Sonradan düzenlenen belgeyle inançlı işlemin ispatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2898 E. 2023/6869 K. · · İlk derece: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
inançlı işlem↗ inanç sözleşmesi↗ pay aidiyetinin tespiti↗ ispat↗
Gerekçe özeti
İnanç sözleşmesinin, konusunu oluşturan işlemden önce veya onunla aynı anda yapılması zorunlu değildir; payların başkası adına tescilinden sonra düzenlenen ve inkâr edilmeyen, payların taraflar arasında eşit bölüneceğini tereddüde yer bırakmayacak biçimde ortaya koyan belge inanç sözleşmesi sayılır. Bu belge, yazışmalar, şirket malvarlığının kullanımı ve düzenli bilgilendirme gibi fiili ortaklık göstergeleriyle birlikte değerlendirilerek payların gerçek aidiyeti belirlenir.
Ele alınan sorunlar
Payların tescilinden sonra düzenlenen belgenin inanç sözleşmesi sayılıp sayılmayacağı ve pay aidiyeti → kabul
İddia: Davalılar, dosyaya sunulan belgenin inanç sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceğini, ancak bir taahhütname sayılabileceğini, belgenin dava konusu şirkete ilişkin bir beyan ve taahhüt içermediğini, kanunda belirlenen pay devri taahhüdü niteliği taşımadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: İnanç sözleşmesinin işlem tarihinden önce veya aynı anda yapılması gibi bir zorunluluk bulunmadığından, sonradan düzenlenen ve inkâr edilmeyen belgede şirketin üçe bölüneceğinin ve tarafların eşit oranda hissedar olduğunun açıkça belirtilmesi karşısında belge inanç sözleşmesi olarak kabul edilmelidir. Taraflar arasındaki yazışmalar, şirkete ait taşınmaz ve telefon hattının davacılara tahsis edilmiş olması ve davalının şirketle ilgili işlem ve gelişmelerden davacıları düzenli olarak bilgilendirmesi birlikte değerlendirildiğinde, davacıların fiilen davalıyla birlikte şirketi kurdukları ve yönetimini sürdürdükleri, fiili durumu hukuki duruma dönüştürmek amacıyla söz konusu belgeyi imzalayarak davacıların da şirkette eşit oranda hissedar olduklarının kabul ve beyan edildiği sonucuna varılır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
İnanç sözleşmesinin tescil işleminden sonra da düzenlenebileceği ve sonradan düzenlenen belgeyle şirket paylarının gerçek aidiyetinin ispat edilebileceği yönünden Yargıtay içtihadı niteliğindedir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5294 E. 2013/7453 K.
Ortak:inanç sözleşmesi · inançlı işlem
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya «inançlı işlem» sözleşmesi olduğu iddia edilerek sunulan belgenin «inanç sözleşmesi» olarak kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu belgenin ancak bir «taahhütname» olarak kabul edilebileceğini, işbu taahhütnamede yeni bir şirket kurulması ve bu şirketin faaliyet alanı olarak ...
… ları" başlıklı belgeyi düzenledikleri, düzenlenen belgeye göre davalı şirketin eşit oranda davacılar ile davalıya ait olduğunun belirtildiği, söz konusu sözleşmenin «inançlı işlem» kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, nitekim dosyaya sunulan tüm delillere göre müvekkillerinin şirketin ortağı olduğunun sabit olduğunu ileri sürerek müvekkillerine ait 2/3 (%66,666) şirket hissesinin tespiti ile davalı ...'a ait şirket hissesinin bu oranda iptali ile müvekkiller adına «pay defterine» kaydedilmesine, bu mümkün olmadığı takdirde müvekkillerinin hissesine isabet eden alacağın davalı ...'tan tahsili ile müvekkillerine verilmesine karar verilmesini …
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde;müvekkili ile davacılar arasında ticari ilişki bulunduğu hususunun doğru olduğunu, ancak davacıların müvekkilinin yurt dışındaki müşterileri olduğunu, davacı tarafın dayandığı 20.03.2018 tarihli sözleşmenin «inanç sözleşmesi» olarak değerlendirilemeyeceğini, söz konusu belgenin ...
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «inanç sözleşmesinin» yazılı belge veya «yazılı delil başlangıcı» olması durumunda tanık «dahil» her türlü delille ispatlanabileceği, dava konusu olayda anılan delillerin bulunmadığı, namı müstakar ilişkisinin davalı ile kurulmadığı, şirketin kuruluşunda ortaklarının ... ve ... ...'dan oluştuğu, davacının inanç sözleşmesi yaptığını iddia ettiği kişinin dava dışı ... olduğu, inanç sözleşmesi dışında tutulan ... ...'ın hisselerini davalıya devrettiği, inanç sözleşmesinin değerlendirilebilmesi için devrin inanç gösterilen ile gösteren arasında yapılması gerektiği, «yemin delilinin» somut olayda kullanılmasının yerinde olmadığı, davacının iddiasını ispatlar delil «ibraz» etmediği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
… ırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Ancak; dava «inanç sözleşmesinden» kaynaklanan hisselerin iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, «inançlı işlemler», inananın «teminat» oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde iade etmesini içeren işlemlerdir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil başlangıcı · delil başlangıcı · yemin deliline dayanma · yemin delili · yazılı delil · yemin · ikrar · taşıyan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «inanç sözleşmesinin» yazılı belge veya «yazılı delil başlangıcı» olması durumunda tanık «dahil» her türlü delille ispatlanabileceği, dava konusu olayda anılan delillerin bulunmadığı, namı müstakar ilişkisinin davalı ile kurulmadığı, şirketin kuruluşunda ortaklarının ... ve ... ...'dan oluştuğu, davacının inanç sözleşmesi yaptığını iddia ettiği kişinin dava dışı ... olduğu, inanç sözleşmesi dışında tutulan ... ...'ın hisselerini davalıya devrettiği, inanç sözleşmesinin değerlendirilebilmesi için devrin inanç gösterilen ile gösteren arasında yapılması gerektiği, «yemin delilinin» somut olayda kullanılmasının yerinde olmadığı, davacının iddiasını ispatlar delil «ibraz» etmediği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı taraf «inanç sözleşmesine» ilişkin olarak «yazılı delil» veya «yazılı delil başlangıcı» «ibraz» etmediğine ve davacı taraf delil listesinde «yemin deliline» dayandığına göre, davacıya yemin hakkı hatırlatılıp neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle, yemin delilinin olayda uygulanmasını …
Yazılı delil veya «delil başlangıcı» yoksa «inanç sözleşmesi» «ikrar» (HMK 188. m.), «yemin» (HMK 225 ve devamı maddeleri) gibi «kesin» delillerle de ispat edilmesi mümkündür.
Davacının «yemin deliline dayanması» halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
-
Miras hissesi | Tescilin iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6175 E. 2014/9957 K.
Ortak:inançlı işlem
İncelediğiniz kararda… ları" başlıklı belgeyi düzenledikleri, düzenlenen belgeye göre davalı şirketin eşit oranda davacılar ile davalıya ait olduğunun belirtildiği, söz konusu sözleşmenin «inançlı işlem» kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, nitekim dosyaya sunulan tüm delillere göre müvekkillerinin şirketin ortağı olduğunun sabit olduğunu ileri sürerek müvekkillerine ait 2/3 (%66,666) şirket hissesinin tespiti ile davalı ...'a ait şirket hissesinin bu oranda iptali ile müvekkiller adına «pay defterine» kaydedilmesine, bu mümkün olmadığı takdirde müvekkillerinin hissesine isabet eden alacağın davalı ...'tan tahsili ile müvekkillerine verilmesine karar verilmesini …
İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya «inançlı işlem» sözleşmesi olduğu iddia edilerek sunulan belgenin «inanç sözleşmesi» olarak kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu belgenin ancak bir «taahhütname» olarak kabul edilebileceğini, işbu taahhütnamede yeni bir şirket kurulması ve bu şirketin faaliyet alanı olarak ...
… yısı belirtilen kararı ile davacıların 10.07.2015 tarihinde davalı şirketi kurdukları, taraflar arasında hisselerin davalı ... adına kayıt edilmesinde anlaştıkları, «inançlı işlemin» ispatlandığı,şirket hisselerini davalının adına tescil ettirip ticari faaliyetlerini sürdürdükleri,tarafların hukuki durumunu belirlemek amacıyla 20.03.2018 tarihl …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, tanık beyanları, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı ile davalılar murisi arasındakiilişkinin «inançlı işlem» olduğu, şirket kuruluşunda davalılar murisi N. adına kaydedilen %0,72 hissenin yarısının esasen davacıya ait bulunduğu, davalılar murisinin ölümü ile inançlı işlemin sona erdiği, davacının 10 yıl içinde inanç konusunu isteme hakkı bulunduğu, davalıların inanç konusunu inanılana iade yükümlülüğü içinde oldukları, sermaye arttırımlarına katılan muris Neşat'ın davacı ile arasındaki «vekalet ilişkisi» nedeniyle ödemeleri her iki kardeş adına yaptığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ilişkisi · depo kararı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, tanık beyanları, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı ile davalılar murisi arasındakiilişkinin «inançlı işlem» olduğu, şirket kuruluşunda davalılar murisi N. adına kaydedilen %0,72 hissenin yarısının esasen davacıya ait bulunduğu, davalılar murisinin ölümü ile inançlı işlemin sona erdiği, davacının 10 yıl içinde inanç konusunu isteme hakkı bulunduğu, davalıların inanç konusunu inanılana iade yükümlülüğü içinde oldukları, sermaye arttırımlarına katılan muris Neşat'ın davacı ile arasındaki «vekalet ilişkisi» nedeniyle ödemeleri her iki kardeş adına yaptığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2- Ancak davalı taraf, davacının davalı şirketteki hisseleri karşılığında davacıya bir kısım demirbaşlar yanında dava dışı şirketlerde hisse ve bazı taşınmazların da devredildiğini savunduğu halde, mahkemece bu savunma üzerinde durulmayarak «eksik inceleme» ile hüküm kurulması doğru olmamış mümeyyiz davalılar vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının kabulü gerekmiştir.
… gerçekten de sermaye arttırımı bedellerinin davalı gerçek kişilerin murisi tarafından karşılanıp karşılanmadığı, karşılanmış ise buna isabet eden hisse bedellerinin «depo» edilerek karşılığında hisselerin davacıya devrine karar vermek gerekirken bu hususun ayrı bir dava konusu olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru …
-
Ortaklıktan çıkarma | Hisse iadesine karar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1835 E. 2017/986 K.
Ortak:inançlı işlem
İncelediğiniz kararda… ları" başlıklı belgeyi düzenledikleri, düzenlenen belgeye göre davalı şirketin eşit oranda davacılar ile davalıya ait olduğunun belirtildiği, söz konusu sözleşmenin «inançlı işlem» kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, nitekim dosyaya sunulan tüm delillere göre müvekkillerinin şirketin ortağı olduğunun sabit olduğunu ileri sürerek müvekkillerine ait 2/3 (%66,666) şirket hissesinin tespiti ile davalı ...'a ait şirket hissesinin bu oranda iptali ile müvekkiller adına «pay defterine» kaydedilmesine, bu mümkün olmadığı takdirde müvekkillerinin hissesine isabet eden alacağın davalı ...'tan tahsili ile müvekkillerine verilmesine karar verilmesini …
İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya «inançlı işlem» sözleşmesi olduğu iddia edilerek sunulan belgenin «inanç sözleşmesi» olarak kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu belgenin ancak bir «taahhütname» olarak kabul edilebileceğini, işbu taahhütnamede yeni bir şirket kurulması ve bu şirketin faaliyet alanı olarak ...
… yısı belirtilen kararı ile davacıların 10.07.2015 tarihinde davalı şirketi kurdukları, taraflar arasında hisselerin davalı ... adına kayıt edilmesinde anlaştıkları, «inançlı işlemin» ispatlandığı,şirket hisselerini davalının adına tescil ettirip ticari faaliyetlerini sürdürdükleri,tarafların hukuki durumunu belirlemek amacıyla 20.03.2018 tarihl …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen «protokolün» düzenlenme tarihi itibariyle eski TTK'nın hükümlerine tabi olduğu, «limited şirketlerde pay devrinin» eski TTK hükümlerine göre «esas sermaye payının devri» ve devir borcu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılacağı ve tarafların imzalarının noterce onaylanması gerektiğinin düzenlendiği, bu «şekil şartı» yerine getirilmeksizin pay devri borcu ./.. doğuran sözleşmelerin «geçersiz» olacağı, taraflar arasındaki protokolün de ilerde pay devrine yönelik olan taraflar arasında imzalanmış borç doğurucu sözleşme olduğu, ancak pay devrini gerçekleştirici mahiyette şekil şartı olan noter onayının bulunmaması sebebiyle geçerli bir sözleşme olmadığı, bu sebeple davalıyı pay devri yönünden bağlayıcılığının olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin «inançlı işlem» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, inançlı işlemle davalıya devredilen «limited şirket» hisselerinin iadesi ve davalının «ortaklıktan çıkarılması» istemine ilişkin olup, mahkemece, taraflar arasındaki «protokolün» ilerde «pay devrine» yönelik olan borç doğurucu sözleşme niteliğinde olduğu, ancak pay devrini gerçekleştirici mahiyette «şekil şartı» olan noter onayının bulunmaması sebebiyle geçerli bir sözleşme olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin «inançlı işlem» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davaya konu taraflar arasında düzenlenen 05.07.2010 tarihli «protokoldeki» devir «taahhüdü», «inançlı işlem» niteliğindedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:esas sermaye payının devri · esas sermaye payı · delil sözleşmesi · limited şirket pay devri · şekil şartı · ortaklıktan çıkarılma · pay devri · protokol
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen «protokolün» düzenlenme tarihi itibariyle eski TTK'nın hükümlerine tabi olduğu, «limited şirketlerde pay devrinin» eski TTK hükümlerine göre «esas sermaye payının devri» ve devir borcu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılacağı ve tarafların imzalarının noterce onaylanması gerektiğinin düzenlendiği, bu «şekil şartı» yerine getirilmeksizin pay devri borcu ./.. doğuran sözleşmelerin «geçersiz» olacağı, taraflar arasındaki protokolün de ilerde pay devrine yönelik olan taraflar arasında imzalanmış borç doğurucu sözleşme olduğu, ancak pay devrini gerçekleştirici mahiyette şekil şartı olan noter onayının bulunmaması sebebiyle geçerli bir sözleşme olmadığı, bu sebeple davalıyı pay devri yönünden bağlayıcılığının olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin «inançlı işlem» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, inançlı işlemle davalıya devredilen «limited şirket» hisselerinin iadesi ve davalının «ortaklıktan çıkarılması» istemine ilişkin olup, mahkemece, taraflar arasındaki «protokolün» ilerde «pay devrine» yönelik olan borç doğurucu sözleşme niteliğinde olduğu, ancak pay devrini gerçekleştirici mahiyette «şekil şartı» olan noter onayının bulunmaması sebebiyle geçerli bir sözleşme olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin «inançlı işlem» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ayrıca bu «protokol» aynı zamanda «delil sözleşmesi» niteliğinde olup, sözleşmede ismi belirtilen ve mahkemece dinlenen şahitler de davacının iddiaları doğrultusunda beyanda bulunmuşlardır.Bu durumda,mahkemece taraflar arasında düzenlenen 05.07.2010 tarihli protokolün «inançlı işlem» olduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Davaya konu taraflar arasında düzenlenen 05.07.2010 tarihli «protokoldeki» devir «taahhüdü», «inançlı işlem» niteliğindedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2898 E. , 2023/6869 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2286 Esas, 2022/296 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/191 E.,2019/978 K.
Taraflar arasındaki hisse tespiti, tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin Türkmenistan vatandaşı olduğunu, baba oğul olan davacıların kendi ülkelerinde ticaretle uğraştıklarını, Türkiye ile olan ticari ilişkilerinde fiili olarak davalı şirketi 10.07.2015 tarihinde kurduklarını, daha önce tanıdıkları ... vasıtasıyla akrabası olan davalı ... ile tanıştıklarını, ...'ın tavsiyesi üzerine güvendikleri ... üzerine davalı şirketi kurduklarını, ilerleyen dönemlerde davalı ...'ın güvenlerini sarsıcı eylem ve işlemlerde bulunmaları nedeniyle aralarında 20.03.2018 tarihli "yatırım ve yönetim kararları" başlıklı belgeyi düzenledikleri, düzenlenen belgeye göre davalı şirketin eşit oranda davacılar ile davalıya ait olduğunun belirtildiği, söz konusu sözleşmenin inançlı işlem kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, nitekim dosyaya sunulan tüm delillere göre müvekkillerinin şirketin ortağı olduğunun sabit olduğunu ileri sürerek müvekkillerine ait 2/3 (%66,666) şirket hissesinin tespiti ile davalı ...'a ait şirket hissesinin bu oranda iptali ile müvekkiller adına pay defterine kaydedilmesine, bu mümkün olmadığı takdirde müvekkillerinin hissesine isabet eden alacağın davalı ...'tan tahsili ile müvekkillerine verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde;müvekkili ile davacılar arasında ticari ilişki bulunduğu hususunun doğru olduğunu, ancak davacıların müvekkilinin yurt dışındaki müşterileri olduğunu, davacı tarafın dayandığı 20.03.2018 tarihli sözleşmenin inanç sözleşmesi olarak değerlendirilemeyeceğini, söz konusu belgenin ... Market yatırımı kapsamında düzenlendiğini, şirketin kurulduğu tarihten itibaren tek ortağının müvekkili ... olduğunu, davacıların hiçbir dönemde şirket ortağı olmadıkları için inanç sözleşmesinden bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davalı taraf, taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen 20.03.2018 tarihli belgenin inanç sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceğini iddia etmiş ise de; sözleşmenin içeriğinde açıkça davalı şirketin üçe bölüneceği ve eşit oranda davacılar ile davalının hissedar olduğunun belirtildiği, Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre inanç sözleşmesinin işlem tarihinden önce veya aynı anda yapılması gibi bir zorunluluğun bulunmadığı, dolayısıyla davalı tarafından imzalanan belgeye göre davalı şirketin hissedarlarının davacılar ile davalı ...'ın olduğu ve sözleşmenin inanç sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerektiğinin mahkemelerince değerlendirildiği, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davacıların Türkmenistan vatandaşı olup Türkiye'de yapmış oldukları ticaret kapsamında 10.07.2015 tarihinde davalı şirketi kurdukları, fiilen kendilerinin de ortağı olduğu dava konusu şirketi davalının adına tescil ettirip ticari faaliyetlerini sürdürdükleri, taraflar arasındaki mail yazışmaları, şirkete ait taşınmaz ve telefon hattının davacılara tahsis edilmiş olması, davalının şirketle ilgili işlem ve gelişmelerden düzenli olarak davacı tarafı bilgilendirmesi hep birlikte değerlendirildiğinde davacıların fiili olarak davalıyla birlikte şirketi kurdukları ve yönetimini sürdürdükleri, fiili durumu hukuki duruma dönüştürmek amacıyla 20.03.2018 tarihli belgeyi imzalamak suretiyle davacıların da davalı şirkette eşit oranda hissedar olduklarının kabul ve beyan edildiği, söz konusu belgenin inanç sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenlerle davacılar tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile ...'nin ortaklarının eşit hissede olmak üzere davacılar ...
(1/3), ... (1/3) ve ... olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya inançlı işlem sözleşmesi olduğu iddia edilerek sunulan belgenin inanç sözleşmesi olarak kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu belgenin ancak bir taahhütname olarak kabul edilebileceğini, işbu taahhütnamede yeni bir şirket kurulması ve bu şirketin faaliyet alanı olarak ... Market'in kurulması ile kurulacak olan yeni şirketin paylarının üçe bölüneceğine karar verildiğini, ilgili belgenin ... Marka İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile ilgili bir beyan ve taahhüt içermediğini, ''Yatırım ve Yönetim Kararları'' başlıklı metinin, kanunda belirlenen pay devri taahhüdü niteliğini haiz olmadığından, davacı tarafın soyut iddialar ileri sürdüğü haksız davanın reddinin gerektiğini, davacıların davayı açmaktaki temel sebepleri aralarındaki ilişki sebebi ile gönderilen tırların kendi ihmalkarlıkları nedeniyle Trabzon Gümrük Müdürlüğü'nde durdurulmuş olması üzerine yaşanan olaylar olduğunu, bu olay sebebi ile müvekkile duydukları husumet ile bu davayı açtıklarını, davacıların delil olarak dosyaya sundukları müvekkilin amcası ...'ın beyanlarının korkutma yoluyla iradesi dışında temin edildiğini, davacıların yalnızca müvekkilinin ticaret yaptığı kişiler olup müvekkile olan borçlarını ödememek için asıl iddialarda bulunduklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların 10.07.2015 tarihinde davalı şirketi kurdukları, taraflar arasında hisselerin davalı ... adına kayıt edilmesinde anlaştıkları, inançlı işlemin ispatlandığı,şirket hisselerini davalının adına tescil ettirip ticari faaliyetlerini sürdürdükleri,tarafların hukuki durumunu belirlemek amacıyla 20.03.2018 tarihli belgenin imzalandığı davacıların da davalı şirkette eşit oranda hissedar oldukları belgenin içeriğinin tereddüte mahal vermeyecek nitelikte olduğu ve hisselerin aidiyetinin belirlendiği yolunda verilen hükümde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek, davaya dayanak olarak sunulan belgenin inanç sözleşmesi kapsamında kabul edilemeyeceğini, yalnızca bir taahhütname olabileceğini, davacıların huzurdaki davayı ikame etmiş olmasının yalnızca taraflar arasındaki husumetten kaynaklandığını, davacıların yalnızca müvekkilin ticaret yaptığı kişiler olup müvekkile olan borçlarını ödememek için asılsız iddialarda bulunduğunu, hem yerel İlk Derece Mahkemesince hem de Bölge Adliye Mahkemesince tanık ve delillerinin değerlendirilmeyerek eksik inceleme ile hatalı hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 20.03.2018 tarihli “Yatırım ve Yönetim Kararları'' başlıklı belgenin şirket hisselerinin aidiyeti konusunda inanç sözleşmesi olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz edenin sıfatına göre davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1012662500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz