6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız fiilden tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/13414 E. 2010/4810 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulsüz tevdi sözleşmesi usulsüz tevdi kusur oranı eş rızası mahsup vade havale taşıyan kusur hasar

Atıf yapılan mevzuat: Bankacılık K. · BK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, davalı bankadaki hesaplarından talimatı olmadan internet yoluyla havaleler yapıldığı, davacının bu havaleleri bilgisi dışında yapıldığını iddia ettiği, yapılan işlemde davacının şifresini saklamamak ve davalının gerekli güvenliği almamak şekilde birlikte kusurlarının olduğu, tarafların durumları dikkate alındığında davacının %40, davalının %60 kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 9.118.60 YTL’nin tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK.nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.

Somut olayda davacıya ait hesaptan 17.05.2006 tarihinde üç ayrı kişi adına internet yoluyla havale yapıldığı hususu çekişmesizdir. Davacı taraf bu işlemleri yaptığı iddia edilen kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmuş olup, halen soruşturma devam etmektedir. Öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda işlemlerin nasıl gerçekleştiği tam olarak açıklanmamıştır. Davalı vekili, davacının suç duyurusunda bulunduğu veya başka kişilerle eylem ve işbirliği içinde olduğunu savunup, kanıtlamamıştır. Bu durum karşısında, davacının hesabından bilgisi ve rızası dışında çekilen paradan kural olarak davalının sorumlu olduğu, hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmesi gerektiği dikkate alınıp, şifre veya hesabın çekilmesinde yardımcı diğer kişisel bilgilerin ele geçirilmesinde davacının kusurunun olup almadığı yönünde davalıya ispat imkanı tanınıp, varsa kusur oranın tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davacıya kusur izafe edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız fiilden tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13020 E. 2010/4435 K.

    Ortak: · Haksız fiilden tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4888 E. 2019/2015 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1618 E. 2011/10906 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1084 E. 2010/6778 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9797 E. 2010/734 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14357 E. 2011/6730 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/269 E. 2011/8552 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13185 E. 2010/4436 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/13414 E.  ,  2010/4810 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.06.2008 tarih ve 2007/264 - 2008/382 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalının Mecidiyeköy Şubesinde hesapları olduğunu, bu hesaplarından talimatı olmadan internet kanalıyla üç ayrı kişi adına havale yapılarak para çekildiğini, davalının gerekli güvenlik önlemini almadığını ileri sürerek, 15.198.00 YTL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, yetki itirazında bulunarak, davanın sebepsiz zenginleşen kişilere karşı açılması gerektiğini, müvekkilinin tüm önlemleri aldığını, işlemlerin davacının kusuru ile olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, davalı bankadaki hesaplarından talimatı olmadan internet yoluyla havaleler yapıldığı, davacının bu havaleleri bilgisi dışında yapıldığını iddia ettiği, yapılan işlemde davacının şifresini saklamamak ve davalının gerekli güvenliği almamak şekilde birlikte kusurlarının olduğu, tarafların durumları dikkate alındığında davacının %40, davalının %60 kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 9.118.60 YTL’nin tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK.nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.

Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.

Somut olayda davacıya ait hesaptan 17.05.2006 tarihinde üç ayrı kişi adına internet yoluyla havale yapıldığı hususu çekişmesizdir. Davacı taraf bu işlemleri yaptığı iddia edilen kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmuş olup, halen soruşturma devam etmektedir. Öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda işlemlerin nasıl gerçekleştiği tam olarak açıklanmamıştır. Davalı vekili, davacının suç duyurusunda bulunduğu veya başka kişilerle eylem ve işbirliği içinde olduğunu savunup, kanıtlamamıştır. Bu durum karşısında, davacının hesabından bilgisi ve rızası dışında çekilen paradan kural olarak davalının sorumlu olduğu, hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmesi gerektiği dikkate alınıp, şifre veya hesabın çekilmesinde yardımcı diğer kişisel bilgilerin ele geçirilmesinde davacının kusurunun olup almadığı yönünde davalıya ispat imkanı tanınıp, varsa kusur oranın tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davacıya kusur izafe edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 416.60 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 03.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018253300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.