Nedensellik bağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/4468 E. 2010/751 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nedensellik bağı↗ sermaye taahhüdü↗ özen yükümlülüğü↗ ispat yükü↗ taahhütname↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada davacı sermaye taahhüdü dışında şirket işlerinde kullanılmak üzere borç olarak verdiği parayı talep ettiği, davalının böyle bir paranın alınmadığını savunduğu, her ne kadar taraflar kardeş ise de aralarındaki şirket ilişkisini yazılı sözleşmeye bağladıkları, paranın şirkete borç olarak verildiğinin yazılı şekilde kanıtlanması gerektiği, dolayısıyla tanık dinlenmediği, asıl davanın ispat edilmediği, birleşen davanın yasal dayanağını TTK'nun 556. maddesi yollamasıyla aynı Yasa'nın 336, 340 ve 309/1. maddesi oluşturduğu, davacının zararı kanıtlaması gerektiği, 1996-2000 yılları arasındaki bilançoda kar ve zarar mevcut ise de bunun ticari hayatın olağan akışına uygun bulunduğu, bu durumun davalının özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını göstermeyeceği, şirket defterleri düzgün tutulmamış ise de iddia edilen zarar ile nedensellik bağının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davanın davacısı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının asıl davanın konusunu teşkil eden parayı kardeşi davalı ile kurdukları şirketin makine ve tesisatının kuruluşu için verdiğini açıklamış olmasına, borcun davalının şahsına değil şirkete verildiğinin iddia edilmesine, bu durum karşısında ispat yükü altında bulunan davacının iddiasını yazılı kanıtla ispat etmesinin gerekmesine, akrabalık ilişkisi nedeniyle tanıkla ispat edilebilirlik kuralının somut olayda uygulanma yerinin bulunmamasına, heri iki davada da iddianın kanıtlanmamasına göre, asıl ve birleşen davanın davacısı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/4468 E. , 2010/751 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.12.2007 tarih ve 2004/199 - 2007/276 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl ve birleşen davanın davacısı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.01.2010 gününde davacı avukatı ... gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davasında davalı ile müvekkilinin kardeş olduklarını, 25.09.1996 tarihinde %55 payı müvekkiline, %45 payı davalıya ait olan dava dışı limitet şirketi kurduklarını, 10 yıl süre ile davalının müdür olarak atandığını, şirketin makine ve tesisatının kuruluşu için müvekkilinin 56.000 DM’yi davalıya verdiğini, bu paranın inkar edildiği gibi, şirket kayıtlarında gösterilmediğini, verilen cevapların çelişkili olduğunu, paranın şirket işlerine de harcanmadığını ileri sürerek, şimdilik 1.000 Euro karşılığı 1.702.000 TL’nın, birleşen davasında da; şirketi kötü yöneterek zarara uğramasına neden olduğunu açıklayarak, şimdilik 1.000.000 TL’nın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile müvekkilinin kardeş olduklarını, mobilyacılık alanında faaliyet göstermek üzere emek müvekkilinden sermaye davacıdan olmak üzere limitet şirket kurduklarını, davacının kuruluş aşamasında bizzat harcamalar yaptığını, şirkete yapılan bu harcamaların iddia edilen tutarda olmadığını, kendisine hiç para verilmediğini, şirketin zarara uğratıldığı iddiasının da bir dayanağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada davacı sermaye taahhüdü dışında şirket işlerinde kullanılmak üzere borç olarak verdiği parayı talep ettiği, davalının böyle bir paranın alınmadığını savunduğu, her ne kadar taraflar kardeş ise de aralarındaki şirket ilişkisini yazılı sözleşmeye bağladıkları, paranın şirkete borç olarak verildiğinin yazılı şekilde kanıtlanması gerektiği, dolayısıyla tanık dinlenmediği, asıl davanın ispat edilmediği, birleşen davanın yasal dayanağını TTK'nun 556. maddesi yollamasıyla aynı Yasa'nın 336, 340 ve 309/1. maddesi oluşturduğu, davacının zararı kanıtlaması gerektiği, 1996-2000 yılları arasındaki bilançoda kar ve zarar mevcut ise de bunun ticari hayatın olağan akışına uygun bulunduğu, bu durumun davalının özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını göstermeyeceği, şirket defterleri düzgün tutulmamış ise de iddia edilen zarar ile nedensellik bağının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davanın davacısı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının asıl davanın konusunu teşkil eden parayı kardeşi davalı ile kurdukları şirketin makine ve tesisatının kuruluşu için verdiğini açıklamış olmasına, borcun davalının şahsına değil şirkete verildiğinin iddia edilmesine, bu durum karşısında ispat yükü altında bulunan davacının iddiasını yazılı kanıtla ispat etmesinin gerekmesine, akrabalık ilişkisi nedeniyle tanıkla ispat edilebilirlik kuralının somut olayda uygulanma yerinin bulunmamasına, heri iki davada da iddianın kanıtlanmamasına göre, asıl ve birleşen davanın davacısı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davanın davacısı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 20,30 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008014000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz