Haksız Rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/7135 E. 2013/10921 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilanen tebligat↗ dava dilekçesinin tebliği↗ tebligat kanunu m.35↗ tahkikat↗ reeskont faizi↗ taraf ehliyeti↗ tebligat↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacı tarafça dahili işleme prosedürü çerçevesinde yurt dışından alınan malların yurt dışına götürülmeyip iç piyasada satıldığı, davalılardan Turkuaz Gıda Ltd. Şti'nin yurt dışı satım fiyatına göre bedelini ödediği malların diğer nakliyeci ... Uluslararası Lojistik Ltd. Şti. tarafından yurt dışına götürülmek üzere davalı ... tarafından alındığı, bunların yurt dışına götürülmeyip iç piyasada satıldığı, davacının zararının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte 6.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taşıma nedeniyle oluşan zararın davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde, davalılardan ...'un adresi bir diğer davalı olan davalı ... Uluslararası Lojistik Ticartet Ltd Şti'nin adresi ile aynı adres olarak gösterilmiş olup, dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebliğ mazbatasının bila tebliğ olarak dönmesi üzerine de mahkemece bu adres nazara alınarak kolluk marifetiyle araştırma yapılmış ve adresin tespit edilemediği gerekçesi ile dava dilekçesi anılan davalıya ilanen tebligat yolu ile tebliğ edilmiştir. Ancak, dosya içerisinde davalı ...'a ait ehliyetname sureti, ayrıca 26.12.2005 tarihli yükleme notası adlı belgede davalının cep telefonu numarası mevcuttur. Ancak, mahkemece bu belgedeki bilgilerden yararlanılmak suretiyle davalının adresinin tespiti yoluna gidilmeden ilanen tebligat yapılmıştır.
Tebligat Kanunu'nun 28. ve Tebligat Tüzüğü'nün 46. maddesi gereğince, ancak adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılabilir. Tebliği çıkaran mercii muhatabın adresini resmi veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir. Mahkemece, dosya içerisinde bulunan belgelerden yararlanılmak suretiyle Trafik Tescil Şube Müdürlüğü'nden davalının varsa adresi, nüfusa kayıtlı olduğu yer sorulmadan ve nüfusa kayıtlı olduğu yerin tespit edilmesi halinde bu adresten araştırma yapılmadan, gerektiği takdirde cep telefonu numarası da bildirilmek suretiyle zabıtadan davalının adresinin tespiti istenilmeden ilanen tebligat yapılması anılan yasa ve tüzük hükümlerine uygun bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, yasa ve tüzüğe uygun şekilde davalının adresi araştırılarak tebligat yapılmak suretiyle taraf teşkili sağlanmaksızın yargılama yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, kararı temyiz eden davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3727 E. 2011/4014 K.
Ortak:ilanen tebligat · tebligat
İncelediğiniz karardaUluslararası Lojistik Ticartet Ltd Şti'nin adresi ile aynı adres olarak gösterilmiş olup, dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin tebliğ mazbatasının bila tebliğ olarak dönmesi üzerine de mahkemece bu adres nazara alınarak kolluk marifetiyle araştırma yapılmış ve adresin tespit edilemediği gerekçesi ile dava dilekçesi anılan davalıya «ilanen tebligat» yolu ile tebliğ edilmiştir.
Ancak, mahkemece bu belgedeki bilgilerden yararlanılmak suretiyle davalının adresinin tespiti yoluna gidilmeden «ilanen tebligat» yapılmıştır.
… lmesi halinde bu adresten araştırma yapılmadan, gerektiği takdirde cep telefonu numarası da bildirilmek suretiyle zabıtadan davalının adresinin tespiti istenilmeden «ilanen tebligat» yapılması anılan yasa ve tüzük hükümlerine uygun bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaKararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiş, temyiz dilekçesinin bir kısım borçlulara tebliğ edilememesi üzerine, «ilanen tebligat» yapılabilmesi için ihtiyati haciz talep edenden 1.000,00 TL'nı 7 günlük sürede yatırması aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu bildirilmiş, ilanen tebligat ücretinin yatırılmaması nedeniyle kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece aleyhine «ihtiyati haciz» istenen ... ve ...'a gönderilen ihtiyati haciz isteminin reddine dair karar ve temyiz dilekçesinin bila tebliğ dönmesi üzerine doğrudan «ilanen tebligat» yapılacağı, «ilan» için gerekli 1.000,00 TL «masrafın» 7 gün içinde ödenmesi, aksi halde kararın temyiz edilmemiş sayılacağına dair «ihtarname» ihtiyati haciz isteyene tebliğ edilmiş, ilan masrafının ödenmemesi üzerine kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, aleyhine «ihtiyati haciz» istenenlere yapılacak «tebligatın» yukarıda anılan düzenlemeler çerçevesinde yapılması gerekirken, bu işlemler yerine getirilmeden doğrudan «ilanen tebligat» yoluna gidilmesi ve bu hususta muhtira tebliği sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesap kat ihtarı · kat ihtarı · savunma hakkının kısıtlanması · yerleşim yeri · hesap kat · savunma hakkı · kısıtlılık · muacceliyet
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, aleyhine «ihtiyati haciz» istenilenlere hitaben gönderilen «hesap kat ihtarının» usulüne aykırı tebliğ edilmesi nedeniyle «muacceliyet» koşulunun oluşmadığı ve muaccel olmayan borçlar için mal kaçırıldığına dair delil bulunmadığı gerekçesiyle, istemin reddine karar verilmiştir.
Adres araştırmasının sadece zabıta ile sınırlı tutulması, «savunma hakkının kısıtlanmasına» yol açacak bir durum yaratabilir.
1- Tebligat Kanunu’nun 10/1. maddesi uyarınca, “«tebligat», tebliğ yapılacak kişiye bilinen en «son» adresinde yapılır”, bu maddeye 6099 sayılı yasa ile eklenen ikinci fıkrası ise, “bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan «yerleşim yeri» adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır” hükmünü içermektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1415 E. 2013/3558 K.
Ortak:ilanen tebligat · reeskont faizi · tebligat
İncelediğiniz karardaUluslararası Lojistik Ticartet Ltd Şti'nin adresi ile aynı adres olarak gösterilmiş olup, dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin tebliğ mazbatasının bila tebliğ olarak dönmesi üzerine de mahkemece bu adres nazara alınarak kolluk marifetiyle araştırma yapılmış ve adresin tespit edilemediği gerekçesi ile dava dilekçesi anılan davalıya «ilanen tebligat» yolu ile tebliğ edilmiştir.
Ancak, mahkemece bu belgedeki bilgilerden yararlanılmak suretiyle davalının adresinin tespiti yoluna gidilmeden «ilanen tebligat» yapılmıştır.
… lmesi halinde bu adresten araştırma yapılmadan, gerektiği takdirde cep telefonu numarası da bildirilmek suretiyle zabıtadan davalının adresinin tespiti istenilmeden «ilanen tebligat» yapılması anılan yasa ve tüzük hükümlerine uygun bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaSomut olayda, davalının adresi açıklanan usule uygun bir biçimde araştırılmamış, yalnızca zabıta araştırılması ile yetinilmiş ve davalıya «ilanen tebligat» yapılmıştır.
… davacının zararı ve sorumlularını öğrendiği tarihten itibaren ... yıl ve herhalükarda 5 yıl içinde, eylem cezayı gerektiriyor ve ceza kanununa göre cezası daha uzun «zamanaşımına» tabi bulunursa o süre içinde dava açması gerektiği, davanın 16.03.1990 tarihli müdürler kurulu kararı nedeniyle açıldığı, ceza davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı ve 18.05.2000 tarihinde kararın kesinleştiği, davanın ise ...’nun 309.maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi dolduktan sonra ....8.2002 tarihinde açıldığı, davalılar ..., ..., ... ve ...’nun zamanaşımı definde bulundukları, zamanaşımı definde bulunmayan diğer davalıların ise kusurlu eylemleri ile dava dışı yükleniciye ödenen avansın faizsiz bir şekilde «mahsup» edilmesine ve bu suretle söz konusu avansın yasal faizden «mahrum» kalmasına yol açarak «temsilcisi» oldukları davacı «şirketi zarara» uğrattıkları gerekçesiyle davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, diğer davalılar ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 6.967,55 TL’nin, 929,42 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte anılan davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
1-Dava, «anonim şirket» yöneticilerine karşı açılan «sorumluluk davası» olup dava dilekçesi ve duruşma günü davalıya ilanen tebliğ olunmuştur.Tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan Tebligat Kanunu’nun .... maddesi uyarınca «tebligat», tebliğ yapılacak kişiye bilinen en «son» adresinde yapılır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkının kısıtlanması · sorumluluk davası · savunma hakkı · kâr mahrumiyeti · kısıtlılık · şirket zararı · mahsup · anonim şirket
Benzer bu kararda… davacının zararı ve sorumlularını öğrendiği tarihten itibaren ... yıl ve herhalükarda 5 yıl içinde, eylem cezayı gerektiriyor ve ceza kanununa göre cezası daha uzun «zamanaşımına» tabi bulunursa o süre içinde dava açması gerektiği, davanın 16.03.1990 tarihli müdürler kurulu kararı nedeniyle açıldığı, ceza davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı ve 18.05.2000 tarihinde kararın kesinleştiği, davanın ise ...’nun 309.maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi dolduktan sonra ....8.2002 tarihinde açıldığı, davalılar ..., ..., ... ve ...’nun zamanaşımı definde bulundukları, zamanaşımı definde bulunmayan diğer davalıların ise kusurlu eylemleri ile dava dışı yükleniciye ödenen avansın faizsiz bir şekilde «mahsup» edilmesine ve bu suretle söz konusu avansın yasal faizden «mahrum» kalmasına yol açarak «temsilcisi» oldukları davacı «şirketi zarara» uğrattıkları gerekçesiyle davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, diğer davalılar ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 6.967,55 TL’nin, 929,42 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte anılan davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Adres araştırmasının sadece zabıta ile sınırlı tutulması, «savunma hakkının kısıtlanmasına» yol açacak bir durum yaratabilir.
Bu haliyle, dava dilekçesi mümeyyiz davalıya usulünce tebliğ edilmemiş olup anılan davalının anayasal «savunma hakkı kısıtlanmış» bulunduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...-Bozma sebep ve şekline göre mümeyyiz davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar verilmiştir.
1-Dava, «anonim şirket» yöneticilerine karşı açılan «sorumluluk davası» olup dava dilekçesi ve duruşma günü davalıya ilanen tebliğ olunmuştur.Tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan Tebligat Kanunu’nun .... maddesi uyarınca «tebligat», tebliğ yapılacak kişiye bilinen en «son» adresinde yapılır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/7135 E. , 2013/10921 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.10.2010 tarih ve 2006/71-2010/563 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin Dr. Oetker markalı ürünlerin hazırlanmasında kullanılan bazı hammaddelerin yurt dışından getirilmekte, dahili işleme prosedürü çerçevesinde işlendikten sonra ürünü yurtdışına satmak kaydı ile yurt içinde işlenerek tekrar yurt dışına satışının yapılmakta olduğunu, bu ürünlerin hammaddesinin yurt dışından çok ucuza alındığını, yurt dışı satımında KDV muafiyeti bulunduğunu, yurt dışı satış fiyatlarının yurt içinde satış fiyatlarından bu sebeple çok daha düşük kaldığını, bu kapsamda davacı şirketin Irak'a gönderilmek üzere davalılardan ... Uluslararası Lojistik Ltd. Şti'ye taşımak üzere verdiği ve şoför olarak davalı ...'un isminin yer aldığı 28.12.2005 tarihli listede yer alan malların diğer davalı Turkuaz Ltd.
Şti. Depolarına indirildiği, bu malların yurt dışında Irak'ta bulunan şirkete teslim edilmeyip, bu şekilde 6000 koli malın iç piyasada satılmış bulunduğunu, 6000 koli maldan ötürü dahili işleme prosedürü içersinde adı geçen davalı şirketin 28.800 Euro ödemede bulunmuş olduğunu, aynı malların iç piyasa KDV dahil toptan satış fiyatının ise 148.308 TL olduğunu, 2 fiyat arasında yaklaşık 3 misli ve KDV miktarından kaynaklanan fiyat farkı bulunduğunu, bunların iç piyasada satılmasından ötürü davalı şirketin cezai sorumluluğunun ortaya çıktığını, KDV muafiyetinden yararlanmama bir yana iç piyasada satılmasından ötürü KDV ödeme yükümlülüğünün doğduğunu, yapılan bu haksız işlemlerden ötürü davacı şirketin maddi kayıpları yanında ticari itibarının da zedelenmiş olduğunu ileri sürerek, davacı şirketin bu haksız fiilden ötürü fiyat farkı ve KDV den kaynaklanan toplam zararının 96.258.00 TL olup şimdilik fazlası saklı 6.000,00 TL'nin satış tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Uluslararası Lojistik Tic. Ltd. Şti'nin sicilde kayıtlı olduğu adrese TK'nın 35. maddesine göre tebligat yapılmış, davalı davaya cevap vermemiştir.
Davalı Turkuaz Gıda İhr. İth. Ltd. Şti. ile diğer davalı ...'un adresinin belirlenememesi üzerine, her iki davalıya basın yolu ile tebligat yapılmıştır.
Mahkemece, davacı tarafça dahili işleme prosedürü çerçevesinde yurt dışından alınan malların yurt dışına götürülmeyip iç piyasada satıldığı, davalılardan Turkuaz Gıda Ltd. Şti'nin yurt dışı satım fiyatına göre bedelini ödediği malların diğer nakliyeci ... Uluslararası Lojistik Ltd. Şti. tarafından yurt dışına götürülmek üzere davalı ... tarafından alındığı, bunların yurt dışına götürülmeyip iç piyasada satıldığı, davacının zararının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte 6.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taşıma nedeniyle oluşan zararın davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde, davalılardan ...'un adresi bir diğer davalı olan davalı ... Uluslararası Lojistik Ticartet Ltd Şti'nin adresi ile aynı adres olarak gösterilmiş olup, dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebliğ mazbatasının bila tebliğ olarak dönmesi üzerine de mahkemece bu adres nazara alınarak kolluk marifetiyle araştırma yapılmış ve adresin tespit edilemediği gerekçesi ile dava dilekçesi anılan davalıya ilanen tebligat yolu ile tebliğ edilmiştir. Ancak, dosya içerisinde davalı ...'a ait ehliyetname sureti, ayrıca 26.12.2005 tarihli yükleme notası adlı belgede davalının cep telefonu numarası mevcuttur. Ancak, mahkemece bu belgedeki bilgilerden yararlanılmak suretiyle davalının adresinin tespiti yoluna gidilmeden ilanen tebligat yapılmıştır.
Tebligat Kanunu'nun 28. ve Tebligat Tüzüğü'nün 46. maddesi gereğince, ancak adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılabilir. Tebliği çıkaran mercii muhatabın adresini resmi veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir. Mahkemece, dosya içerisinde bulunan belgelerden yararlanılmak suretiyle Trafik Tescil Şube Müdürlüğü'nden davalının varsa adresi, nüfusa kayıtlı olduğu yer sorulmadan ve nüfusa kayıtlı olduğu yerin tespit edilmesi halinde bu adresten araştırma yapılmadan, gerektiği takdirde cep telefonu numarası da bildirilmek suretiyle zabıtadan davalının adresinin tespiti istenilmeden ilanen tebligat yapılması anılan yasa ve tüzük hükümlerine uygun bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece, yasa ve tüzüğe uygun şekilde davalının adresi araştırılarak tebligat yapılmak suretiyle taraf teşkili sağlanmaksızın yargılama yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, kararı temyiz eden davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davalı ... yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ...'a iadesine, 27.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008197500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz