İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/10806 E. 2010/1757 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
para borcu alacaklısı↗ icra dairesinin yetkisine itiraz↗ para borcu↗ yetkisizlik itirazı↗ navlun alacağı↗ para alacağı↗ borca itiraz↗ yetki itirazı↗ davanın konusu↗ navlun↗ sözleşmeden doğan dava↗ taşıma sözleşmesi↗ uyuşmazlık konusu↗ sulh hukuk mahkemesi↗ yetki↗ sulh↗ yetkisizlik kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı vekilinin mahkemenin yetkisizine ilişkin itirazının kabulü ile talep halinde dosyanın yetkili İzmit Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine ilişkin verilen kararı Dairemize “davalı borçlunun icra dosyasına yaptığı yetki itirazının incelenmeden mahkemenin yetkisinin değerlendirilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, takibin yapıldığı icra dairesinin yetkili olmadığı gerekçesiyle, itirazın iptali davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, navlun alacağı için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı taraf, navlun alacağı için kendi ikametgâhında icra takibi başlatmış, davalı taraf ise icra dairesinin yetkisine ve borca ilişkin itirazda bulunarak takip durmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak öncelikle icra dairesinin yetkisine ilişkin itiraz değerlendirilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de, davalı taraf gerek icra dosyasına yaptığı itirazda ve gerekse yargılama sırasında savunmalarında taraflar arasındaki akdi ilişkiyi inkâr etmemiş, sadece takibe konu borcun olmadığı savunmasında bulunmuştur. Bu durumda, akdi ilişki olan taşıma ilişkisi inkâr edilmediğine göre uyuşmazlık alacak miktarına ilişkindir. Bu itibarla, BK’nın 73. maddesine göre davanın konusu sözleşmeden doğan bir para borcu olup da, sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise, bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki ikametgâhında ödenir. Durum böyle olunca, alacaklı bu para borcunun ödenmesi için kendi ikametgâhında dava açabilir.
Dava konusu olayda, taraflar arasında taşıma sözleşmesinin varlığı uyuşmazlık konusu değildir. Bu durumda, alacak, bir miktar para alacağından ibaret olması nedeniyle, davacı alacaklı, kendi ikametgâhında İİK’nun 50. maddesi hükmü uyarınca takip yapabilir ve dava açabilir. Bu itibarla mahkemece, davalının icra takibine olan yetki itirazının reddine karar verilerek, işin esasına girilip, sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6377 E. 2021/4552 K.
Ortak:para borcu alacaklısı · para borcu · sözleşmeden doğan dava · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaBu itibarla, BK’nın 73. maddesine göre «davanın konusu» «sözleşmeden doğan» bir «para borcu» olup da, sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise, bu «para borcu alacaklının» ödeme zamanındaki ikametgâhında ödenir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık «sözleşmeden doğan» bir para borcuna ilişkin olup, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, bu «para borcu alacaklının» ödeme zamanındaki ikametgâhında ödenir.
6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince «sözleşmeden doğan» uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği («ifa» edileceği) yerde de açılabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:itirazın iptali davası · ifa · iptal davası · usulden reddi · ticari defter · eksik inceleme · teminat · e-defter
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, tarafların «ticari defterleri» bilirkişi marifetiyle incelenerek, taraflar arasında akdi ilişki bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, bulunduğunun tespiti halinde faturaya dayalı alacak için alacaklının ikametgahında da takip yapılabileceği gözetilerek işin esasına girilmesi aksi takdirse ise takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı gözetilerek davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
… ar Kanunun 89/3. maddesi gereğince yetkili icra dairesinin davalının ikametgâhı icra dairesi olduğu ve yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibi bulunmasının «itirazın iptali davalarının» incelenebilmesinin ön koşullarından birisi olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Oysa davacı yan akdi ilişkiyi ispat zımmında tarafların «ticari defterlerinin» bilirkişi marifetiyle incelenmesini istemiştir.
Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece, takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığından bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16741 E. 2015/1659 K.
Ortak:navlun alacağı · yetki itirazı · navlun · taşıma sözleşmesi · uyuşmazlık konusu · yetki · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı vekilinin mahkemenin «yetkisizine» ilişkin itirazının kabulü ile talep halinde dosyanın yetkili İzmit Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine ilişkin verilen kararı Dairemize “davalı borçlunun icra dosyasına yaptığı «yetki itirazının» incelenmeden mahkemenin yetkisinin değerlendirilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, takibin yapıldığı icra dairesinin …
Dava, «navlun alacağı» için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı taraf, «navlun alacağı» için kendi ikametgâhında icra takibi başlatmış, davalı taraf ise icra dairesinin «yetkisine» ve borca ilişkin itirazda bulunarak takip durmuştur.
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında düzenlenen «taşıma sözleşmesine» dayalı «navlun alacağının» tahsili amacıyla girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, davalı vekili süresi içerisinde «yetki itirazında» bulunarak davalının «yerleşim yeri» olan İcra Daireleri ile Ankara Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu savunmuş ve mahkemece de bu savunmaya itibar edilerek, davalının adresinin Ankara'da olması sebebiyle İcra Müdürlüğü'nün «görevli» ve yetkili bulunduğu, takibin yetkili icra dairesinde başlatılmasının dava şartı olduğu gerekçesiyle; HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddelerine göre dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, İcra İflas Kanunu'nun 50. maddesi yollamasıyla HMK'nın 6. maddesi gereğince, «genel yetkili» icra dairesinin davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki ikametgahı icra dairesi olduğu gerekçesi ile karar verilmiş ise de, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu «uyuşmazlık konusu» olmadığına göre, yetkili icra dairesinin tespitinde HMK'nın 10. maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel yetkili mahkeme · yerleşim yeri · dava şartı yokluğu · icra takibine itiraz · görevli mahkeme
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında düzenlenen «taşıma sözleşmesine» dayalı «navlun alacağının» tahsili amacıyla girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, davalı vekili süresi içerisinde «yetki itirazında» bulunarak davalının «yerleşim yeri» olan İcra Daireleri ile Ankara Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu savunmuş ve mahkemece de bu savunmaya itibar edilerek, davalının adresinin Ankara'da olması sebebiyle İcra Müdürlüğü'nün «görevli» ve yetkili bulunduğu, takibin yetkili icra dairesinde başlatılmasının dava şartı olduğu gerekçesiyle; HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddelerine göre dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalının adresinin Ankara'da olması sebebiyle İcra Müdürlüğü'nün «görevli» ve yetkili bulunduğu, takibin yetkili icra dairesinde başlatılmasının dava şartı olduğu gerekçesiyle; HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddelerine göre dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, İcra İflas Kanunu'nun 50. maddesi yollamasıyla HMK'nın 6. maddesi gereğince, «genel yetkili» icra dairesinin davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki ikametgahı icra dairesi olduğu gerekçesi ile karar verilmiş ise de, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu «uyuşmazlık konusu» olmadığına göre, yetkili icra dairesinin tespitinde HMK'nın 10. maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73 …
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1368 E. 2017/2821 K.
Ortak:para borcu alacaklısı · para borcu · yetkisizlik itirazı · para alacağı · sözleşmeden doğan dava · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaBu itibarla, BK’nın 73. maddesine göre «davanın konusu» «sözleşmeden doğan» bir «para borcu» olup da, sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise, bu «para borcu alacaklının» ödeme zamanındaki ikametgâhında ödenir.
Mahkemece, davalı vekilinin mahkemenin «yetkisizine» ilişkin itirazının kabulü ile talep halinde dosyanın yetkili İzmit Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine ilişkin verilen kararı Dairemize “davalı borçlunun icra dosyasına yaptığı «yetki itirazının» incelenmeden mahkemenin yetkisinin değerlendirilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, takibin yapıldığı icra dairesinin …
Somut olayda, davacı taraf, «navlun alacağı» için kendi ikametgâhında icra takibi başlatmış, davalı taraf ise icra dairesinin «yetkisine» ve borca ilişkin itirazda bulunarak takip durmuştur.
Benzer bu karardaUyuşmazlık «sözleşmeden doğan» bir para borcuna ilişkin olup, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, bu «para borcu alacaklının» ödeme zamanındaki ikametgahında ödenir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin adresinin İzmit olduğu, davalı tarafından süresi içinde icra müdürlüğünün «yetkisine itiraz» edildiği, itirazın iptali davalarında dava şartlarından birisinin de yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibinin bulunması olduğunu, yetkili icra dairesinde yapılmış bir takibin mevcut olmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «para alacağının» tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para borcunun ifa yeri · yetkili icra dairesi · ifa yeri · dava şartı yokluğu · ifa · usulden reddi · teminat
Benzer bu karardaTaraflarca «para borcunun ifa yeri» bakımından alacaklının ikametgahından başka bir yer kararlaştırıldığı iddia ve ispat olunmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin adresinin İzmit olduğu, davalı tarafından süresi içinde icra müdürlüğünün «yetkisine itiraz» edildiği, itirazın iptali davalarında dava şartlarından birisinin de yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibinin bulunması olduğunu, yetkili icra dairesinde yapılmış bir takibin mevcut olmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece alacaklının ikametgahı olan İstanbul İcra Dairesi'nin icra takibinde «yetkili icra dairesi» olduğunun kabulü gerekirken, dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
İİK'nın 50/1. maddesi uyarınca, para veya «teminat» borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/193 E. 2018/5752 K.
Ortak:yetki · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı vekilinin mahkemenin «yetkisizine» ilişkin itirazının kabulü ile talep halinde dosyanın yetkili İzmit Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine ilişkin verilen kararı Dairemize “davalı borçlunun icra dosyasına yaptığı «yetki itirazının» incelenmeden mahkemenin yetkisinin değerlendirilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, takibin yapıldığı icra dairesinin …
Bu itibarla mahkemece, davalının icra takibine olan «yetki itirazının» reddine karar verilerek, işin esasına girilip, sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece davalının «yerleşim yerinin» ... olduğu, davalının takibe dayanak yapılan «ihtiyati haciz» kararının tarafı olmadığı, davalı yönünden alacağın varlığını kanıtlayan bir belge de sunulmadığı, «genel yetki kuralı» gereği takibin borçlunun ikametgah mahkemesinde başlatılması gerektiği, yetkili icra dairesinin ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:genel yetki kuralı · genel yetki · yerleşim yeri · ihtiyati haciz · usulden reddi · haciz · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaMahkemece davalının «yerleşim yerinin» ... olduğu, davalının takibe dayanak yapılan «ihtiyati haciz» kararının tarafı olmadığı, davalı yönünden alacağın varlığını kanıtlayan bir belge de sunulmadığı, «genel yetki kuralı» gereği takibin borçlunun ikametgah mahkemesinde başlatılması gerektiği, yetkili icra dairesinin ...
Mahkemece davalı davada bir vekil ile «temsil» edilmemiş olmasına rağmen lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekir ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün aşağıda yazılı olduğu şekilde davacı yararına düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
İcra Müdürlüğü olduğu, yetkili icra dairesinde başlatılmış takip bulunmadığı gerekçeleriyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… kmiştir. ...- Dava icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup mahkemece yetkili icra dairesinde başlatılmış bir takip olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/10806 E. , 2010/1757 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/03/2008 tarih ve 2007/1048-2008/143 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya taşıma hizmeti verdiğini, taşıma ücreti alacağının tahsili için başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, malın teslim yerinin, edimin yerine getirildiği yerin ve müvekkilinin ikametgahının İzmit olduğunu, icra dairesinin ve mahkemenin yetkili olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, davalı vekilinin mahkemenin yetkisizine ilişkin itirazının kabulü ile talep halinde dosyanın yetkili İzmit Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine ilişkin verilen kararı Dairemize “davalı borçlunun icra dosyasına yaptığı yetki itirazının incelenmeden mahkemenin yetkisinin değerlendirilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, takibin yapıldığı icra dairesinin yetkili olmadığı gerekçesiyle, itirazın iptali davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, navlun alacağı için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı taraf, navlun alacağı için kendi ikametgâhında icra takibi başlatmış, davalı taraf ise icra dairesinin yetkisine ve borca ilişkin itirazda bulunarak takip durmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak öncelikle icra dairesinin yetkisine ilişkin itiraz değerlendirilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de, davalı taraf gerek icra dosyasına yaptığı itirazda ve gerekse yargılama sırasında savunmalarında taraflar arasındaki akdi ilişkiyi inkâr etmemiş, sadece takibe konu borcun olmadığı savunmasında bulunmuştur. Bu durumda, akdi ilişki olan taşıma ilişkisi inkâr edilmediğine göre uyuşmazlık alacak miktarına ilişkindir. Bu itibarla, BK’nın 73. maddesine göre davanın konusu sözleşmeden doğan bir para borcu olup da, sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise, bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki ikametgâhında ödenir.
Durum böyle olunca, alacaklı bu para borcunun ödenmesi için kendi ikametgâhında dava açabilir.
Dava konusu olayda, taraflar arasında taşıma sözleşmesinin varlığı uyuşmazlık konusu değildir. Bu durumda, alacak, bir miktar para alacağından ibaret olması nedeniyle, davacı alacaklı, kendi ikametgâhında İİK’nun 50. maddesi hükmü uyarınca takip yapabilir ve dava açabilir. Bu itibarla mahkemece, davalının icra takibine olan yetki itirazının reddine karar verilerek, işin esasına girilip, sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008869700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz