Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/14459 E. 2012/5672 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tazminat davası↗ maddi ve manevi tazminat↗ havale↗ iflas↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı için doğan zararın davalı şirketin ve davalı şirket yetkililerinin kusurundan kaynaklanan manipülasyon sonucu doğmadığı, daha çok olayın yönetmelik kapsamında SPK. tarafından uygulanan tedbir ve şirketin iflasına karar verilmesinden kaynaklandığı, davalıların maddi ve manevi tazminatla sorumlu tutulmaları mümkün görülmediği gerekçesiyle davanın reddini karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava, davalıların borsada manipülasyon yapmaları nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasıyla açılan tazminat davası olup, davacı dava dilekçesinde bildirdiği delilleri içerisinde şirket ve şirket yöneticileri hakkında Şişli Cumhuriyet Savcılığı'nca yürütülen soruşturmaya dayanmıştır. Mahkemece, davacının delil olarak bildirdiği soruşturma dosyası celbedilip akıbeti araştırılmaksızın davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece temyize konu iş bu karar verildikten sonra davacı tarafından 08.03.2012 havale tarihli dilekçe ekinde ibraz edilen İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/573 Esas, 2008/1003 Karar sayılı kararına göre; davalı şirketin yöneticileri olan diğer davalıların borsada manipülasyon yaptıkları kabul edilerek 2499 sayılı Kanun'un 47. maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır. Söz konusu ceza mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediği ise ekli belgelerden anlaşılamamaktadır. Bu durumda BK. 53'üncü maddesi gereğince kesinleşmiş mahkeme hükmünün hukuk hakimini bağlayacağı gözönüne alınarak davacı tarafından temyiz aşamasında ibraz edilen ceza mahkemesi kararı değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2172 E. 2020/4754 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sıfat yokluğu · tazmin talebi · tefrik · takas · ziya · aktif husumet · pasif husumet yokluğu · hisse senedi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının asıl hisse senetleri alımını yapan davalı ... ve ... ile «sulh» olup bu iki davalı hakkındaki davasından «feragat» ettiği, diğer davalılar yönünden ise, davalılardan herhangi bir zarar ve «tazmin talebinin» bulunmadığı, davacının talebinin sadece davalılar ... ve ... tarafından 22.04.2004 ve 28/04/2004 tarihlerinde yapılan alım işlemlerinin ve «takaslarının» iptaline ilişkin olduğu, davacı ile davalılar ... ve ... dışındaki diğer davalılar arasında herhangi bir alım-satım ilişkisi mevcut olmayıp, bu davalıların davacının akidi durumunda da olmadığı, davalılar ... ve ... dışındaki davalıların aynı hisse senedinden davacı dışındaki başka menkul değerler şirketleri vasıtasıyla satın almış olmalarının onlara davada davalı sıfatını kazandırmayacağı, zira, davacının talebinin manipülasyon iddiasıyla uğradığı zararın tazmini talebi değil, davalılar ... ve ...'in yaptığı alım işlemlerinin iptaline ilişkin olduğundan ve davalıların bu iki davalı ile aynı hisse senedinden satın almış olmalarının kendilerine manipülasyona dayalı «husumet» tevcihi için yeterli olmadığından işbu davada kendilerine husumet düşmediği gerekçesiyle, davanın ... ve ... yönünden feragat, diğer davalılar yönünden ise, «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… hinde 135.000 Lot ve 28.04.2004 tarihinde 775.000 Lot olmak üzere toplam 910.000 Lot Ünal Tarım A.Ş. (Yeni) hisse senetlerinin alım-satım işleminin ve bu senetlerin «takasının» iptali istemi ile açılan işbu davada, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın davalı ... ve ... yönünden «feragat», diğer davalılar yönünden ise «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, öncelikle davacının manipülasyon eylemi nedeniyle nasıl bir zarara uğradığı açıklattırılarak davadaki «hukuki yararının» tespitinden sonra işin esasının incelenmesi, bu cümleden olarak davacının dayandığı tüm deliller toplanmak, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarının daha «ziyade» «tefrik» öncesi birleşen davaya yönelik kanaatler içeren ve dahi uyuşmazlığı çözmeye yeterli olmayan raporlar olduğu göz önünde bulundurularak, manipülasyon iddiası hususunda bilirkişilik yapmaya ehil, aralarında SPK uzmanlarının da bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak, her mahkumiyet kararının o eylemin hukuka aykırılığını tespit etmesi bakımından hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olduğu, ceza hakiminin saptadığı maddi olaylar ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı ve davalı tarafından işlenmiş olup olmadığı hususlarının hukuk hakimini bağlayacağı da gözetilmek ve bu nedenle bir kısım davalılar aleyhine açılan ceza davası da incelenmek suretiyle sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış; bozmayı gerektirmiştir.
Aksi halde dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemeyeceğinden dava «sıfat yokluğundan» reddedilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/485 E. 2023/689 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ek tasfiye işlemleri · şirketin tasfiyesi · şirketin ihyası · ortaklar kurulu kararı · ihya · tasfiye memuru · hukuki yarar · ek tasfiye
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı «tasfiye memuru» ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ihyası» istenen dava dışı şirketin «ortaklar kurulu» tarafından verilen karar üzerine usulüne uygun olarak «terkin» edildiğini, tasfiye memuru olarak yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ihyasına karar verilen şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu olmadığını, ihya edilen «şirketin tasfiyesinin» kesinleştiği 28.11.2017 tarihinde, davacı tarafın herhangi bir alacağı olmadığı gibi ihyaya konu edilen İzmir 2.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1003 E. sayılı dosyasında taraf teşkilinin sağlanması için şirketin ihyasını istemekte davacının «hukuki yararının» olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 inci maddesine göre açılan «ihya» davalarında süre söz konusu olmadığı, ihya kararı verilebilmesi için «tasfiye memurlarının» «tasfiye işlemlerinde» «kusurlarının» bulunması veya tazminat davasının tasfiye işlemleri tamamlanmadan önce açılmasının gerekmediği gerekçesiyle davalı tasfiye memuru ... vekilinin istinaf başvurusunu …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, GMK Turizm A.Ş.'nin ihyasına, ek «tasfiye işlemleri» için «son» «tasfiye memuru» olan ...'ın atanmasına, kararın tescil ve «ilanına» karar verilmiştir.
İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı «tasfiye memuru» ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/14459 E. , 2012/5672 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/09/2009 tarih ve 2008/78-2009/215 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 12/05/2005-01/03/2006 tarihleri arası davalı.... Yağ Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin hisse senetlerine sahip olduğunu, İMKB'nin 08/09/2005 tarihli...Yağ Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile ilgili açılış ve kapanış bültenlerinde, hisse senetlerinin 1,17YTL nominal değere çıkıp hisse senedinin piyasada var olduğu andan itibaren en yüksek noktasına ulaştığını, aynı gün şirket yöneticilerinin ellerindeki hisseleri satışa çıkardığını ve satış tamamlandıktan sonra 0,99YTL nominal değere düştüğünü, bu düşüşün 27/07/2006 tarihine kadar devam ettiğini, söz konusu şirket ile anlaşma yapılmadığını, İMKB'nin hisse senetleri üzerinde manipülasyon yaptığı gerekçesi ile 27/07/2006 tarihinde 0,55YTL nominal değere inen şirketin hisse senetlerini işlemden kaldırıldığını, Hisse Senetleri Piyasası Yönetmeliğinde yer alan manipülasyon suçunun işlendiğinin İMKB kararı ile sabit olduğunu, yapılan haksız fiil sonucunda hem fiili hemde hukuki olarak kendi sermayesi üzerindeki tasarruf yetkisini kaybettiğini ileri sürerek hisse senetlerine harcanan toplam 11.688,00 TL'nin 27/07/2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle, aynı dönem içinde almadığı evin değerinin 100.000.00 TL olması nedeniyle alamadığından dolayı kar mahrumiyetine, 20.000,00YTL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, iddia konusu yapılan İMKB açıklamalarının Sermaye Piyasası Kanunu gereğince yapılması zorunlu olan açıklamalar olduğunu, manipülasyon iddiasının dayanaksız ve hiçbir delille desteklenmediğini, davacının iddialarındaki nedenler ve sonuçlar arasında hukuki ve fiili illiyet bağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı için doğan zararın davalı şirketin ve davalı şirket yetkililerinin kusurundan kaynaklanan manipülasyon sonucu doğmadığı, daha çok olayın yönetmelik kapsamında SPK. tarafından uygulanan tedbir ve şirketin iflasına karar verilmesinden kaynaklandığı, davalıların maddi ve manevi tazminatla sorumlu tutulmaları mümkün görülmediği gerekçesiyle davanın reddini karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava, davalıların borsada manipülasyon yapmaları nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasıyla açılan tazminat davası olup, davacı dava dilekçesinde bildirdiği delilleri içerisinde şirket ve şirket yöneticileri hakkında Şişli Cumhuriyet Savcılığı'nca yürütülen soruşturmaya dayanmıştır. Mahkemece, davacının delil olarak bildirdiği soruşturma dosyası celbedilip akıbeti araştırılmaksızın davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece temyize konu iş bu karar verildikten sonra davacı tarafından 08.03.2012 havale tarihli dilekçe ekinde ibraz edilen İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/573 Esas, 2008/1003 Karar sayılı kararına göre; davalı şirketin yöneticileri olan diğer davalıların borsada manipülasyon yaptıkları kabul edilerek 2499 sayılı Kanun'un 47.
maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır. Söz konusu ceza mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediği ise ekli belgelerden anlaşılamamaktadır. Bu durumda BK. 53'üncü maddesi gereğince kesinleşmiş mahkeme hükmünün hukuk hakimini bağlayacağı gözönüne alınarak davacı tarafından temyiz aşamasında ibraz edilen ceza mahkemesi kararı değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulüyle kararının davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1012756600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz