6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ayni sermaye

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/12797 E. 2014/2640 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayni sermaye şirket merkezi mahkemesi ticaret sicili

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 343

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, yapılan inceleme sonunda, mevcut davada dava dışı şirketin alacaklarının değeri ve davacı şirketin öz varlığının tespitinin istendiği, TTK düzenlemesinde mahkemeye bu şekilde görev verilmediği, talebin yasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı temyiz etmiştir.

Dava, davacı şirketin özvarlığının ve dava dışı ortağın şirkete olan alacağının TTK'nın 343. maddesi uyarınca bilirkişi raporuyla tespiti istemine ilişkindir.

TTK'nın 343. maddesi “Konulan ayni sermaye ile kuruluş sırasında devralınacak işletmelere ve ayınlara, şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce değer biçilir. Değerleme raporunda, uygulanan değerleme yönteminin somut olayın özellikleri bakımından herkes için en adil ve uygun seçim olduğu; sermaye olarak konulan alacakların gerçekliğinin, geçerliğinin ve 342. maddeye uygunluğunun belirlendiği, tahsil edilebilirlikleri ile tam değerleri; ayni olarak konulan her varlık karşılığında tahsis edilmesi gereken pay miktarı ile Türk Lirası karşılığı, tatmin edici gerekçelerle ve hesap verme ilkesinin icaplarına göre açıklanır. Bu rapora kurucular ve menfaat sahipleri itiraz edebilir. Mahkemenin onayladığı bilirkişi kararı kesindir. “ hükmünü haiz olup, davacı şirket dava dışı ortağının şirketten olan alacağı karşılığında yeni pay almak istediğini, şirket sermayesinin ortakların alacaklarının ilavesi yoluyla artırımı için ticaret sicil memurluğuna başvurduklarını, sicil memurluğu yetkililerinin TTK'nın 343. maddesi uyarınca bilirkişi raporu alınmadan işlem yapmayacaklarını beyan ettiklerini ileri sürerek işbu davayı açmış olup, madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere yasa koyucu alacakların gerçekliliğinin, geçerliliğinin ve tahsil edilebilirliğinin mahkeme kararıyla yapılacak inceleme ile tespitini öngörmüş bulunmaktadır.

Bu itibarla, davacının talep ettiği hususların mahkemenin görevi dahilinde olduğu kabul edilerek, neticesine göre karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Ayni sermaye

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17228 E. 2014/5211 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ayni sermaye

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12880 E. 2014/2807 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15088 E. 2012/19474 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/12797 E.  ,  2014/2640 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/06/2013

NUMARASI 2013/407-2013/328

Hasımsız olarak görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/06/2013 tarih ve 2013/407-2013/328 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı, şirket yönetim kurulu tarafından sermayeye eklenebilcek ortak alacaklarının bilirkişi tarafından tespiti için mahkemeye başvurma kararı alındığını ileri sürerek, TTK 342 ve 343. maddeleri uyarınca (şirketin ortaklara borçlar hesabında kayıtlı bulunan) M. R. Ltd'nin alacaklarının ve davacı şirketin öz varlığının tespitini talep etmiştir.

Mahkemece, yapılan inceleme sonunda, mevcut davada dava dışı şirketin alacaklarının değeri ve davacı şirketin öz varlığının tespitinin istendiği, TTK düzenlemesinde mahkemeye bu şekilde görev verilmediği, talebin yasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı temyiz etmiştir.

Dava, davacı şirketin özvarlığının ve dava dışı ortağın şirkete olan alacağının TTK'nın 343. maddesi uyarınca bilirkişi raporuyla tespiti istemine ilişkindir.

TTK'nın 343. maddesi “Konulan ayni sermaye ile kuruluş sırasında devralınacak işletmelere ve ayınlara, şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce değer biçilir. Değerleme raporunda, uygulanan değerleme yönteminin somut olayın özellikleri bakımından herkes için en adil ve uygun seçim olduğu; sermaye olarak konulan alacakların gerçekliğinin, geçerliğinin ve 342. maddeye uygunluğunun belirlendiği, tahsil edilebilirlikleri ile tam değerleri; ayni olarak konulan her varlık karşılığında tahsis edilmesi gereken pay miktarı ile Türk Lirası karşılığı, tatmin edici gerekçelerle ve hesap verme ilkesinin icaplarına göre açıklanır. Bu rapora kurucular ve menfaat sahipleri itiraz edebilir.

Mahkemenin onayladığı bilirkişi kararı kesindir. “ hükmünü haiz olup, davacı şirket dava dışı ortağının şirketten olan alacağı karşılığında yeni pay almak istediğini, şirket sermayesinin ortakların alacaklarının ilavesi yoluyla artırımı için ticaret sicil memurluğuna başvurduklarını, sicil memurluğu yetkililerinin TTK'nın 343. maddesi uyarınca bilirkişi raporu alınmadan işlem yapmayacaklarını beyan ettiklerini ileri sürerek işbu davayı açmış olup, madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere yasa koyucu alacakların gerçekliliğinin, geçerliliğinin ve tahsil edilebilirliğinin mahkeme kararıyla yapılacak inceleme ile tespitini öngörmüş bulunmaktadır.

Bu itibarla, davacının talep ettiği hususların mahkemenin görevi dahilinde olduğu kabul edilerek, neticesine göre karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101734200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.