Haksız Rekabetin Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4234 E. 2014/12665 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket dava konusu “Cevahir” sözcüğü üzerinde KHK'nın 8/3 ve 8/5 maddeleri kapsamında öncelik hakkına sahip olsa da, davacının uzun süre sessiz kalması nedeniyle hükümsüzlük davasını açma hakkını kaybettiği, dolayısıyla davalının markasını tescil ettiği şekilde kullanmaya devam edebileceği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı adına tescilli bulunan “Cevahir Konuk Evi+şekil” unsurlu markanın, davacı şirketin “Cevahir” sözcüğü üzerinde KHK'nın 8/3 ve 8/5 maddeleri kapsamında öncelik hakkına sahip olması nedeniyle hükümsüz kılınması istemine ilişkindir. Mahkemece de davacı şirketin “Cevahir” ibaresi üzerinde kullanıma ve unvana dayalı öncelik hakkının bulunduğu kabul edilmektedir. Davalı markasının tescil tarihinin 15/07/2008, dava tarihinin ise 08/12/2011 olmasına göre 556 sayılı KHK'nın 42/a maddesinde düzenlenen yasal 5 yıllık dava açma süresinin de geçmediği anlaşılmakla, TPE işlem süreci, davalı markanın başvurusuna davacının TPE'ye yaptığı itiraz, davalının davacıya ihtarı nazara alındığında davacının uzun süre sessiz kalması nedeniyle hükümsüzlük davasını açma hakkını kaybettiği söylenemez. Bu suretle; mahkemece, davacı tarafın davalı tesciline uzun süre sessiz kalması nedeniyle TMK'nın 2. maddesi uyarınca dava açma hakkını kullanmada iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10393 E. 2018/3857 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürlüğü · istifa · yetkisizlik kararı · temsil
Benzer bu kararda… ktiği, 14/02/2012 tarihinde ise çekin tahsil edildiği, davalının bunu şirket yetkilisi (müdürü) olarak yaptığı, şirket hisselerini de 2006 yılında devrettiği, ancak «şirket müdürlüğü» ve yukarıda belirtilen kıymetli evraklarla ilgili yetkilerinin sona ermediği, her ne kadar davacı tarafça davalının bu konuda «istifa» dilekçesi verdiği ve şirketi «temsile» «yetkisinin» bulunmadığı iddia edilmiş ise de bunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8534 E. 2012/16045 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alt taşıyan · taşıyan sıfatı · açık muvafakat · rehin hakkı · icazet · sigorta tazminatı · rehin · rücuen tazminat
Benzer bu karardaBu durumda anılan banka şubesinin sigortalı emtia üzerinde «rehin hakkı» bulunduğundan, «sigortadan tazminat» talep etme hakkı da öncelikle ona ait olup, sigortalı ancak lehine rehin verilen alacaklının «açık muvafakatini» almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat isteme hakkına sahiptir.
A.Ş.'nin üst «taşıyan», diğer davalının ise «alt taşıyan sıfatını» haiz olduğu ve «hasarın», emtianın araçtan boşaltılması sırasında, aracın manevra yapmak zorunda kalması nedeniyle meydana geldiği ve söz konusu yükün sağlıklı taşınabilmesi ve hasara uğramaması için taşıyanın basiretli bir «tacir» gibi gözetme ve denetleme yükümlülüğünü göstermediği bu nedenle bilirkişilerin, «taşıyıcıların» %50 oranında kusurlu olduğuna ilişkin beyanına itibar edilmediği ve CMR 23. maddesi gereğince sınırlı olarak sorumlu olması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü …
1-Dava, 6762 sayılı TTK'nun 1301. maddesine dayalı olarak «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Buna göre mahkemece, asıl dava ve talep hakkına sahip dava dışı bankanın anılan şubesinden alınmış, açılan davaya «muvafakat» veya «icazetleri» olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için davacı tarafa süre verilmesi ve bu usulü eksiklik tamamlandığı takdirde işin esasına girilmesi gerekirken, davacının aktif taraf sıfatının («husumet») varlığına ilişkin olan ve mahkemece re’sen göz önünde bulundurulması gereken bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek anılan poliç …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/4234 E. , 2014/12665 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ŞANLIURFA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ 28/11/2013
NUMARASI 2011/579-2013/519
Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.11.2013 tarih ve 2011/579-2013/519 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1. maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava ve ıslah dilekçesiyle, “Cevahir” markasını davacı şirketin ve ortaklarının maruf hale getirdiğini, bilinçli tüketici nezdinde “Cevahir” markasının müvekkili ile özdeş hale geldiğini ileri sürerek davalı adına tescilli “Cevahir” markasının hükümsüzlüğüne, marka sicilinden terkinine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı adına önceki tarihli usulünce tescilli “Cevahir” ibareli bir markanın bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket dava konusu “Cevahir” sözcüğü üzerinde KHK'nın 8/3 ve 8/5 maddeleri kapsamında öncelik hakkına sahip olsa da, davacının uzun süre sessiz kalması nedeniyle hükümsüzlük davasını açma hakkını kaybettiği, dolayısıyla davalının markasını tescil ettiği şekilde kullanmaya devam edebileceği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı adına tescilli bulunan “Cevahir Konuk Evi+şekil” unsurlu markanın, davacı şirketin “Cevahir” sözcüğü üzerinde KHK'nın 8/3 ve 8/5 maddeleri kapsamında öncelik hakkına sahip olması nedeniyle hükümsüz kılınması istemine ilişkindir. Mahkemece de davacı şirketin “Cevahir” ibaresi üzerinde kullanıma ve unvana dayalı öncelik hakkının bulunduğu kabul edilmektedir. Davalı markasının tescil tarihinin 15/07/2008, dava tarihinin ise 08/12/2011 olmasına göre 556 sayılı KHK'nın 42/a maddesinde düzenlenen yasal 5 yıllık dava açma süresinin de geçmediği anlaşılmakla, TPE işlem süreci, davalı markanın başvurusuna davacının TPE'ye yaptığı itiraz, davalının davacıya ihtarı nazara alındığında davacının uzun süre sessiz kalması nedeniyle hükümsüzlük davasını açma hakkını kaybettiği söylenemez.
Bu suretle; mahkemece, davacı tarafın davalı tesciline uzun süre sessiz kalması nedeniyle TMK'nın 2. maddesi uyarınca dava açma hakkını kullanmada iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101875700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz