İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/10597 E. 2011/3910 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kötüniyet tazminatı↗ bilirkişi incelemesi↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ kötüniyet↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacıların da ortak olduğu şirket hisselerinin devredilmesi sebebiyle alınan bedeli ortaklara ödemeyi üstlendiği, bu yükümlülüğünü yerine getirmediğinin tespit edilmesi nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği, bu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nce bozulduğu, bozma sonrasında davacı vekilinin birikmiş faiz talebinden vazgeçtiği, bu nedenle yeniden hesaplama yapılmasına gerek olmadığı, davacı Hamit’in alacağının tamamen ödendiğinin bilirkişi raporunda belirtildiği, her ne kadar davalı bu davacı yönünden inkar tazminatına karar verilmesine talep etmiş ise de, davacı Hamit’in kötü niyetli olmadığı ve alacağının olmadığının bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği, İİK’nun 67/2. maddesindeki şartların oluşmadığı gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan davanın reddine, davalının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacı ... ... tarafından açılan davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 2. İcra Müdürlüğü’nün 2003/8509 sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 247.081,89 USD ve bu miktara takip tarihinden itibaren işleyecek faizi üzerinden devamına, fazla talebin reddine, davacı ... ...’nun inkar tazminatına yönelik verilen önceki kararın kesinleşmiş olması nedeniyle bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı ..., daha önce tahsil ettiği parayı ikinci kez tahsil etmek için icra takibine giriştiğine göre, takibinde kötüniyetli olduğunun kabulü ile İİK’nun 67/2 maddesi uyarınca davacı Hamdi aleyhine kötüniyet tazminatına hükmetmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3203 E. 2013/20249 K.
Ortak:kötüniyet tazminatı · kötüniyet · İtirazın iptali
İncelediğiniz kararda2- Davacı ..., daha önce tahsil ettiği parayı ikinci kez tahsil etmek için icra takibine giriştiğine göre, takibinde «kötüniyetli» olduğunun kabulü ile İİK’nun 67/2 maddesi uyarınca davacı Hamdi aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmetmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… la talebin reddine ilişkin verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce “sair hususlar yönünden temyiz itirazlarının reddine, ancak davacı ... aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, davacı ... tarafından açılan davanın reddine, İİK’nun 67/2. maddesi hükmüne göre b …
Bu durumda mahkemece davacı ... yönünden reddedilen miktarın 983,96 USD olduğu gözönüne alınarak anılan bedel üzerinden «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi gerekirken, davacı ...’ın da talep etmiş olduğu alacak üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru olmamış, kararı bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işlemiş faiz · asıl alacak
Benzer bu karardaDavacılar vekili tarafından 29.09.2003 tarihli dilekçe ile takibe konu alacağın davacı ... yönünden 247.081,89 USD «asıl alacak» ve 89.729 USD «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 336.810,89 USD, davacı ... yönünden ise 712,96 USD asıl alacak ve 271,00 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 983,96 USD olduğu açıklanmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10923 E. 2014/2192 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defterine kayıt · hisse devri sözleşmesi · karar nisabı · hazirun cetveli · yokluk · emredici hüküm · sermaye artırımı · hisse devri
Benzer bu kararda… şirket kayıtlarında pay sahibi olarak gösterilmediği, ayrıca davacının şirketteki kendi paylarını devrettiğine dair herhangi bir yazılı belge bulunmadığı, davacının «hisse devri» yapmış olması halinde bu hisse devrinin «pay defterine kayıt» edilmesinin zorunlu bulunduğu, dolayısıyla bu hususu «ispat yükünün» davalı şirkette olduğu, ancak davalı şirket tarafından herhangi bir yazılı belge sunulmadığı, şirkete ait defter ve belgelerin ibrazından da ısrarla kaçındığı, TTK'nın «emredici» hükümlerine aykırılık nedeniyle şirketin 03/05/2006 tarihinde yapılan genel kurulunun yok hükmünde olduğu, 27/12/2006 tarihli hisse devir senedindeki imzanın Hamit Atlıhan'a ait olmadığının savcılık soruşturma dosyasında aldırılan 10/07/2008 tarihli rapor ile de sabit olduğu, Hamit Atlıhan'ın zaten bu «hisse devri sözleşmesinden» kısa süre sonra 28/02/2007 tarihinde vefat ettiği, geriye «mirasçısı» olarak eşi davalı K..
Davacının pay oranı ve genel kurula katılan pay sahiplerinin gerçek pay oranlarının tespiti ile toplantı ve karar «nisabının» oluşup oluşmadığı, ortada «yokluk» durumunun mevcut olup olmadığı, ayrıca yokluk durumu söz konusu değilse, iptal sebeplerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi, bu çerçevede 14/04/2007 tarihli genel kurulda alınan kararların, yok hükmünde olduğu hüküm altına alınan 03/05/2006 tarihli genel kurulda alınan «sermaye artırımına» bağlı kararlar olup olmadığının tartışılması, davacının, ortak olduğu halde, hazirun listesinde yer almamasının verilen kararların iptalini gerektirir şekilde nisaba etkisinin bulunup bulunmadığının tartışılması gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup kararın bu nedenle mümeyyiz davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… ve bu şekilde davalı Emrah'ın usulsüz bir şekilde şirket ortağı yapıldığı, buna göre davacının, 14/04/2007 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına, herhangi bir «hisse devri» olmadığı halde ve pay sahibi olmasına rağmen davet edilmediği, toplantının yasal prosedüre uyulmadan gerçekleştirildiği, toplantının % 100 katılımla gerçekleştirildiğinin ve yapıldığının belirtildiği, oysa davacının gerçekte pay sahibi olmasına rağmen şirket kayıtlarında ve bu genel kurul toplantısında pay sahibi değilmiş gibi gösterildiği, bu genel kurula ait «hazirun cetvelindeki» K..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/10597 E. , 2011/3910 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10.06.2009 tarih ve 2009/176-2009/331 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı ve dava dışı kişiler ile birlikte dava dışı üç adet anonim şirkete ortak olduğunu, tarafların da sahip oldukları üç şirketin sermayesinin tamamını teşkil ve temsil eden hisselerin dava dışı şahsa devri yönünde "Hisse Devir ve Taahhüdü ile ilgili Anlaşma" adı altında yazılı bir belge düzenlendiğini, üç şirketin yönetim kurulu başkanı ve en büyük hisse sahibi olan davalının, hisse devir işleminde hisseleri devralan şahısların, davacıların hisse bedellerinin davalıya ödenmesi ve davalı tarafından da her hissedara hisseleri oranında ödenmesini üstlendiğini, devredilen hisseler karşılığı 2.019.000 USD'nı müvekkiline ödeyen davalının bakiye 247.794,896 USD.nı ödemediğini, işlemiş faizle birlikte alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu alacağın bir tazminat mı yoksa doğrudan müvekkilinin ödemesi gereken bir borç mu olduğunun açıklanması gerektiğini, müvekkilinin davacıların hisse bedellerinin tahsilini kapsayacak vekalet yada başka bir ad altında davacılarla bir ilişkinin bulunmadığını, davacılar iddiasının doğru olmayıp eksik ödemenin söz konusu olmadığını, noksan ödendiği iddia edilen 247.794 USD.nın diğer büyük hissedar Hikmet Peker'de olması gerektiğini bilen davacıların bu parayı Hikmet Peker'den talep etmesi gerektiğini, "Hisse Devir Taahhüdü ile ilgili Anlaşma" gereğince müvekkili adına tanzim ettirilerek teslim almak zorunda kaldığı, beheri 500.000 USD bedelli, 16 adet bonoyu teslim aldıktan hemen sonra üçe bölüp 2.500.000 USD'lık bölümünü davacı ...
...'ya ciro ettiğini, alacağının 233.206 USD fazlası olan bedel ile bonoları alan davacı ...'ın bonoları tahsil ettikten sonra, (kendi beyanına göre) 2.019.000 USD.nı kendi hissesi olarak tutup, bakiye 381.000 USD.nı diğer ortaklara ödeyen davacı ...'ın, (davacılara ödendiği iddia edilen eksik ödemeden) sorumlu olacağını, hisseleri devralanlardan bonoları teslim alan müvekkilinin, payları oranlarında bonoları ciro ve diğer ortaklara teslim ile sorumluluğunun sona erdiğini, davacı iddialarına göre davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacıların da ortak olduğu şirket hisselerinin devredilmesi sebebiyle alınan bedeli ortaklara ödemeyi üstlendiği, bu yükümlülüğünü yerine getirmediğinin tespit edilmesi nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği, bu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nce bozulduğu, bozma sonrasında davacı vekilinin birikmiş faiz talebinden vazgeçtiği, bu nedenle yeniden hesaplama yapılmasına gerek olmadığı, davacı Hamit’in alacağının tamamen ödendiğinin bilirkişi raporunda belirtildiği, her ne kadar davalı bu davacı yönünden inkar tazminatına karar verilmesine talep etmiş ise de, davacı Hamit’in kötü niyetli olmadığı ve alacağının olmadığının bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği, İİK’nun 67/2.
maddesindeki şartların oluşmadığı gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan davanın reddine, davalının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacı ... ... tarafından açılan davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 2. İcra Müdürlüğü’nün 2003/8509 sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 247.081,89 USD ve bu miktara takip tarihinden itibaren işleyecek faizi üzerinden devamına, fazla talebin reddine, davacı ... ...’nun inkar tazminatına yönelik verilen önceki kararın kesinleşmiş olması nedeniyle bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı ..., daha önce tahsil ettiği parayı ikinci kez tahsil etmek için icra takibine giriştiğine göre, takibinde kötüniyetli olduğunun kabulü ile İİK’nun 67/2 maddesi uyarınca davacı Hamdi aleyhine kötüniyet tazminatına hükmetmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1019078700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz