Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/13047 E. 2014/2619 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müterafik kusur↗ güven kurumu↗ zimmet↗ iyiniyet↗ ikrar↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı banka çalışanı G. Y.’in ceza yargılaması sırasında davacıdan 70.000,00 TL karşılığında 54.700,00 USD aldığını ve davacıya boş dekont imzalatarak çektiğini beyan ettiği ve eyleminin zimmet suçu içerisinde kabul edildiği, davalı banka çalışanın müşterilerin iyiniyetinden faydalanarak güven tesis ettiği ancak, davacının parasının aslında daha önce çekildiği ve davacının takip etmemesi nedeniyle bundan haberdar olmadığı veya banka çalışanı tarafından davacıdan gizlendiği, 70.000,00 TL karşılığında hiçbir zaman 54.700,00 USD alınmadığı, müşterinin iyiniyeti ve güveninin sadece banka çalışanının zatından değil, bankanın çalışanı üzerindeki denetimi gerçekleştirdiğine olan inancından da kaynaklandığı, ancak, tasarrufunu sadece banka çalışanının ya da bankanın insiyatifine bırakarak uzun süre takip etmemenin, boş tediye fişine imza atmanın ve hesap cüzdanı bulundurmamanın, verilmemişse talep etmemenin ise davacının kusurları olup, davacının müterafik kusurunun %20, davalı bankanın kusurunun ise %80 olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 56.000,00 TL alacağın 31.07.2007 tarihinden itibaren TCMB kısa vadeli avans kredileri için uygulanan oranda işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince: Davacı, davalı banka çalışanının telkin ve ikna edici tavırları ile TL hesabındaki mevduatının USD'ye çevrilmesi ve hesabında tutulması talimatı vermiş, davalı banka çalışanı ise davacının TL hesabında bulunan mevduatı, USD'ye çevirerek zimmetine geçirmiş ve bu eylemini ceza yargılamasında ikrar etmiştir. Mahkemece 2. bilirkişi raporu doğrultusunda davacı hesap sahibinin de %20 oranında müterafık kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin vardığı sonuç doğru olmamıştır. Zira; davacı, davalı banka çalışanına güvenmiş ve banka çalışanının telkinleri doğrultusunda hesabında işlem yapılması talimatını vermiş olup, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli dikkat ve özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve personelinin işlemlerini denetlemesi gerekmekte olup, 818 sayılı BK'nın 100. maddesi uyarınca çalışanının eylemlerinden sorumlu olduğu gibi, banka bir güven kurumu olmakla, en hafif kusurlarından dahi 818 sayılı BK'nın 99/2 maddesi uyarınca sorumluluğu bulunmaktadır. Ayrıca, davacının hesap cüzdanı almaması ve banka personeline güvenerek 1 adet boş tediye fişi imzalaması müterafık kusur teşkil etmez. Bu itibarla, bankanın davacının zararının tamamından sorumlu tutulması gerekirken, davacının müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17283 E. 2013/15399 K.
Ortak:zimmet · kusur
İncelediğiniz karardaY.’in ceza yargılaması sırasında davacıdan 70.000,00 TL karşılığında 54.700,00 USD aldığını ve davacıya boş dekont imzalatarak çektiğini beyan ettiği ve eyleminin «zimmet» suçu içerisinde kabul edildiği, davalı banka çalışanın müşterilerin «iyiniyetinden» faydalanarak güven tesis ettiği ancak, davacının parasının aslında daha önce çekildiği ve davacının takip etmemesi nedeniyle bundan haberdar olmadığı veya banka ça …
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince: Davacı, davalı banka çalışanının telkin ve ikna edici tavırları ile TL hesabındaki mevduatının USD'ye çevrilmesi ve hesabında tutulması talimatı vermiş, davalı banka çalışanı ise davacının TL hesabında bulunan mevduatı, USD'ye çevirerek «zimmetine» geçirmiş ve bu eylemini ceza yargılamasında «ikrar» etmiştir.
Ayrıca, davacının hesap cüzdanı almaması ve banka personeline güvenerek 1 adet boş tediye fişi imzalaması «müterafık kusur» teşkil etmez.
Benzer bu kararda… unma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, para çekilen mazbuzdaki imzanın davacıya ait olduğu, bu nedenle ceza soruşturmasında şüpheli hakkında «kovuşturmaya yer olmadığına» ilişkin karar verildiği, bankaca yürütülen soruşturma sonucunda da «idari işlem» yapılmasına gerek görülmediği, paranın davacının dava dışı banka personeline imzalayıp verdiği boş tediye fişi ile çekildiği, davacının bu şekilde tediye fişi vermesinde ağır kusurunun bulunduğu, davacının fişi hata ve «hile» sonucu verdiğini iddia ve ispat etmediği gibi davanın banka personeline karşı da açılmadığı, davacının peşinen bu personelce her türlü işlemin yapılmasına «muvafakat» verdiği, zararın oluşmasında kusurunun bulunduğu, bankaya atfedilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı, zarara davacının katlanmasının gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece zararın oluşmasında bankaya atfedilebilecek bir «kusur» bulunmadığından bahisle dava reddedilmiş ise de, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi gerekir.
Oysa dosya arasındaki idari soruşturma raporuna göre, banka personeli bir kısım mudi hesapları üzerindeki usulsüz işlemler ile toplamda 263.241,30 TL ve 40.000 USD'yi «zimmetine» geçirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari işlem · kovuşturmaya yer olmadığına dair karar · hile · muvafakat
Benzer bu kararda… unma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, para çekilen mazbuzdaki imzanın davacıya ait olduğu, bu nedenle ceza soruşturmasında şüpheli hakkında «kovuşturmaya yer olmadığına» ilişkin karar verildiği, bankaca yürütülen soruşturma sonucunda da «idari işlem» yapılmasına gerek görülmediği, paranın davacının dava dışı banka personeline imzalayıp verdiği boş tediye fişi ile çekildiği, davacının bu şekilde tediye fişi vermesinde ağır kusurunun bulunduğu, davacının fişi hata ve «hile» sonucu verdiğini iddia ve ispat etmediği gibi davanın banka personeline karşı da açılmadığı, davacının peşinen bu personelce her türlü işlemin yapılmasına «muvafakat» verdiği, zararın oluşmasında kusurunun bulunduğu, bankaya atfedilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı, zarara davacının katlanmasının gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3883 E. 2019/1056 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun ifası · tanık beyanı · icazet · bozma sonrası karar · karar verilmesine yer olmadığına · zamanaşımı · teslim · kesin hüküm
Benzer bu kararda… 2012/91 esas 2014/27 karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda; davacının ....000 USD nakden aldığına dair dekontta imzasının olduğunun, böylelikle işleme «icazet» verdiğinin, bankanın sorumluluğunun bulunmadığının belirtildiği, kararda ise davacının kandırılarak tediye fişini imzalatıldığına yönelik iddia bakımından beyanı dışında destekleyici delil bulunmadığının, tediye fişinde imzasının olduğu işleme icazet verdiğinin tespit edildiği, kararın kesinleştiği, tediye fişinde davacının dava konusu parayı «teslim» aldığının yazılı olduğu, aksinin yazılı belge ile ispatlanabileceği, ceza dosyasındaki «tanık beyanlarının» davacı iddialarını desteklemediği, ....000 USD gibi yüksek meblağlı miktarda hesap açtırıp hesap cüzdanı almamanın ve tediye fişini okumadan imzalamanın hayatın ol …
Ancak, Mahkemece «bozma sonrası» yapılan yargılamada ... bakımından da ilk karar kesinleştiğinden karar «verilmesine yer olmadığı» yerine davanın reddine karar verildiği böylece kesinleşen ve «kesin» hüküm oluşturan kararın ortadan kaldırdığı anlaşılmakla, ... yönünden verilen usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerekmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/91 E, 2014/27 Karar sayılı dosyasındaki kararda davacının «icazetinden» bahsedilmekte ise de, bu ceza davasının «zamanaşımı» nedeniyle ortadan kaldırılması karşısında, 818 sayılı BK 53. maddesi kapsamında hukuk hakimini bağlayıcı maddi olgunun varlığı da söz konusu değildir.
116 – eBK m 100) bankanın akdi ilişki içinde olduğu kişilere karşı banka personeli “bir «borcun ifası» veya bir borçtan mütevellit bir hakkı kullanmasından ötürü” banka müşterilerinin bir zararına neden olursa, banka ve zarara neden olan banka çalışanı zarardan sorumludur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/13047 E. , 2014/2619 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ POLATLI 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ 09/04/2013
NUMARASI 2010/495-2013/158
Taraflar arasında görülen davada Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/04/2013 tarih ve 2010/495-2013/158 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, uzun süreden beri davalı bankanın müşterisi olan müvekkilinin işlemlerini dava dışı G. Y. isimli banka çalışanına yaptırdığını ve davalı banka şubesinde bulunan 70.000,00 TL parası ile, bu kişinin tavsiyesi üzerine 54.700,00 USD alarak hesabında durması talimatı verdiğini ve uzun süreden beri tanıdığı, sürekli işlemlerini yaptırdığı kişi olduğu için de hiç şüphe duymadan dekontları imzaladığını, banka çalışanının birtakım usulsüz işlemler yaparak ortadan kaybolması üzerine davalı banka şubesine başvurduğunu ve hesabında herhangi bir bakiye olmadığını öğrendiğini, hesabında olması gereken 54.700,00 USD'nin iadesini talep ettiğini ancak, kendisine ödeme yapılmadığını oysa, davalı çalışanının ceza yargılamasında parayı zimmetine geçirdiğini kabul ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.000,00 USD'nin 31.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 16.07.2012 tarihli dilekçesi ile de dava konusu talebi 54.700,00 USD olarak ıslah ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı vekili, davacının elinde hesap cüzdanının bulunmadığını, tüm tediye fişlerinin davacı tarafından imzalandığını, davacının müvekkili bankaya değil, banka çalışanının şahsına özel bir güven duyduğu için tüm kusurun davacıda olup, davacının kendi kusurlu davranışı ile müvekkili bankanın güvenlik sistemini devre dışı bıraktığını, davacının imzaladığı her bir belgeden sorumlu olup, hesap hareketleri incelendiğinde dava tarihi itibariyle müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı banka çalışanı G. Y.’in ceza yargılaması sırasında davacıdan 70.000,00 TL karşılığında 54.700,00 USD aldığını ve davacıya boş dekont imzalatarak çektiğini beyan ettiği ve eyleminin zimmet suçu içerisinde kabul edildiği, davalı banka çalışanın müşterilerin iyiniyetinden faydalanarak güven tesis ettiği ancak, davacının parasının aslında daha önce çekildiği ve davacının takip etmemesi nedeniyle bundan haberdar olmadığı veya banka çalışanı tarafından davacıdan gizlendiği, 70.000,00 TL karşılığında hiçbir zaman 54.700,00 USD alınmadığı, müşterinin iyiniyeti ve güveninin sadece banka çalışanının zatından değil, bankanın çalışanı üzerindeki denetimi gerçekleştirdiğine olan inancından da kaynaklandığı, ancak, tasarrufunu sadece banka çalışanının ya da bankanın insiyatifine bırakarak uzun süre takip etmemenin, boş tediye fişine imza atmanın ve hesap cüzdanı bulundurmamanın, verilmemişse talep etmemenin ise davacının kusurları olup, davacının müterafik kusurunun %20, davalı bankanın kusurunun ise %80 olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 56.000,00 TL alacağın 31.07.2007 tarihinden itibaren TCMB kısa vadeli avans kredileri için uygulanan oranda işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince: Davacı, davalı banka çalışanının telkin ve ikna edici tavırları ile TL hesabındaki mevduatının USD'ye çevrilmesi ve hesabında tutulması talimatı vermiş, davalı banka çalışanı ise davacının TL hesabında bulunan mevduatı, USD'ye çevirerek zimmetine geçirmiş ve bu eylemini ceza yargılamasında ikrar etmiştir. Mahkemece 2. bilirkişi raporu doğrultusunda davacı hesap sahibinin de %20 oranında müterafık kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin vardığı sonuç doğru olmamıştır. Zira; davacı, davalı banka çalışanına güvenmiş ve banka çalışanının telkinleri doğrultusunda hesabında işlem yapılması talimatını vermiş olup, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli dikkat ve özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve personelinin işlemlerini denetlemesi gerekmekte olup, 818 sayılı BK'nın 100.
maddesi uyarınca çalışanının eylemlerinden sorumlu olduğu gibi, banka bir güven kurumu olmakla, en hafif kusurlarından dahi 818 sayılı BK'nın 99/2 maddesi uyarınca sorumluluğu bulunmaktadır. Ayrıca, davacının hesap cüzdanı almaması ve banka personeline güvenerek 1 adet boş tediye fişi imzalaması müterafık kusur teşkil etmez. Bu itibarla, bankanın davacının zararının tamamından sorumlu tutulması gerekirken, davacının müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 14/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101731700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz