Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/9767 E. 2014/148 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet sözleşmesi↗ müteselsil kefil↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ kefalet↗ muvafakat↗ genel kredi sözleşmesi↗ kamu düzeni↗ kefil↗ kredi sözleşmesi↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı şirketin davacı bankadan 28/03/2006 tarihinde kredi çektiği, davalının genel kredi sözleşmesini müşterek ve müteselsil kefil olarak imzaladığı, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesine göre, eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceğinin düzenlendiği, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 7. maddesi ve kefilliğe ilişkin 584'ncü maddenin kamu düzenine ilişkin olduğu da dikkate alındığında bu düzenlemenin görülmekte olan talep ve davalarda da uygulanması gerektiği, davaya konu kredinin tarihi olan 28/03/2006 tarihinde davalı kefilin nüfus kayıtlarına göre evli olduğu, davacının eşinin muvafakati bulunduğuna dair herhangi bir belge ibraz edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, banka genel kredi sözleşmesi kapsamında ödenmeyen borcun kredi sözleşmesinin kefilinden tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dosya kapsamına sunulmuş bulunan borçlu şirket hesap ekstrelerinin incelenmesinde hesap açılış tarihlerinin 19.10.2007, 29.12.2006 ve 19.10.2006 olduğu ve bu tarihlerde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun kefalet sözleşmesine ilişkin hükümlerinin yürürlükte bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri ve ilgili tüm belgeler getirtilmek ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun kefalet sözleşmesine ilişkin hükümleri değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8155 E. 2013/11444 K.
Ortak:kefalet sözleşmesi · kefalet · muvafakat · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… e, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı şirketin davacı bankadan 28/03/2006 tarihinde kredi çektiği, davalının «genel kredi sözleşmesini» müşterek ve «müteselsil kefil» olarak imzaladığı, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesine göre, eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceğinin düzenlendiği, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 7. maddesi ve kefilliğe ilişkin 584'ncü maddenin «kamu düzenine» ilişkin olduğu da dikkate alındığında bu düzenlemenin görülmekte olan talep ve davalarda da uygulanması gerektiği, davaya konu kredinin tarihi olan 28/03/2006 tarihinde davalı kefilin nüfus kayıtlarına göre evli olduğu, davacının eşinin «muvafakati» bulunduğuna dair herhangi bir belge «ibraz» edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre, taraflar arasındaki «kredi sözleşmeleri» ve ilgili tüm belgeler getirtilmek ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun «kefalet sözleşmesine» ilişkin hükümleri değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Ancak, dosya kapsamına sunulmuş bulunan borçlu şirket hesap ekstrelerinin incelenmesinde hesap açılış tarihlerinin 19.10.2007, 29.12.2006 ve 19.10.2006 olduğu ve bu tarihlerde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun «kefalet sözleşmesine» ilişkin hükümlerinin yürürlükte bulunduğu anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamı uyarınca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun «kefalet sözleşmelerini» düzenleyen TBK'nın 584/1 maddesi uyarınca evli olanların kefaletinin geçerli olabilmesi için mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadığı veya yasal olarak eşlerin ayrı yaşama hakkı doğmadığı taktirde diğer eşin yazılı rızasıyla «kefil» olunabileceği, bu «rızanın» ise sözleşmenin kurulmasından önce yada en geç kurulması anında verilmiş olmasını «geçerlilik şartı» olarak düzenlendiği, borçlulardan ...'ın evli olduğu, ancak kefaletin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerekli olduğu, bu rızanın verildiğine dair yasanın dü …
Mahkemece, borçlulardan ...'ın «kefil» sıfatıyla imzaladığı sözleşmede 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 584/1 maddesi uyarınca eşinin rızasının bulunmasının «geçerlilik şartı» olduğu ancak anılan kefilin eşinin «kefalet» akdine «muvafakatinin» bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Oysa, «ihtiyati haciz» talep eden alacaklı tarafından dosyaya sunulan ve borçlu ...'ın «kefil» sıfatıyla imzaladığı 27.02.2013 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesi'nin «son» sayfasında kefilin eşi olan ...'ın yine 27.02.2013 tarihi ile imzası bulunmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geçerlilik şartı · eş rızası · ihtiyati haciz · geçersizlik · haciz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaOysa, «ihtiyati haciz» talep eden alacaklı tarafından dosyaya sunulan ve borçlu ...'ın «kefil» sıfatıyla imzaladığı 27.02.2013 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesi'nin «son» sayfasında kefilin eşi olan ...'ın yine 27.02.2013 tarihi ile imzası bulunmaktadır.
Mahkemece, yasaya uygun olarak düzenlenen «kefalet» akdinin hatalı olarak «geçersiz» sayılması ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış «ihtiyati haciz» talep eden alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamı uyarınca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun «kefalet sözleşmelerini» düzenleyen TBK'nın 584/1 maddesi uyarınca evli olanların kefaletinin geçerli olabilmesi için mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadığı veya yasal olarak eşlerin ayrı yaşama hakkı doğmadığı taktirde diğer eşin yazılı rızasıyla «kefil» olunabileceği, bu «rızanın» ise sözleşmenin kurulmasından önce yada en geç kurulması anında verilmiş olmasını «geçerlilik şartı» olarak düzenlendiği, borçlulardan ...'ın evli olduğu, ancak kefaletin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerekli olduğu, bu rızanın verildiğine dair yasanın dü …
Mahkemece, borçlulardan ...'ın «kefil» sıfatıyla imzaladığı sözleşmede 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 584/1 maddesi uyarınca eşinin rızasının bulunmasının «geçerlilik şartı» olduğu ancak anılan kefilin eşinin «kefalet» akdine «muvafakatinin» bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3214 E. 2020/1219 K.
Ortak:kefalet sözleşmesi · kefalet · kefil · kredi sözleşmesi · ibraz
İncelediğiniz kararda… e, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı şirketin davacı bankadan 28/03/2006 tarihinde kredi çektiği, davalının «genel kredi sözleşmesini» müşterek ve «müteselsil kefil» olarak imzaladığı, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesine göre, eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceğinin düzenlendiği, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 7. maddesi ve kefilliğe ilişkin 584'ncü maddenin «kamu düzenine» ilişkin olduğu da dikkate alındığında bu düzenlemenin görülmekte olan talep ve davalarda da uygulanması gerektiği, davaya konu kredinin tarihi olan 28/03/2006 tarihinde davalı kefilin nüfus kayıtlarına göre evli olduğu, davacının eşinin «muvafakati» bulunduğuna dair herhangi bir belge «ibraz» edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre, taraflar arasındaki «kredi sözleşmeleri» ve ilgili tüm belgeler getirtilmek ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun «kefalet sözleşmesine» ilişkin hükümleri değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Ancak, dosya kapsamına sunulmuş bulunan borçlu şirket hesap ekstrelerinin incelenmesinde hesap açılış tarihlerinin 19.10.2007, 29.12.2006 ve 19.10.2006 olduğu ve bu tarihlerde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun «kefalet sözleşmesine» ilişkin hükümlerinin yürürlükte bulunduğu anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, banka ile «dahili» davalı ... arasında 24/05/2011 tarihli 1.000.000,00 TL bedeli Kredi Genel Sözleşmesi imzalandığı, dahili davalı ...’in krediye «kefil» olduğu, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK’nın 584 maddesinin «kefalet sözleşme» tarihi dikkate alındığında uygulama olanağının bulunmadığı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk iki sözleşme 818 sayılı BK döneminde düzenlenmiş olup, sözleşme tarihi itibarıyla «kefalet sözleşmesinde» eşin rızasının bulunması gerektiğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, bu yöndeki mahkeme kararının gerekçesi yerindedir.
Davalı banka tarafından dosyaya «ibraz» edilen sözleşmelerden bir tanesi ise 6098 sayılı TBK döneminde 30/06/2014 tarihinde imzalanmış olup, yasanın 584/1 maddesi gereğince anılan sözleşmedeki «kefaletin» geçerli olması için eş rızasının alınması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesap kat ihtarnamesi · kat ihtarnamesi · hesap kat · eş rızası · ihtarname · eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu karardaBu durumda, davalı ... aleyhine öncelikle davalı banka tarafından «hesap kat ihtarnamesi» gönderilerek icra takibi başlatıldığı, davacının da gönderilen ihtarname ve icra takibine ilişkin ödeme emriyle durumdan haberdar olarak iş bu davayı açtığı gözetilerek, mahkemece icra takip dosyası celp edilmek ve gerekirse banka kayıtları getirtilmek suretiyle hangi «kredi sözleşmesi» sebebiyle hesabın kat edilerek «kefil» davalı ... aleyhine takip başlatıldığı belirlenip, icra takibine konu edilen sözleşme tarihine göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, banka ile «dahili» davalı ... arasında 24/05/2011 tarihli 1.000.000,00 TL bedeli Kredi Genel Sözleşmesi imzalandığı, dahili davalı ...’in krediye «kefil» olduğu, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK’nın 584 maddesinin «kefalet sözleşme» tarihi dikkate alındığında uygulama olanağının bulunmadığı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK’nın 584/1 maddesine göre, eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla «kefil» olabilir; bu «rızanın» sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/9767 E. , 2014/148 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BOLU 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 20/12/2012
NUMARASI 2012/115-2012/345
Taraflar arasında görülen davada Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.12.2012 tarih ve 2012/115-2012/345 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili bankadan kredi kullanan dava dışı şirketin kefili olduğunu, dava dışı şirketin borcu nedeniyle şirket ve kefilleri aleyhine başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek 2.820,00 TL çek bedelleri, 2.757,14 muacceliyete kadar işlemiş faiz, anapara ve takipten sonra işlemiş faiz borcu olmak üzere toplam 11.520,00 TL alacağın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı şirketin davacı bankadan 28/03/2006 tarihinde kredi çektiği, davalının genel kredi sözleşmesini müşterek ve müteselsil kefil olarak imzaladığı, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesine göre, eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceğinin düzenlendiği, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 7. maddesi ve kefilliğe ilişkin 584'ncü maddenin kamu düzenine ilişkin olduğu da dikkate alındığında bu düzenlemenin görülmekte olan talep ve davalarda da uygulanması gerektiği, davaya konu kredinin tarihi olan 28/03/2006 tarihinde davalı kefilin nüfus kayıtlarına göre evli olduğu, davacının eşinin muvafakati bulunduğuna dair herhangi bir belge ibraz edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, banka genel kredi sözleşmesi kapsamında ödenmeyen borcun kredi sözleşmesinin kefilinden tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dosya kapsamına sunulmuş bulunan borçlu şirket hesap ekstrelerinin incelenmesinde hesap açılış tarihlerinin 19.10.2007, 29.12.2006 ve 19.10.2006 olduğu ve bu tarihlerde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun kefalet sözleşmesine ilişkin hükümlerinin yürürlükte bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri ve ilgili tüm belgeler getirtilmek ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun kefalet sözleşmesine ilişkin hükümleri değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101875000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz