğu, davacının marka tescil başvurusunu davadan önce 2005 yılında yaptığı, bunun kabul edildiği, hükümsüz kılınıncaya kadar tescil korumasından yararlanacağı, davalı markalarına bir tecavüzün olmadığı, her ne kadar karşı davada unvan «terkini» istemi mevcutsa da unvanın tescilli şekilde ve markasal olmayan şekilde kullanımının davalı-karı davacı markalarına tecavüz oluşturmayacağı, esasen unvanlar arasında da benzerlik bulunmadığı, karşı dava «ıslah» edilerek hükümsüzlük isteminde bulunulduğu, karşı davalının «derdestlik» itirazının olduğu, taraflar arasında Ankara FSHHM’nde 556 sayılı KHK.nin 8/1-b ve 42 nci maddelerine dayalı hükümsüzlük davasının bulunduğu, derdestlik itirazının yerinde olduğu, her ne kadar ayrı bir dava olarak açılmamış ise de bu talebin yapılmamış sayıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, asıl davanın marka tescil başvurusunun kabul edilerek tescile bağlanması nedeniyle tescilli olduğu emtialar üzerinde kullanımın davalı-karşı davacı markalarına tecavüz oluşturmadığının tespitine, karşı davanın kısmen kabulüne, taraf markaları arasında iltibasın mevcut olduğunun tespitine, hükümsüzlük talebinin «yapılmamış sayılmasına», diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
2- Asıl dava, markanın tescili için başvuru yapılmış bulunulması ve karşı tarafın markalarıyla «iltibas» oluşturmayacağı iddiasına dayalı, marka kullanımının tecavüz teşkil etmediğinin tespiti, karşı dava ise, tescilli marka hakkına dayalı iltibas ile tecavüzün tespiti, durdurulması, marka hakkına dayalı unvan «terkini» ve tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemlerine ilişkindir.
TTK.nun 57/5 nci maddesine göre, başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arzetmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak «haksız rekabet» hallerinden biri olarak sayılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilk itiraz · vekalet ücreti takdiri · tespit davası · açılmamış sayılma · tüzel kişilik · marka hakkına tecavüz · hukuki yarar · ortalama tüketici
Benzer bu karardaAncak, davacının, marka tescili için başvuru yaptıktan sonra bu nedene dayalı olarak anılan markayı kullanmasının başkasının markasına tecavüz teşkil etmediği yönünde «tespit davası» açmasında bir «hukuki yararı» bulunmamaktadır.
Ancak, «derdestlik» itirazının kabulü ile davalı-karşı davacının hükümsüzlük istemli davasının «açılmamış sayılmasına» karar verilmesi ve nedenle de davacı-karşı davalı yararına «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da yanlış olmuş, kararın davacı-karşı davalı yararına bozulması gerekmiştir.
556 sayılı KHK.nin 74/1.maddesi hükmüne göre, menfaati olan herkes, marka sahibine karşı dava açarak, fiillerinin «marka hakkına tecavüz» teşkil etmediğine karar verilmesini talep edebilir.
Kendisine karşı açılabilecek muhtemel «marka hakkına tecavüz» davasında tescil için başvuru yapıldığı olgusunu savunma «sebebi» olarak ileri sürebilecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/244 E. 2019/999 K.
Ortak:terkin · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı-karşı davacının talepleri arasında ambalaj suretiyle «haksız rekabetin» tespitinin incelenmesi ve sonuçlarının giderilmesi yönünde talep olmadığı, bu yönüyle hüküm kurulmadığı, davacı markasının 29. sınıf emtialar bakımından 16.05.2006 tarihinde tescil edildiği, davalı-karşı davacı markalarının ise aynı sınıfta 1999 yılında tescil edildikleri, emtiaların aynı ve benzer bulunduğu, markalar arasında karışıklığa neden olacak şekilde benzerlik bulunduğu, karşı dava bakımından «iltibasın» varlığı iddiasının yerinde olduğu, davacının marka tescil başvurusunu davadan önce 2005 yılında yaptığı, hükümsüz kılınıncaya kadar tescil korumasından yararlanacağı, davalı markalarına bir tecavüzün olmadığı, her ne kadar karşı davada unvan «terkini» istemi mevcutsa da unvanın tescilli şekilde ve markasal olmayan şekilde kullanımının davalı-karı davacı markalarına tecavüz oluşturmayacağı, esasen unvanlar arasında da benzerlik bulunmadığı, karşı dava «ıslah» edilerek hükümsüzlük isteminde bulunulduğu, karşı davalının «derdestlik» itirazının olduğu, taraflar arasında Ankara FSHHM’nde 556 sayılı KHK'nin 8/1-b ve 42 nci maddelerine dayalı hükümsüzlük davasının bulunduğu, derdestlik itirazının yerinde olduğu, her ne kadar ayrı bir dava olarak açılmamış ise de bu talebin yapılmamış sayıldığı gerekçesiyle asıl davanın marka tescil başvurusunun kabul edilerek tescile bağlanması nedeniyle tescilli olduğu emtialar üzerinde kullanımın davalı-karşı davacı markalarına tecavüz oluşturmadığının tespitine, karşı davanın kısmen kabulüne, taraf markaları arasında iltibasın mevcut olduğunun tespitine, hükümsüzlük talebinin «yapılmamış sayılmasına», diğer istemlerin reddine karar verilmiş, kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 20.09.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı bozulmuştur.
Benzer bu karardaŞti.'nin davalıya karşı açtığı «haksız rekabet» davasının kısmen kabulüne, davalı eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, "Sisar" ibaresinin «iltibas» oluşturmayacak şekilde değiştirilmesi ya da ticaret unvanından silinmesi suretiyle haksız rekabetin menine, kâr «kaybı» ve maddi zarar talebinin reddine, 8.000TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen alınarak davacı Nisar Gıda Tarım ve Hay.
1-Asıl dava, «haksız rekabetin» tesbiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili, davalı şirket müdürünün «temsil yetkisinin kaldırılması», davalı şirketin ticaret ünvanının «terkini», karşı dava ise «fesih» ve «tasfiye» istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl dava yönüden davacı ...'ın kendi adına açtığı «haksız rekabet» davasının «aktif ehliyet» yokluğu nedeni ile «usulden reddine», davacı Nisar Gıda Tar. ve Hay.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temsil yetkisinin kaldırılması · azil · dosyanın işlemden kaldırılması · işlemden kaldırma · aktif dava ehliyeti · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme
Benzer bu karardaAsıl davada, mahkemenin 03.07.2014 tarihli oturumunda «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmiş olup HMK 150/4 maddesine uygun şekilde yasal 3 aylık süre içerisinde «yenilenmediğinden» HMK 150/5 maddesi gereğince asıl «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerekirken asıl davaya ilişkin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl dava yönüden davacı ...'ın kendi adına açtığı «haksız rekabet» davasının «aktif ehliyet» yokluğu nedeni ile «usulden reddine», davacı Nisar Gıda Tar. ve Hay.
Şti.'nin davalı ...'e karşı açtığı «azil» davasının kabulü ile, kurucu ortak ...'in müdürlük görevinden azline, karşı dava yönünden karşı davacı ...'in karşı davalı Nisar Gıda Tarım ve Hay.
1-Asıl dava, «haksız rekabetin» tesbiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili, davalı şirket müdürünün «temsil yetkisinin kaldırılması», davalı şirketin ticaret ünvanının «terkini», karşı dava ise «fesih» ve «tasfiye» istemlerine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/377 E. , 2011/4341 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.12.2008 gün ve 2006/594 - 2008/330 sayılı kararı bozan Daire’nin 20.09.2010 gün ve 2009/2582 - 2010/8860 sayılı kararı aleyhinde davacı-karşı davalı Mezzet Gıda Hay.San. ve Tic.Ltd.Şti. vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, müvekkilinin ‘MEZZET+şekil’ ibareli markasını kullanımının kendisine ait ‘MEZİZ’ ibareli markaların kullanım hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle ihtarname gönderdiğini, oysa markalar arasında karışıklık olmadığını, müvekkili markasının tescil prosedürünün TPE nezdinde devam ettiğini, esasen anılan ibarenin tescilli işletme adı olarak kullanıldığını ileri sürerek, marka kullanımının hem karışıklık bulunmadığı hem de tescil başvurusu nedeniyle yasal kullanım olduğundan davalının markalarına tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 1999 yılından beri gıda alanında faaliyet gösterdiğini, ‘MEZİZ’ ibareli markalarıyla piyasada tanındığını, davalının bilerek karışıklık yaratacak şekilde ‘MEZZET’ ibareli markayı kullandığını, ilk kullanan ve tanıtanın müvekkili olduğunu, davalının marka ve unvan olarak kullanamayacağını savunarak davanın reddini istemiş, karşı davasında da; davalının müvekkili markasına benzer marka ile aynı ürünleri yine benzer ambalajlarla satışa sunduğunu, marka hakkına tecavüz ettiğini ve haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek, davalının marka başvurusunun yaptığı marka ile müvekkili markası arasındaki iltibasın ve tecavüzün tespiti ile tecavüzün durdurulması ve önlenmesine, maddi durumun ortadan kaldırılmasına, 556 sayılı KHK'nin 9/b maddesi uyarınca unvanındaki ‘MEZZET’ markasının çıkartılmasına ve hüküm özetinin ilanına karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesi vererek ayrıca TPE nezdinde tescile karar verilen davalı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkini de talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davalı-karşı davacının talepleri arasında ambalaj suretiyle haksız rekabetin tespitinin incelenmesi ve sonuçlarının giderilmesi yönünde talep olmadığı, bu yönüyle hüküm kurulmadığı, davacı markasının 29. sınıf emtialar bakımından 16.05.2006 tarihinde tescil edildiği, davalı-karşı davacı markalarının ise aynı sınıfta 1999 yılında tescil edildikleri, emtiaların aynı ve benzer bulunduğu, markalar arasında karışıklığa neden olacak şekilde benzerlik bulunduğu, karşı dava bakımından iltibasın varlığı iddiasının yerinde olduğu, davacının marka tescil başvurusunu davadan önce 2005 yılında yaptığı, hükümsüz kılınıncaya kadar tescil korumasından yararlanacağı, davalı markalarına bir tecavüzün olmadığı, her ne kadar karşı davada unvan terkini istemi mevcutsa da unvanın tescilli şekilde ve markasal olmayan şekilde kullanımının davalı-karı davacı markalarına tecavüz oluşturmayacağı, esasen unvanlar arasında da benzerlik bulunmadığı, karşı dava ıslah edilerek hükümsüzlük isteminde bulunulduğu, karşı davalının derdestlik itirazının olduğu, taraflar arasında Ankara FSHHM’nde 556 sayılı KHK'nin 8/1-b ve 42 nci maddelerine dayalı hükümsüzlük davasının bulunduğu, derdestlik itirazının yerinde olduğu, her ne kadar ayrı bir dava olarak açılmamış ise de bu talebin yapılmamış sayıldığı gerekçesiyle asıl davanın marka tescil başvurusunun kabul edilerek tescile bağlanması nedeniyle tescilli olduğu emtialar üzerinde kullanımın davalı-karşı davacı markalarına tecavüz oluşturmadığının tespitine, karşı davanın kısmen kabulüne, taraf markaları arasında iltibasın mevcut olduğunun tespitine, hükümsüzlük talebinin yapılmamış sayılmasına, diğer istemlerin reddine karar verilmiş, kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 20.09.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı bozulmuştur.
Davacı-karşı davalı Mezzet Gıda Hay.San. ve Tic.Ltd.Şti. vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı-karşı davalı Mezzet Gıda Hay.San. ve Tic.Ltd.Şti. vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı-karşı davalı Mezzet Gıda Hay.San. ve Tic.Ltd.Şti. vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 02,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 185.00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 14.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1019206700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz