Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/16386 E. 2014/5161 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borç üstlenimi↗ hmk 297↗ delillerin toplanmaması↗ akdi faiz↗ feri müdahil↗ maddi hata↗ tmsf↗ kamu düzeni↗ fer'i müdahil↗ temerrüt faizi↗ havale↗ yönetim kurulu kararı↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının 14/12/1999 tarihli açtırdığı mevduat hesabındaki parasının aynı tarihli havale işlemi ile Kıbrıs'ta kurulu Secutriy Off-Shore hesabına havale edilmiş gibi gösterilerek davalı TMSF'nin devralıp borçlarını üstlendiği davalı banka tarafından kendi merkez hesaplarında tutularak bünyesinde kalan 15.430,00 TL miktarlı mevduatın davacıya geri ödenmediği, bu konuda dava tarihinde yürürlükteki bankacılık kanunları hükümleri gereği 10 yıllık zaman aşımı söz konusu olduğu, ayrıca mevduatın yatırıldığı banka yönetim kurulu üyeleri hakkında ceza davası bulunduğu, bu sebeple uzayıcı ceza zaman aşımı uygulanması gerektiği,bu durumda davacı alacağının zaman aşımına uğramamış olduğu havale talimatı tarihinden itibaren uygulanacak temerrüt faizi ile davalıdan tahsilinin gerektiği,akdi faiz talep edilemeyeceği bu sebeple yatırılan 15.430,00 TL mevduattan davacı adına Off Shore hesaplara aktarıldığı tarihten itibaren ödenmediği anlaşıldığından bu tarihten itibaren 3095 sayılı yasanın 2. maddesi uyarınca değişen ve değişecek oranlarda davalıda alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği, her ne kadar kısa kararın hüküm kısmında alacağa 10.12.1999 tarihinden itibaren faiz uygulanması gereketiği belirtilmiş ise de, gerçekte hesap açılış tarihi olan 14.12.1999 tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiği kısa kısa kararda sehven maddi hata yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.430 TL'nin 14.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen ve değişecek oranlarda avans (temerrüt) faizi ile davalı Ing Bank A.Ş'den tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile feri müdahil vekili temyiz etmiştir.
1-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 294/4 fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, HMK'nın 297'nci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda, mahkemenin gerekçeli kararının 1. fıkrasında 15.430,00 TL'nin 14.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen ve değişecek oranlarda avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, ancak kısa kararda 15.430,00 TL'nin 10.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen ve değişecek oranlarda avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verildiği, mahkemece kısa kararda sehven maddi hata olarak yapılan yanlışlığın gerekçeli kararda düzeltildiği belirtilmiştir. Bu durumda, gerekçeli karar ile kısa karar birbiriyle çeliştiğinden kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekili ile fer'i müdahil vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12627 E. 2016/1599 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son · Alacak
İncelediğiniz kararda1-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı yasanın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzenine» ilişkin olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun üstlenilmesi · avans faizi
Benzer bu karardaSomut olayda; mahkemece tefhim edilen kısa kararın 2 nolu bendinde "Davalı...A.Ş. ile fer'i müdahil ve «borcu üstlenen» ... aleyhine açılan davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, 11.000,33 TL alacağın davalı...A.Ş. adına borcunu üstlenen ... ile diğer davalılardan 11/11/1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili" şeklinde hüküm kurulmuş iken, gerekçeli kararın 2 nolu bendinin "Davacı tarafından, davalı...A.Ş. ile Fer'i Müdahi …
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı...A.Ş. ile «borcu üstlenen» ... aleyhinde açılan davanın kısmen kabulü ile 11.000,33 TL'nin 11.11.1999 tarihinden itibaren avans faiziyle davalı...A.Ş. ile borcu üstlenen ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve «borcu üstlenen» ... vekili temyiz etmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre de davalı...A.Ş vekilinin ve «borcu üstlenen» ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15682 E. 2015/1946 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son · Alacak
İncelediğiniz kararda1-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kanuni rehin hakkı · rehin hakkı · rehin · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; gemi üzerinde «kanuni rehin hakkı» tesisi talebinin alacaktan bağımsız olarak ileri sürelemeyeceği, davalılar ...hakkında açılan davaların takip edilmediği gerekçesiyle; davalı ... hakkındaki asıl ve birleşen davaların reddine, diğer davalılar hakkındaki davaların HMK'nın 150/5. maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece, kısa kararda, “...davacının asıl ve birleşen davasının reddine...” karar verilmiş iken, gerekçeli kararda “...Asıl davada; 1-Davacının 3 nolu davalı ... hakkındaki davasının reddine, 2-1 nolu davalı ... hakkındaki davanın HMK 150/5.maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», 3-2 nolu davalı ... hakkındaki davanın HMK 150/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına,...
Birleşen davada; 1-Davacının 1 nolu davalı ... hakkındaki davasının reddine, 2-2 nolu davalı ... hakkındaki davanın HMK 150/5.maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına»,...” şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6630 E. 2015/11092 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı yasanın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzenine» ilişkin olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · peşin karar harcı · infaz · tenfiz · yargılama gideri · dosya masrafı
Benzer bu karardaSomut olayda; kısa kararın 1 nolu bendinde «infazda tereddüt» doğuracak şekilde tekil bir ifadeyle hangi «masraf» tespit kararının «tenfiz» edildiği belirtilmeden "dava dilekçesinde bilgileri yazılı yargılama masraf tespitinin onaylı tercümesinin tenfizine" karar verilmiş, gerekçeli kararın hüküm fıkra …
Yine kısa kararın 3 nolu bendinde "Davalı tarafça yapılan temyiz posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, temyiz «peşin harcının» isteği halinde bozma ilamında belirtildiği gibi temyiz edene iadesine" karar verilmiş iken, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 3 nolu bendinde "..341,05 TL «yargılama giderinin» davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verildiği belirtilmiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK'un 54. maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10302 E. 2015/10032 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı yasanın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzenine» ilişkin olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9172 E. 2014/15550 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6525 E. 2015/11091 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı yasanın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzenine» ilişkin olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragat · karar verilmesine yer olmadığına · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, «feragat» nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Somut olayda; kararın hüküm kısmında «feragat» nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verildiği belirtilmiş olmasına rağmen karar gerekçesinde davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği açıklanarak hüküm ile gerekçe arasında çelişkiye yol açılması doğru olmamış, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, dava tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 311. maddesinin (1). fıkrasında belirtildiği üzere «feragat», «kesin» hüküm gibi hukuki sonuç doğurur ve aynı yasanın 309. maddesinin (4). fıkrası uyarınca feragat kayıtsız ve şartsız olmalıdır.
Eldeki davada, dosyada mecut "İbraname" başlıklı belge kayıtsız şartsız «feragat» de içermemektedir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5807 E. 2013/20795 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 Sayılı HMK'nın 186.maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» incelendikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, şirket borcu nedeni ile şirket yöneticisi aleyhinde takip yapıldığı, ancak şirket borcundan dolayı davacı aleyhine takip yapmanın mümkün olmadığı, davacının «kötüniyet tazminatına» ilişkin talebi ile ilgili olarak davalının açık bir «kötü niyetinin» ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; davacı taraf, dava dilekçesinde davalının yaptığı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitinin yanısıra «kötüniyet tazminatının» da tahsilini talep etmiş olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda kısa kararda "davanın kabulüne" karar verilmek suretiyle kötüniyet tazminatının da kabulünü kapsayacak şekilde hüküm kurulmuştur.
Ancak gerekçeli kararın 4 nolu bendinde talep edilen «kötü niyet tazminatının» reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5328 E. 2013/20864 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu karardaHüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 376. maddesi (6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi) uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ceza zamanaşımı · zamanaşımı
Benzer bu kararda… vunma ve dosya kapsamına göre, tecavüzün tespit edildiği tarih dikkate alındığında 818 sayılı BK'nın 60. maddesi uyarınca davanın açıldığı tarih itibariyle 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, Anayasa Mahkemesi'nin 03.01.2008 tarih 2005/15 Esas, 2008/2 sayılı kararıyla 556 sayılı KHK'nın 61-A-c maddesi iptal edildiğinden «ceza zamanaşımının» uygulanamayacağı, fazla hakların saklı tutulması beyanının zamanaşımını tek başına kesmeyeceği gerekçesiyle, ispat edilmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, kısa kararda sabit olmayan davanın reddine denmesine rağmen, gerekçeli kararda markaya tecavüz tarihi dikkate alındığında dava tarihi itibariyle dava «zamanaşımının» dolduğu, davalının süresinde yaptığı zamanaşımı itirazının kabul edildiği belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/16386 E. , 2014/5161 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 33. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 09/05/2013
NUMARASI 2012/20-2013/114
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 33. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.05.2013 tarih ve 2012/20-2013/114 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ile fer'i müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 18.563 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın devraldığı A.Ş'nin tasarruflarını bankanın Ankara Şubesi'nde vadeli hesap açarak değerlendirdiklerini, davalı banka Ankara Şubesi'nce davacı hesapların Off Shore hesaplarına havale edilmiş olduklarını öğrendiklerini, bankaca bu hesabında diğer hesaplar gibi banka güvencesinde olduğunun bildirildiğini, davalı Yurtbank'a 21/12/1999 tarihinde TMSF tarafından el konulduğunu, müvekkilinin alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere toplam 16.687,65 TL mevduat alacağının paranın bankaya yattığı tarihten itibaren vade sonuna kadar akdi faiz, vade sonundan fiili ödeme tarihine kadar ise 3095 sayılı Yasa'nın 2. maddesi son bendi gereğince belirlenen akdi faizden az olmamak üzere temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin husumet sıfatının bulunmadığını, davanın zaman aşımına uğradığını, A.Ş. ile ..Security Off Shore Ltd'nin ayrı tüzel kişilikler olup, aralarında organik bağ bulunmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, davacının talimatları doğrultusunda paranın başka bir tüzel kişilik olan Off Shore bankasına havale edildiğini, bu nedenle davacıların davalı bankadan talep edebilecek alacağının mevcut olmadığını, ayrıca davacının kendisinin hataya düşürüldüğünü, hile kullanılarak iradesinin fesata uğratıldığını iddia etmekte olup, bu iddialarında BK'nın 31 gereği 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra ileri sürüldüğünden reddi gerektiğini, istenen faiz miktarının fahiş olduğunu, banka eski yöneticilerine karşı açılan ceza davalarının bu davada delil olmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil TMSF vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının 14/12/1999 tarihli açtırdığı mevduat hesabındaki parasının aynı tarihli havale işlemi ile Kıbrıs'ta kurulu Secutriy Off-Shore hesabına havale edilmiş gibi gösterilerek davalı TMSF'nin devralıp borçlarını üstlendiği davalı banka tarafından kendi merkez hesaplarında tutularak bünyesinde kalan 15.430,00 TL miktarlı mevduatın davacıya geri ödenmediği, bu konuda dava tarihinde yürürlükteki bankacılık kanunları hükümleri gereği 10 yıllık zaman aşımı söz konusu olduğu, ayrıca mevduatın yatırıldığı banka yönetim kurulu üyeleri hakkında ceza davası bulunduğu, bu sebeple uzayıcı ceza zaman aşımı uygulanması gerektiği,bu durumda davacı alacağının zaman aşımına uğramamış olduğu havale talimatı tarihinden itibaren uygulanacak temerrüt faizi ile davalıdan tahsilinin gerektiği,akdi faiz talep edilemeyeceği bu sebeple yatırılan 15.430,00 TL mevduattan davacı adına Off Shore hesaplara aktarıldığı tarihten itibaren ödenmediği anlaşıldığından bu tarihten itibaren 3095 sayılı yasanın 2.
maddesi uyarınca değişen ve değişecek oranlarda davalıda alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği, her ne kadar kısa kararın hüküm kısmında alacağa 10.12.1999 tarihinden itibaren faiz uygulanması gereketiği belirtilmiş ise de, gerçekte hesap açılış tarihi olan 14.12.1999 tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiği kısa kısa kararda sehven maddi hata yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.430 TL'nin 14.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen ve değişecek oranlarda avans (temerrüt) faizi ile davalı Ing Bank A.Ş'den tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile feri müdahil vekili temyiz etmiştir.
1-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 294/4 fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, HMK'nın 297'nci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda, mahkemenin gerekçeli kararının 1. fıkrasında 15.430,00 TL'nin 14.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen ve değişecek oranlarda avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, ancak kısa kararda 15.430,00 TL'nin 10.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen ve değişecek oranlarda avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verildiği, mahkemece kısa kararda sehven maddi hata olarak yapılan yanlışlığın gerekçeli kararda düzeltildiği belirtilmiştir. Bu durumda, gerekçeli karar ile kısa karar birbiriyle çeliştiğinden kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekili ile fer'i müdahil vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekili ile fer'i müdahil vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı İng Bank A.Ş'ye iadesine, 17.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101781600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz