Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/7011 E. 2010/1063 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay sahipliği sıfatı↗ faktoring↗ yoklukla malul karar↗ ek mehil↗ finansal kiralama↗ butlan↗ pay devri↗ yokluk↗ aktif husumet ehliyeti↗ pay sahipliği↗ genel kurul kararının iptali↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ hisse devri↗ tespit davası↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ iptal davası↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ feragat↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı Alaaddin Beyli’nin sahibi olduğu nama yazılı 4.795.787 adet hissesini 22.02.2007 tarihli hisse devir sözleşmesi ile dava dışı ...’a devrettiği, devrin şirkette aynı tarihte kabulüne karar verilerek, pay defterine işlendiği, BDDK’nun cevabi yazısında şirket hisse devrine ilişkin olarak Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesine göre izin alınmadığının bildirildiği, her ne kadar yönetmelik gereği izin alınmamış olsa dahi TTK hükümlerine göre hisse devrinin usulüne uygun yapıldığı, ortaklık pay defterine işlendiği, yasa hükmü mevcut iken yönetmeliğe uyulmadığından bahisle bu devrin geçersiz sayılamayacağı, bu hükme uymamanın sonucunun ancak, para cezasını gerektirdiği, 5414 sayılı Yasa’nın 148. maddesi uyarınca da şirkete para cezası kesildiği, yönetmelik ve tebliğ gibi bağımsız idari birimlerce çıkarılan düzenleyici işlemler ile butlan ya da yokluk gibi hukuki yaptırımlar getirilemeyeceği, ancak idari yaptırımlar uygulanabileceği, davacı tarafından TTK hükümlerine uygun hisse devri yapıldığı, davacı Alaaddin Beyli’nin yönetmelik gereğince hisse devri geçersiz olduğundan taraf olduğu iddiasında bulunamayacağı, aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın feragat nedeniyle reddine, birleşen davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, birleşen davanın davacısı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Davacı ... vekili, müvekkilinin davalı şirkette sahip olduğu hisselerini dava konusu 12.07.2007 tarihli genel kurul toplantısını yapan kişilere devrettiğini, ancak finansal kiralama şirketlerinde devrin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan izin alınmak suretiyle yapılması gerektiğini, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesine göre izin alınmadan gerçekleştirilen devrinin pay defterine işlense dahi yoklukla malul olduğunu, dava konusu 12.07.2007 tarihli genel kurul toplantısının hisse devri geçerli olmayan kişiler tarafından yapıldığını ileri sürerek, iptalini talep etmiştir. TTK’nun 381. maddesi uyarınca iptal davası belirli şartlar altında pay sahipleri, yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyeleri ile denetçiler tarafından açılabilir. İptal davası açabilmek için, davacının davanın ikame edildiği sırada pay sahipliği sıfatını taşıyor olması ve sıfatı dava süresince devam ettirmesi gerekir. Davacı, yaptığı pay devri işlemleri geçersiz olduğundan 12.07.2007 tarihli genel kurulunun yoklukla malul bulunduğunu ve kendisinin halen şirket ortağı olduğunu ileri sürmüştür. Davacı işbu dava ile pay devrettiği kişi veya kişileri hasım göstermeden genel kurulun iptalini istemiştir. Hukuki neden olarak da yapılan pay devrinin yasal düzenlemelere uygun olmadığını ileri sürmüştür. Böyle bir iddia ile açılan dava davacı tarafından pay devredildiği ileri sürülen kişi ve kişilerin hukuki durumunu da ilgilendirdiğinden onların taraf olmadığı bir davada görülüp sonuçlandırılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, pay devrinin geçersizliği ile halen ortak olduğunun tespiti için öncelikle pay devredilen kişi veya kişiler ile şirket aleyhine ortaklığın tespiti davası açılması için mehil verilip sonucu beklenerek sonrasında işbu davadaki taleplerin değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13579 E. 2013/19048 K.
Ortak:yoklukla malul karar · yokluk
İncelediğiniz karardaDavacı ... vekili, müvekkilinin davalı şirkette sahip olduğu hisselerini dava konusu 12.07.2007 tarihli genel kurul toplantısını yapan kişilere devrettiğini, ancak «finansal kiralama» şirketlerinde devrin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan izin alınmak suretiyle yapılması gerektiğini, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesine göre izin alınmadan gerçekleştirilen devrinin «pay defterine» işlense dahi «yoklukla malul» olduğunu, dava konusu 12.07.2007 tarihli genel kurul toplantısının «hisse devri» geçerli olmayan kişiler tarafından yapıldığını ileri sürerek, iptalini talep etmiştir.
Davacı, yaptığı «pay devri» işlemleri «geçersiz» olduğundan 12.07.2007 tarihli genel kurulunun «yoklukla malul» bulunduğunu ve kendisinin halen şirket ortağı olduğunu ileri sürmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı Alaaddin Beyli’nin sahibi olduğu nama yazılı 4.795.787 adet hissesini 22.02.2007 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile dava dışı ...’a devrettiği, devrin şirkette aynı tarihte kabulüne karar verilerek, «pay defterine» işlendiği, BDDK’nun cevabi yazısında şirket «hisse devrine» ilişkin olarak Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesine göre izin alınmadığının bildirildiği, her ne kadar yönetmelik gereği izin alınmamış olsa dahi TTK hükümlerine göre hisse devrinin usulüne uygun yapıldığı, ortaklık pay defterine işlendiği, yasa hükmü mevcut iken yönetmeliğe uyulmadığından bahisle bu devrin «geçersiz» sayılamayacağı, bu hükme uymamanın sonucunun ancak, para cezasını gerektirdiği, 5414 sayılı Yasa’nın 148. maddesi uyarınca da şirkete para cezası kesildiği, yönetmelik ve tebliğ gibi bağımsız idari birimlerce çıkarılan düzenleyici işlemler ile «butlan» ya da «yokluk» gibi hukuki yaptırımlar getirilemeyeceği, ancak idari yaptırımlar uygulanabileceği, davacı tarafından TTK hükümlerine uygun hisse devri yapıldığı, davacı Alaaddin Beyli’nin yönetmelik gereğince hisse devri geçersiz olduğundan taraf olduğu iddiasında bulunamayacağı, «aktif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın «feragat» nedeniyle reddine, birleşen davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulü ile 02/05/2011 tarihli genel kurul kararlarının «yoklukla malul» olduğunun tesbitine, diğer istemlerin reddine ilişkin verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yönetim Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11675 E. 2013/16166 K.
Ortak:yoklukla malul karar · yokluk · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaDavacı ... vekili, müvekkilinin davalı şirkette sahip olduğu hisselerini dava konusu 12.07.2007 tarihli genel kurul toplantısını yapan kişilere devrettiğini, ancak «finansal kiralama» şirketlerinde devrin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan izin alınmak suretiyle yapılması gerektiğini, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesine göre izin alınmadan gerçekleştirilen devrinin «pay defterine» işlense dahi «yoklukla malul» olduğunu, dava konusu 12.07.2007 tarihli genel kurul toplantısının «hisse devri» geçerli olmayan kişiler tarafından yapıldığını ileri sürerek, iptalini talep etmiştir.
Davacı, yaptığı «pay devri» işlemleri «geçersiz» olduğundan 12.07.2007 tarihli genel kurulunun «yoklukla malul» bulunduğunu ve kendisinin halen şirket ortağı olduğunu ileri sürmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı Alaaddin Beyli’nin sahibi olduğu nama yazılı 4.795.787 adet hissesini 22.02.2007 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile dava dışı ...’a devrettiği, devrin şirkette aynı tarihte kabulüne karar verilerek, «pay defterine» işlendiği, BDDK’nun cevabi yazısında şirket «hisse devrine» ilişkin olarak Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesine göre izin alınmadığının bildirildiği, her ne kadar yönetmelik gereği izin alınmamış olsa dahi TTK hükümlerine göre hisse devrinin usulüne uygun yapıldığı, ortaklık pay defterine işlendiği, yasa hükmü mevcut iken yönetmeliğe uyulmadığından bahisle bu devrin «geçersiz» sayılamayacağı, bu hükme uymamanın sonucunun ancak, para cezasını gerektirdiği, 5414 sayılı Yasa’nın 148. maddesi uyarınca da şirkete para cezası kesildiği, yönetmelik ve tebliğ gibi bağımsız idari birimlerce çıkarılan düzenleyici işlemler ile «butlan» ya da «yokluk» gibi hukuki yaptırımlar getirilemeyeceği, ancak idari yaptırımlar uygulanabileceği, davacı tarafından TTK hükümlerine uygun hisse devri yapıldığı, davacı Alaaddin Beyli’nin yönetmelik gereğince hisse devri geçersiz olduğundan taraf olduğu iddiasında bulunamayacağı, «aktif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın «feragat» nedeniyle reddine, birleşen davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… e devredileceği konusunda anlaşmaya varıldığı, bunun şirket ana sözleşmesinde olmayıp taraflar arasındaki şirketin kurulması öncesinde yapılmış bir sözleşme olduğu, «yönetim kurulu kararının iptalini» ve «yoklukla malul» olduğunun tespitini gerektirir herhangi bir şartın oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararının iptali
Benzer bu kararda… e devredileceği konusunda anlaşmaya varıldığı, bunun şirket ana sözleşmesinde olmayıp taraflar arasındaki şirketin kurulması öncesinde yapılmış bir sözleşme olduğu, «yönetim kurulu kararının iptalini» ve «yoklukla malul» olduğunun tespitini gerektirir herhangi bir şartın oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine …
-
Yönetim Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11675 E. 2013/16166 K.
Ortak:yoklukla malul karar · yokluk · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaDavacı ... vekili, müvekkilinin davalı şirkette sahip olduğu hisselerini dava konusu 12.07.2007 tarihli genel kurul toplantısını yapan kişilere devrettiğini, ancak «finansal kiralama» şirketlerinde devrin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan izin alınmak suretiyle yapılması gerektiğini, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesine göre izin alınmadan gerçekleştirilen devrinin «pay defterine» işlense dahi «yoklukla malul» olduğunu, dava konusu 12.07.2007 tarihli genel kurul toplantısının «hisse devri» geçerli olmayan kişiler tarafından yapıldığını ileri sürerek, iptalini talep etmiştir.
Davacı, yaptığı «pay devri» işlemleri «geçersiz» olduğundan 12.07.2007 tarihli genel kurulunun «yoklukla malul» bulunduğunu ve kendisinin halen şirket ortağı olduğunu ileri sürmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı Alaaddin Beyli’nin sahibi olduğu nama yazılı 4.795.787 adet hissesini 22.02.2007 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile dava dışı ...’a devrettiği, devrin şirkette aynı tarihte kabulüne karar verilerek, «pay defterine» işlendiği, BDDK’nun cevabi yazısında şirket «hisse devrine» ilişkin olarak Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesine göre izin alınmadığının bildirildiği, her ne kadar yönetmelik gereği izin alınmamış olsa dahi TTK hükümlerine göre hisse devrinin usulüne uygun yapıldığı, ortaklık pay defterine işlendiği, yasa hükmü mevcut iken yönetmeliğe uyulmadığından bahisle bu devrin «geçersiz» sayılamayacağı, bu hükme uymamanın sonucunun ancak, para cezasını gerektirdiği, 5414 sayılı Yasa’nın 148. maddesi uyarınca da şirkete para cezası kesildiği, yönetmelik ve tebliğ gibi bağımsız idari birimlerce çıkarılan düzenleyici işlemler ile «butlan» ya da «yokluk» gibi hukuki yaptırımlar getirilemeyeceği, ancak idari yaptırımlar uygulanabileceği, davacı tarafından TTK hükümlerine uygun hisse devri yapıldığı, davacı Alaaddin Beyli’nin yönetmelik gereğince hisse devri geçersiz olduğundan taraf olduğu iddiasında bulunamayacağı, «aktif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın «feragat» nedeniyle reddine, birleşen davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… e devredileceği konusunda anlaşmaya varıldığı, bunun şirket ana sözleşmesinde olmayıp taraflar arasındaki şirketin kurulması öncesinde yapılmış bir sözleşme olduğu, «yönetim kurulu kararının iptalini» ve «yoklukla malul» olduğunun tespitini gerektirir herhangi bir şartın oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararının iptali
Benzer bu kararda… e devredileceği konusunda anlaşmaya varıldığı, bunun şirket ana sözleşmesinde olmayıp taraflar arasındaki şirketin kurulması öncesinde yapılmış bir sözleşme olduğu, «yönetim kurulu kararının iptalini» ve «yoklukla malul» olduğunun tespitini gerektirir herhangi bir şartın oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2505 E. 2014/5813 K.
Ortak:yoklukla malul karar · yokluk
İncelediğiniz karardaDavacı ... vekili, müvekkilinin davalı şirkette sahip olduğu hisselerini dava konusu 12.07.2007 tarihli genel kurul toplantısını yapan kişilere devrettiğini, ancak «finansal kiralama» şirketlerinde devrin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan izin alınmak suretiyle yapılması gerektiğini, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesine göre izin alınmadan gerçekleştirilen devrinin «pay defterine» işlense dahi «yoklukla malul» olduğunu, dava konusu 12.07.2007 tarihli genel kurul toplantısının «hisse devri» geçerli olmayan kişiler tarafından yapıldığını ileri sürerek, iptalini talep etmiştir.
Davacı, yaptığı «pay devri» işlemleri «geçersiz» olduğundan 12.07.2007 tarihli genel kurulunun «yoklukla malul» bulunduğunu ve kendisinin halen şirket ortağı olduğunu ileri sürmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı Alaaddin Beyli’nin sahibi olduğu nama yazılı 4.795.787 adet hissesini 22.02.2007 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile dava dışı ...’a devrettiği, devrin şirkette aynı tarihte kabulüne karar verilerek, «pay defterine» işlendiği, BDDK’nun cevabi yazısında şirket «hisse devrine» ilişkin olarak Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesine göre izin alınmadığının bildirildiği, her ne kadar yönetmelik gereği izin alınmamış olsa dahi TTK hükümlerine göre hisse devrinin usulüne uygun yapıldığı, ortaklık pay defterine işlendiği, yasa hükmü mevcut iken yönetmeliğe uyulmadığından bahisle bu devrin «geçersiz» sayılamayacağı, bu hükme uymamanın sonucunun ancak, para cezasını gerektirdiği, 5414 sayılı Yasa’nın 148. maddesi uyarınca da şirkete para cezası kesildiği, yönetmelik ve tebliğ gibi bağımsız idari birimlerce çıkarılan düzenleyici işlemler ile «butlan» ya da «yokluk» gibi hukuki yaptırımlar getirilemeyeceği, ancak idari yaptırımlar uygulanabileceği, davacı tarafından TTK hükümlerine uygun hisse devri yapıldığı, davacı Alaaddin Beyli’nin yönetmelik gereğince hisse devri geçersiz olduğundan taraf olduğu iddiasında bulunamayacağı, «aktif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın «feragat» nedeniyle reddine, birleşen davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 10.556 «payı» olduğunun tespitine ile 04/05/2009, 03/05/2010 ve 02.05.2011 tarihli genel kurul toplantılarının «yoklukla malul» olduklarının tespitine ilişkin verilen karar davalılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı
Benzer bu karardaMahkemece, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 10.556 «payı» olduğunun tespitine ile 04/05/2009, 03/05/2010 ve 02.05.2011 tarihli genel kurul toplantılarının «yoklukla malul» olduklarının tespitine ilişkin verilen karar davalılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/7011 E. , 2010/1063 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.01.2008 tarih ve 2007/596-2008/3 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi bir davanın davacısı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 19.06.2007 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısında denetçi seçildiğini, 12.07.2007 tarihinde yapılan genel kurula katılan kişilerin ortaklık sıfatını taşımadıklarını ileri sürerek, genel kurul kararlarının iptalini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette sahip olduğu hisselerini dava konusu 12.07.2007 tarihli genel kurul toplantısını yapan kişilere devrettiğini, ancak finansal kiralama şirketlerinde devrin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan izin alınmak suretiyle yapılması gerektiğini, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesine göre izin alınmadan gerçekleştirilen devrin pay defterine işlense dahi yoklukla malul olduğunu, dava konusu 12.07.2007 tarihli genel kurul toplantısının hisse devri geçerli olmayan kişiler tarafından yapıldığını, genel kurula katılan kişilerin oy kullanma ve karar alma yetkileri bulunmadığını, yönetim kurulu ve denetim kurulu raporlarının olmadığını, faaliyet raporlarının okunmadığını, bilançonun incelenmediğini, hissedar olmayan kişilerin yönetim kuruluna seçildiğini ileri sürerek, 12.07.2007 tarihli genel kurulun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı Alaaddin Beyli’nin sahibi olduğu nama yazılı 4.795.787 adet hissesini 22.02.2007 tarihli hisse devir sözleşmesi ile dava dışı ...’a devrettiği, devrin şirkette aynı tarihte kabulüne karar verilerek, pay defterine işlendiği, BDDK’nun cevabi yazısında şirket hisse devrine ilişkin olarak Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesine göre izin alınmadığının bildirildiği, her ne kadar yönetmelik gereği izin alınmamış olsa dahi TTK hükümlerine göre hisse devrinin usulüne uygun yapıldığı, ortaklık pay defterine işlendiği, yasa hükmü mevcut iken yönetmeliğe uyulmadığından bahisle bu devrin geçersiz sayılamayacağı, bu hükme uymamanın sonucunun ancak, para cezasını gerektirdiği, 5414 sayılı Yasa’nın 148.
maddesi uyarınca da şirkete para cezası kesildiği, yönetmelik ve tebliğ gibi bağımsız idari birimlerce çıkarılan düzenleyici işlemler ile butlan ya da yokluk gibi hukuki yaptırımlar getirilemeyeceği, ancak idari yaptırımlar uygulanabileceği, davacı tarafından TTK hükümlerine uygun hisse devri yapıldığı, davacı Alaaddin Beyli’nin yönetmelik gereğince hisse devri geçersiz olduğundan taraf olduğu iddiasında bulunamayacağı, aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın feragat nedeniyle reddine, birleşen davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, birleşen davanın davacısı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Davacı ... vekili, müvekkilinin davalı şirkette sahip olduğu hisselerini dava konusu 12.07.2007 tarihli genel kurul toplantısını yapan kişilere devrettiğini, ancak finansal kiralama şirketlerinde devrin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan izin alınmak suretiyle yapılması gerektiğini, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesine göre izin alınmadan gerçekleştirilen devrinin pay defterine işlense dahi yoklukla malul olduğunu, dava konusu 12.07.2007 tarihli genel kurul toplantısının hisse devri geçerli olmayan kişiler tarafından yapıldığını ileri sürerek, iptalini talep etmiştir.
TTK’nun 381. maddesi uyarınca iptal davası belirli şartlar altında pay sahipleri, yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyeleri ile denetçiler tarafından açılabilir. İptal davası açabilmek için, davacının davanın ikame edildiği sırada pay sahipliği sıfatını taşıyor olması ve sıfatı dava süresince devam ettirmesi gerekir. Davacı, yaptığı pay devri işlemleri geçersiz olduğundan 12.07.2007 tarihli genel kurulunun yoklukla malul bulunduğunu ve kendisinin halen şirket ortağı olduğunu ileri sürmüştür. Davacı işbu dava ile pay devrettiği kişi veya kişileri hasım göstermeden genel kurulun iptalini istemiştir. Hukuki neden olarak da yapılan pay devrinin yasal düzenlemelere uygun olmadığını ileri sürmüştür.
Böyle bir iddia ile açılan dava davacı tarafından pay devredildiği ileri sürülen kişi ve kişilerin hukuki durumunu da ilgilendirdiğinden onların taraf olmadığı bir davada görülüp sonuçlandırılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, pay devrinin geçersizliği ile halen ortak olduğunun tespiti için öncelikle pay devredilen kişi veya kişiler ile şirket aleyhine ortaklığın tespiti davası açılması için mehil verilip sonucu beklenerek sonrasında işbu davadaki taleplerin değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008556500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz