6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Husumet itirazı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/4859 E. 2010/1232 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
husumet itirazı usuli kazanılmış hak kazanılmış hak rücu haksız fiil limited şirket ıslah maddi tazminat yasal faiz ilan eksik inceleme haksız rekabet temsil husumet

Atıf yapılan mevzuat: İİK · TMK · TTK — TTK 321TTK 542

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, bozmaya uyularak davalıların eyleminin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırılık ve markaya tecavüz oluşturduğu, ıslah edilen tutar kadar davacının tazminat isteminin ve 500.000.000.-TL manevi tazminatın yerinde görüldüğü, davalıların bizzat üretici olarak çalıştığından husumet itirazlarının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların eyleminin davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, 30 milyar TL maddi, 500.000.-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, hükmün ilanına dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2005/1907 Esas, 2006/4740 Karar sayılı ilamıyla usulünce taraf teşkilinin sağlanması gerektiği gerekçesiyle sair temyiz itirazları incelenmeksizin bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, 18.10.2001 tarihli ilk hükümle 100.000.000.-TL maddi ve 500.000.000.-TL manevi tazminata hükmolunmuş ve Yargıtay’ca kararın usulü yönden bozulduğu, bozmadan sonra davacının ıslahı üzerine ilk hükümden farklı olarak 30.000.-YTL maddi tazminata hükmolunmuş ise de,bozmadan sonra davanın ıslahının mümkün olmadığı gerekçesiyle davalıların davacıya ait tescilli markayı izinsiz olarak imal ettikleri emtialarda kullanmak suretiyle oluşturdukları markaya tecavüzün men’i ve önlenmesine, 100 YTL maddi ve 4.000 YTL manevi tazminat olmak üzere toplam 4.100 YTL’nın 15.09.1997 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, davalıların ürünlerinde markanın silinmesine, silinmesi mümkün olmayanların imhasına, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.

Karar, taraf vekillerince ayrı,ayrı temyiz edilmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm,davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Mahkemece verilen 12.10.2004 tarihli davanın kısmen kabulü ile davalıların eyleminin davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, 30 milyar TL maddi ve 500 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, hükmün ilanına dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce usülen taraf teşkilinin sağlanmadığından bahisle sair yönler incelenmeksizin bozulmuştur. Anlaşılacağı üzere verilen bu kararı sadece davalılar temyiz etmiş olup, davacının temyizi yoktur. Bu durumda 12.10.2004 tarihli kararla hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı davalılar yararına usulü kazanılmış hak oluşturmaktadır. Mahkemece bu husu gözden kaçırılarak bu defa davacı yararına 4.000 YTL manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.

3-Öte yandan, gerek tüzel kişiyi organının (ve organ üyelerinin) haksız fiilinden sorumlu tutan MK'nun 50/2, gerekse bu hükmü limited şirket için tekrarlayan TTK'nun 542. maddesi ve bu maddenin yollamasıyla TTK'nun 321/5. maddeleri, organlarının haksız fiillerinden sorumlu olan tüzel kişinin kusurlu organ üyelerine rücu edebileceğini kabul etmektedirler. Çünkü, kusurlu fillerinden dolayı tüzel kişiyle birlikte organda şahsen sorumlu bulunmaktadır (MK 50/3). Şu halde limited ortaklık ve şirket yönetici ortağı haksız fiil davacısı karşısında iki sorumlu olarak yer alırlar ve aralarında eksik teselsül hükümleri cari olur.

Somut olayda dosya kapsamından ...'un şirketi temsil eden müdür ve haksız fiil faili olduğu anlaşılmakta ise de, diğer davalının şirket ortağı olmak dışında ne sıfatla sorumluluğuna hükmedildiği anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece ...'un şirketteki konumu araştırılarak yönetici ortak olup, olmadığı belirlendikten sonra,eğer adı geçen müdür sıfatı taşımıyorsa hakkındaki davanın reddine, aksi takdirde sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile bu kişinin dahi sorumlu tutulması doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davalılardan ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Mirasçının sorumluluğu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7363 E. 2014/13654 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/4859 E.  ,  2010/1232 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.10.2007 tarih ve 2007/229 - 2007/243 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.02.2010 gününde davacı avukatı ... gelip, davalılar ve avukatları tebligata rağmen duruşmaya gelmediklerinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, “FC BAYERN”, FCB” VE “FC BAYERN MÜNCHEN E.V” Markalarının Türkiye’de ve dünyanın değişik ülkelerinde müvekkili adına tescilli olduğunu, davalılar tarafından müvekkili markalarının haksız olarak kullanıldığını ileri sürerek, müvekkiline ait markaların tanınmış marka olduğunun tespitine, davalılar eyleminin davacının marka hakkına tecavüz olduğunun tesbitine, şimdilik 100.000.000.-TL maddi, 4.000.000.000.-TL manevi tazminatın 15.09.1997 tarihinden itibaren faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, tecavüze konu ürünlerin imhasına, hükmün ilanına karar verilmesini istemiş, bilahare ıslah ile maddi tazminatı 30.000.000.000.-TL’na yükseltmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, bozmaya uyularak davalıların eyleminin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırılık ve markaya tecavüz oluşturduğu, ıslah edilen tutar kadar davacının tazminat isteminin ve 500.000.000.-TL manevi tazminatın yerinde görüldüğü, davalıların bizzat üretici olarak çalıştığından husumet itirazlarının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların eyleminin davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, 30 milyar TL maddi, 500.000.-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, hükmün ilanına dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2005/1907 Esas, 2006/4740 Karar sayılı ilamıyla usulünce taraf teşkilinin sağlanması gerektiği gerekçesiyle sair temyiz itirazları incelenmeksizin bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, 18.10.2001 tarihli ilk hükümle 100.000.000.-TL maddi ve 500.000.000.-TL manevi tazminata hükmolunmuş ve Yargıtay’ca kararın usulü yönden bozulduğu, bozmadan sonra davacının ıslahı üzerine ilk hükümden farklı olarak 30.000.-YTL maddi tazminata hükmolunmuş ise de,bozmadan sonra davanın ıslahının mümkün olmadığı gerekçesiyle davalıların davacıya ait tescilli markayı izinsiz olarak imal ettikleri emtialarda kullanmak suretiyle oluşturdukları markaya tecavüzün men’i ve önlenmesine, 100 YTL maddi ve 4.000 YTL manevi tazminat olmak üzere toplam 4.100 YTL’nın 15.09.1997 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, davalıların ürünlerinde markanın silinmesine, silinmesi mümkün olmayanların imhasına, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.

Karar, taraf vekillerince ayrı,ayrı temyiz edilmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm,davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Mahkemece verilen 12.10.2004 tarihli davanın kısmen kabulü ile davalıların eyleminin davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, 30 milyar TL maddi ve 500 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, hükmün ilanına dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce usülen taraf teşkilinin sağlanmadığından bahisle sair yönler incelenmeksizin bozulmuştur. Anlaşılacağı üzere verilen bu kararı sadece davalılar temyiz etmiş olup, davacının temyizi yoktur. Bu durumda 12.10.2004 tarihli kararla hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı davalılar yararına usulü kazanılmış hak oluşturmaktadır. Mahkemece bu husu gözden kaçırılarak bu defa davacı yararına 4.000 YTL manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.

3-Öte yandan, gerek tüzel kişiyi organının (ve organ üyelerinin) haksız fiilinden sorumlu tutan MK'nun 50/2, gerekse bu hükmü limited şirket için tekrarlayan TTK'nun 542. maddesi ve bu maddenin yollamasıyla TTK'nun 321/5. maddeleri, organlarının haksız fiillerinden sorumlu olan tüzel kişinin kusurlu organ üyelerine rücu edebileceğini kabul etmektedirler. Çünkü, kusurlu fillerinden dolayı tüzel kişiyle birlikte organda şahsen sorumlu bulunmaktadır (MK 50/3). Şu halde limited ortaklık ve şirket yönetici ortağı haksız fiil davacısı karşısında iki sorumlu olarak yer alırlar ve aralarında eksik teselsül hükümleri cari olur.

Somut olayda dosya kapsamından ...'un şirketi temsil eden müdür ve haksız fiil faili olduğu anlaşılmakta ise de, diğer davalının şirket ortağı olmak dışında ne sıfatla sorumluluğuna hükmedildiği anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece ...'un şirketteki konumu araştırılarak yönetici ortak olup, olmadığı belirlendikten sonra,eğer adı geçen müdür sıfatı taşımıyorsa hakkındaki davanın reddine, aksi takdirde sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile bu kişinin dahi sorumlu tutulması doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davalılardan ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilnin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalılar, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılardan ... yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 04.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008928700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.