Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3405 E. 2024/1228 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tenkis↗ sözleşme serbestisi↗ tacir sıfatı↗ denetime elverişli rapor↗ sözleşmenin ihlali↗ direnme kararı↗ ticari defter kayıtları↗ ticari faiz↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ denetime elverişlilik↗ temlik↗ kâr dağıtımı↗ bilirkişi incelemesi↗ kâr payı↗ ticari defter↗ taahhütname↗ tacir↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 19.06.2014 tarih, 2013/397 E., 2014/219 sayılı kararı ile benimsenen bilirkişi raporuyla davalının sözleşme şartlarını ihlal ettiği, sözleşmenin ihlalinde katkı bedeli ile 16.000,00 USD cezai şartın ödenmesinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin ihlali nedeniyle katkı bedeli ve cezai şarttan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.000,00 USD cezai şartın dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca USD'ye uygulanan en yüksek faiz ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının ve 19.000,00 TL katkı bedelinin ise dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesinin 18.11.2015 tarih, 2015/5672 E., 2015/15067 sayılı kararı ile davanın taraflar arasındaki 01.01.2012 tarihli sözleşmenin 16. maddesinden kaynaklanan işletmenin başka birine devredilmesi nedeniyle cezai şart ve katkı bedeli istemine ilişkin olduğu, mahkemece davanın kabulüne ve sözleşmede kararlaştırılan 16.000,00 USD cezai şartın da tahsiline hükmedildiği, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 ... maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği Yargıtay'ca kabul edildiği, bu itibarla mahkemece, bu davada talep edilen ve hüküm altına alınan cezai şartın ekonomik yönden davalının yıkımına sebep olup olmayacağı yönünden, davalının mali durumu gözetilerek ticari defter kayıtları ve bilançoları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılıp, ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gerekçesi ile bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 21.04.2016 tarih, 2016/201 E. ve 2016/461 K. sayılı kararı ile önceki gerekçeler yanında, 6102 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinde cezai şarttan indirim yapılmasının öngörülmediği, davalının tacir olduğu, sözleşme yaparken basiretli davranması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.09.2021 tarih 2017/(19)11-943 E. ve 2021/984 K. sayılı ilamıyla davalının sözleşmenin devamı sırasında sözleşmeye aykırı olarak işletmeyi devretmesi nedeniyle sözleşmenin ihlâline neden olduğunun ... olduğu, ancak mahkemece sözleşmenin davalı tarafından ihlâli sebebiyle davalı aleyhine cezaî şarta hükmederken 6102 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinde cezaî şarttan indirim yapılmasının öngörülmediği, davalının tacir olduğu, sözleşme yaparken basiretli davranması gerektiği belirtilerek cezaî şart bedelinden indirim yapılmamış ise de, cezaî şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlâka aykırı sayılacağından, mahkemece cezaî şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesinin mümkün olduğu, bu durumda mahkemece, cezaî şart hususunda bir karar verilmeden önce, sözleşmenin düzenlendiği tarihte tarafların iktisadi durumu, davalı borçlunun ödeme gücü ve kabiliyeti göz önüne alınarak, bu yönde davalı defter ve kayıtlarının incelenmesi ile denetime elverişli olacak şekilde bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği hâlde, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile verilen direnme kararı yerinde olmadığı, Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, somut olayda davalının savunma ile sözleşmedeki cezaî şartın kendisinin ekonomik olarak mahvına neden olacağına dair beyanda bulunmadığı, bu durumda tacirler açısından zorunlu olmayan cezaî şarttan indirim yapılması hususunda hâkime kendiliğinden araştırma yükümlülüğü yüklenemeyeceği, savunma ile getirilmeyen bir hususun araştırılmasının davanın uzamasına sebebiyet vereceği, açıklanan gerekçe ile direnme kararının onanması gerektiği yönünde görüş ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmediği, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan ve yukarıda gösterilen ilâve nedenlerle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen ... Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının tespit edilebilen ekonomik gücüne göre talep edilen cezai şart bedelinin davalı için ağır külfet oluşturduğu, mali durumuna göre takdiren indirim yapılması gerektiğinden takdiren 8.000,00 USD Cezai şartın tahsilinin uygun olacağı ihlal sebebi ile bilirkişi raporuyla belirlenen 19.000,00 TL katkı bedeli ve 8.000,00 USD cezai şartın davalıdan tahsili gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 8.000,00 USD cezai şartın dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca USD uygulanan en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının ve 19.000,00 TL mali katkı bedelinin, dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ait istemin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; cezai şartın tenkisinin hukuka ve sözleşme serbestisi ilkesine aykırı olduğunu, sözleşmenin 16 ncı maddesi gereği tenkis yapılamayacağı ve davalılar tacir olduğundan yasa gereği de tenkis yapılamayacağını, davalının sözleşmeyi imzalarken basiretli davranması gerekmekte olup kendi kastı ile sözleşmeyi ihlal etmesi halinde cezai şartın tamamını ödemekle yükümlü olduğunu, yasal süreler içerisinde cezai şartın mahvına sebep olacağına dair beyanda bulunmadığını, bu yönde bir savunma yapmadığını, mahkemece resen bu konuda araştırma yapılarak karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, yapılan tenkisin fahiş olduğunu, mahkeme kararının hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki 01.01.2012 tarihli sözleşmenin 16 ncı maddesinden kaynaklanan işletmenin başka birine devredilmesi nedeniyle cezai şart ve katkı bedeli istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5566 E. 2021/6522 K.
Ortak:cezai şart
İncelediğiniz kararda… 3/397 E., 2014/219 sayılı kararı ile benimsenen bilirkişi raporuyla davalının sözleşme şartlarını ihlal ettiği, sözleşmenin ihlalinde katkı bedeli ile 16.000,00 USD «cezai şartın» ödenmesinin kararlaştırıldığı, «sözleşmenin ihlali» nedeniyle katkı bedeli ve cezai şarttan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.000,00 USD cezai şartın dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca USD'ye uygulanan en yüksek faiz ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının ve 19.000,00 TL katkı bedelinin ise dava tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
… , 2015/15067 sayılı kararı ile davanın taraflar arasındaki 01.01.2012 tarihli sözleşmenin 16. maddesinden kaynaklanan işletmenin başka birine devredilmesi nedeniyle «cezai şart» ve katkı bedeli istemine ilişkin olduğu, mahkemece davanın kabulüne ve sözleşmede kararlaştırılan 16.000,00 USD cezai şartın da tahsiline hükmedildiği, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 ... maddesi uyarınca «tacir sıfatını» haiz borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği Yargıtay'ca kabul edildiği, bu itibarla mahkemece, bu davada talep edilen ve hüküm altına alınan cezai şartın ekonomik yönden davalının yıkımına sebep olup olmayacağı yönünden, davalının mali durumu gözetilerek «ticari defter kayıtları» ve bilançoları üzerinde konusunda uzman bir «bilirkişiye inceleme» yaptırılıp, ayrıntılı ve Yargıtay «denetimine elverişli rapor» alınarak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gerekçesi ile bozulmuştur.
… kemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının tespit edilebilen ekonomik gücüne göre talep edilen «cezai şart» bedelinin davalı için ağır külfet oluşturduğu, mali durumuna göre takdiren indirim yapılması gerektiğinden takdiren 8.000,00 USD Cezai şartın tahsilinin uygun olacağı ihlal «sebebi» ile bilirkişi raporuyla belirlenen 19.000,00 TL katkı bedeli ve 8.000,00 USD cezai şartın davalıdan tahsili gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 8.000,00 USD cezai şartın dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca USD uygulanan en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının ve 19.000,00 TL mali katkı bedelinin, dava tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ait istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesi» ve «protokolde» belirtilen, davacı talebine konu «cezai şartın» tutarında indirim yapılmışsa da bozmadan önce alınan bilirkişi raporunda cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebep olmayacağının belirtildiği, esasen taraflar …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bayilik sözleşmesi · fesih · protokol · avans faizi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile cezai şarttan 4/5 oranında indirim yapılmak kaydıyla 20.000,00 TL'nin «fesih» tarihi olan 17/12/2012 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, diğer hususlar bakımından herhangi bir bozma olmadığından yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesi» ve «protokolde» belirtilen, davacı talebine konu «cezai şartın» tutarında indirim yapılmışsa da bozmadan önce alınan bilirkişi raporunda cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebep olmayacağının belirtildiği, esasen taraflar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2429 E. 2022/5598 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:fesih · avans faizi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… rak yapılan yargılama toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile cezai şarttan 4/5 oranında indirim yapılmak kaydıyla 20.000,00 TL'nin «fesih» tarihi olan 17/12/2012 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, diğer hususlar bakımından herhangi bir bozma olmadığından yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7239 E. 2024/3271 K.
Ortak:tenkis · sözleşme serbestisi · tacir sıfatı · sözleşmenin ihlali · hakkaniyet · cezai şart · kâr payı · taahhütname
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «cezai şartın» «tenkisinin» hukuka ve «sözleşme serbestisi» ilkesine aykırı olduğunu, sözleşmenin 16 ncı maddesi gereği tenkis yapılamayacağı ve davalılar «tacir» olduğundan yasa gereği de tenkis yapılamayacağını, davalının sözleşmeyi imzalarken basiretli davranması gerekmekte olup kendi kastı ile «sözleşmeyi ihlal» etmesi halinde cezai şartın tamamını ödemekle yükümlü olduğunu, yasal süreler içerisinde cezai şartın mahvına sebep olacağına dair beyanda bulunmadığını, bu yönde bir savunma yapmadığını, mahkemece resen bu konuda araştırma yapılarak karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, yapılan tenkisin fahiş olduğunu, mahkeme kararının «hakkaniyete» ve hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… 3/397 E., 2014/219 sayılı kararı ile benimsenen bilirkişi raporuyla davalının sözleşme şartlarını ihlal ettiği, sözleşmenin ihlalinde katkı bedeli ile 16.000,00 USD «cezai şartın» ödenmesinin kararlaştırıldığı, «sözleşmenin ihlali» nedeniyle katkı bedeli ve cezai şarttan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.000,00 USD cezai şartın dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca USD'ye uygulanan en yüksek faiz ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının ve 19.000,00 TL katkı bedelinin ise dava tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
… , 2015/15067 sayılı kararı ile davanın taraflar arasındaki 01.01.2012 tarihli sözleşmenin 16. maddesinden kaynaklanan işletmenin başka birine devredilmesi nedeniyle «cezai şart» ve katkı bedeli istemine ilişkin olduğu, mahkemece davanın kabulüne ve sözleşmede kararlaştırılan 16.000,00 USD cezai şartın da tahsiline hükmedildiği, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 ... maddesi uyarınca «tacir sıfatını» haiz borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği Yargıtay'ca kabul edildiği, bu itibarla mahkemece, bu davada talep edilen ve hüküm altına alınan cezai şartın ekonomik yönden davalının yıkımına sebep olup olmayacağı yönünden, davalının mali durumu gözetilerek «ticari defter kayıtları» ve bilançoları üzerinde konusunda uzman bir «bilirkişiye inceleme» yaptırılıp, ayrıntılı ve Yargıtay «denetimine elverişli rapor» alınarak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gerekçesi ile bozulmuştur.
Benzer bu karardaİşletici «cezai şartın» «tenkisini» hiç bir şekilde talep edemez.” şeklinde hüküm bulunduğu, «sözleşmeye aykırılık» halinde ödenen katkı «payının» iadesinin, sözleşmenin karşılıksız kalan süresi bakımından hesaplanması gerektiği, davacı, sözleşmenin 31.03.2017 tarihine kadar süreceği inancıyla katkı payı ödemesi yaptığı, sözleşme süresinden önce sona erdiğinden, davacının iade talep edebileceği tutarın oranlama yapılarak hesaplanması gerekeceği, bu uygulama, denkleştirici adalet prensibinin bir gereği olup, sözleşmenin bu ilke ışığında yorumlanması gerekeceği, alınan bilirkişi raporunda ve ek raporda bu yönde hesaplama yapılmamış ise de 01.04.2012 tarihinde toplam 5 yıllık sözleşme yapıldığı, sözleşme gereğince 2014 yılı ekim ayına alım yapıldığı, bu durumda ödendiği anlaşılan 56.486,03 TL katkı payının 2 yıl 5 aylık bölümüne ilişkin 27.301,81 TL'nin iadesi gerekeceği, bu «bedelin iade» edilmediği, öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 nci maddesi uyarınca «tacir sıfatını» haiz bir borçlu, fahiş olduğu iddiası ile cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemez ise de; sözleşmede belirtilen cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek derecede fahiş olduğunun saptanması halinde istisnaen cezai şarttan indirim yapılabileceği Yargıtay'ın kararlılık kazanmış içtihadı ile kabul edildiği, bu durumda, cezai şarttan indirim yapılırken borçlunun ekonomik yönden yıkımına sebep olacak şekilde fahiş bir cezai şart kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının saptanması gerektiği, davalının ticari faaliyetine 2014 yılında «son» verdiği ve bu tarihten sonra da ticari faaliyetini devam ettirdiğinin ileri sürülmemiş olmasına ve davalının durumundaki bir kişi için sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın oldukça fahiş olup davalının ekonomik mahvına sebebiyet vereceği açık olmasına göre, hâkimin yargılamayı en kısa sürede ve en az «masrafla» sonuçladırması ilkesi («usul ekonomisi» ilkesi) gözetildiğinde takdiren 10.000,00 USD cezai şart alacağına hükmedilmesi gerektiği, «cezai şartın tenkisi» halinde, reddedilen kısım için davalı yararına «vekalet ücreti takdir» edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne, takibin cezai şart alacağı olan 10.000,00 USD'nin 18.08.2016 tarihinden itibaren USD'ye devlet bankalarının bir yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte, katkı payı (yatırım iadesi) alacağı olan 27.301,81 TL'nin 18.08.2016 tarihinden itibaren «avans faizi» üzerinden devamına, «icra inkar tazminatının» reddine karar verilmiştir.
… f ne 29.08.2017 tarihli cevap dilekçesinde ne 08.11.2017 tarihli cevap dilekçesinde ne de yargılamanın herhangi bir aşamasında sözleşmenin yürürlükte kaldığı sürece «kıstelyevm» esasına göre hesaplanacak miktarın almış olduğu yatırım tutarından düşülmesi gerektiğine ilişkin bir iddiada bulunmadığı, davaya konu 01.04.2012 tarihli açık satış noktası sözleşmesinin 16 ncı maddesinin açık olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 16 ncı maddesini hangi sebeple görmezden gelerek ve «sözleşme serbestisine» aykırı olarak kıstelyevm uygulaması yaptığını ve müvekkilinin alacak hakkına indirim uyguladığının anlaşılamadığını, denkleştirici adalet ilkesini uyguladığından bahisle red kararı verilen kısım için davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesinin «hakkaniyete» ve hukuka aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında «cezai şartın» «tenkisinin» hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin 16 ncı maddesinde açıkça davalı işletici cezai şartın tenkisini hiç bir şekilde talep edemeyeceğinin düzenlendiğini ayrıca 6102 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinde yer alan «tacirler» sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez hükmü gereği de İlk Derece Mahkemesi kararı ile tacir olduğuna karar verilen davalının ödemesi gereken cezai …
… AVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında imzalanan sözleşme gereğince müvekkilinin davalıya 58.000,00 TL'lik mali katkı sağlamış olduğunu, «sözleşmenin ihlali» durumunda da 40.000,00 USD «cezai şart» öngörüldüğünü, sözleşme yürürlükteyken davalı TPDK belgesini «yenilemeyerek» sözleşmeye aykırı davranmış olduğunu ve bu TPDK belgesini yenilemediği için yeni ürün alım ve satışı yapılmadığını, ihlal sebebiyle sözleşmenin feshedildiğini ve sözleşme gereği davalıya verilen katkı «payı» ile cezai şartın tahsili amacıyla başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şartın tenkisi · kıstelyevm · sabit yatırım · iskonto · usul ekonomisi · aval · mücbir sebep · kar kaybı
Benzer bu karardaŞti. arasında imzalanan sözleşmenin «son» sayfasında işletici yazısının altına davalı şirketin kaşesinin basıldığı, davalı tarafça "kendi adına asaleten şirket adına vekaleten" yazısını yazılarak kaşe üzerine ve sağ tarafına imza atıldığı, sözleşmede katkı «payı» tutarı ve «cezai şart» miktarı belirlenmiş olduğundan davalının sorumluluğun bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, davalı taraf davalının şirketi devretmesinin beklenmeyen hal sonucu olduğunu, 2013 ve 2014 yılında ciddi sağlık problemleri yaşamış ve üç kez beyin ameliyatı geçirdiğini, ameliyat sonrası felç kalıp işlerini takip olanağı kalmadığını beyan etmiş ise de mücbir «sebebin» kanıtlanamadığı, davaya dayanak olan sözleşme tarafların özgür iradeleri ile imzalanmış olup rızasına aykırı olarak doldurulduğunun da kanıtlanamadığı, taraflar arasında 01.04.2012-31.03.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere satış noktası sözleşmesinin imzalandığı, davacının sözleşme kapsamında davalıya 58.000,00 TL katkı payı ödemesi yapacağının kararlaştırıldığı, davacı ... dava dışı distribütör firma «defterlerinde» yapılan inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda 56.486,03 TL davalıya ödeme yapıldığının belirtildiği, davalının en son 2014 yılı Ekim ayında alım yaptığı ve sonraki dönemlerde ticari ilişkiyi devam ettirmediği, sözleşmenin 16. maddesinde; “..İşbu «sözleşmenin feshine» sebebiyet vermesi halinde, şirket veya distribütör kayıtlarındaki borçları ile şirketten ve/veya distribütörden almış olduğu mali yardım, katkılar ve her türlü «sabit yatırım» harcamalarının tümünü ve uygulanan «iskonto» tutarlarını verildiği tarihten itibaren «işlemiş faiz» de «dahil» olmak üzere bankalarca uygulanan en yüksek kredi faizi üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte şirket ve/veya distribütöre nakden ve defaten itirazsız geri ödemeyi ve ayrıca şirkete 40.000 USD cezai şart ile birlikte şirket ve/veya distribütörün «kar kaybı» da dahil olmak üzere uğradığı her türlü zararını itiraz etmeksizin nakden ve defaten ödemeyi kabul ve «taahhüt» eder.
… sya kapsamına ve hukuka aykırı olduğunu ve kararın kaldırılması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından davalının sözleşmede taraf olmadığı ve o tarihte şirket «temsilcisi» olması nedeniyle imza atmasının davalının sözleşmeden dolayı sorumlu olmasına yetmeyeceğine ilişkin gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, davalı ...'in sözleşmesel yükümlülüklerden ve sözleşmenin ihlalinden sorumlu olduğunu, davalının sözleşmeyi kendi adına imzalamasının "«aval»" hükmünde olduğunu, davalı tarafından ileri sürülen sağlık sorunlarına dayalı «mücbir sebep» iddiaları, davalının sözleşmenin tarafı olduğunun davalı tarafça da «ikrarı» niteliğinde olduğunu, davalının herhangi bir «kefaletinin» bulunmadığına ilişkin İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin davalının iddiaları ile bir ilgisinin bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak …
İşletici «cezai şartın» «tenkisini» hiç bir şekilde talep edemez.” şeklinde hüküm bulunduğu, «sözleşmeye aykırılık» halinde ödenen katkı «payının» iadesinin, sözleşmenin karşılıksız kalan süresi bakımından hesaplanması gerektiği, davacı, sözleşmenin 31.03.2017 tarihine kadar süreceği inancıyla katkı payı ödemesi yaptığı, sözleşme süresinden önce sona erdiğinden, davacının iade talep edebileceği tutarın oranlama yapılarak hesaplanması gerekeceği, bu uygulama, denkleştirici adalet prensibinin bir gereği olup, sözleşmenin bu ilke ışığında yorumlanması gerekeceği, alınan bilirkişi raporunda ve ek raporda bu yönde hesaplama yapılmamış ise de 01.04.2012 tarihinde toplam 5 yıllık sözleşme yapıldığı, sözleşme gereğince 2014 yılı ekim ayına alım yapıldığı, bu durumda ödendiği anlaşılan 56.486,03 TL katkı payının 2 yıl 5 aylık bölümüne ilişkin 27.301,81 TL'nin iadesi gerekeceği, bu «bedelin iade» edilmediği, öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 nci maddesi uyarınca «tacir sıfatını» haiz bir borçlu, fahiş olduğu iddiası ile cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemez ise de; sözleşmede belirtilen cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek derecede fahiş olduğunun saptanması halinde istisnaen cezai şarttan indirim yapılabileceği Yargıtay'ın kararlılık kazanmış içtihadı ile kabul edildiği, bu durumda, cezai şarttan indirim yapılırken borçlunun ekonomik yönden yıkımına sebep olacak şekilde fahiş bir cezai şart kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının saptanması gerektiği, davalının ticari faaliyetine 2014 yılında «son» verdiği ve bu tarihten sonra da ticari faaliyetini devam ettirdiğinin ileri sürülmemiş olmasına ve davalının durumundaki bir kişi için sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın oldukça fahiş olup davalının ekonomik mahvına sebebiyet vereceği açık olmasına göre, hâkimin yargılamayı en kısa sürede ve en az «masrafla» sonuçladırması ilkesi («usul ekonomisi» ilkesi) gözetildiğinde takdiren 10.000,00 USD cezai şart alacağına hükmedilmesi gerektiği, «cezai şartın tenkisi» halinde, reddedilen kısım için davalı yararına «vekalet ücreti takdir» edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne, takibin cezai şart alacağı olan 10.000,00 USD'nin 18.08.2016 tarihinden itibaren USD'ye devlet bankalarının bir yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte, katkı payı (yatırım iadesi) alacağı olan 27.301,81 TL'nin 18.08.2016 tarihinden itibaren «avans faizi» üzerinden devamına, «icra inkar tazminatının» reddine karar verilmiştir.
… f ne 29.08.2017 tarihli cevap dilekçesinde ne 08.11.2017 tarihli cevap dilekçesinde ne de yargılamanın herhangi bir aşamasında sözleşmenin yürürlükte kaldığı sürece «kıstelyevm» esasına göre hesaplanacak miktarın almış olduğu yatırım tutarından düşülmesi gerektiğine ilişkin bir iddiada bulunmadığı, davaya konu 01.04.2012 tarihli açık satış noktası sözleşmesinin 16 ncı maddesinin açık olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 16 ncı maddesini hangi sebeple görmezden gelerek ve «sözleşme serbestisine» aykırı olarak kıstelyevm uygulaması yaptığını ve müvekkilinin alacak hakkına indirim uyguladığının anlaşılamadığını, denkleştirici adalet ilkesini uyguladığından bahisle red kararı verilen kısım için davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesinin «hakkaniyete» ve hukuka aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında «cezai şartın» «tenkisinin» hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin 16 ncı maddesinde açıkça davalı işletici cezai şartın tenkisini hiç bir şekilde talep edemeyeceğinin düzenlendiğini ayrıca 6102 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinde yer alan «tacirler» sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez hükmü gereği de İlk Derece Mahkemesi kararı ile tacir olduğuna karar verilen davalının ödemesi gereken cezai …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3405 E. , 2024/1228 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/882 Esas, 2023/78 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının davacı ve distribütör ile 01.01.2012 tarihinde imzaladığı sözleşmeye göre sözleşme süresi boyunca adresinde yazılı iş yerinde davacı şirketin pazarlama, dağıtım ve satışını gerçekleştirdiği ürünlerini satmayı ve bulundurmayı, ayrıca iş yerini başkalarına devir ve temlik etmemeyi taahhüt ettiğini, sözleşmeye konu iş yerinde mahkemece yapılan tespitle iş yerinin sözleşmeye aykırı olarak kapatılarak üçüncü şahsa devredildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği sözleşmenin ihlal edilmesi veya iş yerini kısmen veya tamamen çalıştırmaması halinde davalının aldığı her türlü maddi yardım, katkı payı ile birlikte 16.000,00 USD cezai şartı ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini ileri sürerek davalı tarafa verilen 19.000,00 TL katkı payı ile 16.000,00 USD cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 19.06.2014 tarih, 2013/397 E., 2014/219 sayılı kararı ile benimsenen bilirkişi raporuyla davalının sözleşme şartlarını ihlal ettiği, sözleşmenin ihlalinde katkı bedeli ile 16.000,00 USD cezai şartın ödenmesinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin ihlali nedeniyle katkı bedeli ve cezai şarttan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.000,00 USD cezai şartın dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca USD'ye uygulanan en yüksek faiz ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının ve 19.000,00 TL katkı bedelinin ise dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesinin 18.11.2015 tarih, 2015/5672 E., 2015/15067 sayılı kararı ile davanın taraflar arasındaki 01.01.2012 tarihli sözleşmenin 16. maddesinden kaynaklanan işletmenin başka birine devredilmesi nedeniyle cezai şart ve katkı bedeli istemine ilişkin olduğu, mahkemece davanın kabulüne ve sözleşmede kararlaştırılan 16.000,00 USD cezai şartın da tahsiline hükmedildiği, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 ... maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği Yargıtay'ca kabul edildiği, bu itibarla mahkemece, bu davada talep edilen ve hüküm altına alınan cezai şartın ekonomik yönden davalının yıkımına sebep olup olmayacağı yönünden, davalının mali durumu gözetilerek ticari defter kayıtları ve bilançoları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılıp, ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gerekçesi ile bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 21.04.2016 tarih, 2016/201 E. ve 2016/461 K. sayılı kararı ile önceki gerekçeler yanında, 6102 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinde cezai şarttan indirim yapılmasının öngörülmediği, davalının tacir olduğu, sözleşme yaparken basiretli davranması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.09.2021 tarih 2017/(19)11-943 E. ve 2021/984 K. sayılı ilamıyla davalının sözleşmenin devamı sırasında sözleşmeye aykırı olarak işletmeyi devretmesi nedeniyle sözleşmenin ihlâline neden olduğunun ... olduğu, ancak mahkemece sözleşmenin davalı tarafından ihlâli sebebiyle davalı aleyhine cezaî şarta hükmederken 6102 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinde cezaî şarttan indirim yapılmasının öngörülmediği, davalının tacir olduğu, sözleşme yaparken basiretli davranması gerektiği belirtilerek cezaî şart bedelinden indirim yapılmamış ise de, cezaî şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlâka aykırı sayılacağından, mahkemece cezaî şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesinin mümkün olduğu, bu durumda mahkemece, cezaî şart hususunda bir karar verilmeden önce, sözleşmenin düzenlendiği tarihte tarafların iktisadi durumu, davalı borçlunun ödeme gücü ve kabiliyeti göz önüne alınarak, bu yönde davalı defter ve kayıtlarının incelenmesi ile denetime elverişli olacak şekilde bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği hâlde, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile verilen direnme kararı yerinde olmadığı, Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, somut olayda davalının savunma ile sözleşmedeki cezaî şartın kendisinin ekonomik olarak mahvına neden olacağına dair beyanda bulunmadığı, bu durumda tacirler açısından zorunlu olmayan cezaî şarttan indirim yapılması hususunda hâkime kendiliğinden araştırma yükümlülüğü yüklenemeyeceği, savunma ile getirilmeyen bir hususun araştırılmasının davanın uzamasına sebebiyet vereceği, açıklanan gerekçe ile direnme kararının onanması gerektiği yönünde görüş ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmediği, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan ve yukarıda gösterilen ilâve nedenlerle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen ...
Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının tespit edilebilen ekonomik gücüne göre talep edilen cezai şart bedelinin davalı için ağır külfet oluşturduğu, mali durumuna göre takdiren indirim yapılması gerektiğinden takdiren 8.000,00 USD Cezai şartın tahsilinin uygun olacağı ihlal sebebi ile bilirkişi raporuyla belirlenen 19.000,00 TL katkı bedeli ve 8.000,00 USD cezai şartın davalıdan tahsili gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 8.000,00 USD cezai şartın dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca USD uygulanan en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının ve 19.000,00 TL mali katkı bedelinin, dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ait istemin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; cezai şartın tenkisinin hukuka ve sözleşme serbestisi ilkesine aykırı olduğunu, sözleşmenin 16 ncı maddesi gereği tenkis yapılamayacağı ve davalılar tacir olduğundan yasa gereği de tenkis yapılamayacağını, davalının sözleşmeyi imzalarken basiretli davranması gerekmekte olup kendi kastı ile sözleşmeyi ihlal etmesi halinde cezai şartın tamamını ödemekle yükümlü olduğunu, yasal süreler içerisinde cezai şartın mahvına sebep olacağına dair beyanda bulunmadığını, bu yönde bir savunma yapmadığını, mahkemece resen bu konuda araştırma yapılarak karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, yapılan tenkisin fahiş olduğunu, mahkeme kararının hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki 01.01.2012 tarihli sözleşmenin 16 ncı maddesinden kaynaklanan işletmenin başka birine devredilmesi nedeniyle cezai şart ve katkı bedeli istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018466500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz