Menfi tespit | İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/15368 E. 2012/5735 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtirazi kayıt↗ ticari kredi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ cari hesap↗ müteselsil kefil↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ istirdat↗ feragat↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ cy/cy kaydı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının imzaladığı genel kredi sözleşmesi ile BK'nun 490, 493 ve 494. maddelerindeki haklarından feragat ettiği, ilk kullanılan kredinin taşıt kredisi olduğuna dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, davacının imzaladığı genel kredi sözleşmesinin her türlü krediyi kapsayan ticari bir kredi olup, borçlu ile banka arasında cari hesap şeklinde yürüyen bir borç ilişkisinin bulunduğu, sonradan dava dışı şirkete kullandırılan kredinin yeni bir borç ilişkisi olarak kabul edilemeyeceği, kefilin sorumluluğunun yeni kredi açısından da devam edeceği, davacı kefilin istirdadını talep edebileceği herhangi bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, banka genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan istirdat istemine ilişkindir. Davacı, davalı banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan 24.03.2005 tarihli 24.000,00 TL limitli kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış ise de, davacının şirket ortaklığından ayrılmasından sonra dava dışı şirket ile davalı banka arasında limit artırımı şeklinde olmayan ve ilk sözleşmeden bağımsız olarak 13.08.2007 tarih, 200.000,00 TL limitli yeni bir kredi sözleşmesinin imzalandığı anlaşılmaktadır. 13.08.2007 tarihli ikinci sözleşmenin incelenmesinde, 24.03.2005 tarihli ilk sözleşmenin eki niteliğinde olduğuna dair bir kayda yer verilmemiş olduğu görülmektedir. Bu kapsamda, davalı tarafça gönderilen 09.03.2009 tarihli ihtarnameye istinaden ihtirazi kayıt koymak suretiyle borcu ödeyen davacının açmış olduğu istirdat davasının yerinde olduğu kabul edilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Borçlu olmadığının tespiti 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10966 E. 2012/16290 K.
Ortak:cari hesap · genel kredi sözleşmesi · kefil · istirdat · feragat · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının imzaladığı «genel kredi sözleşmesi» ile BK'nun 490, 493 ve 494. maddelerindeki haklarından «feragat» ettiği, ilk kullanılan kredinin taşıt kredisi olduğuna dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, davacının imzaladığı genel kredi sözleşmesinin her türlü krediyi kapsayan ticari bir kredi olup, borçlu ile banka arasında «cari hesap» şeklinde yürüyen bir borç ilişkisinin bulunduğu, sonradan dava dışı şirkete kullandırılan kredinin yeni bir borç ilişkisi olarak kabul edilemeyeceği, «kefilin» sorumluluğunun yeni kredi açısından da devam edeceği, davacı kefilin «istirdadını» talep edebileceği herhangi bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, banka «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan «istirdat» istemine ilişkindir.
Davacı, davalı banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan 24.03.2005 tarihli 24.000,00 TL limitli «kredi sözleşmesini» «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamış ise de, davacının şirket ortaklığından ayrılmasından sonra dava dışı şirket ile davalı banka arasında limit artırımı şeklinde olmayan ve ilk sözleşmeden bağımsız olarak 13.08.2007 tarih, 200.000,00 TL limitli yeni bir kredi sözleşmesinin imzalandığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının imzaladığı «genel kredi sözleşmesi» ile BK'nun 490, 493 ve 494. maddelerindeki haklarından «feragat» ettiği, ilk kullanılan kredinin taşıt kredisi olduğuna dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, davacının imzaladığı genel kredi sözleşmesinin her türlü krediyi kapsayan ticari bir kredi sözleşmesi olup, borçlu ile banka arasında «cari hesap» şeklinde yürüyen bir borç ilişkisinin bulunduğu, sonradan dava dışı şirkete kullandırılan kredinin yeni bir borç ilişkisi olarak kabul edilemeyeceği, «kefilin» sorumluluğunun yeni kredi açısından da devam edeceği, davacı kefilin «istirdadını» talep edebileceği herhangi bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda bel …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/15368 E. , 2012/5735 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.03.2010 tarih ve 2009/185-2010/200 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu iddiası ile davalı tarafça dava dışı şirkete kullandırılan krediler dolayısıyla kredi borçlarının ödenmesi için müvekkiline ihtarname gönderildiğini, ticari hayatında ve bankalardaki sicilinde sıkıntı olmaması bakımından müvekkilinin talep edilen 19.286,00 TL borcu ihtirazi kayıt koymak suretiyle ödediğini, müvekkilinin davalının kredi borçlusu olan şirketteki ortaklığına 04.04.2005 tarihinde hisselerini devretmek suretiyle son verdiğini, bu tarihten önce müvekkilinin kefil olduğu 24.000,00 TL tutarlı taşıt kredisinin tümüyle ödenerek tahsil edildiğini, hisse devrinden sonra 2007 yılında kullandırılan ve müvekkilinin imzası bulunmayan kredi sözleşmesi dolayısıyla müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek müvekkilinin boçlu olmadığının tespiti ile ödenen bedelin faiziyle birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın dava dışı şirket ve ortaklarına ihbar edilmesi gerektiği, dava dışı şirket ile 24.03.2005 tarihli ve 13.08.2007 tarihli 2 adet genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davacının 24.03.2005 tarihli ilk sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, genel kredi sözleşmesinin hükümleri dikkate alındığında ticari ilişkinin yanlızca bir kredi kullanımı için kurulmadığını, ikinci kredi sözleşmesinin imzalanmasının ilk sözleşmeyi hükümsüz hale getirmediği, davanın kefil olduğu genel kredi sözleşmesinin belirsiz süreli ve çerçeve sözleşme niteliğinde olup, hisse devrinin ve kefaletin sona erdiğine ilişkin herhangi bir bildirimin yapılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının imzaladığı genel kredi sözleşmesi ile BK'nun 490, 493 ve 494. maddelerindeki haklarından feragat ettiği, ilk kullanılan kredinin taşıt kredisi olduğuna dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, davacının imzaladığı genel kredi sözleşmesinin her türlü krediyi kapsayan ticari bir kredi olup, borçlu ile banka arasında cari hesap şeklinde yürüyen bir borç ilişkisinin bulunduğu, sonradan dava dışı şirkete kullandırılan kredinin yeni bir borç ilişkisi olarak kabul edilemeyeceği, kefilin sorumluluğunun yeni kredi açısından da devam edeceği, davacı kefilin istirdadını talep edebileceği herhangi bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, banka genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan istirdat istemine ilişkindir. Davacı, davalı banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan 24.03.2005 tarihli 24.000,00 TL limitli kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış ise de, davacının şirket ortaklığından ayrılmasından sonra dava dışı şirket ile davalı banka arasında limit artırımı şeklinde olmayan ve ilk sözleşmeden bağımsız olarak 13.08.2007 tarih, 200.000,00 TL limitli yeni bir kredi sözleşmesinin imzalandığı anlaşılmaktadır.
13. 08.2007 tarihli ikinci sözleşmenin incelenmesinde, 24.03.2005 tarihli ilk sözleşmenin eki niteliğinde olduğuna dair bir kayda yer verilmemiş olduğu görülmektedir. Bu kapsamda, davalı tarafça gönderilen 09.03.2009 tarihli ihtarnameye istinaden ihtirazi kayıt koymak suretiyle borcu ödeyen davacının açmış olduğu istirdat davasının yerinde olduğu kabul edilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1012478100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz