Yönetici sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2833 E. 2010/3456 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetici sorumluluğu↗ zimmet↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ yetkisizlik kararı↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK 341. maddesine göre açılan davada davalıların, elektrik, su, SSK pirim borcu ve tahakkuk eden verginin gecikme zammıyla ödenmesine sebebiyet verdiklerinden bu zararı tazmin etmelerinin gerektiği ve kasa defterine göre mevcut olması gereken 4.382,46 TL’nin davalıların zimmetinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.106,62 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dava, davacı kooperatifin önceki dönem yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Dava konusu borçların ödenmesi gereken tarihler itibariyle davacı kooperatifin parasının mevcut olup olmadığı mahkemece alınan bilirkişi raporuyla araştırılmış ve bu tarihler itibariyle kooperatifin parası bulunduğu halde davalılar tarafından bu borçların zamanında ödenmemesinden kaynaklanan gecikme cezalarından davalıların sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalılar savunmalarında, toplanan aidat miktarının kooperatif borçlarına yeterli gelmemesi nedeniyle birkısım çeklerin ödenebilmesi amacıyla bankadaki paranın o dönemlerde kullanılamadığını savunulmuşlardır.
Davalıların bu savunmalarının kabul edilmemesi için mahkemece ileri sürülen gerekçeler ise isabetli olmamıştır. Zira, borçların karşılanması için ek aidat toplanması yönetim kurulunun yetkisinde olmadığı gibi, bu yöntem acil borçların ödenmesi için geçerli olamayacak şekilde uzun vadeli bir tedbirdir. Yine kooperatif faaliyetlerinin borçlanılarak yürütülmesi de yapılan inşaat işin tarzına, boyutuna ve geçerli çalışma usullerine aykırı olmadığı gibi, somut olaydaki kooperatif borçları ile alacakları arasında ne şekilde bir nispetsizlik bulunduğu dahi araştırılıp ortaya konulmadan kooperatifçe toplanan aidatlarla zamanında karşılanamayan borçlardan davalı yöneticilerin sorumlu tutulmaları da doğru görülmemiştir. Ayrıca, davaya konu borçların öncelikle ödenmesinin gerektiği şeklindeki mahkeme kabulünün yasal dayanağı da açıklanmamıştır.
Bu durmada mahkemece, davalılar vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarında bahsi geçen icra dosyaları celp olunarak davalılar itirazlarının değerlendirilmesi, kooperatifin ortaklarından tahsilatları ve davaya konu faturalar ile vergi borç dönemleri itibariyle kooperatifin tüm borçları belirlenip sonucuna göre davalıların kusurundan kaynaklanan bir gecikme zammı tahakkukunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, açıklanan şekilde uygun bulunmayan gerekçelerle davanın kabulü yerinde görülmediğinden kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9326 E. 2011/1442 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:görevsizlik kararı · asıl alacak · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… valının ödemediği aidatlar ile genel kurul kararları uyarınca hesaplanan gecikme zammının tahsiline yöneliktir.Mahkemece, yazılı gerekçe ile Sulh Hukuk Mahkemesinin «görevli» olduğundan bahisle «görevsizlik» kararı verilmiş ise de davacı taraf kooperatif olup, site yönetimi tarafından alınan bir karar sözkonusu olmadığı gibi davanın kooperatif ile ortağı arasındaki alacak ilişkisinden kaynaklanmasına göre davada uygulanması gereken yasal mevzuat Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri olmayıp, Kooperatifler Kanunu hükümleridir.Bu durumda, görevli mahkemenin HUMK’nun 8/1. maddesinde düzenlenen dava konusu şeyin değer veya miktarına göre tayin edilmesi gerekmektedir.Somut olayda icra takibine konu «asıl alacak» miktarının 10.500,00 TL olmasına göre dava tarihi itibariyle işbu davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup, mahkemece yargılamaya devam olunarak …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı aleyhine yürütülen icra takibinin site genel kurul kararı gereğince ödenmeyen aidatlara ilişkin olduğu, davada 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri uygulanacağı gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliğine», karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın «görevli» ve yetkili Erdemli Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/2833 E. , 2010/3456 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.07.2008 tarih ve 2005/245-2008/446 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları müvekkili kooperatifin 2000 ve 2001 yıllarına ait SSK pirimi, vergi borcu, elektrik ve su faturalarını zamanında ödemeyerek gecikme zammı ödenmesine sebebiyet verdiklerini, ayrıca da kayıtlara göre kasada bulunması gereken 4.382,46 TL’yi yeni yönetime teslim etmediklerini ileri sürerek, 10.386,00 TL’nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, ortaklardan toplanan aidatların kooperatif borçlarını ödemeye yetmediği için bazı faturaların geç ödenmesinden müvekkillerinin sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK 341. maddesine göre açılan davada davalıların, elektrik, su, SSK pirim borcu ve tahakkuk eden verginin gecikme zammıyla ödenmesine sebebiyet verdiklerinden bu zararı tazmin etmelerinin gerektiği ve kasa defterine göre mevcut olması gereken 4.382,46 TL’nin davalıların zimmetinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.106,62 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dava, davacı kooperatifin önceki dönem yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Dava konusu borçların ödenmesi gereken tarihler itibariyle davacı kooperatifin parasının mevcut olup olmadığı mahkemece alınan bilirkişi raporuyla araştırılmış ve bu tarihler itibariyle kooperatifin parası bulunduğu halde davalılar tarafından bu borçların zamanında ödenmemesinden kaynaklanan gecikme cezalarından davalıların sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalılar savunmalarında, toplanan aidat miktarının kooperatif borçlarına yeterli gelmemesi nedeniyle birkısım çeklerin ödenebilmesi amacıyla bankadaki paranın o dönemlerde kullanılamadığını savunulmuşlardır.
Davalıların bu savunmalarının kabul edilmemesi için mahkemece ileri sürülen gerekçeler ise isabetli olmamıştır. Zira, borçların karşılanması için ek aidat toplanması yönetim kurulunun yetkisinde olmadığı gibi, bu yöntem acil borçların ödenmesi için geçerli olamayacak şekilde uzun vadeli bir tedbirdir. Yine kooperatif faaliyetlerinin borçlanılarak yürütülmesi de yapılan inşaat işin tarzına, boyutuna ve geçerli çalışma usullerine aykırı olmadığı gibi, somut olaydaki kooperatif borçları ile alacakları arasında ne şekilde bir nispetsizlik bulunduğu dahi araştırılıp ortaya konulmadan kooperatifçe toplanan aidatlarla zamanında karşılanamayan borçlardan davalı yöneticilerin sorumlu tutulmaları da doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davaya konu borçların öncelikle ödenmesinin gerektiği şeklindeki mahkeme kabulünün yasal dayanağı da açıklanmamıştır.
Bu durmada mahkemece, davalılar vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarında bahsi geçen icra dosyaları celp olunarak davalılar itirazlarının değerlendirilmesi, kooperatifin ortaklarından tahsilatları ve davaya konu faturalar ile vergi borç dönemleri itibariyle kooperatifin tüm borçları belirlenip sonucuna göre davalıların kusurundan kaynaklanan bir gecikme zammı tahakkukunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, açıklanan şekilde uygun bulunmayan gerekçelerle davanın kabulü yerinde görülmediğinden kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 29.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014901900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz