6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Çek tevdi bordrosu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/10258 E. 2011/2950 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çek tevdi bordrosu çek hamili sorumluluktan kurtulma hamil kâr kaybı geçersizlik taahhütname çek ibraz teslim

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 99 · TTK — TTK 734

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu çekin karşılığının bulunmaması nedeniyle muhabir banka tarafından karşılıksız kaşesi vurulduğu, çek aslı yurt dışındaki muhabir bankadan dönmediği için davacıya iade edilemediği, taraflar arasındaki taahhütnameye göre, çeklerin muhabir banka nezdinde kaybolmasından veya karşılıksız çıkmasından dolayı davalı bankanın sorumluluğu bulunmadığının düzenlendiği, taahhütnamede tarih yazılı değilse de taahhütnamedeki imzanın davacı tarafça inkar edilmediği, taahhütnamenin davacı tarafça fesh edildiğine veya geçersiz olduğuna dair iddia bulunmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle taahhütnamenin olaydan önce verilmiş olduğunun kabulü gerektiği, bu taahhüdün davacı için bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, tahsil amacıyla davalı bankaya ibraz edilen çekin yurt dışındaki muhatap bankaya gönderildikten sonra çek bedelinin ödenmemesi ve çekin iade edilmemesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Türkiye’de bankalar Hükümetçe imtiyaz suretiyle verilen iş yapan müesseselerdir. Bankalar BK’ nun 99/2. maddesine tabi kuruluşlardır. Uygulamada bankalar tahsile alınan, çeklerin kaybı halinde hiçbir surette sorumlu tutulmayacakları

taahhütnameleri, çeki tahsile veren çek hamillerine imzalatmaktadırlar. Ancak bu taahhütnameler, BK’nun 99/2 maddesine göre geçerli değildirler. Örneğin çekin bankanın bir şubesinde kaybı halinde, bankanın sorumluluktan kurtulması mümkün değildir. Bu itibarla mahkemenin davacı ile davalı arasında imzalanan taahhütnameye göre, çeklerin muhabir banka nezdinde kaybolmasından veya karşılıksız çıkmasından dolayı davalı bankanın sorumluluğu bulunmadığının düzenlendiği, taahhütnamede tarih yazılı değilse de taahhütnamedeki imzanın davacı tarafça inkar edilmediği, taahhütnamenin davacı tarafça fesh edildiğine veya geçersiz olduğuna dair iddia bulunmadığı, bu taahhüdün davacı için bağlayıcı olduğu” gerekçesi yerinde görülmemiştir.

Öte yandan, davacının dava konusu çeki davalı bankaya 20.03.2007 tarihli çek tevdi bordrosu ile tahsil için teslim ettiği ve davalı bankanın da bu çeki yurtdışındaki bankaya gönderdiği davalı bankanın da kabulündedir. Davalı banka vekili, dava konusu çekin tahsil için Royal Bank Of Scotland’a gönderildiğini, çekin karşılığı bulunmadığı için Natwest Bankası tarafından karşılıksız kaşesi vurulduğunu, çek aslı yurtdışı bankasınca müvekkiline gönderilmediği için davacıya teslim edilmediğini savunmuş ise de davalı bankanın tahsil için aldığı çeki karşılığı bulunmasa dahi, karşılıksız kaşesi vurulduktan sonra müşteriye geri verilmesi gerekir. Davalı bankanın tahsil için aldığı çeki davacıya geri vermediğinin sabit bulunmasına göre mahkemece TTK’nun 734/8. maddesi nazara alınarak neticesine göre bir hüküm kurulmak gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Çek İstirdatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8761 E. 2011/11182 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5595 E. 2016/5889 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/10258 E.  ,  2011/2950 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Kuşadası 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.05.2009 tarih ve 2007/749-2009/112 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin tahsil amacıyla davalı bankaya verdiği 20.03.2007 keşide tarihli, 4.500 GBP (İngiliz Sterlini) bedelli çekin tahsil amacıyla muhabir Royal Bank Of Scotland Birmingham'a gönderilmesine rağmen çek aslının muhabir bankadan geri gelmediğinin bildirdiğini, davalı bankanın çek bedelini tahsil etmesi halinde bedeli, tahsil edememesi halinde çeki müvekkile vermesi gerektiğini, çeki iade etmezse bedelini tazmin etmek zorunda olduğunu ileri sürerek, 10.773TL’nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı banka vekili, çekin karşılığı olmadığı için çekin gönderildiği muhabir banka tarafından karşılıksız kaşesi vurulduğunu, davanın karşılıksız kaşesi vuran yabancı bankaya karşı açılması gerektiğini, davacının imzaladığı taahhütname ile karşılığı bulunmayan çeklerden dolayı müvekkilinin sorumlu tutulmayacağı savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu çekin karşılığının bulunmaması nedeniyle muhabir banka tarafından karşılıksız kaşesi vurulduğu, çek aslı yurt dışındaki muhabir bankadan dönmediği için davacıya iade edilemediği, taraflar arasındaki taahhütnameye göre, çeklerin muhabir banka nezdinde kaybolmasından veya karşılıksız çıkmasından dolayı davalı bankanın sorumluluğu bulunmadığının düzenlendiği, taahhütnamede tarih yazılı değilse de taahhütnamedeki imzanın davacı tarafça inkar edilmediği, taahhütnamenin davacı tarafça fesh edildiğine veya geçersiz olduğuna dair iddia bulunmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle taahhütnamenin olaydan önce verilmiş olduğunun kabulü gerektiği, bu taahhüdün davacı için bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, tahsil amacıyla davalı bankaya ibraz edilen çekin yurt dışındaki muhatap bankaya gönderildikten sonra çek bedelinin ödenmemesi ve çekin iade edilmemesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Türkiye’de bankalar Hükümetçe imtiyaz suretiyle verilen iş yapan müesseselerdir. Bankalar BK’ nun 99/2. maddesine tabi kuruluşlardır. Uygulamada bankalar tahsile alınan, çeklerin kaybı halinde hiçbir surette sorumlu tutulmayacakları

taahhütnameleri, çeki tahsile veren çek hamillerine imzalatmaktadırlar. Ancak bu taahhütnameler, BK’nun 99/2 maddesine göre geçerli değildirler. Örneğin çekin bankanın bir şubesinde kaybı halinde, bankanın sorumluluktan kurtulması mümkün değildir. Bu itibarla mahkemenin davacı ile davalı arasında imzalanan taahhütnameye göre, çeklerin muhabir banka nezdinde kaybolmasından veya karşılıksız çıkmasından dolayı davalı bankanın sorumluluğu bulunmadığının düzenlendiği, taahhütnamede tarih yazılı değilse de taahhütnamedeki imzanın davacı tarafça inkar edilmediği, taahhütnamenin davacı tarafça fesh edildiğine veya geçersiz olduğuna dair iddia bulunmadığı, bu taahhüdün davacı için bağlayıcı olduğu” gerekçesi yerinde görülmemiştir.

Öte yandan, davacının dava konusu çeki davalı bankaya 20.03.2007 tarihli çek tevdi bordrosu ile tahsil için teslim ettiği ve davalı bankanın da bu çeki yurtdışındaki bankaya gönderdiği davalı bankanın da kabulündedir. Davalı banka vekili, dava konusu çekin tahsil için Royal Bank Of Scotland’a gönderildiğini, çekin karşılığı bulunmadığı için Natwest Bankası tarafından karşılıksız kaşesi vurulduğunu, çek aslı yurtdışı bankasınca müvekkiline gönderilmediği için davacıya teslim edilmediğini savunmuş ise de davalı bankanın tahsil için aldığı çeki karşılığı bulunmasa dahi, karşılıksız kaşesi vurulduktan sonra müşteriye geri verilmesi gerekir. Davalı bankanın tahsil için aldığı çeki davacıya geri vermediğinin sabit bulunmasına göre mahkemece TTK’nun 734/8.

maddesi nazara alınarak neticesine göre bir hüküm kurulmak gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018086700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.