Anonim şirket yönetim kurulu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/8079 E. 2011/1318 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yönetim kurulu↗ ortaklık sözleşmesi↗ pasif husumet ehliyeti↗ şahsi sorumluluk↗ husumet ehliyeti↗ hisse senedi↗ pay defteri↗ pasif husumet↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ ortaklık ilişkisi↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ eksik inceleme↗ husumet↗ e-defter↗
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirket ile arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığı, aksi kabul edilseydi dahi TTK'nun 405/2 maddesi uyarınca yine de davanın reddinin gerekeceği, gerçek kişi davalıların anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin şahsi sorumluluğunu gerektirir bir eylemlerinin mevcut olmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında taraf iradelerini fesada uğratan bir eylemlerinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.
Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline iştirak taahhütnamesi imzalatılarak toplam (210.000) DM. ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirkete ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu iştirak taahhütnamesi davalı ... AŞ. unvanını taşımakta olup, ödenen meblağın (120.000) USD. olduğu açıklamalarını içermekte ve davacı ile bir başkasının imzasını taşımaktadır. Ancak, davacının imzası dışındaki imzaların davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bir bilgiye yer verilmemiştir. Dolayısıyla davacı tarafından anılan şirkete husumet yöneltilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalılar vekili ise 15.09.2008 tarihli yazısı ile davacının ortak olduğunu kabul ederek, davacının Yimpaş İhtiyaç Mad. A.Ş.’nde (50.000) TL. nominal bedelli toplam (3.000) adet hissesinin bulunduğunu bildirmiştir. Takasbank kayıtlarına göre de davacının Yimpaş İhtiyaç Maddeleri A.Ş.’nde (3.000) adet hissesi bulunmaktadır.
Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, yukarıda anılan 15.09.2008 tarihli yazıdan ve Takasbank kayıtlarından, davacının Yimpaş İhtiyaç Maddeleri A.Ş.’nde ortak olarak gözüktüğü anlaşılmaktadır. Davalılar vekilince de davacının ödediği meblağ karşılığında (3.000) adet hisse ile Yimpaş İhtiyaç Maddeleri A.Ş.’ne ortak olduğu savunulmaktadır. Davacı vekili ise işbu davada sadece Yimpaş Holding A.Ş.’ne husumet yöneltmiştir. Oysa, bu türden bir uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için davacının tüm taleplerini ortak olarak gözüktüğü diğer şirkete de yöneltmesi, anılan şirketin de işbu davaya karşı savunmalarının tespit edilmesi ve yukarıdaki bentte belirtilen tüm araştırmaların, aynı grup şirketlerinden olan Yimpaş İhtiyaç Maddeleri A.Ş.’nin defter ve kayıtları üzerinde de yapılması gerekmektedir.
O halde mahkemece, davanın açılış şekli de gözetilerek, davacı vekiline Yimpaş İhtiyaç Maddeleri A.Ş.’ne karşı dava açıp işbu dava ile birleştirmesi için süre verilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1181 E. 2010/12971 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirket ile arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı, aksi kabul edilseydi dahi TTK'nun 405/2 maddesi uyarınca yine de davanın reddinin gerekeceği, gerçek kişi davalıların «anonim şirketin yönetim kurulu» üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir eylemlerinin mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında taraf iradelerini fesada uğratan bir eylemlerinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın «pasif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Benzer bu kararda… ermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, ... davalı olarak gösterilmiş ise de davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini ifsad eden bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın «husumet yokluğundan» davalı şirket hakkında açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba formu · husumet yokluğu
Benzer bu kararda… ermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, ... davalı olarak gösterilmiş ise de davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini ifsad eden bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın «husumet yokluğundan» davalı şirket hakkında açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline bir adet hisse talep «formu» imzalatılarak toplam (70.000) DM. ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirkete ortak olmadığını iddia etmektedir.
Bu talep «formu» davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6388 E. 2010/12544 K.
Ortak:şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · eksik inceleme · husumet · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirket ile arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı, aksi kabul edilseydi dahi TTK'nun 405/2 maddesi uyarınca yine de davanın reddinin gerekeceği, gerçek kişi davalıların «anonim şirketin yönetim kurulu» üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir eylemlerinin mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında taraf iradelerini fesada uğratan bir eylemlerinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın «pasif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… yaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, «pay defterlerinin» gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasb …
Benzer bu karardaBu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir durumun olmaması nedeniyle adı geçen davalılara «husumet» yöneltilemeyeceği, TTK 405.madde gereğince pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceği gerekçesiyle,davalı şirket yönünden esastan, diğer davalılar yönünden husumetten davanın reddine karar verilmiştir.
Davalılar vekili, davalının ortak olduğunu kabul ederek ortaklık «pay defterinin» davacıya ait kısmının fotokopisini sunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6313 E. 2010/12567 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı · taahhütname · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirket ile arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı, aksi kabul edilseydi dahi TTK'nun 405/2 maddesi uyarınca yine de davanın reddinin gerekeceği, gerçek kişi davalıların «anonim şirketin yönetim kurulu» üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir eylemlerinin mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında taraf iradelerini fesada uğratan bir eylemlerinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın «pasif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek, TTK 405/2 nci maddesi gereği davalı şirket hakkındaki davanın reddine, diğer davalıların «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı ve yönetim kurulu üyeleri olmaları ve «şahsi sorumluluklarını» gerektiren bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delillerin toplanmaması
Benzer bu karardaA.Ş. aleyhine dava açması için süre verilip dava açıldığında bu dava dosyası ile birleştirilerek, tarafların «delilleri toplandıktan» sonra konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6297 E. 2010/12213 K.
Ortak:şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · eksik inceleme · husumet · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirket ile arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı, aksi kabul edilseydi dahi TTK'nun 405/2 maddesi uyarınca yine de davanın reddinin gerekeceği, gerçek kişi davalıların «anonim şirketin yönetim kurulu» üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir eylemlerinin mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında taraf iradelerini fesada uğratan bir eylemlerinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın «pasif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… yaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, «pay defterlerinin» gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasb …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının Yimpaş Holding A.Ş.'den «hisse senedi» almaması ve davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir durumun olmaması nedeniyle adı geçen davalılara «husumet» yöneltilemeyeceği, TTK 405.madde gereğince pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceği gerekçesiyle, davalılar Yimpaş Gıda San.ve Tic. …
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Davalılar vekili, davalının ortak olduğunu kabul ederek ortaklık «pay defterinin» davacıya ait kısmının fotokopisini sunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3812 E. 2011/15358 K.
Ortak:şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı · eksik inceleme · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirket ile arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı, aksi kabul edilseydi dahi TTK'nun 405/2 maddesi uyarınca yine de davanın reddinin gerekeceği, gerçek kişi davalıların «anonim şirketin yönetim kurulu» üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir eylemlerinin mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında taraf iradelerini fesada uğratan bir eylemlerinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın «pasif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Benzer bu kararda… ’nun 405/2 nci maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...Ş. hakkında açılan davanın reddine, diğer davalı ... hakkında açılan davanın ise «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet yokluğu · kâr payı
Benzer bu kararda… ’nun 405/2 nci maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...Ş. hakkında açılan davanın reddine, diğer davalı ... hakkında açılan davanın ise «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Davalılar vekili cevabına göre ise davacının Yimpaş Holding A.Ş’nde 1.000.000 TL nominal bedelli 10 «payı» mevcuttur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4628 E. 2011/3213 K.
Ortak:şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · eksik inceleme · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirket ile arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı, aksi kabul edilseydi dahi TTK'nun 405/2 maddesi uyarınca yine de davanın reddinin gerekeceği, gerçek kişi davalıların «anonim şirketin yönetim kurulu» üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir eylemlerinin mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında taraf iradelerini fesada uğratan bir eylemlerinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın «pasif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… yaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, «pay defterlerinin» gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasb …
Benzer bu karardaBu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… yaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, «pay defterlerinin» gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasb …
Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketin yasal «pay defterlerinde» yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba formu · taşıyan
Benzer bu karardaSomut olayda da davacı vekili, müvekkiline 31.07.2004 tarihli bir hisse talep «formu» imzalatılarak toplam (26.400) Euro ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirkete ortak olmadığını iddia etmektedir.
Bu talep «formu» davalı ...
Takasbank kayıtlarına göre de davacı ile aynı adı «taşıyan» bir kişinin Yimpaş Gıda A.Ş.’nde (75) adet hissesi, diğer bir kişinin Yimpaş İhtiyaç Maddeleri A.Ş.’nde (126) adet hissesi bulunmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6334 E. 2010/12179 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · taraf ehliyeti · ortaklık ilişkisi · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirket ile arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı, aksi kabul edilseydi dahi TTK'nun 405/2 maddesi uyarınca yine de davanın reddinin gerekeceği, gerçek kişi davalıların «anonim şirketin yönetim kurulu» üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir eylemlerinin mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında taraf iradelerini fesada uğratan bir eylemlerinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın «pasif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan «anonim şirketler» oldukları, TTK'nun 405/2 maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istenemeyeceği, davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ..., ..., ... ve ... davalı olarak gösterilmiş ise de, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının ve yönetim kurulu üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalıların sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, yine davacının davalı şirketlerden Yimpaş Holding A.Ş.de hissesi bulunmadığı, dolayısıyla bu şirketin de taraf «ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet yokluğu
Benzer bu karardaGıda San ve Ticaret A.Ş. hakkında açılan davanın reddine, davalılar Yimpaş Holding A.Ş. ve davalılar ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4638 E. 2010/12400 K.
Ortak:şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · eksik inceleme · husumet · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirket ile arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı, aksi kabul edilseydi dahi TTK'nun 405/2 maddesi uyarınca yine de davanın reddinin gerekeceği, gerçek kişi davalıların «anonim şirketin yönetim kurulu» üyelerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir eylemlerinin mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında taraf iradelerini fesada uğratan bir eylemlerinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın «pasif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… yaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, «pay defterlerinin» gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasb …
Benzer bu karardaBu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Davalılar vekili, davacının ortak olduğunu kabul ederek ortaklık «pay defterinin» davacıya ait kısmının fotokopisini sunmuştur.
… yaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, «pay defterlerinin» gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasb …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/8079 E. , 2011/1318 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2008 tarih ve 2008/657-2008/688 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 08.12.2011 gününde davacı avukatı ...geldi, davalı taraf gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların istenildiğizaman geri ödeneceği garantisi ile "iştirak taahhütnamesi" ibareli bir belge karşılığında 07.07.1997 tarihinde müvekkilinden (210.000) DM para topladıklarını, böylece davalıların Bankacılık Kanunu'na ve SPK hükümlerine aykırı davrandıklarını ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirketle ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitini, mevzuata aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğünün tespitini, şimdilik (6.500) TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirket ile arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığı, aksi kabul edilseydi dahi TTK'nun 405/2 maddesi uyarınca yine de davanın reddinin gerekeceği, gerçek kişi davalıların anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin şahsi sorumluluğunu gerektirir bir eylemlerinin mevcut olmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında taraf iradelerini fesada uğratan bir eylemlerinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.
Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline iştirak taahhütnamesi imzalatılarak toplam (210.000) DM. ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirkete ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu iştirak taahhütnamesi davalı ... AŞ. unvanını taşımakta olup, ödenen meblağın (120.000) USD. olduğu açıklamalarını içermekte ve davacı ile bir başkasının imzasını taşımaktadır. Ancak, davacının imzası dışındaki imzaların davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bir bilgiye yer verilmemiştir. Dolayısıyla davacı tarafından anılan şirkete husumet yöneltilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalılar vekili ise 15.09.2008 tarihli yazısı ile davacının ortak olduğunu kabul ederek, davacının Yimpaş İhtiyaç Mad.
A.Ş.’nde (50.000) TL. nominal bedelli toplam (3.000) adet hissesinin bulunduğunu bildirmiştir. Takasbank kayıtlarına göre de davacının Yimpaş İhtiyaç Maddeleri A.Ş.’nde (3.000) adet hissesi bulunmaktadır.
Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, yukarıda anılan 15.09.2008 tarihli yazıdan ve Takasbank kayıtlarından, davacının Yimpaş İhtiyaç Maddeleri A.Ş.’nde ortak olarak gözüktüğü anlaşılmaktadır. Davalılar vekilince de davacının ödediği meblağ karşılığında (3.000) adet hisse ile Yimpaş İhtiyaç Maddeleri A.Ş.’ne ortak olduğu savunulmaktadır. Davacı vekili ise işbu davada sadece Yimpaş Holding A.Ş.’ne husumet yöneltmiştir. Oysa, bu türden bir uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için davacının tüm taleplerini ortak olarak gözüktüğü diğer şirkete de yöneltmesi, anılan şirketin de işbu davaya karşı savunmalarının tespit edilmesi ve yukarıdaki bentte belirtilen tüm araştırmaların, aynı grup şirketlerinden olan Yimpaş İhtiyaç Maddeleri A.Ş.’nin defter ve kayıtları üzerinde de yapılması gerekmektedir.
O halde mahkemece, davanın açılış şekli de gözetilerek, davacı vekiline Yimpaş İhtiyaç Maddeleri A.Ş.’ne karşı dava açıp işbu dava ile birleştirmesi için süre verilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014318300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz