6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirketin feshi ve tasfiyesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/10761 E. 2014/828 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin feshi ve tasfiyesi şirketin feshi sahtecilik fesih dava sebebi temsil husumet

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı
Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 549

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, tarafların birbirleri hakkında sayısız dava açtıkları, şirketin temsil konusunun sürekli dava konusu yapıldığı, TTK 549. maddesinde belirtilen haklı sebeplerin oluşmuş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, 6762 sayılı TTK'nın 549/4 maddesi uyarınca açılmış olup, anılan madde metninde de açıkça belirtildiği üzere, her ne kadar ortaklardan birinin talebi ve muhik sebebin varlığı halinde mahkeme kararıyla şirketin feshine karar verilebilir ise de, hiç kimsenin kendi kusurlu davranışları nedeniyle kendi lehine sonuçlar çıkaramayacağına ilişkin genel hukuk kuralı uyarınca dava açan ortağın fesih nedeni olarak gösterilen hususlarda kusurlu olmaması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davalı taraf mahkemenin feshe gerekçe yaptığı hususlara davacının neden olduğunu, davacının sahtecilik suçundan mahkumiyeti bulunduğunu savunduğuna göre mahkemece bu savunma üzerinde durulup davacının dava açma hakkının bulunup bulunmadığı hususu değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalı şirket yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Diğer taraftan, kabule göre de 6103 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi uyarınca uygulanması gereken aynı Yasanın 636/3. fıkrasının dava konusu olayda uygulanmasının

mümkün bulunup bulunamadığının değerlendirilmesi bakımından da kararın davalı şirket yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

3- Yukarıda da belirtildiği üzere dava, davalı şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin olarak açılmış bulunduğuna ve davada şirkete husumet yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olmasına göre gerçek kişi davalılar hakkındaki davanın husumet yönünden reddi gerekirken bu davalılar bakımından da davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı gerçek kişiler yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Şirketin feshi ve tasfiyesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2538 E. 2015/8017 K.

    Ortak: · dava şartı · Şirketin feshi ve tasfiyesi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sözleşmenin feshi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5228 E. 2010/11111 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haklı nedenle fesih

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2438 E. 2011/6455 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/10761 E.  ,  2014/828 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BATMAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ 18/06/2008

NUMARASI 2007/408-2008/391

Taraflar arasında görülen davada Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.06.2008 tarih ve 2007/408-2008/391 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacının davalı şirketin 3000 hisse karşılığı %25 paydaşı olduğunu, ortaklar arasında uzun süredir niza bulunduğunu, birbirleri aleyhine sayısız dava açtıklarını, Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2006/3085 sayılı dosyasında hırsızlık, dolandırıcılık ve emniyeti suistimal suçlarından davacı aleyhine suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı M.. A..'in usulsüz olarak oğluna hisse devri yaptırıp daha sonra kendisini şirket müdürü olarak atadığını iddia ederek şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, tarafların birbirleri hakkında sayısız dava açtıkları, şirketin temsil konusunun sürekli dava konusu yapıldığı, TTK 549. maddesinde belirtilen haklı sebeplerin oluşmuş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, 6762 sayılı TTK'nın 549/4 maddesi uyarınca açılmış olup, anılan madde metninde de açıkça belirtildiği üzere, her ne kadar ortaklardan birinin talebi ve muhik sebebin varlığı halinde mahkeme kararıyla şirketin feshine karar verilebilir ise de, hiç kimsenin kendi kusurlu davranışları nedeniyle kendi lehine sonuçlar çıkaramayacağına ilişkin genel hukuk kuralı uyarınca dava açan ortağın fesih nedeni olarak gösterilen hususlarda kusurlu olmaması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davalı taraf mahkemenin feshe gerekçe yaptığı hususlara davacının neden olduğunu, davacının sahtecilik suçundan mahkumiyeti bulunduğunu savunduğuna göre mahkemece bu savunma üzerinde durulup davacının dava açma hakkının bulunup bulunmadığı hususu değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalı şirket yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Diğer taraftan, kabule göre de 6103 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi uyarınca uygulanması gereken aynı Yasanın 636/3. fıkrasının dava konusu olayda uygulanmasının

mümkün bulunup bulunamadığının değerlendirilmesi bakımından da kararın davalı şirket yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

3- Yukarıda da belirtildiği üzere dava, davalı şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin olarak açılmış bulunduğuna ve davada şirkete husumet yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olmasına göre gerçek kişi davalılar hakkındaki davanın husumet yönünden reddi gerekirken bu davalılar bakımından da davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı gerçek kişiler yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı şirket yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle ise davalı gerçek kişiler vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı gerçek kişiler yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101826900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.