Haksız Rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/11280 E. 2014/8714 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ceza zamanaşımı↗ ba formu↗ alacak davası↗ temerrüt faizi↗ maddi ve manevi tazminat↗ ıslah↗ maddi tazminat↗ ilan↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ iltibas↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2005/18 Esas numaralı dosyasında alınan 18.06.2005, 25.07.2005, 09.09.2010 tarihli bilirkişi raporlarında ve en son alınan 15.07.2011 günlü bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının tescilli form markasının çok önemsiz bir çıkıntı dışında davalı ayakkabısında ayniyete yakın benzerlikte kullanıldığı, davalının savunmasında bu tür şeritlerin yaygın kullanıldığını savunmuş ise de davalının kullandığı şeridin sıradan düz bir şerit olmayıp, davacının tanınmış şekil markasının kopyaya yakın benzeri olduğu, yine davalı tarafından JUMP markasında tanınmışlığı nedeniyle tüketicinin markaların orijinini karıştırmayacağı savunulmuş ve 2 no'lu mahkemede alınan iki raporda bu görüşe hak verilmiş ise de, lehte ve aleyhte alınan tüm raporlarda kullanılan formun davacının markasına benzediğinin kabul edildiği, burada önemli olanın formun davacının markası ile iltibasa benzer şekilde kullanılıp kullanılmadığının olduğu, davalının ayakkabıda ilaveten kendi J.. markasını kullanmasının hatta bu markanın da tanınmış olmasının marka iltibasını önleyici etkiye sahip olmadığı, tüketicinin Puma markasında görmeye alışık olduğu formu davalının J.. markalı ürününde gördüğünde davacının markasını J.. kullanılmasına izin verdiğini, dolayısıyla firmalar arasında bir ortaklık veya ekonomik ilişki olduğunu hatta şekil markasını ayakkabının sahibi davalı firmaya devrettiğini düşünebileceği, dava konusu kullanımda taraf markalarının aynı üründe kompleks marka şeklinde bile kullanılmadığı, markaların ayakkabı üzerinde kullanımının birbiriyle bir bütünlük veya beraberlik oluşturmadığı, burada bariz şekilde başkasına ait şekil markasının ayniyete yakın benzerlikle kullandığı bir üründe kendi markasını da bir ikinci marka şeklinde kullanımın söz konusu olup, bunun da açık şekilde marka ihlali olduğu, davalılardan S.. N.. İntermar Şirketi üretici firma, davalı G.. A.Ş. bu ürünlerin ithal ve ihracını yapan, diğer şirketlerin ise bayi olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulü ile, 1.000. TL maddi tazminat ile 5.000 TL manevi tazminatın davalı S..N.. İntermar ile G.. A..'den müştereken ve müteselsilen, 250 TL maddi tazminat ile 250 TL manevi tazminatın davalı D.. A.Ş'den, 250. TL maddi ile 250 TL manevi tazminatın davalı D.. Ltd. Şti'den, 250 TL maddi ile 250 TL manevi tazminatın davalı Ö.. A.Ş.'den, 250 TL maddi 250 TL manevi tazminatın davalı S..T.. tahsiline, ıslah dilekçesiyle talep edilen faiz talebine davalı vekili zaman aşımı itirazında bulunduğundan fiil tarihi dikkate alınarak 5 yıllık ceza zamanaşımının geçmiş olması nedeniyle faiz, davanın alacak davası olması nedeniyle de ilan talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, dava açarken temerrüt faizi isteminde bulunmayan ve bu hakkını saklı tutan davacı 14.12.2012 tarihinde faiz isteminde bulunmuştur. Mahkemece dönemin bir kısmı bakımından faiz alacağının zaman aşımına uğradığının kabul edilmesi doğru ise de, ıslah tarihinden geriye doğru ceza zamanaşımı nedeniyle hükmolunan tutar bakımından faiz alacağının zamanaşımına uğramadığının nazara alınmaması doğru olmamıştır. Faiz talebi yönünden ayrı bir dava açma hakkını haiz bulunan davacı, ıslah yoluyla da faiz isteminde bulunabileceğinden ve hükmolunan miktar için ıslah tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre bakımından ana alacakla aynı zamanaşımı süresine tabi olacağından, faiz alacağının zamanaşımına uğramadığının göz ardı edilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3937 E. 2020/1189 K.
Ortak:ba formu · ıslah · zamanaşımı · iltibas · zamanaşımı 5 yıllık · Haksız Rekabet
İncelediğiniz karardaFikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2005/18 Esas numaralı dosyasında alınan 18.06.2005, 25.07.2005, 09.09.2010 tarihli bilirkişi raporlarında ve en «son» alınan 15.07.2011 günlü bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının tescilli «form» markasının çok önemsiz bir çıkıntı dışında davalı ayakkabısında ayniyete yakın benzerlikte kullanıldığı, davalının savunmasında bu tür şeritlerin yaygın kullanıldığını savunmuş ise de davalının kullandığı şeridin sıradan düz bir şerit olmayıp, davacının tanınmış şekil markasının kopyaya yakın benzeri olduğu, yine davalı tarafından JUMP markasında tanınmışlığı nedeniyle tüketicinin markaların orijinini karıştırmayacağı savunulmuş ve 2 no'lu mahkemede alınan iki raporda bu görüşe hak verilmiş ise de, lehte ve aleyhte alınan tüm raporlarda kullanılan formun davacının markasına benzediğinin kabul edildiği, burada önemli olanın formun davacının markası ile «iltibasa» benzer şekilde kullanılıp kullanılmadığının olduğu, davalının ayakkabıda ilaveten kendi J.. markasını kullanmasının hatta bu markanın da tanınmış olmasının marka i …
A.Ş.'den, 250 TL maddi 250 TL manevi tazminatın davalı S..T.. tahsiline, «ıslah» dilekçesiyle talep edilen faiz talebine davalı vekili zaman aşımı itirazında bulunduğundan fiil tarihi dikkate alınarak 5 yıllık «ceza zamanaşımının» geçmiş olması nedeniyle faiz, davanın «alacak davası» olması nedeniyle de «ilan» talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece dönemin bir kısmı bakımından faiz alacağının zaman aşımına uğradığının kabul edilmesi doğru ise de, «ıslah» tarihinden geriye doğru «ceza zamanaşımı» nedeniyle hükmolunan tutar bakımından faiz alacağının zamanaşımına uğramadığının nazara alınmaması doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada; davacının tescilli «form» markasının çok önemsiz bir çıkıntı dışında davalı ayakkabısında ayniyete yakın benzerlikte kullanıldığı, davalının ayakkabıda ilaveten kendi JUMP markasını kullanmasının hatta bu markanın da tanınmış olmasının marka «iltibasını» önleyici etkiye sahip olmadığı, tüketicinin firmalar arasında bir ortaklık veya ekonomik ilişki olduğunu hatta şekil markasını ayakkabının sahibi davalı firmaya devrettiğini düşünebileceği gerekçesiyle, kesinleşen kararlar yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, ilk kararla hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatlara 14/12/2012 «ıslah» tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
… a benimsenen gerektirici sebeplere, Dairemizin 07.05.2014 tarih 2013/12080e 2014/8714k sayılı ilamının (2) numaralı bendinde açıklandığı üzere davalılarca davacının «ıslah» dilekçesiyle ileri sürdüğü faiz talebine karşı süresinde «zamanaşımı» definde bulunulmakla davacı tarafından ancak 14.12.2012 ıslah tarihinden geriye doğru beş yıllık zamanaşımı süresinde işleyecek faizin istenebilecek olmasına ve bu …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada; davacının tescilli «form» markasının çok önemsiz bir çıkıntı dışında davalı ayakkabısında ayniyete yakın benzerlikte kullanıldığı, davalının ayakkabıda ilaveten kendi JUMP markasını kullanmasının hatta bu markanın da tanınmış olmasının marka «iltibasını» önleyici etkiye sahip olmadığı, tüketicinin firmalar arasında bir ortaklık veya ekonomik ilişki olduğunu hatta şekil markasını ayakkabının sahibi davalı firmaya devrettiğini düşünebileceği gerekçesiyle, kesinleşen kararlar yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, ilk kararla hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatlara 14/12/2012 «ıslah» tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11801 E. 2018/3624 K.
Ortak:ba formu · ıslah · maddi tazminat · iltibas
İncelediğiniz karardaFikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2005/18 Esas numaralı dosyasında alınan 18.06.2005, 25.07.2005, 09.09.2010 tarihli bilirkişi raporlarında ve en «son» alınan 15.07.2011 günlü bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının tescilli «form» markasının çok önemsiz bir çıkıntı dışında davalı ayakkabısında ayniyete yakın benzerlikte kullanıldığı, davalının savunmasında bu tür şeritlerin yaygın kullanıldığını savunmuş ise de davalının kullandığı şeridin sıradan düz bir şerit olmayıp, davacının tanınmış şekil markasının kopyaya yakın benzeri olduğu, yine davalı tarafından JUMP markasında tanınmışlığı nedeniyle tüketicinin markaların orijinini karıştırmayacağı savunulmuş ve 2 no'lu mahkemede alınan iki raporda bu görüşe hak verilmiş ise de, lehte ve aleyhte alınan tüm raporlarda kullanılan formun davacının markasına benzediğinin kabul edildiği, burada önemli olanın formun davacının markası ile «iltibasa» benzer şekilde kullanılıp kullanılmadığının olduğu, davalının ayakkabıda ilaveten kendi J.. markasını kullanmasının hatta bu markanın da tanınmış olmasının marka i …
TL «maddi tazminat» ile 5.000 TL manevi tazminatın davalı S..N..
A..'den müştereken ve müteselsilen, 250 TL «maddi tazminat» ile 250 TL manevi tazminatın davalı D..
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının tescilli «form» markasının çok önemsiz bir çıkıntı dışında davalı ayakkabısında ayniyete yakın benzerlikte kullanıldığı, davalının savunmasında bu tür şeritlerin yaygın kullanıldığını savunulmuş ise de davalının kullandığı şeridin sıradan düz bir şerit olmayıp, davacının tanınmış şekil markasının kopyaya yakın benzeri olduğu, davalının ayakkabıda ilaveten kendi ... markasını kullanmasının hatta bu markanın da tanınmış olmasının marka «iltibasını» önleyici etkiye sahip olmadığı, tüketicinin ... markasında görmeye alışık olduğu formu davalının ... markalı ürününde gördüğünde davacının markasını ...'la kullanı …
A.Ş. bu ürünlerin ithal ve ihracını yapan, diğer şirketlerin ise bayi olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulü ile, 1.000 TL «maddi tazminat» ile 5.000 TL manevi tazminatın davalı ... ... ile ...'den müştereken ve müteselsilen, 250 TL maddi tazminat ile 250 TL manevi tazminatın davalı ...
A.Ş.'den, 250 TL maddi 250 TL manevi tazminatın davalı...'den tahsiline dair verilen kararlar kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, ilk kararla hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatlara 14/12/2012 «ıslah» tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faiz başlangıç tarihi · bozma sonrası karar · olumsuz oy · kamu düzeni · yasal faiz
Benzer bu karardaAksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetine sebep olabilecek, «kamu düzeni» ve barışını «olumsuz» yönde etkileyecektir. (HGK 2013/9-1989 E 2014/657 K sayılı ilamı) Yerel mahkeme kararı, bozma kararı ile birlikte ortadan kalkarak hukuki geçerliliğini yitirmekte olup, bozulan karar sonraki kararın eki niteliğinde değildir.
A.Ş.'den, 250 TL maddi 250 TL manevi tazminatın davalı...'den tahsiline dair verilen kararlar kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, ilk kararla hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatlara 14/12/2012 «ıslah» tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, uyulan bozma sonrasında yapılan yargılamada yukarıda özetlenen gerekçe ile kesinleşen konularda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, ilk kararla hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatlara 14/12/2012 «ıslah» tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine karar verilmiştir.
Bu nedenle, mahkemece «bozma sonrası» yapılan yargılamada “kesinleşen konularda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına” ve “ilk kararla hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatlara” şeklinde hüküm kurulmuş olması doğru olmamış, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5849 E. 2023/531 K.
Ortak:ba formu · iltibas · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaFikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2005/18 Esas numaralı dosyasında alınan 18.06.2005, 25.07.2005, 09.09.2010 tarihli bilirkişi raporlarında ve en «son» alınan 15.07.2011 günlü bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının tescilli «form» markasının çok önemsiz bir çıkıntı dışında davalı ayakkabısında ayniyete yakın benzerlikte kullanıldığı, davalının savunmasında bu tür şeritlerin yaygın kullanıldığını savunmuş ise de davalının kullandığı şeridin sıradan düz bir şerit olmayıp, davacının tanınmış şekil markasının kopyaya yakın benzeri olduğu, yine davalı tarafından JUMP markasında tanınmışlığı nedeniyle tüketicinin markaların orijinini karıştırmayacağı savunulmuş ve 2 no'lu mahkemede alınan iki raporda bu görüşe hak verilmiş ise de, lehte ve aleyhte alınan tüm raporlarda kullanılan formun davacının markasına benzediğinin kabul edildiği, burada önemli olanın formun davacının markası ile «iltibasa» benzer şekilde kullanılıp kullanılmadığının olduğu, davalının ayakkabıda ilaveten kendi J.. markasını kullanmasının hatta bu markanın da tanınmış olmasının marka i …
Benzer bu kararda… kil markasının kopyaya yakın benzeri olduğu, davalının ayakkabıda ilaveten kendi TOMWİNGS markasını kullanmasının ve hatta bu markanın da tanınmış olmasının markada «iltibası» önleyici etkiye sahip olmadığı, tüketicinin Puma markasında görmeye alışık olduğu «formu» davalının markalı ürününde gördüğünde davacının markasının kullanılmasına izin verdiğini, dolayısıyla firmalar arasında bir ortaklık veya ekonomik ilişki olduğunu, …
… Derece Mahkemesinin, dava konusu marka ile müvekkili markalarının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında benzer olduğunu kabul etmemesinin «sebebinin», dava konusu markanın "TOMWİNS" kelimesini içermesi olduğunu, ancak sadece kelime içermesi «ayırt edicilik» için yeterli olmasa da, davalının dava konusu markayı tescil ettirdiği şekilde değil, kelimeyi çıkartarak kullandığını, bu suretle markalar arasında «iltibas» oluştuğunu, 3.Aynı şekilde 25. sınıfta VisconPele+Şekil ibareli marka tescil başvurusunda, sözkonusu başvuru markası ile müvekkilinin şekil markasına iltibasa yol açacak şekilde benzer olduğu gerekçesi ile Kurum tarafından reddedildiğini, 4.Davalının, markayı bölerek müvekkilinin ayırt ediciliği çok yüksek olan tanınmış yan şerit markasını ihlal eder şekilde kullanıp tüketici nezdinde iltibas tehlikesini pekiştirip haksız kazanç sağladığını, bu nedenle «ortalama tüketicinin» dava konusu markayı müvekkili markasının bir alt serisi sanma ve karıştırma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, 5.Aynı sektörde faaliyet göstermekte olan kişilerd …
Dairemiz uygulamalarında (17.07.2008 tarihli ve 11-501/507 sayılı kararı) tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının «son» derece orijinal şekil markasının birebir kopyası veya ayırt edilemeyecek ölçüde bir benzerinin tescili başvurusunda bulunulması kötü niyetli başvuru olarak kabul edilmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · kötü niyet · ortalama tüketici · ayırt edicilik · dava sebebi
Benzer bu kararda… Derece Mahkemesinin, dava konusu marka ile müvekkili markalarının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında benzer olduğunu kabul etmemesinin «sebebinin», dava konusu markanın "TOMWİNS" kelimesini içermesi olduğunu, ancak sadece kelime içermesi «ayırt edicilik» için yeterli olmasa da, davalının dava konusu markayı tescil ettirdiği şekilde değil, kelimeyi çıkartarak kullandığını, bu suretle markalar arasında «iltibas» oluştuğunu, 3.Aynı şekilde 25. sınıfta VisconPele+Şekil ibareli marka tescil başvurusunda, sözkonusu başvuru markası ile müvekkilinin şekil markasına iltibasa yol açacak şekilde benzer olduğu gerekçesi ile Kurum tarafından reddedildiğini, 4.Davalının, markayı bölerek müvekkilinin ayırt ediciliği çok yüksek olan tanınmış yan şerit markasını ihlal eder şekilde kullanıp tüketici nezdinde iltibas tehlikesini pekiştirip haksız kazanç sağladığını, bu nedenle «ortalama tüketicinin» dava konusu markayı müvekkili markasının bir alt serisi sanma ve karıştırma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, 5.Aynı sektörde faaliyet göstermekte olan kişilerd …
… e dava konusu markayı tescilsiz olarak kullandığını ispatlayamadığı, davacının PUMA T/00258 sayısı ile tanınmış markalar siciline kayıtlı olduğu ve şekil markasının «ayırt ediciliği» sağladığı, ancak dava konusu marka işaretlerinin benzer olmaması ve davalının, davacı markalarından farklı mal/hizmetler içermemesi sebebiyle 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarının incelenmesinin somut davaya bir etkisinin olmayacağı, somut olayda davacının tescilli «ticaret unvanının» PUMA olduğu ve davalı markasında yer almadığı anlaşılmakla somut olayda 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası koşullarının oluşmadığı ve kötü niyet …
Türk marka uygulamasında marka tescilinde «kötü niyetin» varlığının hem bir tescil engeli hem de bir hükümsüzlük «sebebi» olduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca da kabul edilmiştir.
… rulmadığını, markaların ayniyet derecesinde benzer olduğunu, haksız kazanç amacı bulunduğunu, davalının markayı tescil ettirdiği şekli ile kullanmamasının davalının «kötü niyetini» ortaya koyduğunu, bilirkişi raporunda markaların şematik olarak ayrıntılı karşılaştırılmadığını belirterek usul ve kanuna aykırı bulduğu İlk Derece Mahkemesi karar …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12771 E. 2014/17312 K.
Ortak:Haksız Rekabet
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/11280 E. , 2014/8714 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 27/12/2012
NUMARASI 2005/487-2012/325
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/12/2012 tarih ve 2005/487-2012/325 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dünyaca tanınmış PUMA marka ve ilgili bazı şekil, logo, yazı, sözcük ve benzerlerinin TPE nezdinde tescilli hak sahibi olduğunu, davalılardan İ.. Si.Nahmias'ın JUMP markası adına tescilli olan ve ticaretini yapan şahıs, G.. A.Ş'nin ise bu markanın ithalat veya imalatını yapan olmakla JUMP markasının ticaretini birinci elden yapan şirket, diğer davalıların da bölge ana bayileri olduğunu, bu itibarla her bir davalının dava konusu ayakkabıların haksız ticaretini yapmak suretiyle müvekkiline zarar verdiğini, müvekkilinin hakkı olan karı elde etmesine mani olup, dünyaca tanınmış markasına ait logoyu JUMP markalı ayakkabılarda kullanarak tüketici nazarında markanın ve logonun prestij kaybetmesine neden olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın 1 ve 2 numaralı davalılardan müştereken ve müteselsilen, davalı D..
A.Ş'den 250 TL maddi ve 250 TL manevi, davalı D.. Ltd.Şti'den 250 TL maddi, 250 TL manevi, davalı Ö.. A.Ş'den 250 TL maddi ve 250 TL manevi, davalı Ç.. Ticaret Pazarlama adına yetkilisinden 250 TL maddi ve 250 TL manevi tazminatın tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımı def'inde bulunmuş, davacının iddialarına dayanak yaptığı tespit dosyalarında ibraz edilen raporların gerçek ürünler üzerinden değil, davacının sunduğu katalog ve resimler üzerinden inceleme neticesinde sadır olup, bu raporlara itibar edilemeyeceğini, iltibasa yol açtığı öne sürülen ayakkabılara ait piyasadan temin edilen bir ürün bulunmadığını, tetkikat sırasında ibraz edilen JUMP markalı ayakkabıların ise üretimde ve stokta bulunmadığını, müvekkiline ait JUMP logo ve markalı ayakkabıların kendine özgü modeller olup, markanın dünyaca tanınmış bir marka olduğunu, çizgi, şerit vb. unsurların spor ayakkabılarının genel konsepti olup, inhisar altına alınmasının mümkün olmadığını, modeller arasında iltibasın da bulunmadığını, JUMP logolu ve markalı ürünlerin bu her iki karekteri de beraber taşıyarak satışa sunulduğundan diğer tüm ürünlerden ve davacı ürünlerinden de kesin olarak ve kolaylıkla ayrıldığını, müvekkillerinden G..
ve İ.. S.. Nahmias dışındaki diğer davalıların JUMP markalı spor ayakkabıları pazarlayan firmalar olduğundan onlara husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi talebiyle İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2005/18 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2005/18 Esas numaralı dosyasında alınan 18.06.2005, 25.07.2005, 09.09.2010 tarihli bilirkişi raporlarında ve en son alınan 15.07.2011 günlü bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının tescilli form markasının çok önemsiz bir çıkıntı dışında davalı ayakkabısında ayniyete yakın benzerlikte kullanıldığı, davalının savunmasında bu tür şeritlerin yaygın kullanıldığını savunmuş ise de davalının kullandığı şeridin sıradan düz bir şerit olmayıp, davacının tanınmış şekil markasının kopyaya yakın benzeri olduğu, yine davalı tarafından JUMP markasında tanınmışlığı nedeniyle tüketicinin markaların orijinini karıştırmayacağı savunulmuş ve 2 no'lu mahkemede alınan iki raporda bu görüşe hak verilmiş ise de, lehte ve aleyhte alınan tüm raporlarda kullanılan formun davacının markasına benzediğinin kabul edildiği, burada önemli olanın formun davacının markası ile iltibasa benzer şekilde kullanılıp kullanılmadığının olduğu, davalının ayakkabıda ilaveten kendi J..
markasını kullanmasının hatta bu markanın da tanınmış olmasının marka iltibasını önleyici etkiye sahip olmadığı, tüketicinin Puma markasında görmeye alışık olduğu formu davalının J.. markalı ürününde gördüğünde davacının markasını J.. kullanılmasına izin verdiğini, dolayısıyla firmalar arasında bir ortaklık veya ekonomik ilişki olduğunu hatta şekil markasını ayakkabının sahibi davalı firmaya devrettiğini düşünebileceği, dava konusu kullanımda taraf markalarının aynı üründe kompleks marka şeklinde bile kullanılmadığı, markaların ayakkabı üzerinde kullanımının birbiriyle bir bütünlük veya beraberlik oluşturmadığı, burada bariz şekilde başkasına ait şekil markasının ayniyete yakın benzerlikle kullandığı bir üründe kendi markasını da bir ikinci marka şeklinde kullanımın söz konusu olup, bunun da açık şekilde marka ihlali olduğu, davalılardan S..
N.. İntermar Şirketi üretici firma, davalı G.. A.Ş. bu ürünlerin ithal ve ihracını yapan, diğer şirketlerin ise bayi olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulü ile, 1.000. TL maddi tazminat ile 5.000 TL manevi tazminatın davalı S..N.. İntermar ile G.. A..'den müştereken ve müteselsilen, 250 TL maddi tazminat ile 250 TL manevi tazminatın davalı D.. A.Ş'den, 250. TL maddi ile 250 TL manevi tazminatın davalı D.. Ltd. Şti'den, 250 TL maddi ile 250 TL manevi tazminatın davalı Ö.. A.Ş.'den, 250 TL maddi 250 TL manevi tazminatın davalı S..T.. tahsiline, ıslah dilekçesiyle talep edilen faiz talebine davalı vekili zaman aşımı itirazında bulunduğundan fiil tarihi dikkate alınarak 5 yıllık ceza zamanaşımının geçmiş olması nedeniyle faiz, davanın alacak davası olması nedeniyle de ilan talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, dava açarken temerrüt faizi isteminde bulunmayan ve bu hakkını saklı tutan davacı 14.12.2012 tarihinde faiz isteminde bulunmuştur. Mahkemece dönemin bir kısmı bakımından faiz alacağının zaman aşımına uğradığının kabul edilmesi doğru ise de, ıslah tarihinden geriye doğru ceza zamanaşımı nedeniyle hükmolunan tutar bakımından faiz alacağının zamanaşımına uğramadığının nazara alınmaması doğru olmamıştır. Faiz talebi yönünden ayrı bir dava açma hakkını haiz bulunan davacı, ıslah yoluyla da faiz isteminde bulunabileceğinden ve hükmolunan miktar için ıslah tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre bakımından ana alacakla aynı zamanaşımı süresine tabi olacağından, faiz alacağının zamanaşımına uğramadığının göz ardı edilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 428,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 07/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101804100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz