Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/10047 E. 2014/13388 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulsüz tevdi↗ usulsüz tevdi sözleşmesi↗ kusur oranı↗ sahtecilik↗ ihbar olunan↗ reeskont faizi↗ ispat yükü↗ mahsup↗ vade↗ ihbar↗ havale↗ taşıyan↗ kusur↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların olayın meydana gelmesinde eşit oranda müterafik kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 35.508,30 TL'nin 01.03.2004 tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı vekili, ihbar olunanlar T.C. Ziraat Bankası A.Ş vekili ve Vakıflar […]A.O vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin, müdahil T.C. Ziraat Bankası A.Ş vekilinin ve müdahale talep eden T.. B.. T.A.O vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı banka nezdinde açılmış olan davacıya ait hesaptaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilerine istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Borçlar Kanunu’nun 306. ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkemece, davalı banka ve davacıyı eşit oranında müterafik kusurlu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan bir başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. O halde kabulün aksine somut olayda tüm kusur davalı bankada olduğu halde yazılı gerekçelerle davacının da kusurlu olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12474 E. 2010/11284 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · havale · Tazminat
İncelediğiniz kararda… valı banka ve davacıyı eşit oranında müterafik kusurlu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Benzer bu karardaOysa, davacılara ait para, davalı bankalara karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankaları aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı bankalar, davacılara vermiş olduğu şifre ve parolanın davacıların kusuruyla ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5529 E. 2010/11538 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · havale · Tazminat
İncelediğiniz kararda… valı banka ve davacıyı eşit oranında müterafik kusurlu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Benzer bu kararda… ak çekilen paradan davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:internet bankacılığı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kişisel bilgilerinin ele geçirilerek «internet bankacılığı» ile hesabından para çekilmesinde davalının bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3870 E. 2010/10166 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · havale · Tazminat
İncelediğiniz kararda… valı banka ve davacıyı eşit oranında müterafik kusurlu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Benzer bu kararda… ak çekilen paradan davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde, ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:internet bankacılığı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kişisel bilgilerinin ele geçirilerek «internet bankacılığı» ile hesabından para çekilmesinde davalının bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13002 E. 2010/4142 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · havale · Tazminat
İncelediğiniz kararda… valı banka ve davacıyı eşit oranında müterafik kusurlu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Benzer bu karardaOysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:internet bankacılığı
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı bankanın «internet bankacılığı» sisteminde uluslararası standartta teknikleri ve güvenlik tedbirlerini uyguladığı, davacının internet bankacılığı kullanımında gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı, davalı bankanın ihmal ve kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5132 E. 2010/11043 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · havale · Tazminat
İncelediğiniz kararda… valı banka ve davacıyı eşit oranında müterafik kusurlu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Benzer bu karardaOysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuruyla ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · özen yükümlülüğü · internet bankacılığı
Benzer bu kararda… a ait sistem bilgilerinin üçüncü kişilerce ele geçirilmesinden gerektiği ölçüde tedbirli davranmayan davacının 2/3 oranında kusurunun bulunduğu, davalı bankanın ise «internet bankacılığı» için gerekli güvenlik önlemlerini yeterli düzeyde almayarak «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğinden oluşan zarardan 1/3 oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 8.060,42 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/15104 E. 2011/7473 K.
Ortak:usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · kusur oranı · mahsup · vade · havale · taşıyan · kusur · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… valı banka ve davacıyı eşit oranında müterafik kusurlu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait banka hesabından tek işlemle başka hesaba «havale» yapıldığı, davalı bankanın «kusuru» olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16440 E. 2014/5827 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · havale · Tazminat
İncelediğiniz kararda… valı banka ve davacıyı eşit oranında müterafik kusurlu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Benzer bu kararda… ece, davalı banka %75, davacı ise %25 oranında kusurlu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güven kuruluşu · temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın bir «güven kuruluşu» olarak objektif özel yükümlülüğünü yerine getirmediği ve kendisine emanet edilen müşteri parasını koruyamadığı için sorumlu olduğu, davacının da kişisel bilgilerini muhafaza edememesi nedeniyle oluşan zararda müterafik kusurunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 25.500,00 TL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazmiant isteminin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3441 E. 2010/9640 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup · vade · havale · Tazminat
İncelediğiniz kararda… valı banka ve davacıyı eşit oranında müterafik kusurlu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Benzer bu karardaOysa müşterek hesap sahibi olan davacılara ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan çekilerek başka hesaplara «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacılara vermiş olduğu şifre ve parolanın davacıların «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · özen yükümlülüğü · internet bankacılığı
Benzer bu kararda… ru ve dosya kapsamına göre, davacıya ait sistem bilgilerinin üçüncü kişilerce elde edilmesinde davacının gerektiği ölçüde tedbirli davranmadığı, davalı bankanın ise «internet bankacılığı» için gerekli güvenlik önlemlerini yeterli düzeyde almayarak «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğinden oluşan zarardan tarafların yarı oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 15.500,00 TL’nin yasal faiziyle davalıdan tahs …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/10047 E. , 2014/13388 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 28/05/2013
NUMARASI 2009/311-2013/132
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/05/2013 tarih ve 2009/311-2013/132 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili, ihbar olunanlar T.C. Ziraat Bankası A.Ş. vekili ve Vakıflar […]A.O vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik […] G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın İzmir Ticari Şubesindeki hesabında bulunan 42.716 Euronun korsanlar tarafından bozdurulup internet bankacılığı yoluyla aynı bankanın Alsancak Liman Şubesindeki hesabına 71.016,60 TL olarak aktarıldığını, bu hesaptan da hayali şahıslar olduğu anlaşılan A. G.ve N. K. isimli kişilerin hesaplarına havale edilip ATM yoluyla çekildiğini, internet bankacılığı şifre ve parolarının müvekkili tarafından özenle korunduğunu, bankanın gerekli önlemleri almadığını ileri sürerek 71.016,60 TL'nin reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, işlemlerin davacının şifre ve kodlarının kullanılarak gerçekleştirildiğini, güvenlik tedbirlerinin internet sitesinde bildirildiğini, davacının ek parola sistemini kullanmadığını, müvekkilinin internet bankacılığı sisteminin güvenli olduğunu ve bu sisteme izinsiz bir girişin bulunmadığını, davacının ağır kusurlu hareket ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İhbar edilen Ziraat Bankası A.Ş vekili, A.G.ve N. K. adına müvekkili nezdinde açılan hesapların mevzuata uygun olduğunu savunmuş ve müdahale talep etmiştir.
İhbar edilen Vakıflar […]A.O vekili, usulsüz aktarıldığı iddia olunan paraların müvekkili bankadaki hesaplardan elden değil ATM vasıtasıyla çekildiğini, müvekkiline atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığını savunmuş ve müdahale talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların olayın meydana gelmesinde eşit oranda müterafik kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 35.508,30 TL'nin 01.03.2004 tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı vekili, ihbar olunanlar T.C. Ziraat Bankası A.Ş vekili ve Vakıflar […]A.O vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin, müdahil T.C. Ziraat Bankası A.Ş vekilinin ve müdahale talep eden T.. B.. T.A.O vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı banka nezdinde açılmış olan davacıya ait hesaptaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilerine istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Borçlar Kanunu’nun 306. ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkemece, davalı banka ve davacıyı eşit oranında müterafik kusurlu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan bir başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. O halde kabulün aksine somut olayda tüm kusur davalı bankada olduğu halde yazılı gerekçelerle davacının da kusurlu olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin, müdahil T.C. Ziraat Bankası A.Ş. vekilinin ve müdahale talep eden T.. B.. T.A.O. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.815,55 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan Akbank ve Vakıflardan ayrı ayrı alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101885800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz