Davadan feragat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12048 E. 2010/4396 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
davadan feragat↗ ticaret unvanı↗ feragat↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ ayırt edicilik↗ ilan↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2008/12048 E. , 2010/4396 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.05.2008 tarih ve 2005/73-2008/157 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden ...’un 1973 yılından beri “... ... Ciğercisi ve Sakatatçısı” olarak ticari faaliyette bulunduğunu, diğer müvekkilinin de ticari hayatına babası ...’un yanında başladığını ve daha sonra “... İşkembecisi ve Sakatatçısı ...” ismi ile ticari faaliyetine devam ettiğini ve müvekkili ...’un “...” ibaresini 27.11.2001 tarihinden itibaren marka olarak tescil ettirmiş olduğunu, davalı ...’in hem kendi işletmesinde hem de münferiden imzaya yetkili olduğu ve yönetim kurulu başkan yardımcılığını yürüttüğü davalı şirkette “...” ibaresini kullandığını ve bu ibare ile ticari faaliyetlerde bulunduğunu, oysaki anılan ibarenin müvekkili tarafından marka olarak tescil ettirilmiş olması nedeniyle davalıların eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalı şirketin ticaret unvanından “...” ibaresinin çıkarılarak sicil kaydından bu ibarenin silinmesine, davalı ...’in “... ... Kasabı” şeklindeki ticaret unvanından “...” ibaresinin çıkarılmasına ve kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili ...’in 1970 yılından beri “... Kasabı” unvanı ile ticaret siciline kayıtlı olduğunu, müvekkilinin “...” ibaresi üzerinde önceye dayalı üstün hak sahipliğinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiş, birleşen davada ise müvekkili ...’in 1970 yılından bu yana “...” ibaresi ile ticari faaliyette bulunduğunu, gerek tescilli ticaret unvanı gerekse tescilsiz de olsa marka olarak haklı bir şöhret ve ayırt edicilik sağladığını, davalı ...’un müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı ve piyasada tanıttığı “...” ibaresini marka olarak seçerek tescil ettirmesinin TTK’nun 56 ve 556 sayılı KHK’nin hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek, davalıya ait markanın hükümsüz sayılmasına ve terkinine, müvekkilinin gerek ticaret unvanı ve gerekse marka olarak kullandığı “...” ibaresine davalı tarafından vuku bulan tüm müdahalelerin men’ine ve mahkeme kararının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dava davalısı ... vekili, davacı ...’in iddialarının haksız olduğunu, davaya konu “...” ibaresini piyasada ve sektörde tanınmış hale getiren kişinin müvekkilinin babası ... olduğunu, davacının müvekkili adına tescilli markanın kullanımına bugüne kadar herhangi bir müdahalesinin olmadığını, davanın kötü niyetli olarak açılmış bulunduğunu savunarak, reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davaya konu “...” ibaresinin sakatatçılık ve lokantacılık faaliyetinde ticaret unvanı ve işletme adı olarak her iki tarafça 1973 yılından beri kullanıldığını, her iki tarafın da kullanıma itiraz etmediği, bu durumda davacı yanın bu ibareyi marka olarak tescil ettirme hakkının bulunduğu, davalının bu ibareyi kullanmasının davacının markasını tescil ettirmesinden önceki dönemde başladığı, dolayısıyla marka hakkına dayanılarak engellenemeyeceği, aynı şekilde davacının bu ibareyi marka olarak tescil ettirme hakkının önceye dayalı kullanımdan doğduğu, bu nedenle markanın hükümsüzlüğünü isteme şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle hem asıl hem de birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Mahkemece verilen karar davacılar ... ve ... vekili tarafından yasal süresi içinde temyiz edilmiş ise de temyiz isteminden sonra davacılardan ... verdiği 19.01.2009 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiğini bildirmiştir.
Hüküm kurulduktan sonra ancak henüz kesinlik kazanmadan davadan feragat edildiği anlaşılmakla yapılan bu feragatin mahkemece değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiğinden kararın davacı ... yönünden bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre de davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
3-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre de davacı-birleşen dava davalısı ... ve davalı-birleşen dava davacısı ... ile asıl dava davalısı şirket vekillerinin asıl ve birleşen davalarda verilen kararlara yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3166 E. 2021/4648 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:takip talebi · ilamsız takip · istinaf sebebi · mücerretlik · teminat senedi · ticari defter kayıtları · ispat yükü · bono
Benzer bu kararda… ölge Adliye Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonunda, davalının borcun esasına yönelik istinaf nedenleri yönünden; davalı vekilinin davacının takip dosyasında alacak «sebebinin» büyükbaş sığır ve sakatat kesiminden kaynaklanan alacak olarak gösterdiği, yargılama sırasında ise senede dayandığı, davacının «ticari defterlerine» göre taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı, davacının ispat yükünü üstüne aldığını «istinaf sebebi» olarak ileri sürdüğü, davacının davalı hakkında «ilamsız takip» yaptığı, yargılama sırasında alacağın sebebi olarak «bonoya» dayandığı, davalı vekilinin, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, bononun «ticari defterlerinde kayıtlı» olmadığını, bononun «teminat senedi» olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü, bononun arkasındaki temel ilişkiden «mücerret» senetlerden olup, bononun varlığı borcun ispatı açısından yeterli olduğu, dava konusu bononun davacının ticari defterlerinde yer almamasının bononun «geçersizlik» sonucunu doğurmayacağı, davalı tarafın senedin teminat senedi olduğunu savunduğu, davalı tarafın, bononun teminat senedi olduğunu HMK'nın 200. vd. maddeleri uyarınca yazılı belgeyle ispat etmesi gerektiği, davalı tarafça, bononun teminat senedi olduğu yazılı belgeyle de ispat edilemediği gerekçesiyle davalı vekilinin bu husustaki istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, davalının faize yönelik istinaf başvuru nedenleri yönünden; davalı vekilinin takipten önce faize hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürdüğü, davacı tarafından 76.000,00 TL «asıl alacak» yönünden itirazın iptali talep edildiği halde ilk derece mahkemesince talep aşılarak davalının faize ilişkin itirazlarını da kapsar şekilde itirazın iptaline karar verildiği, davacı tarafın takip konusu borca ilişkin davalı tarafın takipten önce «temerrüde» düşürüldüğünü ispat edemediği gerekçesiyle davalı vekilinin bu husustaki istinaf talebinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulü ile ilk …
… fın ise verilen senedi kabul ederek davacının yanında çalışmaya başladığında davacı adına et ve sakatat ürünlerini müstahsilden alınması işini yapmak üzere davacıya «teminat senedi» verdiğini, aralarında yazılı sözleşme olduğunu ancak nüshasının kendisinde olmadığını, maddi durumu iyi olmadığından davacının böyle yüklü bir borcu kendisine vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, davalı tarafın senedin teminat olarak belirtilmesi karşısında «ispat yükünün» davalıya geçtiği ancak davalının bu iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerekip usulüne uygun delil sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İtirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı dava türü olup, icra «takip talebinin» incelenmesinde alacak «sebebinin» “büyükbaş sığır ve sakatat kesiminden kaynaklanan alacağın tahsili” ibaresi bulunduğu görülmüştür.Davacı dava dilekçesindeki beyanlarında, davalıya borç para verdiğini, karşılığında 100.000,00 TL bedelli «bono» aldığını, alacağın bonoya dayandığını ileri sürmüştür.Davacı icra takip talebindeki alacak sebebi ile bağlı olup takip talebinde belirtilmeyen bonodan dolayı alaca …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/318 E. 2014/2541 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… ...” ibaresini 27.11.2001 tarihinden itibaren marka olarak tescil ettirmiş olduğunu, davalı ...’in hem kendi işletmesinde hem de münferiden imzaya yetkili olduğu ve «yönetim kurulu» başkan yardımcılığını yürüttüğü davalı şirkette “...” ibaresini kullandığını ve bu ibare ile ticari faaliyetlerde bulunduğunu, oysaki anılan ibarenin müvekkili tarafından marka olarak tescil ettirilmiş olması nedeniyle davalıların eylemlerinin markaya tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürerek, davalı şirketin ticaret unvanından “...” ibaresinin çıkarılarak sicil kaydından bu ibarenin silinmesine, davalı ...’in “... ...
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı markasının hükümsüzlüğüne, davalı markası ile ticaret unvanındaki "..." kelimesinin davacı markasına «haksız rekabet» oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, ticaret unvanındaki ",..." ibaresinin silinmesine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar dairemizce haksız rekabet yönünden bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/12048 E. , 2010/4396 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.05.2008 tarih ve 2005/73-2008/157 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden ...’un 1973 yılından beri “... ... Ciğercisi ve Sakatatçısı” olarak ticari faaliyette bulunduğunu, diğer müvekkilinin de ticari hayatına babası ...’un yanında başladığını ve daha sonra “... İşkembecisi ve Sakatatçısı ...” ismi ile ticari faaliyetine devam ettiğini ve müvekkili ...’un “...” ibaresini 27.11.2001 tarihinden itibaren marka olarak tescil ettirmiş olduğunu, davalı ...’in hem kendi işletmesinde hem de münferiden imzaya yetkili olduğu ve yönetim kurulu başkan yardımcılığını yürüttüğü davalı şirkette “...” ibaresini kullandığını ve bu ibare ile ticari faaliyetlerde bulunduğunu, oysaki anılan ibarenin müvekkili tarafından marka olarak tescil ettirilmiş olması nedeniyle davalıların eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalı şirketin ticaret unvanından “...” ibaresinin çıkarılarak sicil kaydından bu ibarenin silinmesine, davalı ...’in “...
... Kasabı” şeklindeki ticaret unvanından “...” ibaresinin çıkarılmasına ve kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili ...’in 1970 yılından beri “... Kasabı” unvanı ile ticaret siciline kayıtlı olduğunu, müvekkilinin “...” ibaresi üzerinde önceye dayalı üstün hak sahipliğinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiş, birleşen davada ise müvekkili ...’in 1970 yılından bu yana “...” ibaresi ile ticari faaliyette bulunduğunu, gerek tescilli ticaret unvanı gerekse tescilsiz de olsa marka olarak haklı bir şöhret ve ayırt edicilik sağladığını, davalı ...’un müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı ve piyasada tanıttığı “...” ibaresini marka olarak seçerek tescil ettirmesinin TTK’nun 56 ve 556 sayılı KHK’nin hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek, davalıya ait markanın hükümsüz sayılmasına ve terkinine, müvekkilinin gerek ticaret unvanı ve gerekse marka olarak kullandığı “...” ibaresine davalı tarafından vuku bulan tüm müdahalelerin men’ine ve mahkeme kararının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dava davalısı ... vekili, davacı ...’in iddialarının haksız olduğunu, davaya konu “...” ibaresini piyasada ve sektörde tanınmış hale getiren kişinin müvekkilinin babası ... olduğunu, davacının müvekkili adına tescilli markanın kullanımına bugüne kadar herhangi bir müdahalesinin olmadığını, davanın kötü niyetli olarak açılmış bulunduğunu savunarak, reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davaya konu “...” ibaresinin sakatatçılık ve lokantacılık faaliyetinde ticaret unvanı ve işletme adı olarak her iki tarafça 1973 yılından beri kullanıldığını, her iki tarafın da kullanıma itiraz etmediği, bu durumda davacı yanın bu ibareyi marka olarak tescil ettirme hakkının bulunduğu, davalının bu ibareyi kullanmasının davacının markasını tescil ettirmesinden önceki dönemde başladığı, dolayısıyla marka hakkına dayanılarak engellenemeyeceği, aynı şekilde davacının bu ibareyi marka olarak tescil ettirme hakkının önceye dayalı kullanımdan doğduğu, bu nedenle markanın hükümsüzlüğünü isteme şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle hem asıl hem de birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Mahkemece verilen karar davacılar ... ve ... vekili tarafından yasal süresi içinde temyiz edilmiş ise de temyiz isteminden sonra davacılardan ... verdiği 19.01.2009 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiğini bildirmiştir.
Hüküm kurulduktan sonra ancak henüz kesinlik kazanmadan davadan feragat edildiği anlaşılmakla yapılan bu feragatin mahkemece değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiğinden kararın davacı ... yönünden bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre de davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
3-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre de davacı-birleşen dava davalısı ... ve davalı-birleşen dava davacısı ... ile asıl dava davalısı şirket vekillerinin asıl ve birleşen davalarda verilen kararlara yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı ... yönünden BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle anılan davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına; (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-birleşen dava davalısı ... ve davalı-birleşen dava davacısı ... ile asıl dava davalısı şirket vekillerinin asıl ve birleşen davalarda verilen kararlara yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 20,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacıdan ayrı ayrı alınmasına, 22.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016268000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz