İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6958 E. 2024/1238 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çek sorumluluk bedeli↗ gayrinakdi alacak↗ depo talebi↗ denetime elverişli rapor↗ icra inkâr tazminatı↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ direnme kararı↗ teminat mektubu↗ depo kararı↗ vekâlet ücreti↗ müteselsil kefil↗ denetime elverişlilik↗ icra takibine itiraz↗ istinaf incelemesi↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ ihtarname↗ çek↗ teminat↗ hmk 353(1)b-2↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.03.2019 tarihli ve 2017/530 E., 2019/293 K. sayılı kararıyla; davacı ile dava dışı Zek-San İnş. Tic. ve San.Ltd. Şti. arasında 10.05.2011, 25.05.2012 ve 19.09.2012 tarihli üç adet genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalılardan ... ...’nin sadece 19.09.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine 07.04.2016 tarihinde kefil olduğu, diğer davalıların ise her üç sözleşmeye de kefil oldukları, icra takibine konu alacağın 10.05.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, dolayısıyla davalı ... ...’nin kefaletinin bulunduğu tarihten önceki sözleşmelerden kaynaklanan borçlardan sorumlu olmadığı, diğer davalıların ise çek yapraklarından kaynaklanan depo talebi haricinde kalan borçlardan sorumlu oldukları, zira kefillerin çek yapraklarından kaynaklanan riskler nedeniyle sorumlu olacaklarına ilişkin sözleşmelerde açık hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... ... hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile nakde dönüşen teminat mektupları yönünden toplam 1.406.293,38 TL alacak üzerinden itirazların iptaline, meri olan teminat mektupları yönünden toplam 8.680.000,00 TL alacağın davacı bankada faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmek üzere davalılardan tahsilini teminen takibin devamına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 19.11.2020 tarihli ve 2019/887 E., 2020/1198 K. kararıyla; dava ve icra takibine konu kredilerin 10.05.2011 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığı, davalılar ..., ... ve ...’nin davacı banka ile asıl borçlu arasında düzenlenen her üç genel kredi sözleşmesine de kefil oldukları, dolayısıyla icra takibine konu nakde dönüşmüş teminat mektupları ile depo talebine konu teminat mektuplarından anılan davalıların sorumlu olduğu, ancak her üç genel kredi sözleşmesinde de kefillerin çek yapraklarından kaynaklanan risklere kefil olduklarına dair hüküm bulunmadığı, davacı bankanın çek bedelinin bankaya depo edilmesini ancak asıl borçlu olan dava dışı şirketten isteme hakkı bulunduğu, bu nedenle henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden söz edilemeyeceği, bu nedenle anılan davalılar yönünden çek yapraklarına ilişkin depo isteminin reddi gerektiği, ilk derece mahkemesince bu yönde verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, dava ve takibe konu nakde dönüşmüş teminat mektupları ile depo talebine konu teminat mektupları ve nakde dönüşen çek yapraklarının davalı ... ...'nin kefil olduğu 19.09.2012 tarihli sözleşmeden önceki tarihte imzalanan 10.05.2011 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, 10.05.2011 tarihli sözleşmede davalı ... ...'nin herhangi bir kefaleti bulunmadığından dava ve takibe konu borçtan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, öte yandan 10.09.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde doğmuş doğacak ibaresi yer alsa da bu ibarenin ancak bu sözleşme kapsamındaki borçları kapsadığı, sözleşmede başka genel kredi sözleşmesi ile bağlantı kurulmadığı gözetildiğinde diğer genel kredi sözleşmesi borçlarını kapsamadığı, bu nedenlerle davalı ... ... yönünden açılan davanın reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararının da usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 26.05.2022 tarihli ve 2021/73 E., 2022/4131 K. kararıyla; "...1- Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, nakde dönüşen teminat mektubu ile depo talebine konu teminat mektubu ve nakde dönüşen çek yapraklarının davalılardan ... ...'nin kefaletinin bulunduğu tarihten önceki sözleşmelerden dolayı kullanıldığından bu davalı yönünden koşulları bulunmayan davanın reddine diğer davalı kefillerin ise 10/05/2011, 25/05/2012 tarihli sözleşmeleri de kefil olduklarından bu sözleşmelere kamu borçlarından da sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince dava ve takibe konu nakde dönüşmüş teminat mektupları ile depo talebine konu teminat mektupları ve nakde dönüşen çek yapraklarının davalı ... ...'nin kefil olduğu 19/09/2012 tarihli sözleşmeden önceki tarihte imzalanan 10/05/2011 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, bu sözleşmede davalı ... ...'nin herhangi bir kefaletinin bulunmadığı 19/09/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde doğmuş doğacak ibaresinin ancak bu sözleşme kapsamındaki borçları kapsadığı, gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın karar tarihinde ve halen yürürlükte olan 353/1-b-2 maddesinde; "b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır. Anılan düzenleme uyarınca davacı vekilinin istinaf talebi üzerine İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında, değiştirilen ve genişletilen gerekçelerle davalı ... ... yönünden açılan davanın reddine yönelik karar verilmesi gerektiği sonucuna varılması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine şeklinde hüküm kurulması doğru olmamış Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu sebeple re’sen bozulması gerekmiştir.
2-Kabule göre de; Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... ... yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de dosya ekinde bulunan icra takip dosyası ve sözleşmelerden, davacı bankanın takip talebinde borca konu kredi sözleşmesi numaralarını gerekçe göstererek takip başlattığı davalı ...’ın 19.09.2012 tarihli sözleşmeye sonradan 07.04.2016 tarihinde kefil olarak katıldığının belirtildiği; ancak icra takip dosyasında takip konusu yapılan borcun davalı Abdulah ...’nin sonradan kefil olduğu sözleşmeyi de kapsadığı, davacı tarafından her 3 genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borç için ... bir takip başlattığı oysa davalı ...’ın sadece bunlardan birinin kefili olduğu anlaşılmakla Mahkemece öncelikle, takibe konu 1.406.293,38 TL nakdi alacak ile 8.733.070,00 TL gayrinakdi alacak toplamı üzerinden başlatılan takipte, takibin hangi miktardaki kısmının davalı ... ... imzası bulunan sözleşmeye ilişkin olduğu hususunda öncelikle davacı Bankadan izahat istenilerek, akabinde konusunda uzman bankacı bilirkişi görevlendirilmek suretiyle, banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılarak denetime elverişli rapor alınarak ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı banka yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı oy çokluğuyla bozularak dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçeye ilaveten bozma ilâmında belirtilenin aksine davalı ... ... yönünden açılan davada İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararının değiştirilmediği veya genişletilmediği, davalı ... ...’nin kefil olduğu 10.09.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde yer ... doğmuş doğacak ibaresinin ancak bu sözleşme kapsamındaki borçları kapsadığının belirtildiği ve bu suretle 10.09.2012 tarihli sözleşmenin önceki sözleşmelerle bağlantısının kurmadığı tespitine yer verildiği, bu tespitin İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin genişletilmesi olarak kabul edilemeyeceği, zira davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin karşılanması gerektiği, bankacı bilirkişinin gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli raporuna göre dava ve takibe konu nakde dönüşmüş teminat mektupları ile depo talebine konu teminat mektupları ve nakde dönüşen çek yapraklarının davalı ... ...'nin kefil olduğu 19.09.2012 tarihli sözleşmeden önceki tarihte imzalanan 10.05.2011 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, 10.05.2011 tarihli sözleşmede davalı ... ...'nin herhangi bir kefaleti bulunmadığından dava ve takibe konu borçtan herhangi bir sorumluluğu bulunmamakla 10.09.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde doğmuş doğacak ibaresinin ancak bu sözleşme kapsamındaki borçları kapsadığı, başka genel kredi sözleşmesi ile bağlantı kurulmadığı gözetildiğinde de diğer genel kredi sözleşmesi borçlarını kapsamadığından davalı ... ... yönünden açılan davanın reddine yönelik İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Daire kararında direnilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk Derece Mahkemesinin davalı kefil ... ... yönünden ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ... ...'nin kefaletinin bulunduğu sözleşmenin 3.5. maddesinde, müteselsil kefilin kefaletinin doğmuş borçları da kapsadığının açıkça belirtildiğini, ayrıca tüm davalılar yönünden gayri nakdi çek bedeli riskleri ile ilgili olarak sözleşmelerin 5.20. maddesinde 'çek sorumluluk bedeli kredisi' başlıklı altında bu hususun açıkça düzenlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açıldığı için müvekkilleri lehine vekâlet ücreti takdiri gerekirken aksi yönde verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bu yönden bozulmasını veya düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
C. Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.11.2023 tarihli ve 2023/11-386 E., 2023/1186 K. sayılı ilâmı ile Bölge Adliye Mahkemesinin davacı vekilinin istinaf sebeplerini karşılar şekilde yazdığı gerekçesinin davalı ... ...'nin dava konusu borçtan sorumlu olmadığına dair İlk Derece Mahkemesi gerekçesini değiştirecek ... bir gerekçe olarak kabulünün mümkün olmadığı, direnme kararının usule ilişkin uyuşmazlık noktası itibarı ile usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile direnme kararının usule ilişkin kısmı yerinde bulunarak, esasa ilişkin taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı bankanın icra takip talebinde borcun dayanağı olarak "genel kredi taahhütnamesi/sözleşmesi-ihtarname"si gerekçe gösterilerek takip başlattığı, davalı ... ...'nin 19.09.2012 tarihli sözleşmeye sonradan 07.04.2016 tarihinde kefil olarak katıldığı, kefil beyanı kısmında, "Zeksan İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti. firmasına 07.04.2016 tarihinden önce kullandırılmış ve bu tarihten sonra kullandırılacak kredilerden kaynaklı borçlara 50.000,00 TL (Elli milyon Türk Lirası) on yıl süreyle işbu genel kredi sözleşmesi kapsamında müteselsil kefil olmayı kabul ediyorum" şeklinde beyanının bulunduğu, nakde dönüşen iki adet teminat mektubunun 03.11.2014 tarihli olduğu, icra takip dosyasında takip konusu yapılan borcun davalı ... ...'nin sonradan kefil olduğu sözleşmeyi de kapsadığı, davacı tarafından her 3 genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borç için ... bir takip başlattığı oysa davalı ... ...'nin sadece bunlardan birinin kefili olduğu anlaşılmakla Mahkemece öncelikle, takibe konu 1.406.293,38 TL nakdi alacak ile 8.733.070,00 TL gayri nakdi alacak toplamı üzerinden başlatılan takipte takibin hangi miktardaki kısmının davalı ... ...'nin imzası bulunan sözleşmeye ilişkin olduğu hususunda öncelikle davacı Bankadan izahat istenilerek, akabinde konusunda uzman bankacı bilirkişi görevlendirilmek suretiyle banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılarak denetime elverişli rapor alınarak ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı Banka yararına bozulması gerekmiştir.
3. Davalı vekilinin temyiz istemine gelince; Bölge Adliye Mahkemesince, Dairemiz bozma kararından sonra duruşma açılarak karar verildiği anlaşıldığından, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hükmedilmemesi bozmayı gerektirmiş olup, istinaf mahkemesince hükmedilmesi gereken vekâlet ücretinin İlk Derece Mahkemesi kararı ile hüküm altına alınması gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4813 E. 2019/5969 K.
Ortak:teminat mektubu · depo kararı · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi · taahhütname · çek
İncelediğiniz karardaŞti. arasında 10.05.2011, 25.05.2012 ve 19.09.2012 tarihli üç adet «genel kredi sözleşmesi» imzalandığı, davalılardan ... ...’nin sadece 19.09.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine 07.04.2016 tarihinde «kefil» olduğu, diğer davalıların ise her üç sözleşmeye de kefil oldukları, icra takibine konu alacağın 10.05.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, dolayısıyla davalı ... ...’nin «kefaletinin» bulunduğu tarihten önceki sözleşmelerden kaynaklanan borçlardan sorumlu olmadığı, diğer davalıların ise «çek» yapraklarından kaynaklanan «depo talebi» haricinde kalan borçlardan sorumlu oldukları, zira kefillerin çek yapraklarından kaynaklanan riskler nedeniyle sorumlu olacaklarına ilişkin sözleşmelerde açık hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... ... hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile nakde dönüşen «teminat» mektupları yönünden toplam 1.406.293,38 TL alacak üzerinden itirazların iptaline, meri olan teminat mektupları yönünden toplam 8.680.000,00 TL alacağın davacı bank …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 19.11.2020 tarihli ve 2019/887 E., 2020/1198 K. kararıyla; dava ve icra takibine konu kredilerin 10.05.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesine» istinaden kullandırıldığı, davalılar ..., ... ve ...’nin davacı banka ile asıl borçlu arasında düzenlenen her üç genel kredi sözleşmesine de «kefil» oldukları, dolayısıyla icra takibine konu nakde dönüşmüş «teminat» mektupları ile «depo talebine» konu teminat mektuplarından anılan davalıların sorumlu olduğu, ancak her üç genel kredi sözleşmesinde de kefillerin «çek» yapraklarından kaynaklanan risklere kefil olduklarına dair hüküm bulunmadığı, davacı bankanın çek bedelinin bankaya depo edilmesini ancak asıl borçlu olan dava dışı şirketten isteme hakkı bulunduğu, bu nedenle henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden söz edilemeyeceği, bu nedenle anılan davalılar yönünden çek yapraklarına ilişkin depo isteminin reddi gerektiği, ilk derece mahkemesince bu yönde verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, dava ve takibe konu nakde dönüşmüş teminat mektupları ile depo talebine konu teminat mektupları ve nakde dönüşen çek yapraklarının davalı ... ...'nin kefil olduğu 19.09.2012 tarihli sözleşmeden önceki tarihte imzalanan 10.05.2011 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, 10.05.2011 tarihli sözleşmede davalı ... ...'nin herhangi bir «kefaleti» bulunmadığından dava ve takibe konu borçtan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, öte yandan 10.09.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde doğmuş doğacak ibaresi …
Bölge Adliye Mahkemesince dava ve takibe konu nakde dönüşmüş «teminat» mektupları ile «depo talebine» konu teminat mektupları ve nakde dönüşen «çek» yapraklarının davalı ... ...'nin «kefil» olduğu 19/09/2012 tarihli sözleşmeden önceki tarihte imzalanan 10/05/2011 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, bu sözleşmede davalı ... ...'nin herhangi bir «kefaletinin» bulunmadığı 19/09/2012 tarihli «genel kredi sözleşmesinde» doğmuş doğacak ibaresinin ancak bu sözleşme kapsamındaki borçları kapsadığı, gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereği …
Benzer bu karardaAncak, davacı banka ile davalı kefillerden ... ve ... ile imzalanan «kefalet sözleşmesinin» 3.11 maddesinde; diğer davalı «kefil» şirketlerle imzalanan kefalet sözleşmelerinin ise 3.12 maddesinde kefillerin kefalet niteliğine aykırı düşmediği sürece «kredi sözleşmesinin» maddelerinin tamamının uygulanmasından sorumlu bulunacaklarının kabul ve «taahhüt» edildiği, öte yandan kredi sözleşmesinin 8.04 maddesinde ise davacı bankanın «gayri nakdi kredi» kullandırması halinde bedelinin o tarihteki faiz getirmeyen bir hesapta «bloke» edilmek üzere bankaya «depo» edilmesini isteyebileceğinin düzenlendiği anlaşılmakla, kefalet sorumluluğunun «teminat mektubu» bedeli ile davacı bankanın yine aynı sözleşmeye istinaden verdiği «çek» yapraklarından doğan sorumluluk bedelinin depo edilmesini de kapsayacağı açıktır.
Şti.’nin asıl borçlu, diğer davalıların ise «kefil» sıfatıyla davacı banka nezdinde imzaladıkları 07.09.2012 tarihli «genel kredi sözleşmesine» istinaden davacı banka tarafından verilen «teminat mektubunun» bedeli ile davacı bankanın yine aynı sözleşmeye istinaden verdiği «çek» yapraklarından doğan sorumluluk bedelinin «depo» edilmesi istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davalı asıl borçlu Es Prekast İnş.
Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinde diğer davalıların «kefil» olarak yer aldığını, «kredi sözleşmesine» istinaden asıl borçlu olan davalı şirkete kredi kullandırıldığını, davalının ödemelerini aksatması nedeniyle hesabın kat edildiğini, davalı şirketin elinde bulunan «teminat mektubu» ve «çek» yapraklarını iade etmediğini ileri sürerek şimdilik çek yaprakları nedeniyle müvekkilinin yasal sorumluluk miktarı olan toplam 60.630 TL'nin ve mer'i teminat mektubundan kaynaklanan 4.598,40 TL olmak üzere toplam 65.228,40 TL'nin davalılardan tahsili ile müvekkili bankada faiz getirmeyen bir hesaba «depo» edilmesine, gayri nakdi alacağın yargılama aşamasında nakde dönüşmesi halinde söz konusu bedellerin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gayrinakdi kredi · gayri nakdi kredi · genel işlem koşulu · kat ihtarı · kefalet sözleşmesi · şahsi sorumluluk · bloke · muacceliyet
Benzer bu karardaŞti. yönünden bir «temerrüt» veya bir «muacceliyet» durumunun söz konusu olmadığını, davalı bankanın müvekkiline vermiş olduğu «teminat» mektuplarının tamamının süresinin bitmediğini, usulüne uygun «kat ihtarı» yapılmadığını, müvekkillerine çıkarılan usulsüz kat ihtarlarına itiraz ettiklerini, davacı bankanın davaya konu ettiği ve var olduğunu iddia ettiği alacaklar nedeni ile müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, müvekkili şirketin davacı bankanın söz konusu riskleri için bankaya «temlik» ve «ipotek» verdiğini, «kefil» olarak davaya taraf olan diğer müvekkillerinin imzaladığı «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğunu, imzalanan «kredi sözleşmesinin» davacı banka tarafından hazırlandığını ve maktu sözleşme olduğunu, müvekkilleri aleyhine yazılı olan maddelerin «genel işlem koşulu» mahiyetindeolmaları nedeniyle geçersiz olacağını, davacı bankanın «çek» yaprağı başına sorumlu tutulmasının bankanın «şahsi sorumluluğu» nitelliğinde olup, bu ödeme yükümlülüğünün yasayla davacıya verildiğinden müşteri ve kefillerden istenemeyeceğini, davacı açısından herhangi bir risk gerçekleşmediği halde gayri nakdi alacakların «depo» edilmesinin haksız ve kötü niyetli bir talep olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Ancak, davacı banka ile davalı kefillerden ... ve ... ile imzalanan «kefalet sözleşmesinin» 3.11 maddesinde; diğer davalı «kefil» şirketlerle imzalanan kefalet sözleşmelerinin ise 3.12 maddesinde kefillerin kefalet niteliğine aykırı düşmediği sürece «kredi sözleşmesinin» maddelerinin tamamının uygulanmasından sorumlu bulunacaklarının kabul ve «taahhüt» edildiği, öte yandan kredi sözleşmesinin 8.04 maddesinde ise davacı bankanın «gayri nakdi kredi» kullandırması halinde bedelinin o tarihteki faiz getirmeyen bir hesapta «bloke» edilmek üzere bankaya «depo» edilmesini isteyebileceğinin düzenlendiği anlaşılmakla, kefalet sorumluluğunun «teminat mektubu» bedeli ile davacı bankanın yine aynı sözleşmeye istinaden verdiği «çek» yapraklarından doğan sorumluluk bedelinin depo edilmesini de kapsayacağı açıktır.
Mahkemece; tüm dosya kapsamına göre, davalı asıl kredi borçlusu şirketin «teminat» mektupları ve «çek» sorumluluk miktarlarına ilişkin toplam 65.228,40 TL'nin «depo» edilmesinden sorumlu olduğu, bilirkişi tarafından davalı kefillerin çek sorumluluk bedellerinden sorumlu olmadıkları bildirilmiş ise de, «gayrinakdi kredi» niteliğinde bulunan teminat mektupları bedellerinin depo edilmesinden sorumlu oldukları yönünde kanaat belirtildiği, ancak kefillerden depo talebinde bulunulabilmesi için «kefaletle» ilgili düzenlemede açıkça kefilden depo talebinde bulunulabileceği hükmünün yazılı olması gerektiği, sözleşmede ise bu hususta açık bir hüküm olmadığı gerekçesiyle …
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2763 E. 2020/5207 K.
Ortak:gayrinakdi alacak · depo talebi · teminat mektubu · depo kararı · müteselsil kefil · kefalet · kefil · taahhütname
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, nakde dönüşen «teminat mektubu» ile «depo talebine» konu teminat mektubu ve nakde dönüşen «çek» yapraklarının davalılardan ... ...'nin «kefaletinin» bulunduğu tarihten önceki sözleşmelerden dolayı kullanıldığından bu davalı yönünden koşulları bulunmayan davanın reddine diğer davalı kefillerin ise 10/05/2011, 25/05/2012 tarihli sözleşmeleri de «kefil» olduklarından bu sözleşmelere kamu borçlarından da sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf kanun yolu …
Şti. arasında 10.05.2011, 25.05.2012 ve 19.09.2012 tarihli üç adet «genel kredi sözleşmesi» imzalandığı, davalılardan ... ...’nin sadece 19.09.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine 07.04.2016 tarihinde «kefil» olduğu, diğer davalıların ise her üç sözleşmeye de kefil oldukları, icra takibine konu alacağın 10.05.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, dolayısıyla davalı ... ...’nin «kefaletinin» bulunduğu tarihten önceki sözleşmelerden kaynaklanan borçlardan sorumlu olmadığı, diğer davalıların ise «çek» yapraklarından kaynaklanan «depo talebi» haricinde kalan borçlardan sorumlu oldukları, zira kefillerin çek yapraklarından kaynaklanan riskler nedeniyle sorumlu olacaklarına ilişkin sözleşmelerde açık hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... ... hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile nakde dönüşen «teminat» mektupları yönünden toplam 1.406.293,38 TL alacak üzerinden itirazların iptaline, meri olan teminat mektupları yönünden toplam 8.680.000,00 TL alacağın davacı bank …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 19.11.2020 tarihli ve 2019/887 E., 2020/1198 K. kararıyla; dava ve icra takibine konu kredilerin 10.05.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesine» istinaden kullandırıldığı, davalılar ..., ... ve ...’nin davacı banka ile asıl borçlu arasında düzenlenen her üç genel kredi sözleşmesine de «kefil» oldukları, dolayısıyla icra takibine konu nakde dönüşmüş «teminat» mektupları ile «depo talebine» konu teminat mektuplarından anılan davalıların sorumlu olduğu, ancak her üç genel kredi sözleşmesinde de kefillerin «çek» yapraklarından kaynaklanan risklere kefil olduklarına dair hüküm bulunmadığı, davacı bankanın çek bedelinin bankaya depo edilmesini ancak asıl borçlu olan dava dışı şirketten isteme hakkı bulunduğu, bu nedenle henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden söz edilemeyeceği, bu nedenle anılan davalılar yönünden çek yapraklarına ilişkin depo isteminin reddi gerektiği, ilk derece mahkemesince bu yönde verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, dava ve takibe konu nakde dönüşmüş teminat mektupları ile depo talebine konu teminat mektupları ve nakde dönüşen çek yapraklarının davalı ... ...'nin kefil olduğu 19.09.2012 tarihli sözleşmeden önceki tarihte imzalanan 10.05.2011 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, 10.05.2011 tarihli sözleşmede davalı ... ...'nin herhangi bir «kefaleti» bulunmadığından dava ve takibe konu borçtan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, öte yandan 10.09.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde doğmuş doğacak ibaresi …
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince her ne kadar gerekçede sözleşmenin ilgili maddesinden bahsedilmeksizin davalı tarafın «çek» bedelinin «depo» edilmesi talebi yönünden de sorumluluğuna gidilecek şekilde hüküm kurulmuş ve ilk derece mahkemesi kararının davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine istinaf mahkemesince «kefilin» çek depo bedelinden sorumlu tutulabilmesi için bu hususta özel bir düzenlemenin bulunmadığından bahisle ilk derece mahkemesinin bu yöndeki hükmü «kaldırılarak yeniden» hüküm verilmiş ise de, icra takibinin konusunu teşkil eden «gayrinakdi alacak» yönünden «depo talebinin» dayanağını teşkil eden 30.10.2012 tarihli sözleşmenin (10.9).maddesinde açıkça “Müteselsil kefiller, bankanın merkez ve tüm şubelerinde müşteri lehine açılmış veya açılacak her türlü krediler ile bu kredilere ilişkin olarak doğmuş ve doğacak tüm borç ve «taahhütlerinden», mevzuattan kaynaklanan çek «garanti» tutarlarından (Çek kanunu uyarınca bankanın ödemekle yükümlü olduğu yasal ödeme tutarlarından) ve gerek yalnız olarak gerekse diğer kişilerle birlikte asaleten veya «müteselsil kefil» sıfatıyla krediler sebebiyle doğmuş ve doğacak bütün borçlarından, ... sorumlu olduklarını, sorumlu oldukları azami miktarı, «kefalet tarihlerini» kendi el yazılarıyla belirtmek suretiyle ve imzalarıyla TBK’nun ilgili hükümlerine uygun olarak aşağıda kabul etmişlerdir...” düzenlemesi karşısında istinaf mahkem …
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davalının «kefil» sıfatıyla «nakit alacak» yönünden davacıya karşı sorumlu olduğu, «çek» bedellerinin «depo» edilmesi yönünden, taraflar arasında imzalanan sözleşmede kefilin bu bedelden açıkça sorumlu olduğunun düzenlenmediği, buna göre «gayrinakit alacak» talebinin reddi gerektiği, davalının istinaf talebinin «gayri nakit alacak» yönünden yerinde olduğu, davacının «teminat mektubunun nakde çevrilmesi» nedeniyle oluşan tazminat alacağına uygulanacak faiz oranı yönünden temyiz isteminin, 28.12.2011 tarihli sözleşmenin 45. maddesinde «temerrüt faizine» ilişkin düzenleme yapılmış ise de, sözleşmenin 45. maddesinde temerrüt faizine ilişkin düzenlemede herhangi bir «akdi faiz oranı» veya miktarı belirtilmediği, davacı bankanın kredi müşterisine ve kefillerine hiçbir şekilde bildirilmeyen en yüksek akdi faiz oranı ve temerrüt faiz oranının tespitinde esas alınmasının mümkün olmadığı, davacı bankanın dava dışı asıl borçlu şirkete uyguladığı en yüksek kredi faiz oranının %24.24 olup temerrüt faiz oranının da buna göre %36.36 olacağı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin gayrinakit alacak yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının bu yönden kaldırılmasına ve buna göre yeniden hüküm kurulmasına; davanın kısmen kabulüne, itirazın nakit alacak yönünden kabul edilen miktar üzerinden kaldırılmasına, borçlu nezdindeki çek yaprakları bedellerinin depo edilmesi talebinin reddine, «icra inkar tazminatı» talebinin kabulüne, «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davalının müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla dava konusu kredi borçlarından sorumluluğunun olduğu, hükme esas alınan rapora göre davacının raporda hesaplanan miktar kadar alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, itirazın «nakit alacak» yönünden kabul edilen miktar üzerinden kaldırılmasına, borçlu nezdindeki «çek» yaprakları bedellerinin «depo» edilmesi talebinin kabulüne, «icra inkar tazminatı» talebinin kabulüne, «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gayri nakit alacak · nakit alacak · kefalet tarihi · teminat mektubunun nakde çevrilmesi · akdi faiz oranı · akdi faiz · kötü niyet tazminatı · garantörlük
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davalının «kefil» sıfatıyla «nakit alacak» yönünden davacıya karşı sorumlu olduğu, «çek» bedellerinin «depo» edilmesi yönünden, taraflar arasında imzalanan sözleşmede kefilin bu bedelden açıkça sorumlu olduğunun düzenlenmediği, buna göre «gayrinakit alacak» talebinin reddi gerektiği, davalının istinaf talebinin «gayri nakit alacak» yönünden yerinde olduğu, davacının «teminat mektubunun nakde çevrilmesi» nedeniyle oluşan tazminat alacağına uygulanacak faiz oranı yönünden temyiz isteminin, 28.12.2011 tarihli sözleşmenin 45. maddesinde «temerrüt faizine» ilişkin düzenleme yapılmış ise de, sözleşmenin 45. maddesinde temerrüt faizine ilişkin düzenlemede herhangi bir «akdi faiz oranı» veya miktarı belirtilmediği, davacı bankanın kredi müşterisine ve kefillerine hiçbir şekilde bildirilmeyen en yüksek akdi faiz oranı ve temerrüt faiz oranının tespitinde esas alınmasının mümkün olmadığı, davacı bankanın dava dışı asıl borçlu şirkete uyguladığı en yüksek kredi faiz oranının %24.24 olup temerrüt faiz oranının da buna göre %36.36 olacağı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin gayrinakit alacak yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının bu yönden kaldırılmasına ve buna göre yeniden hüküm kurulmasına; davanın kısmen kabulüne, itirazın nakit alacak yönünden kabul edilen miktar üzerinden kaldırılmasına, borçlu nezdindeki çek yaprakları bedellerinin depo edilmesi talebinin reddine, «icra inkar tazminatı» talebinin kabulüne, «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davalının müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla dava konusu kredi borçlarından sorumluluğunun olduğu, hükme esas alınan rapora göre davacının raporda hesaplanan miktar kadar alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, itirazın «nakit alacak» yönünden kabul edilen miktar üzerinden kaldırılmasına, borçlu nezdindeki «çek» yaprakları bedellerinin «depo» edilmesi talebinin kabulüne, «icra inkar tazminatı» talebinin kabulüne, «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
İlk derece mahkemesince her ne kadar gerekçede sözleşmenin ilgili maddesinden bahsedilmeksizin davalı tarafın «çek» bedelinin «depo» edilmesi talebi yönünden de sorumluluğuna gidilecek şekilde hüküm kurulmuş ve ilk derece mahkemesi kararının davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine istinaf mahkemesince «kefilin» çek depo bedelinden sorumlu tutulabilmesi için bu hususta özel bir düzenlemenin bulunmadığından bahisle ilk derece mahkemesinin bu yöndeki hükmü «kaldırılarak yeniden» hüküm verilmiş ise de, icra takibinin konusunu teşkil eden «gayrinakdi alacak» yönünden «depo talebinin» dayanağını teşkil eden 30.10.2012 tarihli sözleşmenin (10.9).maddesinde açıkça “Müteselsil kefiller, bankanın merkez ve tüm şubelerinde müşteri lehine açılmış veya açılacak her türlü krediler ile bu kredilere ilişkin olarak doğmuş ve doğacak tüm borç ve «taahhütlerinden», mevzuattan kaynaklanan çek «garanti» tutarlarından (Çek kanunu uyarınca bankanın ödemekle yükümlü olduğu yasal ödeme tutarlarından) ve gerek yalnız olarak gerekse diğer kişilerle birlikte asaleten veya «müteselsil kefil» sıfatıyla krediler sebebiyle doğmuş ve doğacak bütün borçlarından, ... sorumlu olduklarını, sorumlu oldukları azami miktarı, «kefalet tarihlerini» kendi el yazılarıyla belirtmek suretiyle ve imzalarıyla TBK’nun ilgili hükümlerine uygun olarak aşağıda kabul etmişlerdir...” düzenlemesi karşısında istinaf mahkem …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6958 E. , 2024/1238 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1327 Esas, 2022/1160 Karar
DAVALILAR 1.... ...
2....
3....
4.... vekilleri Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 26.05.2022 tarihli ve 2021/73 E., 2022/4131 K. sayılı kararı ile bozulmuş, bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilâmına direnilmiş ve bu kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.11.2023 tarihli ve 2023/11-386 E., 2023/1186 K. sayılı ilâmı ile direnme kararının usule ilişkin kısmının yerinde olduğuna karar verilerek, esasa ilişkin taraf vekillerinin temyiz itirazlarına ilişkin inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı Zek-San İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti. ile arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığını ve sözleşmelere istinaden anılan şirkete nakdi ve gayrinakdi ticari krediler kullandırıldığını, davalıların ise bu sözleşmelerde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla yer aldıklarını, borcun ödenmemesi üzerine müvekkili tarafından davalılar aleyhine icra takibine geçildiğini, ancak davalıların haksız itirazları üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalıların icra takibine vaki itirazlarının iptaline, takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçesinde; müvekkilleri ile davacı arasında geçerli bir kefalet ilişkisinin bulunmadığını, müvekkillerinin icra takibine konu edilen alacak miktarı kadar borçlarının bulunmadığını, asıl borçluya kullandırılan gayrinakdi kredilerden sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.03.2019 tarihli ve 2017/530 E., 2019/293 K. sayılı kararıyla; davacı ile dava dışı Zek-San İnş. Tic. ve San.Ltd. Şti. arasında 10.05.2011, 25.05.2012 ve 19.09.2012 tarihli üç adet genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalılardan ... ...’nin sadece 19.09.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine 07.04.2016 tarihinde kefil olduğu, diğer davalıların ise her üç sözleşmeye de kefil oldukları, icra takibine konu alacağın 10.05.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, dolayısıyla davalı ... ...’nin kefaletinin bulunduğu tarihten önceki sözleşmelerden kaynaklanan borçlardan sorumlu olmadığı, diğer davalıların ise çek yapraklarından kaynaklanan depo talebi haricinde kalan borçlardan sorumlu oldukları, zira kefillerin çek yapraklarından kaynaklanan riskler nedeniyle sorumlu olacaklarına ilişkin sözleşmelerde açık hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...
... hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile nakde dönüşen teminat mektupları yönünden toplam 1.406.293,38 TL alacak üzerinden itirazların iptaline, meri olan teminat mektupları yönünden toplam 8.680.000,00 TL alacağın davacı bankada faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmek üzere davalılardan tahsilini teminen takibin devamına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 19.11.2020 tarihli ve 2019/887 E., 2020/1198 K. kararıyla; dava ve icra takibine konu kredilerin 10.05.2011 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığı, davalılar ..., ... ve ...’nin davacı banka ile asıl borçlu arasında düzenlenen her üç genel kredi sözleşmesine de kefil oldukları, dolayısıyla icra takibine konu nakde dönüşmüş teminat mektupları ile depo talebine konu teminat mektuplarından anılan davalıların sorumlu olduğu, ancak her üç genel kredi sözleşmesinde de kefillerin çek yapraklarından kaynaklanan risklere kefil olduklarına dair hüküm bulunmadığı, davacı bankanın çek bedelinin bankaya depo edilmesini ancak asıl borçlu olan dava dışı şirketten isteme hakkı bulunduğu, bu nedenle henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden söz edilemeyeceği, bu nedenle anılan davalılar yönünden çek yapraklarına ilişkin depo isteminin reddi gerektiği, ilk derece mahkemesince bu yönde verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, dava ve takibe konu nakde dönüşmüş teminat mektupları ile depo talebine konu teminat mektupları ve nakde dönüşen çek yapraklarının davalı ...
...'nin kefil olduğu 19.09.2012 tarihli sözleşmeden önceki tarihte imzalanan 10.05.2011 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, 10.05.2011 tarihli sözleşmede davalı ... ...'nin herhangi bir kefaleti bulunmadığından dava ve takibe konu borçtan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, öte yandan 10.09.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde doğmuş doğacak ibaresi yer alsa da bu ibarenin ancak bu sözleşme kapsamındaki borçları kapsadığı, sözleşmede başka genel kredi sözleşmesi ile bağlantı kurulmadığı gözetildiğinde diğer genel kredi sözleşmesi borçlarını kapsamadığı, bu nedenlerle davalı ... ... yönünden açılan davanın reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararının da usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 26.05.2022 tarihli ve 2021/73 E., 2022/4131 K. kararıyla; "...1- Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, nakde dönüşen teminat mektubu ile depo talebine konu teminat mektubu ve nakde dönüşen çek yapraklarının davalılardan ... ...'nin kefaletinin bulunduğu tarihten önceki sözleşmelerden dolayı kullanıldığından bu davalı yönünden koşulları bulunmayan davanın reddine diğer davalı kefillerin ise 10/05/2011, 25/05/2012 tarihli sözleşmeleri de kefil olduklarından bu sözleşmelere kamu borçlarından da sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince dava ve takibe konu nakde dönüşmüş teminat mektupları ile depo talebine konu teminat mektupları ve nakde dönüşen çek yapraklarının davalı ... ...'nin kefil olduğu 19/09/2012 tarihli sözleşmeden önceki tarihte imzalanan 10/05/2011 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, bu sözleşmede davalı ... ...'nin herhangi bir kefaletinin bulunmadığı 19/09/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde doğmuş doğacak ibaresinin ancak bu sözleşme kapsamındaki borçları kapsadığı, gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın karar tarihinde ve halen yürürlükte olan 353/1-b-2 maddesinde; "b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;
2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır. Anılan düzenleme uyarınca davacı vekilinin istinaf talebi üzerine İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında, değiştirilen ve genişletilen gerekçelerle davalı ... ... yönünden açılan davanın reddine yönelik karar verilmesi gerektiği sonucuna varılması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine şeklinde hüküm kurulması doğru olmamış Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu sebeple re’sen bozulması gerekmiştir.
2-Kabule göre de; Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... ... yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de dosya ekinde bulunan icra takip dosyası ve sözleşmelerden, davacı bankanın takip talebinde borca konu kredi sözleşmesi numaralarını gerekçe göstererek takip başlattığı davalı ...’ın 19.09.2012 tarihli sözleşmeye sonradan 07.04.2016 tarihinde kefil olarak katıldığının belirtildiği; ancak icra takip dosyasında takip konusu yapılan borcun davalı Abdulah ...’nin sonradan kefil olduğu sözleşmeyi de kapsadığı, davacı tarafından her 3 genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borç için ... bir takip başlattığı oysa davalı ...’ın sadece bunlardan birinin kefili olduğu anlaşılmakla Mahkemece öncelikle, takibe konu 1.406.293,38 TL nakdi alacak ile 8.733.070,00 TL gayrinakdi alacak toplamı üzerinden başlatılan takipte, takibin hangi miktardaki kısmının davalı ...
... imzası bulunan sözleşmeye ilişkin olduğu hususunda öncelikle davacı Bankadan izahat istenilerek, akabinde konusunda uzman bankacı bilirkişi görevlendirilmek suretiyle, banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılarak denetime elverişli rapor alınarak ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı banka yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı oy çokluğuyla bozularak dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçeye ilaveten bozma ilâmında belirtilenin aksine davalı ... ... yönünden açılan davada İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararının değiştirilmediği veya genişletilmediği, davalı ... ...’nin kefil olduğu 10.09.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde yer ... doğmuş doğacak ibaresinin ancak bu sözleşme kapsamındaki borçları kapsadığının belirtildiği ve bu suretle 10.09.2012 tarihli sözleşmenin önceki sözleşmelerle bağlantısının kurmadığı tespitine yer verildiği, bu tespitin İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin genişletilmesi olarak kabul edilemeyeceği, zira davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin karşılanması gerektiği, bankacı bilirkişinin gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli raporuna göre dava ve takibe konu nakde dönüşmüş teminat mektupları ile depo talebine konu teminat mektupları ve nakde dönüşen çek yapraklarının davalı ...
...'nin kefil olduğu 19.09.2012 tarihli sözleşmeden önceki tarihte imzalanan 10.05.2011 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, 10.05.2011 tarihli sözleşmede davalı ... ...'nin herhangi bir kefaleti bulunmadığından dava ve takibe konu borçtan herhangi bir sorumluluğu bulunmamakla 10.09.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde doğmuş doğacak ibaresinin ancak bu sözleşme kapsamındaki borçları kapsadığı, başka genel kredi sözleşmesi ile bağlantı kurulmadığı gözetildiğinde de diğer genel kredi sözleşmesi borçlarını kapsamadığından davalı ... ... yönünden açılan davanın reddine yönelik İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Daire kararında direnilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk Derece Mahkemesinin davalı kefil ... ... yönünden ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ... ...'nin kefaletinin bulunduğu sözleşmenin 3.5. maddesinde, müteselsil kefilin kefaletinin doğmuş borçları da kapsadığının açıkça belirtildiğini, ayrıca tüm davalılar yönünden gayri nakdi çek bedeli riskleri ile ilgili olarak sözleşmelerin 5.20. maddesinde 'çek sorumluluk bedeli kredisi' başlıklı altında bu hususun açıkça düzenlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açıldığı için müvekkilleri lehine vekâlet ücreti takdiri gerekirken aksi yönde verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bu yönden bozulmasını veya düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
C. Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.11.2023 tarihli ve 2023/11-386 E., 2023/1186 K. sayılı ilâmı ile Bölge Adliye Mahkemesinin davacı vekilinin istinaf sebeplerini karşılar şekilde yazdığı gerekçesinin davalı ... ...'nin dava konusu borçtan sorumlu olmadığına dair İlk Derece Mahkemesi gerekçesini değiştirecek ... bir gerekçe olarak kabulünün mümkün olmadığı, direnme kararının usule ilişkin uyuşmazlık noktası itibarı ile usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile direnme kararının usule ilişkin kısmı yerinde bulunarak, esasa ilişkin taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı bankanın icra takip talebinde borcun dayanağı olarak "genel kredi taahhütnamesi/sözleşmesi-ihtarname"si gerekçe gösterilerek takip başlattığı, davalı ... ...'nin 19.09.2012 tarihli sözleşmeye sonradan 07.04.2016 tarihinde kefil olarak katıldığı, kefil beyanı kısmında, "Zeksan İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti. firmasına 07.04.2016 tarihinden önce kullandırılmış ve bu tarihten sonra kullandırılacak kredilerden kaynaklı borçlara 50.000,00 TL (Elli milyon Türk Lirası) on yıl süreyle işbu genel kredi sözleşmesi kapsamında müteselsil kefil olmayı kabul ediyorum" şeklinde beyanının bulunduğu, nakde dönüşen iki adet teminat mektubunun 03.11.2014 tarihli olduğu, icra takip dosyasında takip konusu yapılan borcun davalı ...
...'nin sonradan kefil olduğu sözleşmeyi de kapsadığı, davacı tarafından her 3 genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borç için ... bir takip başlattığı oysa davalı ... ...'nin sadece bunlardan birinin kefili olduğu anlaşılmakla Mahkemece öncelikle, takibe konu 1.406.293,38 TL nakdi alacak ile 8.733.070,00 TL gayri nakdi alacak toplamı üzerinden başlatılan takipte takibin hangi miktardaki kısmının davalı ... ...'nin imzası bulunan sözleşmeye ilişkin olduğu hususunda öncelikle davacı Bankadan izahat istenilerek, akabinde konusunda uzman bankacı bilirkişi görevlendirilmek suretiyle banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılarak denetime elverişli rapor alınarak ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı Banka yararına bozulması gerekmiştir.
3. Davalı vekilinin temyiz istemine gelince; Bölge Adliye Mahkemesince, Dairemiz bozma kararından sonra duruşma açılarak karar verildiği anlaşıldığından, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hükmedilmemesi bozmayı gerektirmiş olup, istinaf mahkemesince hükmedilmesi gereken vekâlet ücretinin İlk Derece Mahkemesi kararı ile hüküm altına alınması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde taraflara iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018490500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz