Ttk 445
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11132 E. 2010/539 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 445↗ yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ ttk 309/4↗ sorumluluk davası↗ şirketin tasfiyesi↗ malvarlığına ilişkin dava↗ şirketin ihyası↗ davanın açılmamış sayılması↗ ara karar↗ muacceliyet↗ ihya↗ açılmamış sayılma↗ tasfiye memuru↗ ispat yükü↗ kâr dağıtımı↗ istirdat↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ zamanaşımı↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacının alacağına konu yaptığı davayı 21.07.1997 tarihinde açtığı, davalı ortakların şirketin tasfiyesi konusunda 09.12.1998 tarihinde karar aldığı, karar tarihinde davacının bir alacağının varlığının da kanıtlanamadığı, tasfiye nedeniyle TTK.nun 445 nci maddesinde belirtilen şekilde TTK.nun 37 nci maddesindeki gazete ile şirket alacaklılarının beyana davet edilmesine rağmen davacının muaccel olmayan alacağını şirket tasfiye memurlarına yazdırmadığı, davalıların bu alacaktan sorumlu tutulabilmeleri için TTK.nun 309, 336 ve 337 nci maddelerine aykırı hareket ettiklerinin davacı tarafından kanıtlanması gerekirken kanıtlanamadığı, davacının sermaye şirketi olan ...Turizm A.Ş. Nin ihyasını isteyip, alacağını bu şirketten istemesinin gerektiği, davacının ancak öncelikle şirketi ihya edip, şirketten alacağının alma olanağı ortadan kalktıktan sonra davalılara karşı sorumluluk davası açması gerekirken, bu yol izlenmeden doğrudan şirket yöneticileri ve tasfiye kurulu üyelerine karşı böyle bir dava açamayacağı gerekçeleriyle şartları oluşmayan davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2006/7732 E, 2007/15162 K sayılı ilamıyla bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarının TTK' nun 336. maddesinde 5 bent halinde sayıldığı, bu hallerin varlığı halinde yöneticilerin kişisel sorumlulukları yoluna gidilebileceği, TTK' nun 473. maddesindeki istirdat hakkının da bu kapsamda değerlendirilmesinin gerektiği, maddede sayılan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği, yöneticilerin özenli davranıp davranmadığı, yasa ve sözleşmelerin kendisine yüklediği görevleri kasten veya ihmal neticesi yapıp yapmadıklarının belirlenmesinin şirket kayıt ve defterlerinin incelenmesi sonucunda tespit edilebilecek bir husus olduğu, bu hususun araştırılmasına yönelik 20.11.2008 tarihli ara karar gereğinin yerine getirilmediği ve getirilmeyeceği konusunda davacı tarafından ısrar edildiği, nizalı bulunan borçların karşılığının TTK' nun 445. maddesine göre notere tevdi edilmesi gerekirken bunu yapmayan ve tasfiye zamanında borçlu şirketin malvarlığının bulunmadığını savunupta kanıtlayamayan tasfiye memurlarının TTK' nun 224. maddesi uyarınca sorumlu olacakları, sorumlu olmadıklarını ispat yükünün ise tasfiye memurlarında bulunduğu, tasfiyenin ise borçla sonuçlandığı, şirket ortaklarına dağıtılan tasfiye fazlası bulunmadığı, davacı tarafından tasfiyenin usulüne uygun biçimde olmadığı, şirket malvarlıklarının bir kısmının tasfiye dışında bırakıldığı, şirkete ait bir otelin bulunduğu ancak bunun tasfiyede görülmediği iddiasının ispat yükünün kendisinde olduğu, tüm bu iddiaların değerlendirilmesi için ara karar oluşturulmuş ise de davacı tarafından ısrarla ara karar gereğinin yerine getirilmediği ve getirilmeyeceğinin beyan edildiği,oysa davacı iddialarının dosyaya sunulan somut belge ve kayıtların aksi iddialar olduğu,bozma ilamının davalıların sorumluluklarının kabulü anlamında yorumlanamayacağı gerekçeleriyle davalılardan ... ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalılar yönünden ise kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalılardan ... ve ... vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, mahkemece verilen ilk kararda davalılardan ... ve ... hakkındaki davanın zamanaşımından reddedilmiş olmasına adı geçenlerce kararın temyiz edilmeyerek bu hususun kendileri açısından kesinleşmiş olmasına rağmen bu defa gerekçeye ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine hukuken olanak bulunmamasına göre ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı ve davalılardan ... ve ... vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/11132 E. , 2010/539 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19.02.2009 tarih ve 2008/328-2009/85 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı ve davalılardan ... ve ... vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.01.2010 gününde davacı Avukatı ... ile davalı Avukatı ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen davalılardan ... vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Ankara Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nin 21.03.2002 tarihli kararıyla müvekkilinin bu davanın davalıları olan kişilerin kurucu ve % 100 hissedarı olduğu, davalılardan ..., ... ve ...’ın yönetim kurulu üyeliklerini üstlendiği, ...’in yönetim kurul başkanlığı ve müdürlüğünü yürüttüğü, Tasfiye Yönetim Kurulu yetkililerinin ... ile ...’in olduğu ve ...’un da 20.07.2000 tarihindeki beyanda şirketin kişi ve kuruluşlara karşı borç ve alacağının bulunmadığına dair yalan beyanda bulunduğu ...Turizm San. ve Tic. A.Ş.’den 02.05.1997 tarihi itibariyle 570.510.000.-TL ve 03.05.1997 tarihi itibariyle 19.909.828.274.-TL olmak üzere toplam (20.480.338.274.-) TL alacaklı olduğuna karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiğini, davalıların müvekkilinin kesinleşmiş ilamlı alacağını kasten karşılıksız kılmak ve zarara uğratmak amacıyla tasfiye edilmesi mümkün olmayan bir şirketi tasfiye edip sicilden terkinini sağladıklarını, davalıların şirket yöneticisi ve tasfiye memuru olarak bu alacaktan sorumlu olduklarını öne sürerek, kesinleşen mahkeme hükmünde yer alan alacağın aynı koşullarla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının bu davayı ikame etmeden önce mahkemeye müracaatla tüzel kişiliğin ihyası ile ek tasfiye yapılmak üzere tasfiye memuru tayinini istemesi gerekirken yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılardan ... ve ...vekili davaya cevabında, davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, davacının şirketi temsil yetkisinin azilnamenin tebliğ edildiği tarihe kadar devam ettiğinden şirketin tasfiyesinden haberdar olduğunu, şirketin tasfiye aşamasında sözkonusu alacağın münazaalı olup, kesinleşmiş bir alacaktan söz edilemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davacının alacağına konu yaptığı davayı 21.07.1997 tarihinde açtığı, davalı ortakların şirketin tasfiyesi konusunda 09.12.1998 tarihinde karar aldığı, karar tarihinde davacının bir alacağının varlığının da kanıtlanamadığı, tasfiye nedeniyle TTK.nun 445 nci maddesinde belirtilen şekilde TTK.nun 37 nci maddesindeki gazete ile şirket alacaklılarının beyana davet edilmesine rağmen davacının muaccel olmayan alacağını şirket tasfiye memurlarına yazdırmadığı, davalıların bu alacaktan sorumlu tutulabilmeleri için TTK.nun 309, 336 ve 337 nci maddelerine aykırı hareket ettiklerinin davacı tarafından kanıtlanması gerekirken kanıtlanamadığı, davacının sermaye şirketi olan ...Turizm A.Ş. Nin ihyasını isteyip, alacağını bu şirketten istemesinin gerektiği, davacının ancak öncelikle şirketi ihya edip, şirketten alacağının alma olanağı ortadan kalktıktan sonra davalılara karşı sorumluluk davası açması gerekirken, bu yol izlenmeden doğrudan şirket yöneticileri ve tasfiye kurulu üyelerine karşı böyle bir dava açamayacağı gerekçeleriyle şartları oluşmayan davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2006/7732 E, 2007/15162 K sayılı ilamıyla bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarının TTK' nun 336.
maddesinde 5 bent halinde sayıldığı, bu hallerin varlığı halinde yöneticilerin kişisel sorumlulukları yoluna gidilebileceği, TTK' nun 473. maddesindeki istirdat hakkının da bu kapsamda değerlendirilmesinin gerektiği, maddede sayılan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği, yöneticilerin özenli davranıp davranmadığı, yasa ve sözleşmelerin kendisine yüklediği görevleri kasten veya ihmal neticesi yapıp yapmadıklarının belirlenmesinin şirket kayıt ve defterlerinin incelenmesi sonucunda tespit edilebilecek bir husus olduğu, bu hususun araştırılmasına yönelik 20.11.2008 tarihli ara karar gereğinin yerine getirilmediği ve getirilmeyeceği konusunda davacı tarafından ısrar edildiği, nizalı bulunan borçların karşılığının TTK' nun 445.
maddesine göre notere tevdi edilmesi gerekirken bunu yapmayan ve tasfiye zamanında borçlu şirketin malvarlığının bulunmadığını savunupta kanıtlayamayan tasfiye memurlarının TTK' nun 224. maddesi uyarınca sorumlu olacakları, sorumlu olmadıklarını ispat yükünün ise tasfiye memurlarında bulunduğu, tasfiyenin ise borçla sonuçlandığı, şirket ortaklarına dağıtılan tasfiye fazlası bulunmadığı, davacı tarafından tasfiyenin usulüne uygun biçimde olmadığı, şirket malvarlıklarının bir kısmının tasfiye dışında bırakıldığı, şirkete ait bir otelin bulunduğu ancak bunun tasfiyede görülmediği iddiasının ispat yükünün kendisinde olduğu, tüm bu iddiaların değerlendirilmesi için ara karar oluşturulmuş ise de davacı tarafından ısrarla ara karar gereğinin yerine getirilmediği ve getirilmeyeceğinin beyan edildiği,oysa davacı iddialarının dosyaya sunulan somut belge ve kayıtların aksi iddialar olduğu,bozma ilamının davalıların sorumluluklarının kabulü anlamında yorumlanamayacağı gerekçeleriyle davalılardan ...
ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalılar yönünden ise kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalılardan ... ve ... vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, mahkemece verilen ilk kararda davalılardan ... ve ... hakkındaki davanın zamanaşımından reddedilmiş olmasına adı geçenlerce kararın temyiz edilmeyerek bu hususun kendileri açısından kesinleşmiş olmasına rağmen bu defa gerekçeye ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine hukuken olanak bulunmamasına göre ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı ve davalılardan ... ve ... vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı ve davalılardan ... ile ... vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekillik ücretinin her iki taraftan alınarak yek diğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 01,55'er TL temyiz ilam harcının temyiz eden davcıdan ve davalılardan ... ve ...' dan alınmasına, 19.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1007531700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz