Anonim şirket yönetim kurulu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/15918 E. 2011/4100 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yönetim kurulu↗ ortaklık sözleşmesi↗ şahsi sorumluluk↗ pay sahipliği↗ pasif husumet yokluğu↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ anonim şirket↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ husumet↗
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği,davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği,bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın da pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılarak, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2008/13268 E, 2010/9334 K. sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
Davalılar vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekillerinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2289 E. 2011/5219 K.
Ortak:ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği,davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği,bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın da «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılarak, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu n …
Benzer bu kararda… duğu, davalıların Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir Anonim şirket ve davacının da davalı şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2238 E. 2011/5216 K.
Ortak:ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · husumet yokluğu · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği,davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği,bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın da «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılarak, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu n …
Benzer bu kararda… sası Kurulunun kaydında bulunan bir Anonim şirket ve davacının da davalılardan Yimpaş İhtiyaç Maddeleri AŞ.ne 200 hisse ile ortak olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği,davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı,davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalı ... hakkında açılan davanın «husumet yokluğu» nedeni ile, diğer davalı şirketler hakkında açılan davanın esas yönünden reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2249 E. 2011/5220 K.
Ortak:ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği,davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği,bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın da «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılarak, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu n …
Benzer bu kararda… aşbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan bir Anonim şirket ve davacının da davalı şirkette toplam 254 pay ile ortak olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği,davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı,davacının talebinin yerinde olmadığı, ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2450 E. 2012/4939 K.
Ortak:ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · pay sahipliği · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği,davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği,bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın da «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılarak, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu n …
Benzer bu karardaMahkemece, davalı şirketlerin Anonim Şirket olduğu, davacının davalı şirketlerde hisselerinin bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesindeki "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" hükmü gereği sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, şirketlerin tasfiye halinde olmadığı, davalı ...'ın sermaye şirketleri olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanı olup «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçeleriyle davalı şirketler hakkında açılan davanın reddine, davalı ... hakkında açılan davanın ise «husumetten» reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 21.11.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararına bozul …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2233 E. 2011/4884 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · anonim şirket · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği,davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği,bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın da «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılarak, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu n …
Benzer bu karardaMahkemece, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «tasfiye» payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarakgösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın red …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8386 E. 2011/8095 K.
Ortak:ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · yönetim kurulu kararı · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği,davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği,bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın da «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılarak, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu n …
Benzer bu kararda… irketlerinde sermaye olarak verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davanın niteliği itibarıyla TTK. hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan A.Ş. «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın ise «husumet» yönünden reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 05.04.2011 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7882 E. 2011/7676 K.
Ortak:ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · yönetim kurulu kararı · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği,davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği,bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın da «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılarak, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu n …
Benzer bu kararda… irkete verilenin istenemeyeceği, ... davalı olarak gösterilmiş ise de, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın reddine, davalı ... hakkında açılan davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 24.03.2011 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2453 E. 2012/3486 K.
Ortak:ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · husumet yokluğu · yönetim kurulu kararı · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği,davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği,bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın da «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılarak, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu n …
Benzer bu kararda… n 405/2 maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istenemeyeceği, TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanı ve üyesi davalı gerçek kişilerin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın reddine, davalı gerçek kişiler hakkındaki davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.11.2011 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/15918 E. , 2011/4100 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.12.2007 gün ve 2007/52-2007/644 sayılı kararı bozan Daire’nin 28.09.2010 gün ve 2008/13268-2010/9334 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, yüksek faiz verileceği ve istenildiğinde paranın geri çekilebileceği garantisi vererek ve ikna ederek müvekkilinden 02.07.1999 tarihinde davalı şirketler adına 15.000 DM tahsil edilerek “Yimpaş Yozgat İhtiyaç Maddeleri Ticaret Anonim Şirketi Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi” ibareli belge verildiğini, belgede imzası bulunanın kim olduğunun yazılı olmadığını, temsilci olup olmadığının belgeden anlaşılamadığını, davalılara gönderilen ihtara rağmen paranın iade edilmediğini, davalı şirketin ise TTK 329 ve 405 maddelerini sebep göstererek parayı ödemediğini, davalıların para toplama faaliyetinin Bankalar Kanunu’na, SPK’na aykırı olduğunu, geçerli bir hisse devri yapılmadığını, davalıların nedensiz zenginleştiğini, ortak olmayan ve hisse senedi verilmeyen müvekkiline karşı TTK’nun 329 ncu ve 405 nci maddelerine dayanılamayacağını, şirket yöneticilerinden Dursun’un TTK’nun 67 nci maddesine ve SPK’na muhalefet suçlarından ceza aldığını, ortaklık ilişkisinin geçerli olmadığını, davalı ...’un şirketi paravan olarak kullandığını ileri sürerek, bu sözleşme ile hisse devri yapılamayacağının, ortaklığın kurulmadığının tespitini, tahsil edilenin faiziyle birlikte toplam 13.805.00 TL'nın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının 150 hisse ile Yimpaş Yozgat İhtiyaç Maddeleri Paz. ve Ticaret A.Ş. ortağı olduğu, Yimpaş Gıda A.Ş. ortağı olmadığını, bu nedenle Yimpaş Gıda A.Ş. yönünden davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, 1 yıllık zamanaşımının dolduğunu Dursun'a da husumet yöneltilemeyeceğini, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili bulunduğu şirketlerin Sermaye Piyasası Kurulu kaydında olan, bu kurul tarafından faaliyetleri denetlenen bir Anonim Şirket olduğunu, TTK.nun 329. ve 405. maddesi gereğince Anonim Şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, müvekkili şirketlerin tasfiye halinde olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği,davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği,bu nedenle davalı ...
hakkındaki davanın da pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılarak, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2008/13268 E, 2010/9334 K. sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
Davalılar vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekillerinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekillerinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 02,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 185.00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ ye gelir kaydedilmesine, 08.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1019129200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz