Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/9807 E. 2012/16741 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mevduat sözleşmesi↗ usulsüz tevdi↗ usulsüz tevdi sözleşmesi↗ müterafik kusur↗ internet bankacılığı↗ kusur oranı↗ sahtecilik↗ üçüncü kişi↗ dolandırıcılık↗ ispat yükü↗ mahsup↗ vade↗ havale↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ kusur↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının, davalı bankada bulunan hesabından üçüncü kişiler tarafından 10.542,38 TL para çekildiği, davalı banka tarafından, davacının özensiz davranması nedeniyle internet şifresinin ele geçirildiği iddia edilmiş ise de bu hususun kanıtlanamadığı, bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği gibi davacının sahtecilik işlemine karıştığı ispat edilemediğinden tarafların kusurunun yarı yarıya olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.271,19 TL'nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paranın internet dolandırıcılığı yoluyla başka hesaba aktarılması sonucu uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin hesabındaki paraların müvekkilinin izni ve bilgisi dışında başka hesaplara aktarılarak çekildiğini, bu şekilde, 10.542,38 TL tutarında zarar oluştuğunu iddia ederek işbu davayı açmış, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının şifresini iyi koruyamadığı ve müterafik kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine BK.’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.
Somut olayda ise mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile kişisel bilgilerini saklamada yeterli özeni göstermediği gerekçesiyle davacıyı meydana gelen zararda yarı yarıya kusurlu kabul etmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan bir başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi ispat yükü kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının kusuru ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır. Ayrıca davalı bankanın olay tarihinde tek kullanımlık şifre ve cep telefonu onay mesajı zararı engelleyecek teknolojik imkanları kullanmaması ve internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarının kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının inisiyatifine bırakması, zararın doğmasında başlıca etkenler olup, davalı bankanın zarardan sorumlu bulunduğu açıktır.
Bunun yanında, davacıya güvenlik enstrümanlarını kullanmadan işlem yapma yetkisinin davalı banka tarafından verilmiş olması karşısında, bunları kullanmadan işlem yapan davacının meydana gelen zararda müterafik kusuru olduğunun kabulü de mümkün değildir.
O halde somut olayda tüm kusur davalı bankada olduğu halde yazılı gerekçelerle tarafların birlikte kusurlu olarak kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/975 E. 2010/6549 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «havale» işlemlerinin davacının «internet bankacılık işlemlerini» gerçekleştirmekte kullandığı şifre kullanılarak yapıldığı, şifre ile gerçekleştirilen havale işlemlerinde aksine bir kayıt konulmadığından dava konusu havale işlem …
Somut olayda mahkeme, dava konusu «havale» işlemlerinin davacının «internet bankacılık işlemlerini» gerçekleştirmekte kullandığı şifre kullanılarak yapıldığı, şifre ile gerçekleştirilen havale işlemlerinde aksine bir kayıt konulmadığından bankanın ayrıca davacıdan teyit almasının gerekmediği gerekçesiyle meydana gelen zararda davacıyı %100 kusurlu olarak kabul etmiştir.
-
Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/967 E. 2011/10233 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · dolandırıcılık · ispat yükü
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının, davalı bankada bulunan hesabından «üçüncü kişiler» tarafından 10.542,38 TL para çekildiği, davalı banka tarafından, davacının özensiz davranması nedeniyle internet şifresinin ele geçirildiği iddia edilmiş ise de bu hususun kanıtlanamadığı, bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği gibi davacının «sahtecilik» işlemine karıştığı ispat edilemediğinden tarafların kusurunun yarı yarıya olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.271,19 TL'nın davalıdan alınarak davacıy …
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Somut olayda, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
2 – Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında «sahtecilik» yoluyla çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, olay nedeniyle davalı bankanın gerekli önlemleri almaması, davacının ise şifresini koruyamaması nedeniyle kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 14.800 TL’nın 29.04.2005 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13331 E. 2012/4490 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · müterafik kusur · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · dolandırıcılık · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının, davalı bankada bulunan hesabından «üçüncü kişiler» tarafından 10.542,38 TL para çekildiği, davalı banka tarafından, davacının özensiz davranması nedeniyle internet şifresinin ele geçirildiği iddia edilmiş ise de bu hususun kanıtlanamadığı, bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği gibi davacının «sahtecilik» işlemine karıştığı ispat edilemediğinden tarafların kusurunun yarı yarıya olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.271,19 TL'nın davalıdan alınarak davacıy …
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paranın internet «dolandırıcılığı» yoluyla başka hesaba aktarılması sonucu uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · güven kurumu · özen yükümlülüğü
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, bir «güven kurumu» olarak faaliyet gösteren bankaların «objektif özen yükümlülüğünün» yerine getirmemesinden dolayı %70 kusurlu olduğu, davacının da kişisel bilgilerini koruyamamış olması nedeniyle %30 oranında kusurlu bulunduğu gerekçesiyle davanın …
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3187 E. 2011/14441 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · dolandırıcılık · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının, davalı bankada bulunan hesabından «üçüncü kişiler» tarafından 10.542,38 TL para çekildiği, davalı banka tarafından, davacının özensiz davranması nedeniyle internet şifresinin ele geçirildiği iddia edilmiş ise de bu hususun kanıtlanamadığı, bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği gibi davacının «sahtecilik» işlemine karıştığı ispat edilemediğinden tarafların kusurunun yarı yarıya olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.271,19 TL'nın davalıdan alınarak davacıy …
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paranın internet «dolandırıcılığı» yoluyla başka hesaba aktarılması sonucu uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «kusur oranına» tekabül eden 3.558,24 TL'den sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tacir
Benzer bu karardaSomut olayda ise mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile basiretli bir «tacir» gibi davranarak ek güvenlik önlemlerini kullanmaması ve kişisel bilgilerini iyi saklayamaması gerekçesiyle davacıyı meydana gelen zararda müterafik kabul etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14450 E. 2013/11764 K.
Ortak:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · ispat yükü · mahsup
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık
Benzer bu kararda… , davalı bankanın cep ajan uygulamasından yararlanmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davada da davalı ...'nın ölmüş olması ve davacının bu davalının «mirasçıları» yönünden davaya devam etmeyeceğini bildirdiği, diğer davalı yönünden de davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13068 E. 2012/4489 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · dolandırıcılık · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının, davalı bankada bulunan hesabından «üçüncü kişiler» tarafından 10.542,38 TL para çekildiği, davalı banka tarafından, davacının özensiz davranması nedeniyle internet şifresinin ele geçirildiği iddia edilmiş ise de bu hususun kanıtlanamadığı, bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği gibi davacının «sahtecilik» işlemine karıştığı ispat edilemediğinden tarafların kusurunun yarı yarıya olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.271,19 TL'nın davalıdan alınarak davacıy …
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paranın internet «dolandırıcılığı» yoluyla başka hesaba aktarılması sonucu uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15654 E. 2012/6410 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · müterafik kusur · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · dolandırıcılık · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının, davalı bankada bulunan hesabından «üçüncü kişiler» tarafından 10.542,38 TL para çekildiği, davalı banka tarafından, davacının özensiz davranması nedeniyle internet şifresinin ele geçirildiği iddia edilmiş ise de bu hususun kanıtlanamadığı, bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği gibi davacının «sahtecilik» işlemine karıştığı ispat edilemediğinden tarafların kusurunun yarı yarıya olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.271,19 TL'nın davalıdan alınarak davacıy …
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paranın internet «dolandırıcılığı» yoluyla başka hesaba aktarılması sonucu uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi · yasal faiz
Benzer bu kararda3.Ayrıca, davacı dava dilekçesinde «reeskont faizi» talep etmiş olduğu halde mahkemece «yasal faize» hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu bakımdan da davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/9807 E. , 2012/16741 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Zonguldak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/12/2010 tarih ve 2010/35-2010/449 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı bankada bulunan hesabından, üçüncü kişiler tarafından iki işlemle toplam 13.000,00 TL'nın internet üzerinden başka hesaplara havale edildiğini, davalı bankaya bilgi verilmesi üzerine 2.457,62 TL'na bloke konulduğunu, oluşan zarardan davalı bankanın kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, 10.542,38 TL'nın davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın gerekli güvenlik önlemlerini aldığını ve davaya konu olayda bir kusurun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının, davalı bankada bulunan hesabından üçüncü kişiler tarafından 10.542,38 TL para çekildiği, davalı banka tarafından, davacının özensiz davranması nedeniyle internet şifresinin ele geçirildiği iddia edilmiş ise de bu hususun kanıtlanamadığı, bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği gibi davacının sahtecilik işlemine karıştığı ispat edilemediğinden tarafların kusurunun yarı yarıya olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.271,19 TL'nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paranın internet dolandırıcılığı yoluyla başka hesaba aktarılması sonucu uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin hesabındaki paraların müvekkilinin izni ve bilgisi dışında başka hesaplara aktarılarak çekildiğini, bu şekilde, 10.542,38 TL tutarında zarar oluştuğunu iddia ederek işbu davayı açmış, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının şifresini iyi koruyamadığı ve müterafik kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine BK.’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.
Somut olayda ise mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile kişisel bilgilerini saklamada yeterli özeni göstermediği gerekçesiyle davacıyı meydana gelen zararda yarı yarıya kusurlu kabul etmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan bir başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi ispat yükü kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının kusuru ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır. Ayrıca davalı bankanın olay tarihinde tek kullanımlık şifre ve cep telefonu onay mesajı zararı engelleyecek teknolojik imkanları kullanmaması ve internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarının kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının inisiyatifine bırakması, zararın doğmasında başlıca etkenler olup, davalı bankanın zarardan sorumlu bulunduğu açıktır.
Bunun yanında, davacıya güvenlik enstrümanlarını kullanmadan işlem yapma yetkisinin davalı banka tarafından verilmiş olması karşısında, bunları kullanmadan işlem yapan davacının meydana gelen zararda müterafik kusuru olduğunun kabulü de mümkün değildir.
O halde somut olayda tüm kusur davalı bankada olduğu halde yazılı gerekçelerle tarafların birlikte kusurlu olarak kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 235,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1013398800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz