Marka Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/14577 E. 2014/6187 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aktif husumet ehliyeti↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ marka hakkına tecavüz↗ taraf ehliyeti↗ ortalama tüketici↗ menfi tespit↗ haksız rekabet↗ iltibas↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacıların “A..” ibareli markayı birlikte kullandıkları, bu kullanımdan dağacak hakların her iki davacıyı ilgilendireceği gözetildiğinde davacılar yönünden davada aktif husumet ehliyetinin
bulunduğu, “A.” ve “A..” ibarelerinin görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek derecede benzer olduğu, “.” ibaresinin ilk olarak 1986 yılından başlamayarak otel hizmetlerinde davalı şirket ve kurucu selefleri tarafından kullanıldığı, kullanımın kesintisiz biçimde dava tarihine kadar devam ettiği, bu nedenle marka üzerinde öncelikli hak sahipliğinin davalı tarafa ait bulunduğu, davacıların kullanımının geçici konaklama hizmetleri ile ilgili olduğu, 39. sınıftaki hizmetler yönünden önceye dayalı kullanıma ilişkin herhangi bir belge ve kanıt sunulmadığı, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığının tespitine dair talebin açılan bir davada savunma aracı olarak ileri sürülebileceği, 556 sayılı KHK'nın 74. maddesi uyarınca menfi tespit davasına konu edilemeyeceği, gereçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece; davacının, dava konusu markayı kullanımının, davalının tescilli markasına tecavüz oluşturmadığının tespitine yönelik istemi “bu tür bir talebin ancak kendisine karşı açılan hükümsüzlük davasında savunma olarak sürülebileceği gerekçesiyle” reddedilmiş ise de mahkeme kararında gerekçeye dayanak olarak gösterilen 2011/7104 esas 2012/14860 karar sayılı bozma ilamı karar düzeltme talebi üzerine “bu tür davaların hükümsüzlük davasıyla birlikte görülebileceği” gerekçesiyle, dairemizin 05.03.2013 tarih 2013/435-4108 sayılı ilamıyla kaldırılmış olup, 556 Sayılı KHK'nın 74/son maddesine uyarınca menfi tespit davasının markanın hükümsüzlüğü davasıyla birlikte açılabileceği öngörüldüğünden yazılı gerekçeyle bu konudaki istemin reddi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulüyle hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3118 E. 2013/20246 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fatura delili · hizmet bedeli · fatura · ihtarname · eksik inceleme · e-defter
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı tarafından işletilen otelde davalının getirdiği müşterilere 2007 yılı yaz döneminde konaklama hizmeti verildiği, ancak davalı tarafından bedelin ödenmediği ileri sürülmüş, buna ilişkin olarak da 11.08.2007-21.09.2007 tarihleri arasında davalı adına düzenlenmiş 23 adet «fatura delil» olarak sunulmuştur.
… izmeti verildiğinin davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, davacı tarafından dosyaya sunulan 20.08.2007 tarihli «ihtarnameden» 11.08.2007 tarihinden itibaren otelin davacı tarafından işletileceği hususunun davalıya bildirilmiş olduğu ve alınan bilirkişi raporunda da davacının davalıya göndermiş olduğu konaklama hizmetine ilişkin faturaların davalı «defterlerinde» kayıtlı olduğu belirlenmiş olup, mahkemenin bu gerekçesi yerinde değildir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir Dava, otel konaklama «hizmet bedelinin» tahsili istemine ilişkindir.
Her ne kadar davalı tarafından anılan faturalar «defterlere» kayıt edildikten sonra davacıya iade edilmiş ise de, bu durum davacı tarafından davalıya konaklama hizmeti verilmediği anlamına gelmez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11421 E. 2013/18206 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/14577 E. , 2014/6187 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 22/05/2013
NUMARASI 2012/258-2013/108
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.05.2013 tarih ve 2012/258-2013/108 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkillerinin 1995 yılından beri “A..” adıyla otel işletmeciliği yaptığını, müvekkili H.. G..'ın 28.2.2006 tarihinde “A.. ibareli markasına ilişkin 39 ve 43. sınıf hizmetler yönünden tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun davalı firmanın itirazı nedeniyle reddedildiğini, müvekkillerinin kesintisiz kullanım nedeniyle marka üzerinde önceye dayalı üstün hakkının bulunduğunu, davalı firmanın 15.8.2006 tarihinde 41, 43, ve 44. sınıf hizmetler yönünden “HOTEL A..” ibareli 2006/39628 sayılı markayı, 5.2.2010 tarihinde ise 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44 ve 45. sınıf hizmetler yönünden “A.. TERMAL MEGA KENT” ibareli 2010/7309 sayılı markayı adına tescil ettirdiğini, ileri sürerek müvekkilinin önceye dayalı kullanım hakkı nedeniyle 39 ve 43.
sınıflar yönünden davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesini, bu istemlerin kabul edilmemesi halinde müvekkilinin gerçekleştirdiği ticari faaliyetlerinde “A..” ibaresini kullanmasının davalının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet yaratmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı H.. G..'ın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını müvekkilinin 1986 yılından beri yürüttüğü otel işletmeciliği faliyetlerinde “AKRAPOL” markasını kesintisiz şekilde kullandığını, bu nedenle “HOTEL A..ve “A.. TERMAL MEGA KENT” ibareli markaları adına tescil ettirdiğini, davacının öncelik hakkının bulunmadığını, davacının markasını kullanımının tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağına ilişkin talebinin bu davada ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacıların “A..” ibareli markayı birlikte kullandıkları, bu kullanımdan dağacak hakların her iki davacıyı ilgilendireceği gözetildiğinde davacılar yönünden davada aktif husumet ehliyetinin
bulunduğu, “A.” ve “A..” ibarelerinin görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek derecede benzer olduğu, “.” ibaresinin ilk olarak 1986 yılından başlamayarak otel hizmetlerinde davalı şirket ve kurucu selefleri tarafından kullanıldığı, kullanımın kesintisiz biçimde dava tarihine kadar devam ettiği, bu nedenle marka üzerinde öncelikli hak sahipliğinin davalı tarafa ait bulunduğu, davacıların kullanımının geçici konaklama hizmetleri ile ilgili olduğu, 39. sınıftaki hizmetler yönünden önceye dayalı kullanıma ilişkin herhangi bir belge ve kanıt sunulmadığı, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığının tespitine dair talebin açılan bir davada savunma aracı olarak ileri sürülebileceği, 556 sayılı KHK'nın 74.
maddesi uyarınca menfi tespit davasına konu edilemeyeceği, gereçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece; davacının, dava konusu markayı kullanımının, davalının tescilli markasına tecavüz oluşturmadığının tespitine yönelik istemi “bu tür bir talebin ancak kendisine karşı açılan hükümsüzlük davasında savunma olarak sürülebileceği gerekçesiyle” reddedilmiş ise de mahkeme kararında gerekçeye dayanak olarak gösterilen 2011/7104 esas 2012/14860 karar sayılı bozma ilamı karar düzeltme talebi üzerine “bu tür davaların hükümsüzlük davasıyla birlikte görülebileceği” gerekçesiyle, dairemizin 05.03.2013 tarih 2013/435-4108 sayılı ilamıyla kaldırılmış olup, 556 Sayılı KHK'nın 74/son maddesine uyarınca menfi tespit davasının markanın hükümsüzlüğü davasıyla birlikte açılabileceği öngörüldüğünden yazılı gerekçeyle bu konudaki istemin reddi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulüyle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101910000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz