Limited şirket müdürünün azli davasında kayyım atanması için tedbir talebi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/801 E. 2022/777 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: İhtiyati tedbir (yönetim/denetim kayyımı) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Şirket müdürünün azli davası devam ederken, şirketin yönetim organından yoksun kalmadığı ve davalı yöneticilerin somut olarak hangi eylemlerle şirketi zarara uğrattığının davanın bulunduğu aşamada belirli olmadığı durumlarda, TMK 403/2 ve 427 ile HMK 389 ve 390/3 uyarınca yaklaşık ispat koşulu sağlanmadığından şirkete ihtiyati tedbir yoluyla yönetim veya denetim kayyımı atanmasına karar verilemez.
Ele alınan sorunlar
Şirkete ihtiyati tedbir yoluyla yönetim veya denetim kayyımı atanması talebinin reddi → ret
İddia: Davacı vekili; ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığına dair ilk derece gerekçesinin yerinde olmadığını, davalıların rekabet eden başka bir şirketle faaliyet gösterdiklerini, müvekkiline bilgi vermediklerini, şirket mallarının davalıların şahsi tasarrufundan çıkarılması gerektiğini, davalılar hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan şikayette bulunulduğunu, tedbir gerekliliğinin davalı tarafından şirkete karşı yürütülen icra takipleriyle sabit olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve yönetim kayyımı, olmadığı takdirde denetim kayyımı atanmasını talep etmiştir.
Gerekçe: Talep, TTK 630/2 uyarınca şirket müdürünün azli davasında şirkete yönetim-denetim kayyımı atanması istemine ilişkindir. TTK'da kayyım atanmasına ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından talep, TMK'nın kayyıma ilişkin hükümlerine göre değerlendirilir; TMK 403/2 kayyımın belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağını, TMK 427 ise bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması halinde kayyım atanacağını düzenler. HMK 389 uyarınca ihtiyati tedbir, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkânsız hale geleceği veya gecikme nedeniyle ciddi bir zarar ya da sakınca doğacağı hallerde verilebilir; HMK 390/3 uyarınca talep eden taraf, tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtip davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda, davacı ve davalıların ortağı olduğu şirkette 14/10/2019 tarihli ortaklar kurulu kararıyla davalıların müdür seçildiği, bu aşamada şirketin yönetim organından yoksun kalmasının söz konusu olmadığı, davalıların şirketi zarara uğrattığı ileri sürülmüş ise de yöneticilerin somut olarak hangi işlem ve eylemlerde bulunduğunun davanın bulunduğu aşama itibarıyla belirli olmadığı, temsil ya da denetim kayyımı atanmasını gerektiren hususların varlığı konusunda yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada sağlanmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle şirkete ihtiyati tedbir yoluyla yönetim ya da denetim kayyımı atanması koşulları oluşmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Şirket müdürünün azli davasında şirketin yönetim organından yoksun olmadığı ve yöneticilerin somut zarar verici eylemlerinin belirsiz olduğu durumlarda, ihtiyati tedbir yoluyla yönetim/denetim kayyımı atanması için yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığına ilişkin değerlendirme yönünden emsal niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir↗ yaklaşık ispat↗ yönetim kayyımı↗ denetim kayyımı↗ şirket müdürünün azli↗ haklı sebep↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/801
KARAR NO 2022/777
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 25/02/2022 (Ara Karar)
NUMARASI 2022/185 Esas
TALEP İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/05/2022
İhtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
Davacı vekili; müvekkili ve davalıların ...Ltd. Şti'nin ortağı olduklarını, müvekkilinin 20/11/2014 tarihinde müdürlükten azledildiğini ve bu tarihten itibaren davalıların şirket müdürü olarak görev yaptıklarını, müvekkiline hiç bir kar payı ödemesi yapılmadığını, davalıların şirket mallarını şahsen satmak ve satış bedellerini kendi adlarına tahsil etmeleri nedeniyle davalılar ... ve ... hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, davalıların müdürlük görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyerek sorumluluklarına aykırı davrandıklarını, benzer unvanda ve aynı konuda başka bir şirket kurarak faaliyetlerine devam ettiklerini, davalıların şirket müdürü olarak kalmalarının şirkete zarar verdiğini, hukuka aykırı davranışları nedeniyle şirketin dava açabilmesinin olanağının bulunmadığını belirterek davalıların yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılması istemiyle açılan davada, davanın devamı sırasında üç davalının da şirketle açık menfaat çatışması içinde olması ve şirketin yönetim organsız kalacak olması hususları dikkate alınarak şirkete ihtiyati tedbir yoluyla yönetim aksi halde denetim kayyımı atanmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, yöneticinin azli davasında; davalının yönetici olarak şirketi yönetmesi nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı konusunda kanaat oluşmadığı, talep sahibi davacının, hakkını tehdit eden yakın bir tehlike nedeniyle ivedi bir koruma ihtiyacı içinde bulunmadığı, şirketin yönetiminin sağlanmasının şirketin genel kurulunda halledilmesi gerektiği, yargı organlarının ancak yasanın öngördüğü hallerle sınırlı olarak şirket yönetimine kayyım atayabileceği, davanın sonunda elde edilebilecek sonucun ihtiyati tedbir yoluyla elde etmesinin mümkün olmadığı ve davacı tarafından sunulan delillerin bu aşamada yaklaşık ispat oluşturmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; mahkeme kararında ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığına dair gerekçenin yerinde olmadığını, davalıların müvekkilinin de ortağı olduğu şirketle rekabet eder şekilde benzer unvanlı şirketle faaliyelerine devam ettiklerini, müvekkiline şirketle ilgili hiç bir bilgi vermediklerini, davalıların hukuka aykırı eylemleri nedeniyle şirket tarafından dava açılamadığını, şirket mallarının davalıların şahsi tasarrufundan çıkarılması gerektiğini, davalılar hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma eylemleri nedeniyle savcılığa şikayette bulunduklarını, tedbir talebinin gerekliliğinin davalılardan ... tarafından şirkete karşı yürütülen icra takipleri ile sabit olduğunu, davalıların ödeme emrine itiraz etmeyerek takibi kesinleştirdiklerini, şirketin yasal haklarını kullanmalarını engellediklerini belirterek kararın kaldırılmasını, şirkete tedbiren yönetim kayyımı olmadığı takdirde denetim kayyımı atanmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Talep, TTK’nun 630/2 maddesi uyarınca şirket müdürünün azli davasında, şirkete yönetim-denetim kayyımı atanması istemine ilişkindir. ...Ltd. Şti'de müdürlük görevinin davacının azledildiği 20/11/2014 tarihinden itibaren davallılar tarafından yürütülmeye devam edildiği anlaşılmaktadır. TTK'nın 630. (2).maddesi " Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir."hükmünü haizdir. TTK'nda kayyım atanmasına ilişkin düzenleme mevcut olmadığından talebin Türk Medeni Kanunu'nda yer alan kayyıma ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekecektir. Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 427.
maddesinde bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler mevcuttur. HMK'nın 389. maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.
Somut olayda, davacı ve davalıların birlikte ortak olduğu ...Ltd. Şti'nde 14/10/2019 tarihinde alınan ortaklar kurulu kararı ile davalıların şirkete müdür olarak seçildikleri, bu aşamada davalı şirketin yönetim organından yoksun kalmasının söz konusu olmadığı, davalıların şirketi zarara uğrattıkları ileri sürülmüş ise de davalı şirket yöneticilerinin ne gibi işlem ve eylemlerde bulunduğunun davanın bulunduğu aşama nedeniyle belirli olmadığı, tarafların ortağı olduğu şirkete temsil ya da denetim kayyımı atanmasını gerektiren hususların varlığı ile ilgili bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı, bu nedenle şirkete ihtiyati tedbir yoluyla yönetim ya da denetim kayyımı atanması koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından mahkemece davacı vekilinin tedbiren kayyım atanması talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; mahkemece ihtiyati tedbir kararının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/05/2022
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101540 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi