Menfi tespit | Menfi tespit | İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3530 E. 2024/988 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '1 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo hukuku↗ cebri icra tehdidi↗ borçtan kurtulma↗ fiil ehliyeti↗ talil↗ cebri icra↗ isticvap↗ aldatma (hile)↗ vade tarihi↗ istirdat davası↗ tanık beyanı↗ icra hukuk mahkemesi↗ usulüne uygun tebliğ↗ ispat külfeti↗ hile↗ bedelsizlik↗ kambiyo senedi↗ dava şartı yokluğu↗ mirasçılık↗ infaz↗ üçüncü kişi↗ oy yasağı↗ kötü niyet tazminatı↗ hak düşürücü süre↗ bono↗ vade↗ kefil↗ taraf ehliyeti↗ istirdat↗ kötü niyet↗ usulden reddi↗ haciz↗ kötüniyet↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ avans faizi↗ ibraz↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Uyuşmazlık, hile hukuksal nedenine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Kanun'un 36 ıncı maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 203 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ile 240 ıncı maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup davacı vekili, davaya konu bononun müvekkili ... ...'a hile ile imzalatıldığını iddia etmiş, bu iddiasını ispat için davacının eşi olan ... ...'ın tanık olarak dinlenilmesini istemiştir.
2.Tanıklık, üçüncü kişilerin (davanın tarafı dışındaki kişilerin) dava ile ilgili bir vakıa hakkında, dava dışında edinmiş oldukları bilgiyi mahkemeye bildirmeleridir. Bu anlamda tanığın davanın tarafları dışında üçüncü bir kişi olması zorunlu olup taraflar ve külli halefleri kendi davalarında tanık olamazlar. Tarafların bilgisinden, davada ancak tarafların dinlenilmesi ve isticvap yolu ile yararlanılır. (... ..., ... ..., Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C. II, ..., Ankara, ikinci baskı, 2021, s. 761)
3.Mahkemece, bozmaya uyularak ... ...'ın tanık sıfatıyla bilgi ve görgüsüne başvurulmuş ve adı geçen kişinin ifadesine itibar edilerek yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak davacı ... ..., ... ...'ın tanık olarak dinlenilmesinden önce vefat etmiş olup, ... ...'ın mirasçılardan olması hasebiyle onun külli halefi olan ... ... davanın tarafı haline gelmiştir. Bu nedenle Mahkemece, adı geçenin tanık olarak dinlenilmesi ve beyanına da tanık beyanı olarak kıymet verilmesi doğru olmayıp ... ...'ın Mahkeme huzurunda verdiği ifade, isticvap beyanı niteliğindedir.
4.6100 sayılı Kanun'un 240 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında, tanık göstermek isteyen tarafın dinlenilmesini istediği tanıkları bir listeyle Mahkemeye bildireceği, bu listede gösterilmemiş olan kişilerin tanık olarak dinlenilemeyeceği ve ikinci bir liste verilemeyeceği düzenleme altına alınmış olup bu durum, ikinci tanık listesi verme yasağı olarak adlandırılmaktadır. Ancak kamu düzeninden olduğu kabul edilen ikinci tanık listesi vermesi yasağının bazı istisnaları bulunmakta olup bunlar, tanık listesinde gösterilen tanığın ölmesi, tanıklıktan çekinmesi veya tanıklıktan yasaklı olması gibi hallerdir. ( ..., ..., s. 770) Bu gibi hallerde tarafın, vereceği ikinci bir listeyle dinlenilmeyen tanığın yerine başka bir tanık bildirmesi mümkündür. Somut olayda, davacı yanca gösterilen tanığın dinlenilmesi davanın tarafı haline gelmemesi sebebiyle mümkün olmayıp bu durum ikinci tanık listesi verme yasağının bir istisnası niteliğindedir.
5. Bu itibarla, Mahkemece, davacı yana, dinlenilemeyen tanığının yerine başka bir tanık dinletmek isteyip istemediği sorularak bildirilmesi halinde bu tanığın dinlenilmesi, ... ...'ın beyanı ise isticvap beyanı olarak kabul edilip dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeye ve eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
6.Öte yandan, Mahkemece, davacı yanca talep edilmediği halde istirdadına hükmedilen tutarlara faiz işletilmesi doğru olmamış, Mahkemenin kabul şekline göre hükmün bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1648 E. 2022/2679 K.
Ortak:fiil ehliyeti · hile · dava şartı yokluğu · bono · taraf ehliyeti · usulden reddi · menfi tespit · görevli mahkeme · dava şartı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDeğerlendirme 1.Dava, «menfi tespit» istemine ilişkin olup davacı vekili, davaya konu «bononun» müvekkili ... ...'a «hile» ile imzalatıldığını iddia etmiş, bu iddiasını ispat için davacının eşi olan ... ...'ın tanık olarak dinlenilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık, «hile» hukuksal nedenine dayalı «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacının yaşı itibariyle «fiil ehliyetinin» bulunmadığına dair iddiasına yönelik olarak, Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapor uyarınca davacının hukuki işlem tarihi olan 01/12/2010 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun belirtildiği, davacının iddiasının kanıtlanamadığı, bu nedenle soyut nitelikte bulunan «bonoya» ilişkin «menfi tespit» iddiasının ispatlanamadığı, somut uyuşmazlıkta, davacının icra takip dosyasında faiz oranlarının düşürülmesine yönelik talebinin mahkemenin görevi dahilinde bulunmadığı, uyuşmazlığa bakmakla İcra Hukuk Mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davacının menfi tespit talebine ilişkin davanın reddine, davacının Kahta İcra Müdürlüğü'nün 2013/1119 Esas sayılı takip dosyasının faiz oranlarının düşürülmesine yönelik talebi hakkında dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine», faiz oranlarının düşürülmesine yönelik talebi açısından kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulduğunda dava dosyasının görevli olan Kahta İcra Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, talep edilmediği takdirde HMK madde 20 gereği «davanın açılmamış sayılmasına» karar verileceğinin «ihtarına» karar verilmiştir.
Davacı, dava konusu «bononun» kendisine «hile» ile imzalatıldığını iddia ederek eldeki davayı açmış, mahkemece davacının işlem tarihinde hukuki «ehliyeti» haiz olduğu gerekçesiyle hile iddiası konusunda davacı tanığı dinlenmeden ve bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmadan karar verilmiştir.
Hile iddiasının tanıkla isbatının mümkün olmasına göre bu konuda davacının eşi olan tanığın dinlenmesi ve dava konusu «bononun» «hile» ile düzenlenip düzenlenmediği konusunda karar verilmesi gerekirken HMK 297 maddesine aykırı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · ihtar
Benzer bu karardaMahkemece, davacının yaşı itibariyle «fiil ehliyetinin» bulunmadığına dair iddiasına yönelik olarak, Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapor uyarınca davacının hukuki işlem tarihi olan 01/12/2010 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun belirtildiği, davacının iddiasının kanıtlanamadığı, bu nedenle soyut nitelikte bulunan «bonoya» ilişkin «menfi tespit» iddiasının ispatlanamadığı, somut uyuşmazlıkta, davacının icra takip dosyasında faiz oranlarının düşürülmesine yönelik talebinin mahkemenin görevi dahilinde bulunmadığı, uyuşmazlığa bakmakla İcra Hukuk Mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davacının menfi tespit talebine ilişkin davanın reddine, davacının Kahta İcra Müdürlüğü'nün 2013/1119 Esas sayılı takip dosyasının faiz oranlarının düşürülmesine yönelik talebi hakkında dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine», faiz oranlarının düşürülmesine yönelik talebi açısından kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulduğunda dava dosyasının görevli olan Kahta İcra Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, talep edilmediği takdirde HMK madde 20 gereği «davanın açılmamış sayılmasına» karar verileceğinin «ihtarına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7409 E. 2022/4063 K.
Ortak:hile · kötü niyet tazminatı · bono · kötü niyet
İncelediğiniz karardaDeğerlendirme 1.Dava, «menfi tespit» istemine ilişkin olup davacı vekili, davaya konu «bononun» müvekkili ... ...'a «hile» ile imzalatıldığını iddia etmiş, bu iddiasını ispat için davacının eşi olan ... ...'ın tanık olarak dinlenilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık, «hile» hukuksal nedenine dayalı «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «hile» iddiasını ispatladığı, dava konusu «bononun» «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, 150.000.-TL'nın % 40'ı oranında 60.000.-TL «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «hile» iddiasını ispatladığı, dava konusu «bononun» «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, 150.000.-TL'nın % 40'ı oranında 60.000.-TL «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3530 E. , 2024/988 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2022/221 Esas, 2022/948 Karar
DAVACILAR ... Mirasçıları:
1. ...
2. ... ...
3. ... ...
4. ... ...
5. ... ...
6. ... ...
7. ... ...
8. ... ...
9. ... ...
10. ... ...
11. ... ... vekilleri Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın kabulü
Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının bonoya dayalı olarak müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlattığını, taraflar arasında bono verilmesini gerektirir bir ticari ilişki bulunmadığı gibi müvekkilinin ilk defa başlatılan icra takibiyle böyle bir bononun varlığından haberdar olduğunu, müvekkilinin ... yeğenleri olan ... ve ... ...’ın 2011 yılının yaz aylarında kendisine doğrudan gelir desteklemesi başvurularının başladığını, dosyanın hazırlanması için kendisine yardımcı olacaklarını söylediklerini, müvekkilinin yaşlı oluşu, kendisine yardımcı olacak insanların da ... yeğenleri olması ve Kahta'ya gidecek durumda bulunmayışı gibi nedenlerle kabul ettiğini, takibe dayanak bonoyu imzalattıklarını, senedin davalıya geçtiğini, vadesi dolunca icra takibine konulduğunu, müvekkilinin yaklaşık 83 yaşında olduğunu, yaşlılığın da beraberinde getirmiş olduğu bazı rahatsızlıklardan ötürü neredeyse duyma ve görme özürlü bir hale geldiğini, yürümekte güçlük çektiğini, akli melekelerinin yerinde olmadığını, okuma yazması olmadığını ileri sürerek haksız ve yersiz bir şekilde açılan takibin iptali ile alacaklı tarafın haksız icra tazminatına mahkum edilmesine, olmadığı takdirde davalı tarafın talep ettiği faiz oranının iptal edilerek mevzuatın öngördüğü faiz oranlarının uygulanmasına karar verilmesini talep etmiş, Mahkemeye hitaben sunmuş olduğu 08.12.2022 tarihli dilekçeyle;
müvekkilinin icra takibine konu borcun tamamını cebri icra tehdidi altında ödediğini belirterek davaya istirdat davası olarak devam edilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibin dayanağı kambiyo senedi olduğundan, ticari bir ilişkiye gerek olmadığını, müvekkilinin, davacının okuma yazmasının olup olmadığı veya borçlanma ehliyetinin olup olmadığını bilme zorunluluğu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 10.02.2016 tarih, 2013/391 E., 2016/115 K. sayılı kararı ile davacının yaşı itibariyle fiil ehliyetinin bulunmadığına dair iddiasına yönelik olarak, Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapor uyarınca davacının hukuki işlem tarihi olan 01.12.2010 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun belirtildiği, davacının iddiasının kanıtlanamadığı, bu nedenle soyut nitelikte bulunan bonoya ilişkin menfi tespit iddiasının ispatlanamadığı, somut uyuşmazlıkta, davacının icra takip dosyasında faiz oranlarının düşürülmesine yönelik talebinin mahkemenin görevi dahilinde bulunmadığı, uyuşmazlığa bakmakla İcra Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle davacının menfi tespit talebine ilişkin davanın reddine, davacının Kahta İcra Müdürlüğü'nün 2013/1119 E.
sayılı takip dosyasının faiz oranlarının düşürülmesine yönelik talebi hakkında dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 31.03.2022 tarihli, 2021/1648 E., 2022/2679 K. sayılı kararı ile " davacının, dava konusu bononun kendisine hile ile imzalatıldığını iddia ederek eldeki davayı açtığı ancak Mahkemece, davacının işlem tarihinde hukuki ehliyeti haiz olduğu gerekçesiyle hile iddiası konusunda davacı tanığı dinlenmeden ve bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmadan karar verildiği, hile iddiasının tanıkla isbatının mümkün olmasına göre bu konuda davacının eşi olan tanığın dinlenmesi ve dava konusu bononun hile ile düzenlenip düzenlenmediği konusunda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle hükmün bozulmasına ve dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava ve takibe konu senetteki imzanın davacılar murisinin ... ürünü olduğu, senetteki imzanın sahte olduğuna yönelik bir iddiada bulunulmadığı, davacı tarafın senedin hile ile alındığını iddia ettiği, tarafların beyanının talil niteliğinde olmadığı, bedelsizlik iddiasını ispat külfetinin halen davacı tarafta olduğu, davacıların hile ile senedin alındığı iddiaları yönünden tanık da dahil her türlü delille ispatlanabileceğinden Mahkememizce bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davacı tanığı ...'ın görgüye dayalı beyanından aslında senedin davacılar murisinin yaşlı olmasından ve okuma yazma bilmemesinden yararlanılarak aldatma saiki altında 2010 yılında düzenlendiği, senedin vade tarihine 01.08.2011 tarihinin yazılı olmasına rağmen icra takibinin 17.09.2013 yılında başlatılmış olması, vade tarihi 2011 yılı olan yüksek meblağlı bir bononun 2013 yılına kadar beklenilerek 2013 yılında icra takibine konulmasını gerektirecek inandırıcı ve gerçekçi hiç bir delil ibraz edilememiş olması, icra takibinin 17.09.2013 tarihinde başlatılarak davacıya 27.09.2013 tarihinde tebliğ edilmesi, davacının iş bu menfi tespit davasını hemen 2013 yılı içerisinde 08.10.2013 tarihinde açmış olması sebebiyle hileyi öğrenme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığının anlaşıldığı, davacının davalı ile herhangi bir şekilde hukuki ve ticari bir ilişkisi olmamasına karşın, davalının ne şekilde elde ettiği tam belli olmayan bonoyu dosyaya yansıyan hastane kayıtlarından davacının yaşlı olmasından ve okuma yazma bilmemesinden yararlanılarak aldatma saiki altında, aynı zamanda senette kefil olarak yer ...
ve davacılar murisinin yeğenleri olan ... ve ... ile beraber kendisine "ellerindeki belgeyi imzaladığı takdirde devletten tarımsal kredi desteği alacaklarını" beyan ederek aldatma saiki ile imzalatılarak takibe sokmak suretiyle davacılar murisini borç altına sokmak istediği, tanığın beyanlarının doğrudan senedin tanzim anına ilişkin olduğu, hile olgusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 203 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ve bendi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 36 ıncı ila 38 ... maddeleri uyarınca usulen ispatlandığı kanaatine varılmış olup böylelikle davacılar murisi ...'ın ne kambiyo hukuku ne de iç ilişki itibariyle davalıya bu bonodan dolayı borçlu bulunmadığının ...
olduğu ve davalının bu ... olmayan hukuki ilişkiyi gerekçe göstererek bonoyu takibe koyarak kötüniyetli hareket ettiği, takip konusu borcun yargılama sırasında ödendiği ve icra dosyasının infaz ile kapatıldığı, bu nedenle davanın kendiliğinden istirdat istemine dönüştüğü görüldüğünden, icra dosyasına davacılar murisi tarafından yapılan ödemelerin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile (takip dosyasında avans faizi talep edilerek tahsilat yapıldığından) davalıdan alınarak davacı mirasçılarına miras payları oranında verilmesine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacıların Kahta İcra Müdürlüğü'nün 2019/401 E. (Eski 2013/1119) sayılı dosyasına konu bono ve ferileri yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasında davacı tarafça ödenenn 67.512,74,00 TL'nin 21.09.2020'den, 3.279,34 TL'nin 22.03.2017'den, 5,93 TL'nin ise 09.11.2015'den itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı mirasçılarına miras payları oranında verilmesine ve asıl alacağın %20'sine tekabül eden 5.000,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece tanık olarak dinlenilip beyanı davanın kabulüne gerekçe yapılan ... ...'ın davacının eşi olup davacının vefatıyla birlikte davanın tarafı ve davanın kabulünde en çok menfaati olanlardan birisi haline geldiğini, bu yüzden tanık olarak dinlenilemeyeceğini, yine bu nedenle beyanının taraf beyanı niteliğinde olduğunu, Mahkemece, davanın tarafı olan kişinin beyanına itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, davacı yanın dava dilekçesiyle, hilenin yeğenleri olan ... ... ve ... ... tarafından yapıldığını beyan ettiğini, davacının beyanına göre senedin bu şekilde hile ile imzalatıldığı anda müvekkilinin orada bulunmadığını ve yapıldığı iddia edilen hileye bir dahli bulunmadığını, bu durumda senedin hile ile alındığı kabul edilse dahi bu iddianın müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, davacı ...
...'ın tanık sıfatıyla alınan ifadesiyle dava dilekçesinde ileri sürülen maddi vakıanın çelişki arz ettiğini, davacının icra takibine usulüne uygun tebliğe rağmen itiraz etmemesinin ve senedi kendisinden hile ile aldığını iddia ettiği kişilere karşı suç duyurusunda bulunmamasının dikkat çekici olduğunu, bu durumun açıkça iş bu davanın borçtan kurtulma niyetiyle ve kötü niyetle açıldığının en büyük göstergesi olduğunu, Mahkemece, istirdadına karar verilen 3.279,34 TL ile 5,93 TL'lik ödemelerin davacı tarafından değil icra dosyasının diğer borçlusu ... ... tarafından yatırıldığını, Mahkemece, davacı yanca talep edilmemesine rağmen istirdadına karar verilen tutarlar bakımından faize hükmedildiğini, keza davacı tarafça ödeme yapılırken adi faiz ödendiği halde avans faizine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, bunun yanında müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hile hukuksal nedenine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Kanun'un 36 ıncı maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 203 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ile 240 ıncı maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup davacı vekili, davaya konu bononun müvekkili ... ...'a hile ile imzalatıldığını iddia etmiş, bu iddiasını ispat için davacının eşi olan ... ...'ın tanık olarak dinlenilmesini istemiştir.
2.Tanıklık, üçüncü kişilerin (davanın tarafı dışındaki kişilerin) dava ile ilgili bir vakıa hakkında, dava dışında edinmiş oldukları bilgiyi mahkemeye bildirmeleridir. Bu anlamda tanığın davanın tarafları dışında üçüncü bir kişi olması zorunlu olup taraflar ve külli halefleri kendi davalarında tanık olamazlar. Tarafların bilgisinden, davada ancak tarafların dinlenilmesi ve isticvap yolu ile yararlanılır. (... ..., ... ..., Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C. II, ..., Ankara, ikinci baskı, 2021, s. 761)
3.Mahkemece, bozmaya uyularak ... ...'ın tanık sıfatıyla bilgi ve görgüsüne başvurulmuş ve adı geçen kişinin ifadesine itibar edilerek yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak davacı ... ..., ... ...'ın tanık olarak dinlenilmesinden önce vefat etmiş olup, ... ...'ın mirasçılardan olması hasebiyle onun külli halefi olan ... ... davanın tarafı haline gelmiştir. Bu nedenle Mahkemece, adı geçenin tanık olarak dinlenilmesi ve beyanına da tanık beyanı olarak kıymet verilmesi doğru olmayıp ... ...'ın Mahkeme huzurunda verdiği ifade, isticvap beyanı niteliğindedir.
4.6100 sayılı Kanun'un 240 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında, tanık göstermek isteyen tarafın dinlenilmesini istediği tanıkları bir listeyle Mahkemeye bildireceği, bu listede gösterilmemiş olan kişilerin tanık olarak dinlenilemeyeceği ve ikinci bir liste verilemeyeceği düzenleme altına alınmış olup bu durum, ikinci tanık listesi verme yasağı olarak adlandırılmaktadır. Ancak kamu düzeninden olduğu kabul edilen ikinci tanık listesi vermesi yasağının bazı istisnaları bulunmakta olup bunlar, tanık listesinde gösterilen tanığın ölmesi, tanıklıktan çekinmesi veya tanıklıktan yasaklı olması gibi hallerdir. ( ..., ..., s. 770) Bu gibi hallerde tarafın, vereceği ikinci bir listeyle dinlenilmeyen tanığın yerine başka bir tanık bildirmesi mümkündür.
Somut olayda, davacı yanca gösterilen tanığın dinlenilmesi davanın tarafı haline gelmemesi sebebiyle mümkün olmayıp bu durum ikinci tanık listesi verme yasağının bir istisnası niteliğindedir.
5. Bu itibarla, Mahkemece, davacı yana, dinlenilemeyen tanığının yerine başka bir tanık dinletmek isteyip istemediği sorularak bildirilmesi halinde bu tanığın dinlenilmesi, ... ...'ın beyanı ise isticvap beyanı olarak kabul edilip dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeye ve eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
6.Öte yandan, Mahkemece, davacı yanca talep edilmediği halde istirdadına hükmedilen tutarlara faiz işletilmesi doğru olmamış, Mahkemenin kabul şekline göre hükmün bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018013800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz