6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Markanın hükümsüzlüğü | Sicilden terkini | Hükmün ilanı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11222 E. 2011/3826 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iyiniyet kuralı iyiniyet ticaret unvanı marka hakkına tecavüz taahhütname kötüniyet haksız rekabet iltibas

Atıf yapılan mevzuat: İİK · TMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davalının tescilli markasını orta düzeydeki tüketiciler nezdinde davacı markası ile aynı olduğu izlenimi yaratacak şekilde kullandığı, her iki marka arasında iltibas bulunduğu ve karıştırma ihtimalinin haksız rekabet hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, ...nun "YILDIZOĞLU" ibaresini kullanmayacağına ilişkin taahhütname imzalamasının ve akabinde işyerini kardeşine devrederek taahhüdü ihlal etmesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, markaların tescilli olması dikkate alındığında davalı markasının her ne kadar davacı markası ile iltibasa yol açabilecek şekilde ortak ibareyi ön plana çıkararak kulanılmasına rağmen bu kullanımın markanın hükümsüzlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacı vekili, "YILDIZOĞLU" ibaresi üzerinde öncelikli kullanım, tescilli ticaret unvanı ve marka hakkına dayalı olarak 556 sayılı KHK'nin 8/1-(b), 8/3, 8/5 ve 42. maddeleri ve yine kötüniyetli tescilin varlığından dolayı MK'nun 2. maddesi uyarınca davalıya ait 2005/49249 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda davalı tescilinin iyiniyet kurallarına aykırılık oluşturduğu, 556 sayılı KHK'nin 8/3 ve 8/5. maddeleri uyarınca "YILDIZOĞLU" ibaresi üzerinde davacının öncelik ve üstün sınai hak sahibi olduğu ve davalı markasının tescil edildiği 30. sınıf malların ortalama alıcıları nezdinde davacı markasıyla iltibasa yol açabilecek nitelikte olduğu mütalaa edilmiştir. Gerçekten de, davacı adına daha önceki tarihte tescilli 2004/38701 sayılı markanın tek ve esaslı unsuru "YILDIZOĞLU" ibaresi olduğu gibi, davacının bu ibare üzerinde öncelik ve üstün hak sahibi olduğu dosyaya sunulan delillerden anlaşılmaktadır. Davalı ... adına tescilli dava konusu 2005/49249 sayılı marka "ANTAKYALI GYK ..." kelimelerinden oluşmakta olup, markanın esaslı unsurlarından biri de "YILDIZOĞLU" ibaresidir. Davalı ...'nun "YILDIZOĞLU" ibaresi üzerinde korunması gereken herhangi bir üstün hakkı ise bulunmamaktadır.

Her ne kadar, davalı markasının tescil olduğu biçimden farklı olarak "YILDIZOĞLU" ibaresi öne çıkartılmak suretiyle davacı markasına tecavüz oluşturacak şekilde kullanılması 556 sayılı KHK'nin 9, 14 ve 61. maddeleri uyarınca marka hakkına tecavüz davasının konusunu oluşturup, işbu davada hükümsüzlük nedeni olarak değerlendirilemez ise de "yıldızoğlu" ibaresi davalı markasının da esaslı unsurlarından olduğundan, bu husus 556 Sayılı KHK' nin 8,42 ve MK' nun 2. maddesi hükümleri uyarınca hükümsüzlük talebi bakımından da değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece bu husus nazara alınmadan davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Sigorta

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14140 E. 2012/20552 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/11222 E.  ,  2011/3826 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.07.2009 tarih ve 2007/460-2009/411 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 2004 yılında "YILDIZOĞLU" markasını 29, 30 ve 43. sınıflarda tescil ettirdiğini, bu markanın tanınmış marka olduğunu, müvekkiline ait iki şube bulunduğunu, bunlardan birini şirketlerinde işçi olarak çalışan ...na sattıklarını, yapılan sözleşmeye göre, ...nun YILDIZOĞLU KÜNEFE, DONDURMA, PASTA VE CAFE gibi ünvanları kullanamayacağının taahhüt edildiğini, davalıya ait işyerinin ... adına işletildiğini ve abisi... ile birlikte çalıştıklarını, davalının 2005 yılında "Antakyalı GYK ... şekil" markasını 30. sınıfta tescil ettirdiğini, davalının "Yıldızoğlu" ibaresini ön plana çıkararak markasını kullandığını, bu şekilde müvekkiline ait markanın tanınmışlığı ve itibarından faydalandığını, halk nezdinde karışıklık ve iltibas yarattığını, müvekkiline ait marka ile aynı sınıfta tescil edildiğini, müvekkiline ait markaya da tecavüz ettiğini ileri sürerek, davalı markasındaki "YILDIZOĞLU" ibaresi nedeniyle davalı markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkiline ait marka ile davacıya ait markanın birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin annesinin soyadının "YILDIZOĞLU" olduğunu, markayı kutu ve ambalajlarda "ANTAKYALI GYK-... KÜNEFE" şeklinde kullandığını, müvekkilinin yıllardır bu işle uğraştığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davalının tescilli markasını orta düzeydeki tüketiciler nezdinde davacı markası ile aynı olduğu izlenimi yaratacak şekilde kullandığı, her iki marka arasında iltibas bulunduğu ve karıştırma ihtimalinin haksız rekabet hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, ...nun "YILDIZOĞLU" ibaresini kullanmayacağına ilişkin taahhütname imzalamasının ve akabinde işyerini kardeşine devrederek taahhüdü ihlal etmesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, markaların tescilli olması dikkate alındığında davalı markasının her ne kadar davacı markası ile iltibasa yol açabilecek şekilde ortak ibareyi ön plana çıkararak kulanılmasına rağmen bu kullanımın markanın hükümsüzlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacı vekili, "YILDIZOĞLU" ibaresi üzerinde öncelikli kullanım, tescilli ticaret unvanı ve marka hakkına dayalı olarak 556 sayılı KHK'nin 8/1-(b), 8/3, 8/5 ve 42. maddeleri ve yine kötüniyetli tescilin varlığından dolayı MK'nun 2. maddesi uyarınca davalıya ait 2005/49249 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda davalı tescilinin iyiniyet kurallarına aykırılık oluşturduğu, 556 sayılı KHK'nin 8/3 ve 8/5. maddeleri uyarınca "YILDIZOĞLU" ibaresi üzerinde davacının öncelik ve üstün sınai hak sahibi olduğu ve davalı markasının tescil edildiği 30. sınıf malların ortalama alıcıları nezdinde davacı markasıyla iltibasa yol açabilecek nitelikte olduğu mütalaa edilmiştir. Gerçekten de, davacı adına daha önceki tarihte tescilli 2004/38701 sayılı markanın tek ve esaslı unsuru "YILDIZOĞLU" ibaresi olduğu gibi, davacının bu ibare üzerinde öncelik ve üstün hak sahibi olduğu dosyaya sunulan delillerden anlaşılmaktadır. Davalı ... adına tescilli dava konusu 2005/49249 sayılı marka "ANTAKYALI GYK ..." kelimelerinden oluşmakta olup, markanın esaslı unsurlarından biri de "YILDIZOĞLU" ibaresidir.

Davalı ...'nun "YILDIZOĞLU" ibaresi üzerinde korunması gereken herhangi bir üstün hakkı ise bulunmamaktadır.

Her ne kadar, davalı markasının tescil olduğu biçimden farklı olarak "YILDIZOĞLU" ibaresi öne çıkartılmak suretiyle davacı markasına tecavüz oluşturacak şekilde kullanılması 556 sayılı KHK'nin 9, 14 ve 61. maddeleri uyarınca marka hakkına tecavüz davasının konusunu oluşturup, işbu davada hükümsüzlük nedeni olarak değerlendirilemez ise de "yıldızoğlu" ibaresi davalı markasının da esaslı unsurlarından olduğundan, bu husus 556 Sayılı KHK' nin 8,42 ve MK' nun 2. maddesi hükümleri uyarınca hükümsüzlük talebi bakımından da değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece bu husus nazara alınmadan davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinini temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz ilam harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018839300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.