Tasfiye memurunun sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/13211 E. 2014/2216 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiye memurunun sorumluluğu↗ limited şirket müdürü↗ zimmet↗ sınırlı sorumluluk↗ sorumluluk davası↗ ticaret sicili tescili↗ muvazaa↗ şirket müdürü↗ tasfiye memuru↗ limited şirket↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ terkin↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, takip borçlusunun şirket olduğu, takipten önce tasfiye edildiği ve bu hususun ticaret siciline tescil edildiği, şirket hakkında yanlış bilgi vermek suçundan yapılan ceza yargılaması sonucunda ilgili mahkemece davalı sanık R.. Y.. hakkında üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle beraat kararı verildiği, borçlunun sermaye şirketi olduğu, sermaye miktarı ile sınırlı sorumluluğun bulunduğu, şirket ortaklarının şirket borçlarından sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davacının davalı Ramis Yalım hakkındaki davasının reddine; davacının davalı S.. Y.. hakkındaki davasında ise atiye terk nedeni ile esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde diğer iddialarının yanı sıra limited şirket müdürü ve aynı zamanda tasfiye memuru olan davalının mal beyanınında, gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ve tasfiyede görevini kötüye kullanarak davacıyı zarara uğrattığını, şirketin mallarının zimmete geçirildiğini ve borçlu şirket üzerine halen işletilmekte olan bir başka şirketin muvazaalı olarak işletildiğini iddia etmiş olup, davacının bu iddiaları mülga TTK'nın 552. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 450/1 ve 224/1 maddeleri uyarınca tasfiye memurunun sorumluluğu davası mahiyetindedir. Mahkemece, ceza davasının beraatle sonuçlanmasının bu davanın reddine gerekçe yapılması, ceza davasında suçun unsurları oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmesi karşısında, hukuk mahkemesini bağlamayacağından yerinde değildir. Belirtilen yasa maddeleri kapsamında, tasfiye memurunun sorumluluğu çerçevesinde davanın ve delillerin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeler ile davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12698 E. 2012/3179 K.
Ortak:zimmet
İncelediğiniz karardaDavacı, dava dilekçesinde diğer iddialarının yanı sıra «limited şirket müdürü» ve aynı zamanda «tasfiye memuru» olan davalının mal beyanınında, gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ve tasfiyede görevini kötüye kullanarak davacıyı zarara uğrattığını, şirketin mallarının «zimmete» geçirildiğini ve borçlu şirket üzerine halen işletilmekte olan bir başka şirketin «muvazaalı» olarak işletildiğini iddia etmiş olup, davacının bu iddiaları mülga TTK'nın 552. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 450/1 ve 224/1 maddeleri uyarınca «tasfiye memurunun sorumluluğu davası» mahiyetindedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın, «zimmet» suçundan beraat eden davacıdan para tahsil etmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, bankanın kendi personelinin hukuka aykırı eylemleri sonucu zarar gördüğü gere …
Oysa, usulsüz işlemi yapan davalı ... ile birlikte davacı hakkında da «zimmet» suçuna iştirak suçundan ceza davası açılmış olup, verilen hüküm henüz kesinleşmediği gibi, anılan ceza davasının neticesinin işbu davanın sonucunu doğrudan etkileyebileceği şüphesizdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat · dava sebebi · görevli mahkeme
Benzer bu kararda1-Dava, davalı banka «görevlisinin» usulsüz işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle «maddi tazminat» isteminin kabulüne karar verilmiştir.
2- Bozma «sebebine» göre, davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şu aşamada gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. HD 2018/5713/2019/6944
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5713 E. 2019/6944 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15969 E. 2013/22692 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolandırıcılık · ıslah · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… sinin parasını yatırdığı yurt dışındaki dava dışı şirketten paraların bu tarihlerde davalı şirkete aktarıldığı, devam eden eylemler nedeniyle paranın aktarıldığı en «son» gün olarak 2000 yılının son günü olarak kabul edilmesi gerektiği, davacıların paraların davalılara aktarıldığını dava tarihinden önce öğrendiğine dair dosya içerisinde herhangi bir delil bulunmadığı, paraların aktarıldığı iddia edilen tarihten davanın açıldığı 17.02.2011 tarihine kadar ve davanın «ıslah» edildiği 11.04.2012 tarihine kadar Borçlar Kanunu'nun 60.maddesinde düzenlenen 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, bu nedenle davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar davacılar v …
Mahkemece, davalı ... hakkında Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan nitelikli «dolandırıcılık» suçuna ilişkin yargılama sonucunda mahkemece davanın «zamanaşımı» nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, Bakırköy 8.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/13211 E. , 2014/2216 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÜYÜKÇEKMECE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 01/11/2011
NUMARASI 2006/930-2011/590
Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.11.2011 tarih ve 2006/930 - 2011/590 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, İstanbul 1. İş Mahkemesi'nin 2002/1777 E - 2005/184 K sayılı ilamı ile davalıların sahibi, işleteni ve ortağı bulundukları dava dışı […] San. ve Tic. Ltd. Şti'de işçi olarak çalışmakta olan müvekkilinin geçirdiği iş kazası sebebiyle, lehine tazminata hükmedildiğini, ilamın takibe konulduğunu, ancak takip dosyasına borçlu şirket vekili tarafından sunulan dilekçe ile borçlu şirketin tasfiye edildiğinin belirtildiğini, müvekkilini mağdur etmek amacıyla hileli yollarla MK 2/2 maddesine aykırı şekilde şirketin tasfiyesini sağlayan şirket ortak ve temsilcisi olan davalıların TTK'nın 552 va 555 maddeleri uyarınca şahsi sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek, 27.500,00 TL'nin yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 15/10/2007 tarihli celsede ise davalı S..
Y.. hakkındaki davalarını atiye terk ettiklerini belirtmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, takip borçlusunun şirket olduğu, takipten önce tasfiye edildiği ve bu hususun ticaret siciline tescil edildiği, şirket hakkında yanlış bilgi vermek suçundan yapılan ceza yargılaması sonucunda ilgili mahkemece davalı sanık R.. Y.. hakkında üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle beraat kararı verildiği, borçlunun sermaye şirketi olduğu, sermaye miktarı ile sınırlı sorumluluğun bulunduğu, şirket ortaklarının şirket borçlarından sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davacının davalı Ramis Yalım hakkındaki davasının reddine; davacının davalı S.. Y.. hakkındaki davasında ise atiye terk nedeni ile esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde diğer iddialarının yanı sıra limited şirket müdürü ve aynı zamanda tasfiye memuru olan davalının mal beyanınında, gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ve tasfiyede görevini kötüye kullanarak davacıyı zarara uğrattığını, şirketin mallarının zimmete geçirildiğini ve borçlu şirket üzerine halen işletilmekte olan bir başka şirketin muvazaalı olarak işletildiğini iddia etmiş olup, davacının bu iddiaları mülga TTK'nın 552. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 450/1 ve 224/1 maddeleri uyarınca tasfiye memurunun sorumluluğu davası mahiyetindedir. Mahkemece, ceza davasının beraatle sonuçlanmasının bu davanın reddine gerekçe yapılması, ceza davasında suçun unsurları oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmesi karşısında, hukuk mahkemesini bağlamayacağından yerinde değildir.
Belirtilen yasa maddeleri kapsamında, tasfiye memurunun sorumluluğu çerçevesinde davanın ve delillerin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeler ile davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101644500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz