Pay defteri kaydı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/16795 E. 2014/345 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay defteri kaydı↗ hazirun cetveli↗ teminat senedi↗ ticari defter kayıtları↗ hisse senedi↗ pay defteri↗ bono↗ vade↗ anonim şirket↗ ortaklık ilişkisi↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ teminat↗ temsil↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı şirketin kayıtlarında dava konusu yapılan bono ile ilgili herhangi bir kayda rastlanmadığı gibi bononun tanzim tarihi olan 2002 yılında davacı şirket ile davalı N. D. arasında herhangi bir ticari ilişkinin de bulunmadığı, davalı N. D.l’ün sermaye piyasası kuruluna gönderdiği 29.09.2002 tarihli dilekçesinde paranın geri alınması için 615.000 DM değerinde senet verildiğini belirttiği, senette belirlenen DM’nin tedavülden kalkması nedeni ile o bedelin 317.000 Euro olarak kabul edildiği ve dava konusu yapılan senedin teminat senedi olarak düzenlenerek davalı N. D..'e verildiği, senedin teminat senedi olarak verildiği, davalı N. D.dava konusu yapılan senedi tahsil amacı ile 29.04.2008 tarihinde B.Uşak Şubesi'ne verdiği, ancak 08.09.2008 tarihinde bu şubeye talimat vererek senedin oğlu E. D.l'e verilmesini istediği, bu talimat doğrultusunda aynı gün senedin E. D.'e teslim edildiği, E. D..'de bu senede dayanarak 10.09.2008 tarihinde davacı şirket aleyhine Uşak 1.İcra Müdürlüğü'nün 2008/6548 esas sayısı ile icra takibi yaptığı, gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile davacı U.. S.. A.Ş'nin 20.12.2002 tanzim, 20.08.2008 vade tarihli ve 317.000 Euro bedelli senet nedeni ile davalılar N. D. ve E. D.'e borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından davacı vekilinin % 40 tazminat ile ilgili istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, icra takibine konu senedin davalı N.. D..’ün davacı şirkete ortak olması nedeniyle verilen teminat senedi niteliğinde olduğu iddiasına dayalı menfi tesbit istemine ilişkindir. Mahkemece bononun tanzim tarihi olan 2002 yılında davacı şirket ile davalı Nazif Dağdagül arasında herhangi bir ticari ilişkinin de bulunmadığı, davalı N. D.’ün Sermaye Piyasası Kurulu'na gönderdiği 29.09.2002 tarihli dilekçesinde paranın geri alınması için 615.000 DM değerinde senet verildiğini belirttiği, senette belirlenen DM’nin tedavülden kalkması nedeni ile o bedelin 317.000 Euro olarak kabul edildiği ve dava konusu yapılan senedin teminat senedi olarak düzenlenerek davalı N. D.'e verildiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
[…]. D.. her ne kadar davacı temsilcisine borç para verdiğini savunmuş ise de, bu savunmasını ispat edemediğinden bu savunmaya itibar edilmemiştir. Ancak, davacı dava dilekçesinde, davalı N.. D..’ün müvekkiline ortak olmak amacıyla para verdiğini, geçerli bir şekilde ortaklık ilişkisinin kurulduğunu, bu nedenle TTK'nın 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemeyeceğini iddia etmiştir. Bu durumda davaya konu senedin geçerliliğinin koruyup korumadığı, asıl davanın davalısının ortaklık ilişkisinin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun açıklığa kavuşturulmasına bağlıdır. Mahkemece, bu hususun tesbiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporunda davalı N.. D..’ün davacı şirketin ortağı olduğu pay defteri incelenerek tesbit edilmiş ise de, anılan bu tesbit yeterli değildir. Zira, dosyada bulunan SPK raporunda davacı şirketin halka arzının usulsüz olduğu, insanları istedikleri zaman yatırdıkları paraları alacaklarına dair kandırdıkları, toplanan paraların gerçeğe aykırı olarak kayıtlara yansıtıldığı ve ortakların ödedikleri para oranında şirkette hak sahibi olmalarının engellendiği, pay defterlerinin gerçek ortaklığı gösterecek şekilde düzenlenmediği ortaklardan toplanan paraların yaklaşık yarısının şirket kayıtlarına girmediği hususları tesbit edilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden, mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm ticari defter ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve hazirun cetvelleri incelettirilmek suretiyle davacıya hisse senedinin verilip verilmediği, senedin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, pay defterindeki kaydın diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde menfi tesbit isteminin yerinde olmadığı, dolayısıyla bononun geçerli olacağı, aksi halde, eğer davalı N.. D..’ün geçerli bir ortaklığı söz konusu ise bu davalıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davalıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığının tesbiti ile varsa davalıdan fazla alınan bedelin iadesine karar verilmesi gerektiğinden bononun bu miktarı kadar menfi tesbit isteminin reddine karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6451 E. 2023/1776 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1932 E. 2014/11257 K.
Ortak:pay defteri kaydı · hazirun cetveli · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · ticari defter · cy/cy kaydı
İncelediğiniz kararda… gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden, mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya «hisse senedinin» verilip verilmediği, senedin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde menfi tesbit isteminin yerinde olmadığı, dolayısıyla «bononun» geçerli olacağı, aksi halde, eğer davalı N..
D..’ün müvekkiline ortak olmak amacıyla para verdiğini, geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu, bu nedenle TTK'nın 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemeyeceğini iddia etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı şirketin kayıtlarında dava konusu yapılan «bono» ile ilgili herhangi bir «kayda» rastlanmadığı gibi bononun tanzim tarihi olan 2002 yılında davacı şirket ile davalı N.
Benzer bu kararda… iz bozma ilamında, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil …
Bu itibarla, mahkemece Dairemiz bozma ilamında tam olarak belirtildiği şekilde bilirkişi kuruluna, davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle, davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisseleri bilirkişi ek raporunda belirtildiğinin aksine Y.
… den devraldığı gözetilerek, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde «temsil» edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çe …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık sıfatı · anonim şirket yönetim kurulu · hisse devri · istirdat · haksız fiil · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu tüm dosya kapsamına göre, davacının şekli şartlar itibariyle davalı şirkette «ortaklık sıfatını» kazandığı, davacının «hisse devri» almak suretiyle ortak sıfatını kazandığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 405/2. maddesine göre pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, davalı şirketin «tasfiye» halinde de bulunmadığı, bir an için davacının davalı şirkette usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığın geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» teşkil edeceği, davacının hissedar olduğu 01.01.2001 tarihinin haksız fiil tarihi olarak kabul edileceği, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı» itirazında bulunulduğu, davalılar hakkında yapılmış bir ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunmadığı, şirket «yönetim kurulu» başkanına karşı da dava açılmış ise de, «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
… den devraldığı gözetilerek, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde «temsil» edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çe …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/190 E. 2013/1465 K.
Ortak:pay defteri kaydı · hazirun cetveli · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · bilirkişi incelemesi · ticari defter
İncelediğiniz kararda… gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden, mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya «hisse senedinin» verilip verilmediği, senedin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde menfi tesbit isteminin yerinde olmadığı, dolayısıyla «bononun» geçerli olacağı, aksi halde, eğer davalı N..
D..’ün müvekkiline ortak olmak amacıyla para verdiğini, geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu, bu nedenle TTK'nın 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemeyeceğini iddia etmiştir.
Bu durumda davaya konu senedin geçerliliğinin koruyup korumadığı, asıl davanın davalısının «ortaklık ilişkisinin» gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun açıklığa kavuşturulmasına bağlıdır.
Benzer bu kararda… gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalıların tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış oldukları genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı ... ve ...'nin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalınının sorumlu olup olmadığı, «haksız fiil sorumluluğunun» bulunup bulunmadığı üzerinde durularak davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davacının ortak olup olmadığı tam ve «kesin» biçimde açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, bu hususun tesbiti için «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilerek bilirkişilere davalı şirketin «ticari defter» ve kayıtlarını inceleme yetkisi verilmiş ise de bilirkişi kurulu raporlarında, davalı şirkete ait «pay defterleri», mali tabloları ve genel kurul tutanaklarının incelemeye sunulduğunu beyanla bu belgeleri incelemek suretiyle davacının ortaklar «pay defterinde kaydı» bulunduğundan bahisle pay senedi almak suretiyle ortak olduğunu bildirmişlerdir.
Ancak, davalı davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunduğuna göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fiil sorumluluğu · pay sahipliği · hisse devri · istirdat · haksız fiil · ek tasfiye · kesin hüküm
Benzer bu kararda… samına göre, davacının davalı şirkete ortak olduğunun bilirkişi kurulu raporu ile sübut bulduğu, davacının şirket ortaklığını, 04/07/2000 ve 24/03/2001 tarihlerinde «hisse devri» almak yoluyla kazandığı, anılan tarihlerde yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6762 Sayılı TTK'nun 405/2 maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde de bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalıların tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış oldukları genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı ... ve ...'nin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalınının sorumlu olup olmadığı, «haksız fiil sorumluluğunun» bulunup bulunmadığı üzerinde durularak davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davacının ortak olup olmadığı tam ve «kesin» biçimde açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı iddiasına dayalı olarak davalı tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/197 E. 2013/1467 K.
Ortak:pay defteri kaydı · hazirun cetveli · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · bilirkişi incelemesi · ticari defter
İncelediğiniz kararda… gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden, mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya «hisse senedinin» verilip verilmediği, senedin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde menfi tesbit isteminin yerinde olmadığı, dolayısıyla «bononun» geçerli olacağı, aksi halde, eğer davalı N..
D..’ün müvekkiline ortak olmak amacıyla para verdiğini, geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu, bu nedenle TTK'nın 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemeyeceğini iddia etmiştir.
Bu durumda davaya konu senedin geçerliliğinin koruyup korumadığı, asıl davanın davalısının «ortaklık ilişkisinin» gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun açıklığa kavuşturulmasına bağlıdır.
Benzer bu kararda… gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalıların tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış oldukları genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı ...'nin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalınının sorumlu olup olmadığı, «haksız fiil sorumluluğunun» bulunup bulunmadığı üzerinde durularak davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davacının ortak olup olmadığı tam ve «kesin» biçimde açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, bu hususun tesbiti için «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilerek bilirkişilere davalı şirketin «ticari defter» ve kayıtlarını inceleme yetkisi verilmiş ise de bilirkişi kurulu raporlarında, davalı şirkete ait «pay defterleri», mali tabloları ve genel kurul tutanaklarının incelemeye sunulduğunu beyanla bu belgeleri incelemek suretiyle davacının ortaklar «pay defterinde kaydı» bulunduğundan bahisle pay senedi almak suretiyle ortak olduğunu bildirmişlerdir.
Ancak, davalı davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine «hisse senedi» verildiğini ve geçerli bir şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulduğunu savunduğuna göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fiil sorumluluğu · pay sahipliği · hisse devri · istirdat · haksız fiil · ek tasfiye · kesin hüküm
Benzer bu kararda… samına göre, davacının davalı şirkete ortak olduğunun bilirkişi kurulu raporu ile sübut bulduğu, davacının şirket ortaklığını, 15/02/2000 ve 08/04/2000 tarihlerinde «hisse devri» almak yoluyla kazandığı, anılan tarihlerde yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6762 Sayılı TTK'nın 405/2 maddesinin "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde de bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalıların tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış oldukları genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı ...'nin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalınının sorumlu olup olmadığı, «haksız fiil sorumluluğunun» bulunup bulunmadığı üzerinde durularak davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davacının ortak olup olmadığı tam ve «kesin» biçimde açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı iddiasına dayalı olarak davalı tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/16795 E. , 2014/345 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ UŞAK 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 23/06/2011
NUMARASI 2008/239-2011/165
Taraflar arasında görülen davada Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.06.2011 tarih ve 2008/239-2011/165 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.01.2014 günü hazır bulunan davalı vekili Av. A.. Y.. ile davacı vekili Av. A. A. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik […]D. B. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı N. D.l'ün müvekkili şirketin ortağı olduğunu, buradan aldığı hisse senetleri dışında müvekkili şirket ile davalı arasında herhangi bir alacak-borç ilişkisinin bulunmadığını, davalının müvekkili şirkete ortak olmak üzere verdiği parayı isteği zaman geri alabilmesinin temini açısından kendisine 20.12.2002 tanzim, 20.08.2008 vade tarihli ve 317.000 Euro bedelli teminat senedi verildiğini, ancak TTK'nın 405/2 maddesine göre pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteme haklarının bulunmadığını, tasfiye paylarına yönelik haklarının mahfuz olduğunu, davalının müvekkili şirkete sermaye olarak verdiği parayı geri istemesi üzerine kendisine sözü edilen teminat senedinin verildiğini ileri sürerek 20.12.2002 tanzim, 20.08.2008 vade ve 317.000 Euro bedelli senet nedeni ile müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine, müvekkili şirket lehine % 40'dan az olmamak üzere tazminatın hüküm altına alınmasına, Uşak 1.
İcra Müdürlüğü'nün 2008/6548 esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibinin de tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu yapılan senedin davacı şirketin yönetim kurulu başkanı olan Mehmet Uluçay tarafından düzenlenerek müvekkiline verildiğini, senedin teminat senedi olmadığını, müvekkilinin davacı şirketteki hisse karşılığının senette belirtilen miktardan farklı olduğunu, davacının iddialarını herhangi bir yazılı delille ispat edemediğini savunarak müvekkiline yönelik olarak açılan davanın reddine ve müvekkili yararına % 40 tazminatın hüküm altına alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili aynı nedenlere dayanarak davalı N. D.l'ün oğlu E. D aleyhine de Uşak 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/308 esas sayısı ile de dava açmış o davada bu dava dosyası ile birleştirilmiştir.
Birleşen davanın davalısı E. D. vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı şirketin kayıtlarında dava konusu yapılan bono ile ilgili herhangi bir kayda rastlanmadığı gibi bononun tanzim tarihi olan 2002 yılında davacı şirket ile davalı N. D. arasında herhangi bir ticari ilişkinin de bulunmadığı, davalı N. D.l’ün sermaye piyasası kuruluna gönderdiği 29.09.2002 tarihli dilekçesinde paranın geri alınması için 615.000 DM değerinde senet verildiğini belirttiği, senette belirlenen DM’nin tedavülden kalkması nedeni ile o bedelin 317.000 Euro olarak kabul edildiği ve dava konusu yapılan senedin teminat senedi olarak düzenlenerek davalı N. D..'e verildiği, senedin teminat senedi olarak verildiği, davalı N.
D.dava konusu yapılan senedi tahsil amacı ile 29.04.2008 tarihinde B.Uşak Şubesi'ne verdiği, ancak 08.09.2008 tarihinde bu şubeye talimat vererek senedin oğlu E. D.l'e verilmesini istediği, bu talimat doğrultusunda aynı gün senedin E. D.'e teslim edildiği, E. D..'de bu senede dayanarak 10.09.2008 tarihinde davacı şirket aleyhine Uşak 1.İcra Müdürlüğü'nün 2008/6548 esas sayısı ile icra takibi yaptığı, gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile davacı U.. S.. A.Ş'nin 20.12.2002 tanzim, 20.08.2008 vade tarihli ve 317.000 Euro bedelli senet nedeni ile davalılar N. D. ve E. D.'e borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından davacı vekilinin % 40 tazminat ile ilgili istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, icra takibine konu senedin davalı N.. D..’ün davacı şirkete ortak olması nedeniyle verilen teminat senedi niteliğinde olduğu iddiasına dayalı menfi tesbit istemine ilişkindir. Mahkemece bononun tanzim tarihi olan 2002 yılında davacı şirket ile davalı Nazif Dağdagül arasında herhangi bir ticari ilişkinin de bulunmadığı, davalı N. D.’ün Sermaye Piyasası Kurulu'na gönderdiği 29.09.2002 tarihli dilekçesinde paranın geri alınması için 615.000 DM değerinde senet verildiğini belirttiği, senette belirlenen DM’nin tedavülden kalkması nedeni ile o bedelin 317.000 Euro olarak kabul edildiği ve dava konusu yapılan senedin teminat senedi olarak düzenlenerek davalı N. D.'e verildiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
[…]. D.. her ne kadar davacı temsilcisine borç para verdiğini savunmuş ise de, bu savunmasını ispat edemediğinden bu savunmaya itibar edilmemiştir. Ancak, davacı dava dilekçesinde, davalı N.. D..’ün müvekkiline ortak olmak amacıyla para verdiğini, geçerli bir şekilde ortaklık ilişkisinin kurulduğunu, bu nedenle TTK'nın 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemeyeceğini iddia etmiştir. Bu durumda davaya konu senedin geçerliliğinin koruyup korumadığı, asıl davanın davalısının ortaklık ilişkisinin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun açıklığa kavuşturulmasına bağlıdır. Mahkemece, bu hususun tesbiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporunda davalı N..
D..’ün davacı şirketin ortağı olduğu pay defteri incelenerek tesbit edilmiş ise de, anılan bu tesbit yeterli değildir. Zira, dosyada bulunan SPK raporunda davacı şirketin halka arzının usulsüz olduğu, insanları istedikleri zaman yatırdıkları paraları alacaklarına dair kandırdıkları, toplanan paraların gerçeğe aykırı olarak kayıtlara yansıtıldığı ve ortakların ödedikleri para oranında şirkette hak sahibi olmalarının engellendiği, pay defterlerinin gerçek ortaklığı gösterecek şekilde düzenlenmediği ortaklardan toplanan paraların yaklaşık yarısının şirket kayıtlarına girmediği hususları tesbit edilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden, mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm ticari defter ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve hazirun cetvelleri incelettirilmek suretiyle davacıya hisse senedinin verilip verilmediği, senedin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, pay defterindeki kaydın diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde menfi tesbit isteminin yerinde olmadığı, dolayısıyla bononun geçerli olacağı, aksi halde, eğer davalı N..
D..’ün geçerli bir ortaklığı söz konusu ise bu davalıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davalıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığının tesbiti ile varsa davalıdan fazla alınan bedelin iadesine karar verilmesi gerektiğinden bononun bu miktarı kadar menfi tesbit isteminin reddine karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 07.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101824300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz