6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hisse Devrinin İptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/17344 E. 2014/6897 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
meslek kuruluşu limited şirket hisse devri esnaf dava dilekçesinin tebliği tebligat kanunu m.35 ticaret sicili tescili ikrar hisse devri hisse devir sözleşmesi limited şirket tebligat ticaret sicili i̇i̇k 72/son

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın kabulüne, devrin tespiti ile ticaret siciline tesciline karar verilmiştir.

Kararı, asıl davanın davalısı S.. G.. vekili temyiz etmiştir.

1- Asıl ve birleşen dava, limited şirket hisse devrinin tespiti ile ticaret siciline tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece, asıl davada davalı S.. G..'e gerek dava dilekçesi gerekse gerekçeli karar Tebligat Kanunu'nun mülga 35/2. maddesi hükmüne göre tebliğ edilmiştir. Anılan düzenlemeye göre, daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanacaktır.

Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinde asıl davada davalı S.. G..'ün adresi, 'G. […] Sitesi No:. T. olarak gösterilmiştir. Dava dilekçesi öncelikle bu adrese tebliğe çıkarılmış, tanınmadığından tebligat parçası iade edilmiştir. Mahkemece, noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesinde belirtilen davalı S.. G.. adresinin, anılan adres olduğu kabul edilerek dava dilekçesi ve sonrasında gerekçeli karar, mülga Tebligat Kanun'un 35/2. maddesi uyarınca tebliğ edilmek suretiyle yargılama tamamlanmıştır. Ancak, noter sözleşmesinin içeriğinden anlaşılacağı üzere, tebligat yapılan bu adres, devir eden davacının vekilinin adresi olup, davalı S.. G.. adresi ise, 'O. Mah. . Sk. . B./A.' olarak açıklanmıştır. Ayrıca, bir an için tebligat yapılan adres, davalı S.. G.. adresi kabul edilse bile, bu halde dahi tebligatın yapılmadan dönmesi sonrasında, adres araştırması yapılmadan doğrudan Tebligat Kanun'un 35/2. maddesine göre tebligat yapılması da usulsüzdür.

Bu durum karşısında, davalı S.. G..'e usulüne uygun şekilde dava dilekçesi tebliğ edilmeden, taraf teşkili sağlanmadan, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, asıl davada davalı S.. G.. vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Rücuen Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2942 E. 2010/9309 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/17344 E.  ,  2014/6897 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 02/06/2010

NUMARASI 2007/708-2010/312

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.06.2010 tarih ve 2007/708-2010/312 sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi asıl davanın davalısı S.. G.. vekili tarafından istenmiş ise de, temyiz eden asıl davanın davalısı S.. G.. vekilinin duruşmadan vazgeçme dilekçeside dikkate alınarak, dosyanın duruşmasız incelenmesine karar verildikten sonra, temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, asıl ve birleşen davasında, müvekkilinin davalı şirkette bulunan hissesini davalı S.. G..'e devir ettiğini, devrin şirket defterine işlenmediğini, ortak göründüğünü ileri sürerek, devrin tespiti ile ticaret sicilinde ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Asıl davada davalılar, davaya yanıt vermemiştir.

Birleşen davada davalı, vekaleten hareket ettiğini, asıl davada davalı Kenan Savaş'ın defter ve kayıtları usulsüz şekilde ortadan kaldırdığını, devrin deftere kaydının yapılamadığını savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın kabulüne, devrin tespiti ile ticaret siciline tesciline karar verilmiştir.

Kararı, asıl davanın davalısı S.. G.. vekili temyiz etmiştir.

1- Asıl ve birleşen dava, limited şirket hisse devrinin tespiti ile ticaret siciline tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece, asıl davada davalı S.. G..'e gerek dava dilekçesi gerekse gerekçeli karar Tebligat Kanunu'nun mülga 35/2. maddesi hükmüne göre tebliğ edilmiştir. Anılan düzenlemeye göre, daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanacaktır.

Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinde asıl davada davalı S.. G..'ün adresi, 'G. […] Sitesi No:. T. olarak gösterilmiştir. Dava dilekçesi öncelikle bu adrese tebliğe çıkarılmış, tanınmadığından tebligat parçası iade edilmiştir. Mahkemece, noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesinde belirtilen davalı S.. G.. adresinin, anılan adres olduğu kabul edilerek dava dilekçesi ve sonrasında gerekçeli karar, mülga Tebligat Kanun'un 35/2. maddesi uyarınca tebliğ edilmek suretiyle yargılama tamamlanmıştır. Ancak, noter sözleşmesinin içeriğinden anlaşılacağı üzere, tebligat yapılan bu adres, devir eden davacının vekilinin adresi olup, davalı S.. G.. adresi ise, 'O. Mah. . Sk. . B./A.' olarak açıklanmıştır.

Ayrıca, bir an için tebligat yapılan adres, davalı S.. G.. adresi kabul edilse bile, bu halde dahi tebligatın yapılmadan dönmesi sonrasında, adres araştırması yapılmadan doğrudan Tebligat Kanun'un 35/2. maddesine göre tebligat yapılması da usulsüzdür.

Bu durum karşısında, davalı S.. G..'e usulüne uygun şekilde dava dilekçesi tebliğ edilmeden, taraf teşkili sağlanmadan, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, asıl davada davalı S.. G.. vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı S.. G.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden asıl davanın davalısı S.. G..'e iadesine, 08.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101600000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.