6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İştirak halindeki pay temsilcisiz kullanılınca genel kurul kararı yoktur

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/13525 E. 2010/4003 K. · · İlk derece: 4.Ticaret Mahkemesi

Kesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının yokluğu iştirak halinde mülkiyet hisse senedinde temsilci zorunluluğu toplantı ve karar nisabı muhalefet şerhi re'sen gözetme

Gerekçe özeti

Bir hisse senedinin birden çok maliki (iştirak halinde mülkiyet) bulunduğunda oy hakkı ancak müşterek/tek temsilci aracılığıyla kullanılabilir (TTK 373, 400/1 emredici); iştirak halindeki paylar temsilci tayin edilmeden kullanıldığında genel kurulun toplantı ve karar nisabı (TTK 372, 378) sağlanamaz ve alınan kararlar yokluk hükmündedir. Yokluk re'sen gözetilir ve tespiti için TTK 381/1'deki muhalefet şerhini tutanağa geçirme şartı aranmaz.

Ele alınan sorunlar

İştirak halinde mülkiyete konu payların temsilci aracılığıyla kullanılmaması, genel kurul nisabı ve yokluk → kabul

İddia: Davacı, iptalini istediği kararlara muhalif kaldığını, alınan kararların yasa, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu; muhalefetin tutanağa geçirilmemesi gerekçesiyle davanın reddinin yerinde olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Murisin ölümüyle davalı şirketin %99,62 payı davacı ile diğer mirasçılara paylaşma olmadığından iştirak halinde geçmiştir; iştirak halinde mülkiyette malvarlığı üzerinde tasarruf ve hakların kullanılması tüm ortakların ittifakıyla mümkündür. TTK 373 ve 400/1 uyarınca bir hisse senedinin birden çok maliki bulunduğunda haklar ancak müşterek/tek bir temsilci aracılığıyla kullanılabilir ve bu hüküm emredicidir. İştirak halindeki paylara ait oy hakkı temsilci tayin edilerek kullanılmadığından, TTK 372 ve 378'deki toplantı ve karar nisapları sağlanamaz ve alınan kararlar yokluk hükmündedir. Re'sen gözetilmesi gereken bu husus karşısında, yokluk hükmündeki genel kurul kararının iptali için TTK 381/1'deki muhalefet şerhini tutanağa geçirme zorunluluğu da yoktur. Bu nedenle kararların yokluğunun tespitine karar verilmesi gerekirken davanın şartları oluşmadığından reddi yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İştirak halindeki payların temsilci tayin edilmeden kullanıldığı genel kurulda nisap oluşmayacağı ve kararların yokluk hükmünde olduğu, yokluk tespitinde muhalefet şerhi aranmayacağı yönünde emsal değeri taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
genel kurul kararının yokluğunun tespitinde muhalefet şerhi (tutanağa geçirme) şartı aranmaz
Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 373TTK 400/1TTK 372TTK 378TTK 381/1

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ortaklar Kurulu Kararının Yokluğunun Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2829 E. 2017/1932 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13579 E. 2013/19048 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yönetim Kurulu Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11675 E. 2013/16166 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Yönetim Kurulu Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11675 E. 2013/16166 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/13525 E.  ,  2010/4003 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 4.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.01.2007 gün ve 2007/268-2007/762 sayılı kararı onayan Daire’nin 06.07.2009 gün ve 2008/4487-2009/8323 sayılı kararı aleyhinde davacı tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin kapalı anonim şirket türünden olan aile şirketi niteliğinde bulunduğunu, en büyük pay sahibi ve yönetim kurulu başkanı ...’ın 09.07.2006 tarihinde öldüğünü, müvekkilinin bu kişinin mirasçısı olduğunu, diğer ortaklar olan anne ve kardeşlerinin kendisini dışladığını, terekenin tespiti için dava açıldığını, mahkemece kayıtlar üzerine başkaca işlem yapılmaması yönünde şerh konulduğunu, buna rağmen 26.01.2007 tarihinde davalı şirketin genel kurul toplantısı yaptığını, yetkiler kötüye kullanılarak kararlar alındığını, azınlığın ve münferit pay sahiplerinin meşru çıkarlarının ihlal edildiğini, şirket defter ve kayıtlarının inceleme talebinin gereğinin yerine getirilmediğini, 15 gün öncesinde de ortakların incelenmesine sunulmadığını, kar payının dağıtılmadığını, alınan kararlarının yasa, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, alınan kararların iptaline ve şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, 26.01.2007 tarihli genel kurulda davacının iptalini talep ettiği bazı kararlara muhalif kalarak tutanağa geçirmediği, iptal davası açma şartının gerçekleşmediği, diğer kararların yasa, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2008/4487 E, 2009/8323 K sayılı ilamıyla onanmıştır.

Davacı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dava anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, iptali istenen kararlara muhalif kalındığı halde muhalefetini genel kurul tutanağına yazdırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Dairemizce hüküm bu gerekçeye alınan kararlarda yokluk sonucunu doğuracak şekilde emredici düzenlemelere aykırılık tespit edilemediği hususu da eklenerek onanmıştır.

Davalı şirket kapalı bir aile şirketi niteliğinde olup % 99,62 payı davacı ve diğer ortakların miras bırakanı ...’a aitken adı geçenin 09.07.2007 tarihinde ölümü ile arasında davacının da bulunduğu tüm ortaklara kalmıştır. Murisin ölümüyle davalı şirketin % 99,62 oranında 154,411 adet payı davacı, annesi ve iki kardeşi olan diğer ortaklara kalmış ve paylaşma olmadığından iştirak halindedir. İştirak halinde mülkiyet durumunda söz konusu malvarlığı değeri üzerinde tasarruf edilmesi ve hakların kullanılması tüm ortakların ittifakı ile mümkündür. TTK’nun 373. maddesine göre her hisse senedi en az bir oy hakkı verir ve bir hisse senedinin birden çok maliki bulunduğu takdirde bunlar ancak bir temsilci marifetiyle oy haklarını kullanabilirler.

Yine 400/1. maddede hisse senedini şirkete karşı bölünemeyeceğini ve bir hisse senedini birden fazla sahibi bulunduğu takdirde bunların şirkete karşı haklarını ancak müşterek bir mümessil aracılığı ile kullanabilecekleri zorunluluğu ifade edilmiştir ve bu hüküm emredici niteliktedir. TTK’nun 372. maddesine göre özel nisap aranmayı gerektirmeyen olağan işlerde esas mukavelede aksine hüküm yoksa toplantı nisabı ilk toplantıda esas sermayenin en az 1/4’üne sahip pay sahiplerinin huzuruyla yapılır. Yine aynı yasanın 378. maddesine göre özel düzenlemeye tabi olmayan hallerde mevcut oyların çoğunluğu ile karar verilir. Bu toplantı ve karar nisaplarına uyulmadan yapılan toplantıda alınan kararlar yok hükmündedir.

Res’en gözetilmesi gereken bu husus bakımından yukarıda yapılan açıklamalar ışığında alınan kararlar değerlendirildiğinde, iştirak halinde olan davalı şirketin % 99,62 payına ait oy hakkı mirasçılar tarafından temsilci tayin edilerek temsilci aracılığı ile kullanılmadığından iptali istenen genel kurul kararlarının nisaba uygun olarak alındığı kabul edilemez. Bu kararlar yoklukla maluldür. Yoklukla malul olan bir genel kurul kararının iptali isteğiyle dava açılması için TTK 381/1. maddesine göre karara muhalif kalarak keyfiyeti tutanağa geçirme zorunluluğu da yoktur.

Bu nedenlerle davalı şirketin 26.01.2007 günlü genel kuruda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken davanın şartları oluşmadığından reddine karar verilmesi yerinde olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin onama kararının kaldırılarak hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 06.07.2009 gün 2008/4487-2009/8323 sayılı kararının kaldırılarak mahkeme hükmünün açıklanan gerekçelerle BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 09.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1017177600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.