Gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki çelişkinin re'sen bozma nedeni olması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/296 E. 2014/12699 K. · · İlk derece: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargılamanın açıklığı↗ gerekçe-hüküm çelişkisi↗ re'sen bozma↗
Gerekçe özeti
Gerekçeli karar ile hüküm fıkrası arasında (veya kısa karar ile gerekçeli karar arasında) çelişki bulunması, yargılamanın açıklığı ilkesine ve HMK 298/2'ye aykırı olup kararın re'sen bozulmasını gerektirir.
Ele alınan sorunlar
Gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunması → kabul
Gerekçe: Yargılamanın açıklığı ilkesi gereği hüküm açık, anlaşılır ve infazı kabil biçimde kurulmalı; kısa karar ile gerekçeli karar arasında ve gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunmamalıdır (HMK 298/2 uyarınca gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz). Somut olayda mahkeme, 8. gündem maddesindeki yönetim kurulu ücretine ilişkin kararın şirket menfaatleri ve hakkaniyet kurallarına aykırı olduğunu gerekçede belirttiği halde hüküm fıkrasında bu maddenin iptaline yer vermemiş; gerekçe ile hüküm çeliştiğinden karar re'sen bozulmalıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki çelişkinin re'sen bozma nedeni oluşturması yönünden usuli emsal.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı · infaz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11576 E. 2014/2468 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:franchise sözleşmesi · infaz · istirdat
Benzer bu kararda1- Dava, «franchise sözleşmesinden» kaynaklanan «istirdat» ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:gerekçe-hüküm çelişkisi
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz · marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
5 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · denetime elverişlilik · infaz · marka hakkına tecavüz · haksız fiil · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7165 E. 2016/1422 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · yetki itirazı · navlun · taşıma sözleşmesi · infaz · yetki · tacir · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemeleri'nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, HMK'nın 17. maddesi uyarınca «tacir» olan taraflar yönünden «yetki sözleşmesinin» bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalının «yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin «yetkisizliğine» yetkili ve «görevli» mahkemenin sözleşme uyarınca ...
Somut olayda, kararın gerekçe kısmında taraflar arasında yapılan «yetki sözleşmesinin» HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerli olduğu, davalının «yetki itirazında» bulunduğu, kabul edilen yetki itirazı uyarınca mahkemenin «yetkisizliğine», dosyanın talep halinde yetkili ve «görevli» ...
1- Dava, CMR hükümlerine tabi «taşıma sözleşmesinden» kaynaklı «navlun» ve sair ücret alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinin» 12. maddesinde sözleşme uyarınca uyuşmazlık vukuunda ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19201 E. 2015/4676 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · infaz · tasfiye memuru · rücu
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun «tasfiye» edilen şirketten ödenen işçilik haklarına ilişkin «rücu davası» açtığı, dava açıldıktan sonra şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiği, davacının alacak iddiası ile açtığı davanın görüldüğü sırada davanın sonuçlanması beklenmeden tasfiyeye karar verilip «tüzel kişiliğinin» ticaret sicilden silinmesi halinde şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Kısa kararda «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesine rağmen gerekçeli kararda bu hükme yer verilmemiş olması karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, kısa karar ile gerekçe karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı «tasfiye memuru» vekili temyiz etmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4327 E. 2017/6696 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz · ticaret unvanı · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların davacının tescilli ... ibareli markasını kullandığının anlaşıldığı, davalı şirketin «ticaret unvanının» davacı şirket ticaret unvanı ile benzer olduğu, davalı şirketçe tescilli ticaret unvanı dışında davacı marka ve logolarının kullanılmasının ise davacının markadan doğan haklarına 556 sayılı KHK m.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece, kısa kararda «maddi tazminata» hükmedilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5662 E. 2017/7566 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · infaz · bono · kefil · asıl alacak · dosya masrafı · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, davacının ortağı olduğu ...- A.Ş'nin alacağı yeni mal için davacının verdiği 85.000,00 TL tutarındaki senedin «teminat senedi» olduğu, karşılığından toplamda 80.000,00 TL ödemenin bu teminat senedine karşılık yapıldığı, davacının «kefil» olduğu ...-A.Ş'nin 85.000,00 TL tutarındaki borcuna karşılık 80.000,00 TL'nin ödendiği ödenmeyen 5.000,00 TL tutarındaki bakiyeden dolayı davacının davalı ...
1-Davacı 85.000 TL bedelli «bono» sebebiyle 5.000 TL borcu bulunmasına rağmen 85.000 TL «asıl alacak» üzerinden icra takibi yapıldığını ileri sürerek 85.000 TL davalı tarafa borcu olmadığının tespitini talep etmiş, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şirketine 5.000,00 TL borcunun kaldığı ilgili icra dosyasında davacının yapacağı ödemenin 80.000,00 TL tutarına isabet eden icra «masraf» ve faizleri ile Umt Şirketinin davacıya ödemesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/296 E. , 2014/12699 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 30/05/2013
NUMARASI 2012/331-2013/389
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/05/2013 tarih ve 2012/331-2013/389 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin halen davalı şirketin ortağı olduğunu, %29 oranında hissedarı ve yönetim kurulu üyesinden biri iken müvekkilinin katılımı ve tüm yasal haklarının kullanılmasının engellenerek gıyabında gerçekleştirilen 02.01.2006 tarihli yönetim kurulu ve 07.03.2006 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlarla yönetim kurulu üyeliğinin sona erdirildiğini, şirket sermayesinin artırılmak suretiyle diğer paydaşların hisse payları artırılırken müvekkilinin hisse oranının düşürüldüğünü, müvekkili tarafından 02.01.2006 tarihli yönetim kurulu ve 07.03.2006 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlar aleyhine dava açıldığını ve anılan toplantıların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verildiğini, ayrıca açılan davalar nedeniyle şirketin 11.04.2008 tarihli olağan genel kurul toplantısında dönem karı ve geçmiş dönem karlarının dağıtılmaması yönünde alınan 4 no'lu genel kurul kararının iptaline, 01.03.2007 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2 no'lu yönetim kurulu üyelerinin ibrası, 3 no'lu bilançonun onayı ve 5 no'lu sermayenin artırılmasına ilişkin kararların iptaline, 29.05.2009 tarihli genel kurulda alınan 4 no'lu dönem karı ve geçmiş dönem karlarının dağıtılmaması, 5 no'lu yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararların iptaline karar verildiğini, 10.02.2010 tarihli olağanüstü genel kurulu ve 26.02.2010 tarihli genel kurulunda alınan kararların iyiniyet kurallarına, ana sözleşmeye ve ilgili yasa hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptalleri istemiyle açılan davanın da derdest olduğunu, işbu davaya konu 27.03.2012 tarihli olağan genel kurul toplantı gündeminin 4, 5, 6, 7, 8 ve 9.
maddelerinde görüşülüp karara bağlanarak toplantı tutanağına aynı sırayla işlenen kararların, konuya ilişkin yargı kararlarına, iyiniyet kurallarına, ana sözleşme hükümlerine, ilgili anayasa hükümlerine ve hukuka açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek, iptallerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, genel kurul gündeminin bilanço ve gelir tablosu hesaplarının okunması, müzakeresi ve tasdiki ile dönem karı ve geçmiş dönem dağıtımıyla ilgili tekliflerin görüşülerek kabulü veya reddi konularının görüşülerek dönem kârının dağıtılmamasına ilişkin kararın yerinde olmadığı, kâr payı almanın 6762 sayılı TTK'nın 385/2 maddesi gereği müftesef hak olduğu, bu hakkın sınırlanmasının makûl bir sebebe dayanması gerektiği, bir önceki genel kurullarda alınan bu yöndeki kararların mahkemelerce iptal edildiği, bu genel kurulda da haklı bir nedene dayanılmadan alındığı, genel kurul gündeminin 5 no'lu maddesinde alınan yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin yönetim kurulu üyesi olmayan ortakların oyu ile verilmiş ibra Kararının yasaya uygun olduğu, gündemin 6.
maddesinde yer alan ortakların koydukları sermayeleri için faiz ve şirketteki hizmetleri sebebiyle ücret verilmesi ve ücretlerin yönetim kurulunca takdiri konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesine yönelik kararın huzur hakkı miktarı ve sermayeye verilecek faiz oranının genel kurul tarafından tespiti gerektiği, şirket ana sözleşmesinde bu yönde hüküm bulunduğuna dair delil sunulmadığı, genel kurulun bu yetkisinin yönetim kuruluna devredilmesinin mümkün bulunmadığından yasaya uygun olmadığı, gündemin 7. maddesinde yer alan şirket sermayesinin 3.000 TL'den 3.600.00 TL'ye çıkarılmasına ilişkin kararın sermayenin artırılmasına ilişkin daha önce alınan genel kurul kararlarının mahkeme kararları ile iptal olunduğu ve Yargıtayca onanmış olduğundan iptal olunan kararlara dayanılarak yeniden sermaye artırımının hukuka aykırı bulunduğu, gündemin 8.
maddesinde yönetim kurulu başkan ve üyelerine aylık net 30.000 TL ücret ve huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın, üç yönetim kurulu üyesine verilecek tutarın yıllık 1080.000,00 TL tuttuğu, brüt tutarın daha fazla olacağı, şirketin 2011 yılı dönem net kârının 64.284,24 TL olduğu, 2012 yılında yaklaşık tutarda kâr etmiş olması halinde yıllık kârın yönetim kurulu başkan ve üyelerinin bir aylık huzur haklarının karşılamasını olanaksız olduğu, bu nedenle kararlaştırılan miktarın çok yüksek ve şirket menfaatleri ve hakkaniyet kurallarına aykırı bulunduğu, gündemin 9. maddesinde yönetim kurulu üyeleri ve denetçi seçimi yapılmasının gündeme konulmadığı, TTK'nın 369. maddesi uyarınca gündemde gösterilmeyen hususların görüşülemeyeceği, bu nedenle 9 no'lu kararın dayanağının olmadığı, gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 27.03.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kârın dağıtılmamasına ilişkin 4 no'lu, yönetim kurulunun yetki devrine ilişkin 6 no'lu, sermaye artırımına ilişkin 7 no'lu ve gündemde bulunmadan görüşülen 9 no'lu kararlarının iptaline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir
1-Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu genel kurul toplantısının 8. gündem maddesinde yönetim kurulu başkan ve üyelerine aylık net 30.000 TL ücret ve huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın 3 yönetim kurulu üyesine verilecek tutarın yıllık 1080.000,00 TL, brüt tutarın ise daha fazla olacağı, şirketin 2011 yılı dönem net kârının 64.284,24 TL olup, 2012 yılında yaklaşık tutarda kâr etmiş olması halinde yıllık karın yönetim kurulu başkan ve üyelerinin bir aylık huzur haklarını karşılamasının olanaksız olduğu, bu nedenle kararlaştırılan miktarın çok yüksek ve şirket menfaatleri ile hakkaniyet kurallarına aykırı bulunduğu belirtildikten sonra gerekçeye uygun şekilde hüküm kurulması gerekirken “davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 27.3.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan karın dağıtılmamasına ilişkin 4 no'lu, yönetim kurulunun yetki devrine ilişkin 6 no'lu, sermaye artırımına ilişkin 7 no'lu ve gündemde bulunmadan görüşülen 9 no'lu kararların iptaline, diğer taleplerin reddine” şeklinde karar verilmiştir.
Bu durumda, gerekçe ile hüküm birbiriyle çeliştiğinden verilen karar, yukarıda açıklanan yasa ve içtihat hükümlerine aykırı olduğundan, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 02/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101882000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz