Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/9903 E. 2011/1153 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kısıtlılık↗ ara karar↗ iş bölümü↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, davaya konu markalar için 586 Sayılı KHK’nun 14 ve 42/c maddeleri anlamında hükümsüzlük şartları oluşmadığı gibi, davacının 556 Sayılı KHK’43. maddesi uyarınca zarar gören kişi sıfatını taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- KHK.nun 14.maddesi uyarınca marka sahibi, tescilli markasını kural olarak yurt içinde veya ihracatta, kendisi veya izni ile 3.şahıs tarafından sicilde kayıtlı mallar ve hizmetler için işlevlerine uygun, ciddi, ekonomik şekilde kullanmasının gerektiği gibi markayı kullanmaya da kesintisiz beş yıl ara vermemek zorundadır. Ayrıca, markanın tescil edildiği mallardan veya hizmetlerden sadece bir bölümü için kullanılması, diğerleri için de kullanımın koşullarının gerçekleştiği anlamına gelmez (556 sayılı KHK. 42/II). Zira, hakkı devam ettirici kullanma ancak marka sahibi markayı sicilde kayıtlı mal veya hizmetler için fiilen kullandığında var olacaktır. Kullanmama aralıksız beş yıl devam etmelidir. Beş yıllık süre, tescilden itibaren başlayacaktır.
Öte yandan 556 sayılı KHK’nın 43.maddesinde yer alan “zarar gören kişi” kavramı geniş yorumlanmalı ve buna sadece hükümsüzlüğü gereken bir markanın kullanımı dolayısıyla mal varlığından bir azalma meydana gelmiş (zarara uğramış) kişiler değil,bir menfaati veya hakkı halele uğramış tüm kişiler dahil edilmelidir. Bu durumda davacının zarara uğrama tehlikesi altında bulunduğu ve söz konusu işareti kullanabilme olanağı haksız biçimde kısıtlanan veya kısıtlanma tehlikesi altında olduğu kabul edilerek davacının tüm emtia sınıfları için dava açma hakkının bulunduğu kabul edilmek suretiyle davalı markalarının tescil edildiği mallardan kullanılmadığı anlaşılan bölümü için hükümsüzlük isteminin kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hükümsüzlüğü | Sicilden çıkarma | Hükümsüzlük
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16337 E. 2013/15406 K.
Ortak:kısıtlılık · ara karar · dahili dava
İncelediğiniz kararda2- KHK.nun 14.maddesi uyarınca marka sahibi, tescilli markasını kural olarak yurt içinde veya ihracatta, kendisi veya izni ile 3.şahıs tarafından sicilde kayıtlı mallar ve hizmetler için işlevlerine uygun, ciddi, ekonomik şekilde kullanmasının gerektiği gibi markayı kullanmaya da kesintisiz beş yıl «ara» vermemek zorundadır.
Öte yandan 556 sayılı KHK’nın 43.maddesinde yer alan “zarar gören kişi” kavramı geniş yorumlanmalı ve buna sadece hükümsüzlüğü gereken bir markanın kullanımı dolayısıyla mal varlığından bir azalma meydana gelmiş (zarara uğramış) kişiler değil,bir menfaati veya hakkı halele uğramış tüm kişiler «dahil» edilmelidir.
Bu durumda davacının zarara uğrama tehlikesi altında bulunduğu ve söz konusu işareti kullanabilme olanağı haksız biçimde «kısıtlanan» veya kısıtlanma tehlikesi altında olduğu kabul edilerek davacının tüm emtia sınıfları için dava açma hakkının bulunduğu kabul edilmek suretiyle davalı markalarının tescil edildiği mallardan kullanılmadığı anlaşılan «bölümü» için hükümsüzlük isteminin kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmi …
Benzer bu karardaZarar gören kişi, zarara uğrayan veya uğrama tehlikesi altında bulunan, ya da söz konusu işareti kullanabilme olanağı haksız bir biçimde «kısıtlanan» yahut kısıtlanma tehlikesi altında olan herhangi bir gerçek veya tüzel kişidir. (Ünal TEKİNALP, Fikri Mülkiyet Hukuku, Dördüncü bası, 2005, sayfa 441.) Bu hükme göre “zarar” «haksız fiil» veya sözleşme hukuku anlamında olmayıp, zarar gören kişi kavramı da geniş yorumlanmalı ve buna sadece hükümsüzlüğü gereken bir markanın kullanımı dolayısıyla mal varlığında bir azalma meydana gelmiş kişiler değil, bir menfaati veya hakkı halele uğramış tüm kişiler «dahil» edilmelidir. (Dr.
556 sayılı KHK'nin 14. maddesine göre, “markanın tescil tarihinden itibaren haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz «ara» verilmesi halinde marka iptal edilir.” Aynı KHK'nın 42/1-(c) bendine göre de, “14. maddeye aykırılık hükümsüzlük nedenidir.” Böylece, tescilli marka hakkı sahibine markanın tescil edildiği mal veya hizmetlerde kullanılması zorunluluğu getirilmiştir.
Markanın tescil edildiği tarihten itibaren kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz «ara» verilmesinin müeyyidesi ise, yukarıda açıklanan hükümlerde belirtilen koşulların oluşması halinde açılacak bir dava ile mahkemece markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki menfaat · sicilden terkin · taraf ehliyeti · usulden reddi · ihbar · haksız fiil · hukuki yarar · terkin
Benzer bu karardaDava konusu markaların tanınmış olması nedeniyle bir kısım mal ve hizmetler bakımından hükümsüz kılınması halinde «sicilden terkin» edilen mal veya hizmetler için ileride bir başkasının tescil başvurusuna 556 Sayılı KHK'nin 7/1-i ve 8/4 maddesi uyarınca engel olup olmayacağı hususunun KHK' nin 14. maddesine dayalı açılan işbu davada «hukuki yararın» varlığı bakımından göz önüne alınması mümkün değildir.
115 uyarınca «usulden reddine», karar kesinleştiğinde 556 sayılı KHK md.43 uyarınca dava açma hakkı bulunan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı ile Türk Patent Enstitüsü'ne «ihbarda» bulunulmasına karar verilmiştir.
… tescil ettirmesinin ve kullanmasının mümkün olmadığı, bu bakımından 3. kişilerin bireysel olarak zarar görmelerinin düşünülemeyeceği, davacının işbu davayı açmakta «hukuki menfaatinin» bulunmadığı, 556 sayılı KHK md.43 hükmünün gerçek kişilere bu durumda dava açma yetkisi vermediği gerekçesiyle, davanın HMK md.
Dava, 556 sayılı KHK'nin 14. maddesi delaleti ile aynı KHK'nın 42/c. maddesine dayalı hükümsüzlük istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, mahkemece davacının işbu davayı açmakta «hukuki menfaatinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12928 E. 2013/10252 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bono · zamanaşımı
Benzer bu karardaDava, «zamanaşımına» uğramış «bonoya» dayalı alacak istemine ilişkin olup karar daha önce Yargıtay 13.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3313 E. 2015/7713 K.
Ortak:kısıtlılık
İncelediğiniz karardaBu durumda davacının zarara uğrama tehlikesi altında bulunduğu ve söz konusu işareti kullanabilme olanağı haksız biçimde «kısıtlanan» veya kısıtlanma tehlikesi altında olduğu kabul edilerek davacının tüm emtia sınıfları için dava açma hakkının bulunduğu kabul edilmek suretiyle davalı markalarının tescil edildiği mallardan kullanılmadığı anlaşılan «bölümü» için hükümsüzlük isteminin kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmi …
Benzer bu karardaT.. tarafından «savunma hakkının kısıtlanmasına» ilişkin ileri sürülen hususların da değerlendirilecek olmasına göre, davalı M..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı
Benzer bu karardaT.. tarafından «savunma hakkının kısıtlanmasına» ilişkin ileri sürülen hususların da değerlendirilecek olmasına göre, davalı M..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/9903 E. , 2011/1153 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.07.2008 tarih ve 2006/319-2008/264 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.01.2011 gününde davacı vekilleri avukat Necmiye Bayrakçeken avukat Bahsegül Bayrakçeken ile davalı vekili avukat Sibel Topçuoğlu gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili müvekkili şirketin Türkiye’de ve dünyanın 97 ülkesinde uluslar arası 1-42. sınıfları kapsayan eşya hizmetler için tescilli “IKEA + Şekil” dan ibaret şekil esas unsurlu mamul ve şekil markasının maliki olduğunu, “yağmur” markasının 06,08,17,19,20. ve 24. sınıflara dahil emtialar için, “ALMİNA”, “SİERRA” ve “GRANADA” markalarının 20. sınıfa dahil emtialar için davalı adına tescilli bulunduğunu, davalının markaları 556 sayılı KHK’nun 14. maddesine uygun bir kullanımının bulunmadığını ileri sürerek söz konusu markaların tüm emtialar yönünden 556 Sayılı KHK’nın 14,42/c maddeleri uyarınca hükümsüz bulunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının beş yıllık hak düşürücü süreyi kaçırdığını markaların birbiriyle iltibas yaratmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, davaya konu markalar için 586 Sayılı KHK’nun 14 ve 42/c maddeleri anlamında hükümsüzlük şartları oluşmadığı gibi, davacının 556 Sayılı KHK’43. maddesi uyarınca zarar gören kişi sıfatını taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- KHK.nun 14.maddesi uyarınca marka sahibi, tescilli markasını kural olarak yurt içinde veya ihracatta, kendisi veya izni ile 3.şahıs tarafından sicilde kayıtlı mallar ve hizmetler için işlevlerine uygun, ciddi, ekonomik şekilde kullanmasının gerektiği gibi markayı kullanmaya da kesintisiz beş yıl ara vermemek zorundadır. Ayrıca, markanın tescil edildiği mallardan veya hizmetlerden sadece bir bölümü için kullanılması, diğerleri için de kullanımın koşullarının gerçekleştiği anlamına gelmez (556 sayılı KHK. 42/II). Zira, hakkı devam ettirici kullanma ancak marka sahibi markayı sicilde kayıtlı mal veya hizmetler için fiilen kullandığında var olacaktır. Kullanmama aralıksız beş yıl devam etmelidir.
Beş yıllık süre, tescilden itibaren başlayacaktır.
Öte yandan 556 sayılı KHK’nın 43.maddesinde yer alan “zarar gören kişi” kavramı geniş yorumlanmalı ve buna sadece hükümsüzlüğü gereken bir markanın kullanımı dolayısıyla mal varlığından bir azalma meydana gelmiş (zarara uğramış) kişiler değil,bir menfaati veya hakkı halele uğramış tüm kişiler dahil edilmelidir. Bu durumda davacının zarara uğrama tehlikesi altında bulunduğu ve söz konusu işareti kullanabilme olanağı haksız biçimde kısıtlanan veya kısıtlanma tehlikesi altında olduğu kabul edilerek davacının tüm emtia sınıfları için dava açma hakkının bulunduğu kabul edilmek suretiyle davalı markalarının tescil edildiği mallardan kullanılmadığı anlaşılan bölümü için hükümsüzlük isteminin kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014169200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz