Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/18751 E. 2014/4979 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
objektif iyiniyet kuralları↗ objektif iyiniyet↗ iyiniyet kuralları↗ i̇i̇k 266↗ iyiniyet kuralı↗ genel kurul kararının iptali↗ ibra↗ iyiniyet↗ iptal davası↗ tüzel kişilik↗ anonim şirket↗ bilirkişi incelemesi↗ yönetim kurulu kararı↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin ortağı olduğunun Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04.06.2009 tarihli kararı ile tespit edildiği, bu karara rağmen davacının usulüne uygun olarak 09.03.2010 tarihinde yapılan genel kurula davet edilmediği, her ne kadar davalı tarafça iptali istenilen genel kurulun yapıldığı tarihte kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile ortaklığın tespit edilmediği, bu nedenle de davacının genel kurula çağrılmasının söz konusu olmadığı savunulmuş ise de esasen anılan mahkeme kararı ile zaten şirket ortağı durumunda bulunan davacının hakkının tespit edildiği, bu kararın yenilik doğurucu nitelikte değil tespit niteliğinde olduğu, davacının yapılan genel kurul toplantısına davet edilmemesinin ve dolayısıyla oyunu kullanamamasının, söz konusu toplantıda alınan kararların yasa, anasözleşme ve objektif iyiniyet kuralları ile bağdaşmaması sonucunu doğurduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 09.03.2010 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, gerek dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 275. maddesi, gerekse yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 266. maddesi uyarınca ancak çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi incelemesinin yaptırılabilecek olmasına, somut olayda, davacının ortak sıfatının ve iptali istenilen genel kurulda oy hakkına sahip olup olmadığının hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenebilecek nitelik taşımasına, davacının davalı şirkette 61.380 hisseye sahip bulunduğunun Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/321-339 E.K. sayılı ilamı ile belirlenmiş bulunmasına, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 374. maddesi uyarınca şirket yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarına ilişkin oylamada oy kullanamayacakları da gözetildiğinde, davacının oy oranının ibra oylamasında sonucu etkileyecek nitelikte olmasına, 09.03.2010 tarihli genel kurulda şirket yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu maddenin bu nedenle iptali gerekirken yazılı gerekçe ile anılan maddenin iptal edilmiş olması doğru olmamış ise de söz konusu madde yönünden sonucu itibariyle hükmün doğru görülmesine göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup mahkemece, davacının iptali istenilen genel kurul toplantısına çağrılmamasının söz konusu toplantıda alınan kararların, yasaya, anasözleşmeye ve objektif iyiniyet kurallarına aykırılığı sonucunu doğurduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, Dairemizin yerleşmiş içtihatları gereğince, genel kurul toplantısına çağrıda usulsüzlük olsa bile, salt bu nedenle genel kurul kararlarının iptali gerekmeyip aynı zamanda, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da iddia ve ispat edilmesi gerekmektedir. Çağrıda usulsüzlük yalnızca iptal davası açma hakkı verdiğinden, mahkemece, iptali istenilen genel kurulda alınan 4 nolu kararın yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, salt toplantıya çağrı yapılmadığı gerekçesiyle genel kurul kararının iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin davanın sadece ortaklık tüzel kişiliğine karşı açılması gerekmekte olup bu türden bir davada ortaklara husumet yöneltilmesi mümkün değildir. Bu itibarla, davalı M..F..l A.. hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6533 E. 2013/22508 K.
Ortak:objektif iyiniyet · iyiniyet kuralı · genel kurul kararının iptali · iyiniyet · iptal davası · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz kararda2-Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup mahkemece, davacının iptali istenilen genel kurul toplantısına çağrılmamasının söz konusu toplantıda alınan kararların, yasaya, anasözleşmeye ve «objektif iyiniyet kurallarına» aykırılığı sonucunu doğurduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Çağrıda usulsüzlük yalnızca «iptal davası» açma hakkı verdiğinden, mahkemece, iptali istenilen genel kurulda alınan 4 nolu kararın yasaya, anasözleşmeye veya «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, salt toplantıya çağrı yapılmadığı gerekçesiyle «genel kurul kararının iptaline» karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ancak, Dairemizin yerleşmiş içtihatları gereğince, genel kurul toplantısına çağrıda usulsüzlük olsa bile, salt bu nedenle «genel kurul kararlarının iptali» gerekmeyip aynı zamanda, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunun da iddia ve ispat edilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaDairemizin yerleşmiş içtihatları gereğince, genel kurulun toplantıya çağrılması usulsüz olsa bile, salt bu nedenle «genel kurul kararlarının iptali» gerekmeyip aynı zamanda, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunun da iddia ve ispat edilmesi gerekmektedir.
Çağrıda usulsüzlük yalnızca «iptal davası» açma hakkı verdiğinden, mahkemece, davacının ileri sürdüğü iptal sebepleri tek tek irdelenmek suretiyle, ileri sürülen sebeplerin genel kurulda alınan kararların iptalini gerektirip gerektirmediği konusunda, gerektiğinde «denetime elverişli bilirkişi raporu» alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, salt toplantıya davetin usulsüz olduğu gerekçesiyle «genel kurul kararının iptaline» karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, Türk Ticaret Kanunu'na göre genel kurul toplantısının «şirket merkezinde» yayınlanan yerel gazetede «ilan» edilmesi gerektiği, toplantıya yeterli sayıda iştirakin sağlanması ve sağlıklı kararlar alınabilmesi amacıyla getirilmiş olan bu hükme aykırı olarak genel kurul toplantısı ilanının yerel gazetede ilan edilmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 09.09.2011 tarihli şirket «olağanüstü genel kurul kararının iptaline» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli bilirkişi raporu · ana sözleşme değişikliği · şirket merkezi mahkemesi · olağanüstü genel kurul · denetime elverişlilik · ilan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, Türk Ticaret Kanunu'na göre genel kurul toplantısının «şirket merkezinde» yayınlanan yerel gazetede «ilan» edilmesi gerektiği, toplantıya yeterli sayıda iştirakin sağlanması ve sağlıklı kararlar alınabilmesi amacıyla getirilmiş olan bu hükme aykırı olarak genel kurul toplantısı ilanının yerel gazetede ilan edilmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 09.09.2011 tarihli şirket «olağanüstü genel kurul kararının iptaline» karar verilmiştir.
Çağrıda usulsüzlük yalnızca «iptal davası» açma hakkı verdiğinden, mahkemece, davacının ileri sürdüğü iptal sebepleri tek tek irdelenmek suretiyle, ileri sürülen sebeplerin genel kurulda alınan kararların iptalini gerektirip gerektirmediği konusunda, gerektiğinde «denetime elverişli bilirkişi raporu» alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, salt toplantıya davetin usulsüz olduğu gerekçesiyle «genel kurul kararının iptaline» karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Davacı tarafça, 09.12.2011 tarihli genel kurul toplantısında «ana sözleşme değişikliği» ve «yönetim kurulu» seçimine ilişkin alınan kararların yasaya ve yönetmeliklere aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
-
Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7529 E. 2011/2232 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · sermaye artırımı · ortaklar kurulu kararı · ticaret sicili · ilan
Benzer bu karardaMahkemece anasözleşmenin 13 ncü maddesine dayanılarak yazılı şekilde hüküm verilmiş ise de, davaya konu «ortaklar kurulu» kararından önce anasözleşmenin anılan maddesi değiştirilerek «sermaye artırımı» için gerekli olan oybirliği şartı kaldırılmış, buna ilişkin değişiklik 20.03.2003 tarihinde tescil edilip, 01.04.2003 tarihli «ticaret sicili» gazetesinde «ilan» edilmiş olması nedeniyle davaya konu ortaklar kurulu kararının geçerli olup olmadığının anılan değişiklik nazara alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
… leşmenin 13. maddesinde esas sermayenin artırılmasına ilişkin kararların oy birliği ile alınacağının kararlaştırılmasına rağmen davacının çağrılmadığı genel kurulda «sermaye artırımına» karar verildiği, bu nedenle alınan kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davaya konu 29.09.2006 tarihli ortaklar genel kurul kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmiştir.
Dava, davalı şirketin 29.09.2006 tarihli «ortaklar kurulu» kararının «hükümsüzlüğünün tespiti» istemine ilişkindir.
Bu durumda mahkemece yapılan anasözleşme değişikliği üzerinde durulup davaya konu «ortaklar kurulu» kararının yapılan değişiklik uyarınca değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, sözkonusu değişiklik nazara alınmadan eski anasözleşme hükmü uyarınca yapılan değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/18751 E. , 2014/4979 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 05/10/2012
NUMARASI 2011/26-2012/480
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/10/2012 tarih ve 2011/26-2012/480 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/03/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. U.. E.K.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu, davalı F..A..'ün müvekkiline ve eşine ait şirket hisselerini hileli bir işlemle devraldığını, durumu öğrenen müvekkilinin hisselerini devretmediğinin tespiti için açtığı davanın lehine sonuçlandığını, bu karara rağmen müvekkilinin davalı şirketin 09.03.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına davet edilmediğini, aslında söz konusu genel kurul toplantısının yapılmadığını, bu durumun noter aracılığıyla tespit edildiğini, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, bu durumda geçerli bir genel kurul toplantısından bahsedilemeyeceğini ileri sürerek, davalı şirketin 09.03.2010 tarihli genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketin ortağı olmaması nedeniyle işbu davayı açamayacağını, dava dilekçesinde bahsi geçen mahkeme kararının genel kurulun yapıldığı tarih itibariyle kesinleşmediğini, yapılan genel kurulun ve bu kurulda alınan kararların hukuka uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin ortağı olduğunun Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04.06.2009 tarihli kararı ile tespit edildiği, bu karara rağmen davacının usulüne uygun olarak 09.03.2010 tarihinde yapılan genel kurula davet edilmediği, her ne kadar davalı tarafça iptali istenilen genel kurulun yapıldığı tarihte kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile ortaklığın tespit edilmediği, bu nedenle de davacının genel kurula çağrılmasının söz konusu olmadığı savunulmuş ise de esasen anılan mahkeme kararı ile zaten şirket ortağı durumunda bulunan davacının hakkının tespit edildiği, bu kararın yenilik doğurucu nitelikte değil tespit niteliğinde olduğu, davacının yapılan genel kurul toplantısına davet edilmemesinin ve dolayısıyla oyunu kullanamamasının, söz konusu toplantıda alınan kararların yasa, anasözleşme ve objektif iyiniyet kuralları ile bağdaşmaması sonucunu doğurduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 09.03.2010 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, gerek dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 275. maddesi, gerekse yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 266. maddesi uyarınca ancak çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi incelemesinin yaptırılabilecek olmasına, somut olayda, davacının ortak sıfatının ve iptali istenilen genel kurulda oy hakkına sahip olup olmadığının hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenebilecek nitelik taşımasına, davacının davalı şirkette 61.380 hisseye sahip bulunduğunun Bakırköy 3.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/321-339 E.K. sayılı ilamı ile belirlenmiş bulunmasına, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 374. maddesi uyarınca şirket yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarına ilişkin oylamada oy kullanamayacakları da gözetildiğinde, davacının oy oranının ibra oylamasında sonucu etkileyecek nitelikte olmasına, 09.03.2010 tarihli genel kurulda şirket yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu maddenin bu nedenle iptali gerekirken yazılı gerekçe ile anılan maddenin iptal edilmiş olması doğru olmamış ise de söz konusu madde yönünden sonucu itibariyle hükmün doğru görülmesine göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup mahkemece, davacının iptali istenilen genel kurul toplantısına çağrılmamasının söz konusu toplantıda alınan kararların, yasaya, anasözleşmeye ve objektif iyiniyet kurallarına aykırılığı sonucunu doğurduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, Dairemizin yerleşmiş içtihatları gereğince, genel kurul toplantısına çağrıda usulsüzlük olsa bile, salt bu nedenle genel kurul kararlarının iptali gerekmeyip aynı zamanda, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da iddia ve ispat edilmesi gerekmektedir. Çağrıda usulsüzlük yalnızca iptal davası açma hakkı verdiğinden, mahkemece, iptali istenilen genel kurulda alınan 4 nolu kararın yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, salt toplantıya çağrı yapılmadığı gerekçesiyle genel kurul kararının iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin davanın sadece ortaklık tüzel kişiliğine karşı açılması gerekmekte olup bu türden bir davada ortaklara husumet yöneltilmesi mümkün değildir. Bu itibarla, davalı M..F..l A.. hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp, davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edendavalılara iadesine, 14/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101734500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz