6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Senet hak tespiti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/4129 E. 2011/2531 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ön inceleme aşaması hazirun cetveli olağanüstü genel kurul hamil ibraz temsil teslim i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 360TTK 415

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davalı şirketin 28.04.2006 tarihli olağan genel kurul toplantısına ait hazirun cetveline göre ...’un genel kurul toplantısına katıldığı, 20.000 adet hisse sahibi olduğunun anlaşıldığı, TTK’nun 415.maddesi uyarınca hamiline yazılı hisse senetlerinin devrinin teslimle olacağı, hisse senetlerini ellerinde bulunduranların senetleri kimden ne şekilde aldıklarını kanıtlamak zorunda bulunmaksızın paydaş sıfatına haiz olacakları, murisin katıldığı son genel kurul toplantısından sonra hisse senetlerinin iade edildiği kanıtlanamamış ise de,murisin ölümünden sonra yapılan 17.03.2008 tarihli genel kurulda tüm hisselerin temsil edilmesi karşısında murisin ölmeden hisse senetlerini devrettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1-Dava davacının murisi (annesi) ... tarafından ortağı olduğu davalı şirketin genel kurul toplantısına katılmak üzere şirkete tevdi edilen,ancak iade edilmediklerinden şirket yed’inde bulunduğu iddia edilen hamiline yazılı hisse senetlerinin şirkette olmadığı yolunda davalı tarafından çıkartılan muaraza üzerine bu senetlerin murise ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

Davalı şirketin 28.04.2006 tarihli genel kurul toplantısına davacının murisi katılmıştır. Genel Kurul toplantısına katılmak için TTK'nun 360. maddesi gereğince hamiline hisse senetlerinin şirkete tevdi edilmesinin zorunlu olup, artık ortaklara geri iade edildiğinin kanıt yükü şirkete aittir. Esasen davalı şirket vekilince de cevap dilekçesinde söz konusu hamiline yazılı hisse senetlerinin genel kurul toplantısına katılmak için ... tarafından şirkete ibraz edilmediği değil söz konusu hisse senetlerinin şirkette bulunmadığı savunulmuştur.

Diğer yandan dava açıldıktan sonra hisse senetlerinin bir başkası elinde olduğu savunulduğuna göre böyle bir belirleme yapılması halinde bu kişilerin haklarının dava sonucunda verilecek hükümle etkilenmesi muhtemel olmakla davacı tarafa söz konusu kişiler hakkında dava açılması için süre verilerek açıldığında işbu dava dosyasıyla birleştirilerek yargılamaya devamla hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Senet hak tespiti 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3837 E. 2010/6690 K.

    Ortak: · Senet hak tespiti

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/4129 E.  ,  2011/2531 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.12.2008 tarih ve 2007/168 - 2008/445 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2011 gününde davalı avukatı... gelip, davacı avukatı tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davalı avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirketin kurucu üyesi, 28.04.2006 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına göre de 20.000 payı olan müvekkilinin murisi ...’ın 08.02.2007 tarihinde vefat ettiğini, .....’ın ölümünden sonra murisin şirketteki hissesinin sorulduğunu, hisselerin hamiline yazılı hisse senetleri olarak bastırılıp ortaklara dağıtıldığı, ölüm tarihi itibariyle şirketteki pay ve paydaş durumunun belirlenmesinin mümkün olmadığının bildirildiğini, oysa, müvekkilinin murisine ait hisse senetlerinin devredilmediğini, ancak nerede olduğunun da bilinmediğini, şirket kasasında olma ihtimalinin yüksek olduğunu, genel kurullarda payların temsil edilmesinin denetlenmesi açısından hamiline yazılı hisse senetlerinin şirkete tevdi edilmesinin zorunlu bulunması karşısında senetlerin paydaşlara iade edildiğini ispat yükünün şirkete ait olduğunu ileri sürerek, davacının murisi ...’ın davalı şirkette 20.000 adet hisse senedine veya daha fazla saptanması halinde o miktar hisse senedine sahip ve ortak olduğunun tespitini istemiştir.

Davalı vekili, müvekkili şirketin 50.000 YTL ödenmiş sermayesi olduğunu ve şirket ana sözleşmesi hükümlerine uygun olarak hamiline hisse senetlerinin basıldığını şirkette sahip oldukları hisseleri karşılığında ortaklara dağıtıldığını, ...’ın 28.04.2006 tarihli toplantıya katıldığını,ancak anılana ait olduğu söylenen hisse senetlerinin hiçbir şekilde davalı şirkette bulunmadığını, davacı tarafından gönderilen 08.02.2007 tarihli ihtarname ile şirketteki hisse miktarı ve ortaklık durumunun bildirilmesinin istendiğini, ancak pay defterine göre 08.02.2007 tarihi itibariyle şirketteki pay ve paydaş durumunun belirlenmesinin mümkün olmadığının bildirildiğini savunarak, davanın aktif husumet ve esas yönünden reddini istemiştir.

Mahkemece, davalı şirketin 28.04.2006 tarihli olağan genel kurul toplantısına ait hazirun cetveline göre ...’un genel kurul toplantısına katıldığı, 20.000 adet hisse sahibi olduğunun anlaşıldığı, TTK’nun 415.maddesi uyarınca hamiline yazılı hisse senetlerinin devrinin teslimle olacağı, hisse senetlerini ellerinde bulunduranların senetleri kimden ne şekilde aldıklarını kanıtlamak zorunda bulunmaksızın paydaş sıfatına haiz olacakları, murisin katıldığı son genel kurul toplantısından sonra hisse senetlerinin iade edildiği kanıtlanamamış ise de,murisin ölümünden sonra yapılan 17.03.2008 tarihli genel kurulda tüm hisselerin temsil edilmesi karşısında murisin ölmeden hisse senetlerini devrettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1-Dava davacının murisi (annesi) ... tarafından ortağı olduğu davalı şirketin genel kurul toplantısına katılmak üzere şirkete tevdi edilen,ancak iade edilmediklerinden şirket yed’inde bulunduğu iddia edilen hamiline yazılı hisse senetlerinin şirkette olmadığı yolunda davalı tarafından çıkartılan muaraza üzerine bu senetlerin murise ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

Davalı şirketin 28.04.2006 tarihli genel kurul toplantısına davacının murisi katılmıştır. Genel Kurul toplantısına katılmak için TTK'nun 360. maddesi gereğince hamiline hisse senetlerinin şirkete tevdi edilmesinin zorunlu olup, artık ortaklara geri iade edildiğinin kanıt yükü şirkete aittir. Esasen davalı şirket vekilince de cevap dilekçesinde söz konusu hamiline yazılı hisse senetlerinin genel kurul toplantısına katılmak için ... tarafından şirkete ibraz edilmediği değil söz konusu hisse senetlerinin şirkette bulunmadığı savunulmuştur.

Diğer yandan dava açıldıktan sonra hisse senetlerinin bir başkası elinde olduğu savunulduğuna göre böyle bir belirleme yapılması halinde bu kişilerin haklarının dava sonucunda verilecek hükümle etkilenmesi muhtemel olmakla davacı tarafa söz konusu kişiler hakkında dava açılması için süre verilerek açıldığında işbu dava dosyasıyla birleştirilerek yargılamaya devamla hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 10.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016577000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.